Karantina döneminde izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz on içerik 2. Bölüm (Not:Netflix içermez -1)

Seriye devam edeyim ama bu sefer içinde Netflix içerikleri olmasın istedim. Zaten onlar her yerde. arada farklı platformlara da değinmek lazım değil mi? Anlamadığım Netflix nasıl bu kadar ailemizin içine girdi, bizden oldu. Çok ilginç değil mi? Bazı şeyleri çabuk benimserken bazılarını reddediyoruz. Mesela neyi mi reddediyoruz? İnsan eşitliğini, hayvan haklarını, doğayı yok etmemeyi.Sosyal mesajımı da verdikten sonra buyurun başlığın ana konusuna geçiş yapalım. Bu arda blogta yazı formatını değiştirsem mi diyorum ama bilemedim. Buranında kendine özgü 15 yıllık bir geçmişi ve karakteri var. Artık neyse o olsun… The Thinning Şimdi biliyorsunuz ki Acun tarafından Exxen diye bir platform yaratıldı ve kullanıma sunuldu. İşte bu dizi de orada değil Youtube Orginal’da. O zaman niye böyle giriş yaptın derseniz, asıl mesele Exxen’in de Youtube Orginal gibi hareket etmeye çalışması yani Youtuber’lara iş yaptırması. Bu filmde adam Youtuber çok takipçisi var diye yapılmış filmlerden birisi. Öyle demeyin Google kullanıcıları %81 oranın da …

Karantina döneminde yada her zaman izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz on içerik 2. Bölüm

Serinin ikinci bölümünden herkese merhaba. Ne güzel bir giriş yaptım değil mi? Bu arada düşünmüyor da değilim acaba bunları yazmak yerine makaleler köşe yazıları mı yazsam. Bilemiyorum, o kadar sıkkınım ki, bu olaylara o kadar anlam veremiyor bir değer yükleyemiyor ki, insan görünümünde bir droidten farksız gibiyim. İnsanlardan uzak kaldıkça insanlığımızdan oluyoruz. Gerçi insanlarla oldukça da kaybediyoruz o da başka bir mesele. Sanıyorum her türlü kaybediyoruz. Mühim olan kimseye zarar vermemek.Genel olarak saçmalamamı da yaptıktan sonra başlayalım o zaman. W – Two Worlds Apart Kore yapımı dizi biraz gerçeklikle oynarken aynı zamanda elinden romantizmi de bırakmamış klasik olarak. Klasik diyorum K-Dramalarda aşk olmazsa olmaz son dönemlerde. Bu hikaye de Yeon-Joo ve Kang Chul ana kahramanlar. Aslında dizi olarak hikaye buna odaklansa da asıl kahraman Yeon-Joo’nun babası. Kendisi Kore’nin en çok okunan webtton’unun çizeridir ve bu webtoon uzun yıllardır devam etmektedir. Ancak webtoon’da olan olayların istediği gibi gitmediğini anlayan çizer ana …

Karantina döneminde izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz on içerik 1. Bölüm

Bir süredir izlediklerimi paylaşmıyorum. Bunu sebebi olarak ben işlerin çokluğu, yazılar çiziler diyeyim siz tembellik deyin sonuç olarak böyle yazılar uzun süredir blogda yoktu. Zaten buna benzer içerikleri her yerde bulabilirsiniz. Gerçi onlar izlenebilecekleri veriyorlar ama blogu takip edeneler bilir ben kötü olsa da yer veriyorum. Bu liste de öyle bir liste olacak. Malum karantina, covid derken sektör eskisi gibi iyi yapımlar çıkaramadı ortaya. Hele ki Türkiye’de Netflix’e mahkum kaldık. Her ne kadar diğer platformlar da olsa tabi ki onun kadar aktif değiller. Neyse. Kronolojik bir sıra olmamakla birlikte ilerleyen zamanlarda listeyi uzatabilirim diye düşünüyorum. Ancak fazla detaya girmeyeceğim yoksa işin içinden çıkamıyorum. Yazı uzadıkça uzuyor. Are You Human? Netflix’in Güney Kore yapımı dizisi. Son dönem K-Dramalarda bir yapay zekadır, androidir aldı başını gidiyor. Teknolojinin önde gelen ülkelerinden biri Kore olunca acaba bizi mi hazırlıyorlar demeden geçemiyorum.Bu dizi de oğlundan yarı kalan bir profesörün onun yokluğuna dayanmak için birebir kopyasını …

Dışa Dökümler 5 (Podcast) (yeni normal, çocuklar, hak,ve filmler)

Podcast hakkında notlar: Çok plansız ve fazla olu bu podcast. Konuşmak neyse de düzenlemeye çalışmak bütün bir günümü aldı ve her yerim tutuldu. Sanıyorum ya süreleri kısaltacağım ya da bu podcast sevdasından vazgeçeceğim. Tabi bu iş tüm günümü alınca yapacağım tüm işler de kaldı. Bakalım onlar ne olacak. Kim yapacak?Serinin en uzun poscastı oldu bu. İkinci kez dinleyip kontrol etmedim. Hata olma ihtimali yüksek. Yine kaydı değiştirdim. Sanki ses biraz yüksek olmuş ama yine de kulak tırmalamıyor. 1. Bir de nedense “Ghajini” yerine sürekli “Ganji” deyip durmuşum. Sanırım metin yazmakta fayda sanırım. Kısa olsun öz olsun. 2. Rachel McAdams demiş durmuşum. Tamam kendisini de çok severim ama orada benim varlığından haz aldığım aslında Marion Cotillard’dı. Podcastı İndirmek için: https://drive.google.com/file/d/16gOjDpZmmfsQAI_vC95o2NnWBGB8mXDX/view?usp=sharingTüm Podcastler: https://drive.google.com/open?id=1rbHrtVLAGChGg8uJkOk-b40f0jBL6jY5 Podcast’te bahsi geçen filmler DDışa Dökümler 5 (Podcast) (yeni normal, çocuklar, hak,ve filmler)

Eva ile karantina günlerinde delirmeceler

Bu işe neden girdim bilmiyorum. Günlerimi ve altı sayfayı aldı. Kim okuyacak ondan da emin değilim. Çok uzun yazı olduğu için sayfalara ayırdım. Sayfa linkleri yorumların altında kalmış. Bölye değişik şeyler. Bir de podcast yapacaktım. O hiç bitmezdi sanırım. Ne şanslı piç dediğinizi duyar gibiyim. Şu an pek bir hava atasım geldi ama işin aslı pekte öyle değil. Açıklama izin verin lütfen. Bir sabah her ne kadar gözleri aşkla gülen taze söğüt dalı olarak uyanmasam da aklımda birdenbire Eva Green peydahlandı. Öyle “sabah”, “uyanmak” kelimelerini aradan çekip, “rüya”, “gece”, “yatak” kelimelerini de ardına katarak fantezi olayına girmeyin “varsayılan mod ağı”nıza acı biber sürerim bir daha geçmez aklınızdan. Zaten yok öyle bir şey. Olsa mıydı? “…….” “Ya” dedim kendi kendime “e izleyeyim tüm Eva filmlerini ne olacak ki?” Bir diğeri katıldı. “E, izleyelim tabi nasıl olsa boşuz.” “Tamam” dedim bende hemen yatağımın yanındaki ikincil yeri kaplayan bilgisayarıma uzandım ve açtım. Bilgisayar …

Ölen ben olsaydım üzerime basar geçerdiniz.

Başlıktaki cümle Joker filminden alıntı ve cümle şu şekilde devam ediyor. “Her gün yanımdan geçip beni görmüyorsunuz ama bu adamlar, Thomas Wayne TV’de onlar için ağladı diye mi yani?” Gerçekten de böyle değil mi? Sokakta gördüğümüz olaylara, kişilere bu kadar kayıtsız kalırken bir anda onun birileri tarafından reklam (!) edilmesi duyarlılığımızı nasıl da tavana çekiyor. Bunun altında yatan gerçek ne? Popüler olmak mı? Ya da popülerleşmiş bir olgu da yer almak mı? Diğer insanların düşünceleri ile bir olup kendimizi onların içinde kamufle etmeye çalışmak mı? Ben bu soruların hepsine “evet” yanıtını veriyorum. Çünkü hepimizde aynı kaygı var: Üzerine basılıp geçilmeme kaygısı.

Geçmişten geleceğe* “A Star Is Born”

Film için biraz geç kalmış olabilirim, yeni versiyonu Türkiye’de vizyona Ekim’de girmiş. Ancak filmin yazılması için başka sebeplerde var. Bunlardan biri 2018 yapımı filmin muhtemel Oscar adaylarından biri olması. Zaten önceki yapımlar da bu Oscar macerasından nasiplenmiş. Tabi sadece Oscar’da değil asıl sebep, film sadece Amerika’da değil Türkiye’de dahil olmak üzere bir çok ülkede çok kez uyarlanmış ve uyarlanmaya devam ediyor. Yani hikayenin alıcısı oldukça fazla. Her dönem bir şekilde izleyiciyi bir şekilde yakalıyor. Hal böyle olunca bende tüm filmleri izleyip, -en azından Amerikan versiyonlarını- küçük bir inceleme yazayım dedim. Aslında tüm filmlerin kaynağı Adela Rogers St. Johns. Onun hikayesinden uyarlanmaya başlıyor ilk kez film. 1932 yılında What Price Hollywood? adı ile karşımıza çıkıyor. Filmin yönetmeni George Cukor. Bu filmle birlikte Adela Rogers St. Johns o sene en iyi orijinal hikaye dalında Oscar adayı oluyor ama ödülü The Champ ile Frances Marion kazanıyor. Filmin oyuncuları ise Constance Bennett, Lowell Sherman. Filmin hikayesi ise bundan sonra gelecek filmler için aynı temayı …

Back to Top