B-4: Üçüncü türden birtakım Coşkunlaşmalar: Humanoids from the Deep

Son zamanlardaki tek hayalim herkes gibi bir balıkçı kasabasına yerleşip orada nalları dikmek. Tabii küçük bir teknem de olursa keyfime diyecek yok. Öyle balık tutmak falan için değil. Kıyıdan iki üç metre açılıp iki tek atayım yeter. Hayalim böyle olunca, haliyle ben de geleceğe yatırım olsun diye vakit buldukça sahil kasabaları araştırıyorum. Orası, burası derken tam bana göre bir yer buldum. Neresi mi? California’daki Noyo kasabası. Oydu, buydu, neydi, ne değildi derken kasabanın da tarihini anlatan bir film bulup izleyince artık bütün diğer olasılıkları eledim ve kendimi bu kasabada yaşamaya çabalamaya adadım. Filmimiz, kasabamızın sahilinde dolanan balıkçı tekneleri eşliğinde çok ciddi bir şekilde açılış yapıyor. Yedinden yetmişe herkes ekmeğinin peşinde öyle cıvıklık falan yok. Biz de kasaba sakinlerinden birinin teknesine konuk oluyor ve engin okyanusta açılıyoruz. Bu abiler ellerinde oltaları denizde ağları nasiplerinin peşindeler. Derken bir ağırlık vuruyor ağlarına ve çekmeye başlıyorlar. O kadar ağır ki nafile. Bizim kasaba sakinimiz, …

B: 3- Her türlü büyü işleriniz için – Necromancer

“Ve sen bu iblisi intikam için yarattın. Onun alanı karanlık, amacı kötülük.” Nasıl, iyi cümle ile başladık değil mi? Filmde aynen bu şekilde başlıyor. Rivayet odur ki “Ölü Deniz Yazmaları’ndan yapmış bu alıntıyı. Biz de ilgi çekici şekilde bekliyoruz yazının geçmesini. Geniş bir şehir görüntünsün ardından, sokakta kırmızı tişörtü ve bisikleti ile hareket eden bir grence odaklarınızı. Tişörtünde sadece gözlerimizi kısıp kartal bakışıyla baktığımızda görebileceğimiz elle çizilmiş soluk bir pentagram işareti vardır. Bu arkadaşın tipine baktığımızda işte bu kurban deriz ama olay hiç de öyle değildir. Bu arkadaş bisikletini park ettikten sonra bir binanın önünden dolanarak arka tarafa garaj gibi bir yere gelir. Buranın girişi baştan sona kırmızı bir perde ile kapatılmıştır. Bilin bakalım üzerinde de ne işareti… Hayır bilemediniz… Ben de ilk defa gördüm bunu. Neyse, eleman perdeyi aralar tam içeriye bakacakken, yandan ayak sesleri duyar ve saklanır. Oradan ise kırmızılar içerisinde bir çingene büyücüsü ve kadın gelir. Kadın …

B:2- Spor yaparken bunları kesinlikle yapmayın – Killer Workout

Abuk sabuk canavarlı filmlerden sıkıldığınızı biliyorum ve buna kısa bir ara verelim ve daha bilgilendirici eğitici bir film ile karşınıza çıkayım dedim. Sonuçta toplumu bilgilendirmek görevimiz. Ancak bu canavarlar, yaratıklar da olmasa bu B-Movie’lerin keyfi çıkmıyor. Evet şimdi size bunu kanıtlamak üzere mis gibi bir film ile geliyorum. Aerobicide ya da diğer adıyla Killer Workout. Şimdi hep beraber bilgilenenlim… Tabii şimdi aerobik ve workout kelimelerini görünce benim gibi siz de ufak ufak yan gözle ekrana bakmaya başlamış olabilirisiniz. Hemen öyle gözünüzü devirmeyin bu dahice kurgulanmış (!) hikâyeye gelin ve kendinizi kaptırın. Hazırsanız başlıyorum. Filmimiz manken bir ablamızın ertesi gün Paris’e gideceğini duyduğumuz bir telefon görüşmesi ile açılıyor. Kariyer basamaklarını hızla çıkan ve bunun mutluluğu ile ayakları yerden kesilen ablamız gecenin bir yarısı soluğu bronzlaşmak için bir güzellik merkezinde alır. Soyunur, dökünür ve solaryum makinesinin içine girer. Tam o esnada makine arıza yapıp, cayır cayır alev almasın mı? Eh kapak sen …

B: 1-Korkunç bir canavarın pençesinde: Sorority Babes in The Slimeball Bowl-O-Rama

“Beni benden alırsan, seni sana bırakmam” dizeleri sadece bana mı saçma geliyor? Bunun anlamı ne şimdi? Bir nevi ruh ya da beden değiştirme mi? Spiritüel ya da bilim kurgusal bir yorum mu katmamız gerekiyor tam olarak anlamamız için? Eh her şeyin üzerine bu kadar da kafa yoracaksak işte size her bir karesinden milyonlarca metafor üretip, beyninizi yakacağınız bir film: Sorority Babes in The Slimeball Bowl-O-Rama. Aslında 1988 yapımı filmin adı “The Imp” olacakmış ama, bu şekilde daha fazla izleyici çekeriz diye ismi değiştirmişler. Bence çok yerinde olmuş sonuçta “Sorority Babes”. Bu sebepten filme öncelik vermedim desem yalan olur. Topu topu üç kişinin kaldığı belki de dünyanın en küçük kız yurduna, girmeye çalışan Taffy ve Lisa, her zaman olduğu gibi (her zaman dedim ama o dönemde her zaman olmuyor olabilir belki de bu işlerin başlangıcıdır? Aslında bu iş de nereden çıkmıştır ilmiyorum. Yurt şakası gerçeği var bu doğru. Bak vakti zamanın …

Bir şeylerin üstünden geçme…

Güya geçen ayın başında düzenli bir yapama geçiyordum. Tüm hafta, her akşam yapacaklarımı planlamıştım. Buna sadece üç gün uyabildim ve devamı gelmedi. Ancak yine planı uydurmak için kollarımı sıvadım ve gün itibari ile başladım. Bu kez umutluyum. Umutlu olmak da iyi bir şey, bir nevi motivasyon. Peki bu süreç içerisinde ne yaptım? Okumadım bile… Başladığım kitabı bile yarım bıraktım (Stephen King – Billy Summers). Tabi ona da bir geri dönüş yapacağım. Tüm bu süreçlerin sebebinin şehir dışında olduğumdan kaynaklandığını düşünüyorum. Eh insanın düzeni değişiyor sonuçta. Peki ne yapmıştım? İzledim. Evet izledim. Sanki en kolayı izlemek. O yüzden izlediklerimden seçmeler ile kısa yorumlar ekledim. Ama tam bir seçme yapacağım. (İnşallah…) Cici: Berkun Oya Netflix’de tutturdu. İkinci yapımı ile karşımızda. Öncelikle filmin ismi ile başlayayım bence olmamış. Filmin sıradan bir hikayesi var. Sıradan bir hikaye sunuyorsanız izleyiciyi tutmak için bazı dinamikler vardır. Mesela, ya çok farklı bir şey bulursunuz kimsenin aklına geçmemiştir …

Uzun aranın dönüşü neden “Sandman”la olmasın?

Haklı bir soru değil mi? Gerçi ben yine bir şeyler yazana kadar yine ortalıkta bir çok şey dönmeye başladı. İnsanlar yemedi, içmedi izledi üstüne böyle acayip videolar çekti. İşte çalışma şevki budur… Aslında ben Sandman ile ilgili çok çek söylemeyeceğim. Bir kıyasa girip, nasıl hayal kırıklığına uğradığımdan, karakterlerin oturmamazlığından, olay örgüsünden bahsetmeyeceğim. Zaten herkes bunu yapıyor. Ortalıkta iyi karşılaştırma videoları var. Ben sadece dizi olan Sandman’den bahsedeceğim. Kült olmuş bir eseri yorumlamak zor. Zaten onun kadar iyi ya da onun yerine geçecek bir şey yapamazsınız. Bu konuda bazı şeyler durumlar vardır. Mesela Kubrick, Stephen King‘in The Shining‘i çekerken olayı çok farklı yorumladı ve araya iki farklı kült çıktı. İkisinin aynı kitap ya da ana fikir haricinde aynı hikayeyi anlattığından tam anlamıyla emin olamazsınız. Bir diğer durum ise Fight Club için geçerli. David Fincher kült bir film yaptıktan sonra Chuck Palahniuk‘un kitabı parladı. İkisi arasında farklar vardı. Hatta Darren Aronofsky, Requiem …

B-Gore 12: Bir gurup uzay suçlusu: Alien Outlaw

Gün geçmesin ki dünyamız istilalar altında kalmasın. Bunlar çeşitli duygusal tatminlerin istilası olmakla birlikte maalesef bu dönem gördüğümüz gibi virüs istilaları da olabiliyor. Ancak hepimiz tüm bu sorunlarının özünün insan olduğunu biliyoruz. Yakıyor yıkıyor kendine göre bahaneler uyduruyoruz. Ben ve benim gibi küçük bir kısım da uzaylıların gelmesini bekliyor. İşte şimdi size uzaylılar dünyamıza geliyor ve istilaya başlamadan önce yine Amerika’mızın güzide kasabalarından birinde direnişini anlatan bir hikaye anlatacağım. Ancak bu uzaylı istilacıların her biri birer kanun kaçağı. Hangi kanun, hangi düzen, hangi dünya diye sormayın. Belki TrES-4’den belki de Epsilon Eridani b. Ne önemi var ki? Önemli olan dünyamızı istila etmeye çalışmaları. Allien Outlaw Şimdi ben istila, istila deyip durdum ama bu adamların pardon uzaylıların yaptıkları pek istilaya girer mi bilemedim. Öncelikle neden varlar onu bilmiyorum bir diğer husus ise, dostum bu uzaylılar mükemmel silah kullanıyorlar. İşte şimdi aklı selim düşününce bu adamların uzaylı olup olmadığı konusunda da tereddütlerim …

Back to Top