Uzun aranın dönüşü neden “Sandman”la olmasın?

Haklı bir soru değil mi? Gerçi ben yine bir şeyler yazana kadar yine ortalıkta bir çok şey dönmeye başladı. İnsanlar yemedi, içmedi izledi üstüne böyle acayip videolar çekti. İşte çalışma şevki budur… Aslında ben Sandman ile ilgili çok çek söylemeyeceğim. Bir kıyasa girip, nasıl hayal kırıklığına uğradığımdan, karakterlerin oturmamazlığından, olay örgüsünden bahsetmeyeceğim. Zaten herkes bunu yapıyor. Ortalıkta iyi karşılaştırma videoları var. Ben sadece dizi olan Sandman’den bahsedeceğim. Kült olmuş bir eseri yorumlamak zor. Zaten onun kadar iyi ya da onun yerine geçecek bir şey yapamazsınız. Bu konuda bazı şeyler durumlar vardır. Mesela Kubrick, Stephen King‘in The Shining‘i çekerken olayı çok farklı yorumladı ve araya iki farklı kült çıktı. İkisinin aynı kitap ya da ana fikir haricinde aynı hikayeyi anlattığından tam anlamıyla emin olamazsınız. Bir diğer durum ise Fight Club için geçerli. David Fincher kült bir film yaptıktan sonra Chuck Palahniuk‘un kitabı parladı. İkisi arasında farklar vardı. Hatta Darren Aronofsky, Requiem …

B-Gore 12: Bir gurup uzay suçlusu: Alien Outlaw

Gün geçmesin ki dünyamız istilalar altında kalmasın. Bunlar çeşitli duygusal tatminlerin istilası olmakla birlikte maalesef bu dönem gördüğümüz gibi virüs istilaları da olabiliyor. Ancak hepimiz tüm bu sorunlarının özünün insan olduğunu biliyoruz. Yakıyor yıkıyor kendine göre bahaneler uyduruyoruz. Ben ve benim gibi küçük bir kısım da uzaylıların gelmesini bekliyor. İşte şimdi size uzaylılar dünyamıza geliyor ve istilaya başlamadan önce yine Amerika’mızın güzide kasabalarından birinde direnişini anlatan bir hikaye anlatacağım. Ancak bu uzaylı istilacıların her biri birer kanun kaçağı. Hangi kanun, hangi düzen, hangi dünya diye sormayın. Belki TrES-4’den belki de Epsilon Eridani b. Ne önemi var ki? Önemli olan dünyamızı istila etmeye çalışmaları. Allien Outlaw Şimdi ben istila, istila deyip durdum ama bu adamların pardon uzaylıların yaptıkları pek istilaya girer mi bilemedim. Öncelikle neden varlar onu bilmiyorum bir diğer husus ise, dostum bu uzaylılar mükemmel silah kullanıyorlar. İşte şimdi aklı selim düşününce bu adamların uzaylı olup olmadığı konusunda da tereddütlerim …

B-Gore 11: Bir uzaylınız eksikti: Killer Klowns from Outer Space

Geçtiğimiz günlerde Ferhat Uludere’nin Palyaçodan neden korkarız? yazısını okuduktan sonra ben de bu ilginç yazıya referans olabilecek bir film anlatayım dedim. Tabi durum böyle olunca sepetimde altlarda duran bir yazıyı hemen üstlere doğru çıkardım. Lanet olsun ki bu çok da zor olmadı. Neden mi alt sıralardaydı sorusuna ben de soru ile karşılık vereyim: Palyaçolardan neden korkarız ya da korkar mıyız? Aslında bu soruya tam anlamıyla verecek bir cevabım yok. Hani korkmak demeyeyim de çok fazla haz etmem kendilerinden. Düşünsenize daha dünya gözü görmeden, okuyup izledikleri ile palyaçoları tanımış bilmiş bir insanım ben. Daha ne bekliyorsunuz? Tabii bunda en büyük pay Stephen King’e ait. Bunu da belirtmeden geçmek istemiyorum. Killer Klowns from Outer Space Filmimiz 1988 yapımı ve adından da anlaşılacağı gibi palyaçolarımız var ve bunlar, yeryüzündekiler yetmemiş gibi bir de uzaydan gelmişler. Ama yeter mi? Uzaydan geldikleri de yetmezmiş gibi üstüne üstlük katiller. Ben bir aşureyi biliyorum bu kadar karışık …

B-Gore 10: Derdinize bin dert daha: Üç Süpermen Olimpiyatlarda

Gündem o kadar yoğun ki ben bu gündem yapıcıların konu bulmaktaki ustalıklarını hayranlıkla izliyorum. Aslında bu konuda bir atölye açsalar da biz de katılıp onların engin bilgilerinden faydalanarak ufkumuzu genişletsek. Oysa, kendimi evime kilitleyip dışarıda olan bitenle ilgilenmediğim zamanlarda hayatımdaki tek aksiyon tuvalete gidiş, pardon evin odaları içerisinde gezinişlerim. Hangi odada ne şekil yatsam düşünceleri haricinde aklıma gelen ekstra bir şey yok maalesef. Düşüncelerim bembeyaz bir sayfa resmen. Tabii bu kadar boş kafayla insanın en iyi yaptığı şey, uyumak, uyumak ve yine uyumak. Eh benim de yaptığım farklı değil haliyle. Sona ebleh ebleh ortalıkta dolaşıyorum. Baktım günler, haftalar ve hatta aylar bu miskinlikle geçiyor, “olmaz böyle” dedim ve kendime bir dert edinme çabasına giriştim. Bir şeyler bulmalıydım ve onun üzerine kafa yormalıydım. Tabii bir de bu miskinliğin içinden sıyrılıp bir B Filmi yazısı da yetiştirmem gerekiyordu. Birçok düşünce ve yeni atılımlarım sonuçsuz kalırken, o zaman ben mi bir B hikaye …

B-Gore 9: Uzaydan gelen şifacı: Dr. Allien

Çalışmanın en iyi tarafı sabah programlarından uzak durmak. Bu programların algoritması o kadar iyi yazılmış ki evde boş durduğunuz zamanlarda izlemekten kendinizi alamıyorsunuz. Bir gün, iki gün, üç gün derken birdenbire kendinizi onun şefkatli kollarına bırakmış hissediyorsunuz. Bu programların en ilgi çekici kısmı da doktorların sağlıklı yaşam için bin bir türlü öğüt vermesi. Buna korona mevzusu da eklenince etrafta uçuşan tarifler, şifalar derken insan ne yapacağını şaşırıyor. Tabii bir de ortalıkta dönen aşı mevzusu var. Yok genetiğimizle oynuyorlar, yok yan etkileri böyle, insanı kodluyorlar derken herkesin kafası karıştı. Ama ben size bambaşka bir aşı ile tanıştıracağım. Bomba Dr. Allien’dan geliyor. Yan etkiler bile belli. Denekler üzerinde sayısız araştırılma yapılmış, test edilmiş onaylanmış. İsterseniz Dr. Allien’ı ve aşısını biraz daha yakından tanıyalım. Dr. Allien Efendim yine Amerika’nın güzide kasabalarından birindeyiz. Akşam vakti arabasıyla usul usul giden bir adam radyoda UFO haberlerini dinleyerek eğlenir. Tabii Allah’ın sopası yok, derken onu bir UFO …

B-Gore 8: Sevgi ve umut adresi: Badi

Biz uzay limanları kurup gemicikleri oralardan yürütme planları yaparken aslında yıllar önce memleketimize uğrayan bir uzaylının hikayesini anlatmak istiyorum. Kendisinin geçmişini bilmiyor olsak bile içimiz pek bir ısındı ona. Halbuki yüzüne baksan “at hırsızı bu” dersin… Şimdi bu arkadaşın hikayesine geçmeden önce bazı kavramsal konulardan bahsedelim. Ders niteliğindeki bu sıkıcı satırları okumadan sonraki satıra atlayabilirsiniz. Efendim, “B filmi” diye adlandırdığımız film türü, Holywood’un o şaşalı filmlerini göstermeden önce halkı oyalamak için ortaya çıkmış bir tür. Düşük bütçesi, abartılı efektleri ve biraz da erotizme vuran akışıyla kendine yer edinmiş. Tabii sektörün gelişmesi, zamanın akışıyla birlikte evrilen bu tür daha sonra video filmlerle devam etmiş. O zamanlarda karşımıza şu çıkıyor; yüksek bütçeli “A filmleri”, düşük bütçeli “B filmleri” ve birde televizyon izleyicisi için yapılmış “C filmleri”. Tabi sektör büyüyüp gelişince bu türler birbirine girmeye başlamış. Mesela şimdi bu anlattıklarımın hiçbiri yok. Çevrimiçi platformlar ve içinde bulunduğumuz bu kaos ortamı bu filmlerin iç …

B-Gore 7: İstenmeyen tüyler için: Hot Wax Zombies on Wheels

İstenmeyen tüyler son zamanların baş belalarından biri. İnsanlar bunlar için kadar çok para harcıyor ki anlatamam. Tabii nedense bunun bir de takıntı olma durumu var. Bende de var bu takıntı, yok desem yalan olur. Yolu yarılamışız ama diğer yarısı için aklımdan bazı şeyler geçmiyor değil. Maazallah bu yolda kendimi feda edecekmişim gibi gözüküyor. Aklımdaki sorulardan biri de bu tüyler ne zamandan beri “istenmeyen” tüy oldu. Yani biz bu tüylere neden ve nasıl savaş açtık. Beynimize “bu tüyler kötüdür, onlardan kurtulmamız lazım” algısını sokan ne? Kim? Nasıl? Ve bir sürü soru işaretli cümleler. Bu konuda birçok araştırma yaptım, aradım, taradım, okudum, izledim ve sonunda işin aslını öğrendim. Bunun sebebi sonra olayın aslında nasıl başladığını nasıl çıktığını buldum. Yvonne Wayne adındaki bir sıcak bal mumu zombisiymiş. Bu zombi diyar diyar gezip bize meğer bu tüysüzlüğü aşılıyormuş. O zaman biraz daha detaya girelim. Hot Wax Zombies on Wheels Kaliforniya’nın küçük sahil kasabasında her …

Back to Top