Fasshon heru

Uzun zamandır gore film izlemiyordum. Geçtiğimiz günlerde bu arayı kapatmak için gore film arayışlarına girdim ve karşıma Fasshon heru (Horny House of Horror) adlı film çıktı. Film IMDB’de 4.4 almış ve aslında bu gore diye tanımladığımız bir film için iyi bir puan. Çünkü pek bu türün meraklısı mevcut değil. Ben de buna güvenerek filmi izlemeye koyuldum.

American Mary

İlginç bir film American Mary. Konusu işlenişi bakımından bana oldukça acayip geldi. Biraz gore’a kaçsa da tam anlamıyla karşılamıyor. Bunun yanı sıra filmde çok fazla kan ve şiddet sahnesi olmasına rağmen ben çok fazla rahatsız olmadım. Tabi alışkın olmayanlar için rahatsız edici olabilir. Lakin finale de neden pembe kan vardı onu da anlamış değilim. Filmin düşük bütçesi sebebi ile sanırım film sonunda kalan son damla kanı da açarak kullandılar.

L’inconnu du lac / Göldeki Yabancı

Film 2013 Cannes film festivalinde Eşcinsel Palmiye ödülü almış. Şimdi şöyle bir baktığımda filmin bu ödülü alması normal olarak görüyorum ancak filmin ödül alacak seviyede olduğunu düşünmüyorum. Hikayeyi tam olarak anlamamakla birlikte filmin kurgusuna da anlam verebilmiş değilim. Oyunculukları iyi bulmamakla birlikte filmin en büyük özelliği pornografik olması. yada filmi şöyle özetleyeyim. Karşımızda bir gey pornosu var. Eşcinsel sineması ne demek anlayamamakla birlikte eğer böyle bir sınıflandırma yapılmışsa aslında filmin belli bir anlam içermesini beklerim. Yani dram, aşk yada aksiyon, komedi yönü ağır olsun. Bu film ise biraz polisiyeye göz kırparken aslında hiç bir türe ait olamıyor. Bol bol gördüğümüz seks sahnelerinin ise filmi desteklediği yok.

All About Anna

Jessica Nilsson‘un 2005 yılında çektiği piyasada video filmi olarak dolaşan yapım All About Anna. Film romantik komedi türünde lanse edilse de romantik olabilir ama komik olduğunu düşünmüyorum. Öncelikle söylemeliyim ki filmde bolca erotik hatta pornografik sahne mevcut. Filminde bir bayan tarafından çekilmesi ayrıca dikkatimi çekti. Cesaretini tekdir ettim. Filme pornografik derken aslında literatürümüzde yar alan “konulu porno” tabirini kullanabilirim. Yani iki kelam saatlerce süren sevişme sahneleri yerine tam tersi kullanılmış. Tabi filmi erotik olarakta sınıflandırabiliriz ancak izlediğimiz sahnelerin bir çoğu da pornografiye çalıyor. 

Caligula

1974 yapımı Tinto Brass filmi 37-41 yılları arasında Roma İmparatorluğunun 3. imparatorluğunu yapmış, Gaius Julius Caesar Augustus Germanicus‘un hayatını anlatmakta.Despotluğu, acımasılığı, şiddet merakı, tuhaflığıyla tanınan kısaca Caligula adıyle bilinen hükümdar, yeri gelmiş Poseidon’a bile savaş açmış. Film ufak tefek olsa d bu ayrıntılara girmiş ancak genel olarak pornografiye dönen erotizmi baz almış. Filmin yapımcıları arasında Playboy yer almakta. Bu sebepten dolayı Tinto Brass ile birlikte yönetmenlik anlamında başkalarından da yardım almış. Film görsel olarak oldukça güzel. Dekorlar başarılı. Zaten o dönemde bilgisayar efekti kullanılamadığını düşünürsek, yüzlerce figüran, kostüm, mekan tasarımı insanı mest ediyor. Müzikler çoğu yerde filmin atmosferine uygun.

Dawna of The Dead

Filmi uzun süre önce izlemiştim ama yine bir köşede kalmış. Ta ki yine disklerin kıyısına köşesine bakana kadar. Filmin benim için en büyük merak konusu porno/korku olmasıydı. Daha önce böyle bir film izlediğimi hatırlamıyorum. Tabi ilk deneyimimi mi de bu filme yaşamam benim için hayal kırıklığı oldu. Filmin yönetmen ve senarist koltuğunda Laume Conroy var. Laume Conroy filmin aynı zamanda özel efekt, kostüm ve makyaj sorumlusu da. Laume Conroy bu şekilde filmin bütçesini düşürmeyi başarmış ama o zombilerin sargı bezleri parasını ne yapmış merak ettim. Film ne pornografik yönden, ne korku yönünden kısacası hiç bir yönden tatmin edici değil.

Batalla En El Cielo / Cennette Savaş

Batalla En El Cielo hakkında düşünmeye çalıştığım ama nasıl bir kulp tutturacağımı bilemediğim bir film. Film 2005 yapımı yönetmen koltuğunda ise Carlos Reygadas var. Aynı zamanda film 2005 yılında Cannes’te büyük ses getirmiş. Ses neye getirdi bilmiyorum ama film öyle oturayım keyifli bir film seyredeyim diyorsanız baştan söyleyeyim bu filmden uzak durunuz. Filmde asıl sorun uzun uzadıya giden durağan sahneler. Filmin süresi 96 dakika pekala siz bu filmi anlatmak isteneni yarım saate sığdırabilirsiniz. Anlatmak istenen derken filmde verilmek istenen bir alt metin de yok. Yönetmen sadece önermede bulunmuş siz kalanı aklınızda tamamlıyorsunuz. Ana karakterin ne iş yaptığından bi habersiniz mesela. General’e çalışıyor ama şoför müdür, işleri ile uğraşan biri midir belli değil. Kişisel çalışanı ise bayrak töreninde ne işi vardı? Bunun gibi sorulara cevap aramaya bol vakit buluyorsunuz filmde. Film bir olay ardından donuklaşırken olay hakkında düşünmek için fırsat tanıyor size.

Back to Top