Kategori arşivi: Animasyon

buralarda yokken izlediklerim

Love, Simon (2018)

love, simonKeyifli, eğlenceli, sürükleyici bir film olmuş Love, Simon. Her şeyden biraz var filmde. Gizemi yerinde, dramı yerinde… Süresi bana biraz uzun gibi geldi ama sıkmadan izlettirdi. Filmin dozajı iyi ayarlanmış. Film aslında bir gençlik filmi bu çerçevede hareket ederken ana karakterin içinde bulunduğu durumu açıklaması ve kendisine karşı toplumun tepkisi klasik ama bilinçli bir şekilde aktarılmış.

Ana karakterin içinde bulunduğu durum dedim ana karakteri gay olarak tanımlayıp bunu bir gay filmi olarak lanse etmek istemedim. İçinde yaşanan tüm duygular aslında her heteroseksüelin yaşayabileceği şeyleri yaşaması. Tabi buna internetten yüzünü bile görmediği birine aşık olması dahil. Film Simon ile birlikte yaşanan merak duygusunu da izleyiciye geçiriyor. Aslında konuyu özetlemek gerekirse, Hikaye, gay bir lise öğrencisi olan Simon’ın bu tercihini ailesine ve diğerlerine açıklamasını ve karşılaştığı zorlukları anlatıyor. Filmde abartıdan çok oldukça doğal olabilecek her şey anlatılmış. Filmin en sevdiğim kısmı da buydu.

Yazı giderek uzuyor. Yönetim açısından filmde bir ekstra görmedim. Kurgusu iyi, oyunculuklar oldukça başarılı. Belirttiğim gibi aslında süresi biraz daha kısa olabilirmiş. Evet, film gaylerin o ilk anda kendilerini açıkladıktan sonraki durumlarını, arkadaşlık ilişkilerini anlatmış ama bunu dramatize etmeden eğlenceli bir şekilde yapmış. Film bu konu ile ilgili bir kaynak olamaz ama keyifle izlenebilir. */ Yönetmen: Greg Berlanti Senaryo:  Elizabeth BergerIsaac Aptaker Oyuncular: Nick RobinsonJennifer GarnerJosh Duhamel https://www.imdb.com/title/tt5164432/

Ittefaq (2017)

ittefaqBaşarılı bir Hint gizem – suç filmi Ittefaq. Muhtemelen Türkçeye çevirirsek filmin adını “ittifak” olarak çeviririz. Zaten aynı anlamı taşıyor. Film kendini başarılı bir şekilde izlettiriyor ve kurgusu ile birlikte merak içinde de kalıyorsunuz. Arada klasik Hint danslarında olmaması hikayeye dikkatinizi daha fazla vermenizi sağlıyor. Finalde ise hadi bir ter köşe daha yapalım demişler. Bu olmalı mıydı biraz tereddütte kaldım. Yine de akıcı kendini izlettiren bir filmdi.

Filmin kurgusu oldukça iyiydi zaten gizemi bu şekilde ayakta tutuyordu. İkili sorgulama sahneleri, sorgular arasındaki geçişler ve farklı bakış açıları aslında başkalarının hikayelerini tek taraflı dinlediğimizde nasıl yanılgıya düşebileceğimizi gösteriyordu bize. Bu açıdan da filmi başarılı bulduğumu söylemeliyim.

Başarılı bir yazar eve geldiğinde karısını ölü bulur ve polise haber verir. Polis geldiğinde yazara baskı kurar ve onu cinayeti işlemekle itham eder. Baskı karşısında yazar kaçar ve polis kovalamaya başlar. Yazar sonunda bir apartmana girer ve burada bir kadından yardım ister. Burada bayılır kendine geldiğinde ise polisler evdedir ve bir de ceset vardır. Cesette kadının kocasıdır. Kadın yazarı kocasını öldürmekle suçlar ve her ikisi olayı anlatmaya başlar. Tabi hikaye içinde hikayeler vardır.

İzlenebilecek başarılı bir film. **** Yönetmen – Senaryo: Abhay Chopra Oyuncular: Sidharth MalhotraSonakshi SinhaAkshaye Khanna https://www.imdb.com/title/tt6692354/

The Outsider (2018)

the outsiderFilm kendini izlettiriyor izletmesine de çok fazlada tatmin etmiyor. Jared Leto‘ya bu rol oturmuş mu onda da emin değilim. Evet iyi oynamış, iyi iş çıkarmış ama daha sert yüz ifadeli birisi sanki daha iyi olurdu. Neyse Leto’ta her şeyiyle oynamış ana karakteri ancak karakterde biraz sorun vardı. Evet karakter zaten sorunlu bir karakter ama hakkında en ufak bir şey bile bilmeyişimiz karakteri anlamakta zorlanmamı hatta anlayamamamı sağladı. Yani amacı ne bir türlü çıkaramadım.

Bu bağlamda filmde bir amaç bulamadı. Zaten dışarıdan gelen yakuza, samuray filmi çok izlemişken bu filme gerek var mıydı tartışılır. Her şey bir oyun muydu, Amerikalı abimiz ne ayaktı anlayamadım. Gelen olarak yavaş giden, çekim olarakta pek haz etmediğim film oldu. Kısaca filmin özeti şu şekilde:

İkinci Dünya savaşı sonrası Amerikalı Nick bir Japon hapishanesinde yatmaktadır. Buradaki tek yabancıdır. Neden yatar, suçu nedir bilmeyiz. Bu esnada beraber kaldığı mahkumlardan biri intihara teşebbüs eder ve Nick onu kurtarır. Sonra diğer mahkumla bir anlaşma yapar. Adam harakiri yapacak, Nick onun ölmesine izin vermeyecek, adam hastaneye çıkınca adamları onu kaçıracaktır. Bunun karşılığında da Nick’i içeriden kısa sürede çıkaracaktır. Planlanan olur bir süre sonra Nick kendini yakuzaların içinde bulur hatta kendisi de bir yakuza olur. Tabi onların içine girme hikayesi girdikten sonraki karmaşa hepsi anlatılır. Tabi Nick’e nasıl bu kadar güvendiler de en üst kademeye  kadar çıkardılar o ayrı bir konu. Buna pek anlam veremedim.

Neyse hızla akmayan, son dönem çokta iyi olmayan Netflix yapımlarından biri. Çok boşunuz varsa izleyebilirsiniz. *** Yönetmen: Martin Zandvliet Senaryo: Andrew Baldwin Oyuncular: Jared LetoTadanobu AsanoKippei Shîna https://www.imdb.com/title/tt2011311/

Ghost Stories (2017)

ghost storiesSon dönem izlediğim filmler arasında başarılı bulduğum bir film Ghost Stories. En azından beni biraz olsun şaşırtmayı, bir iki sahnesi ile de germeyi başardı diyebilirim. Ancak ne bir korku filmi olarak korkutucu, ne de bir gerilim filmi kadar geriyor. Biraz dramı fazla diyebiliriz filmin.

Aslında filmin tanıtımından mıdır nedir üç ayrı hikaye izleyeceğimi düşünüyordum filmin başına oturduğumda evet izledim de ama hiç bir hikayenin sonu yoktu. Bu gariplik beni biraz daha filme bağladı. Nihayet final aslında o kısa hikayelerin birbirine nasıl tutturulduğunun açıklaması oldu.

Hayaletlerin varlığını araştıran bir yazar bu işe bulaşmasını sağlayan ve aniden ortadan kaybolan bir yapımcıdan mesaj alır ve onla görüşmeye gider. Adam ona araştırması için üç hikaye verir. Bu şekilde gerekten hayaletler var mıdır görecektir. Bu hikayeleri de biz izlemeye başlarız.

Filmin renkleri, ışıkları, oyunculukları oldukça güzeldi. Bilhassa ışık ve renkleri çok beğendim. Hikaye sevdiğim türdendi ama çok yeni bir şey katmıyordu izleyene. Yine de keyifle izlenebilir. Tavsiye ederim. */ Yönetmen – Senaryo: Jeremy DysonAndy Nyman Oyuncular: Andy NymanMartin FreemanPaul Whitehouse https://www.imdb.com/title/tt5516328/

Early Man (2018)

early manGarip bir Türkçe çeviri örneği var karşımızda yine. Ne alakaysa Early Man, Türkçeye çevrilirken, “Taş Devri Firarda” olarak çevrilmiş. Hadi “taş devri”ni anladım “firarda” ne ya. Filmin konusunda bile firar ile ilgili bir şey yok. Neyse, animasyon da günümüze atıflar çok ama sadece animasyon olduğu için izlenimi keyifli. Yoksa çok başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Tabi birde ben filmin konusunu direkt Cem Yılmaz’ın AROG filmine benzettim. Onda da geçmişe döndüğü sahnelerde yapılması gerekenler hatta karakterler bile bu filmdekilere benziyordu. Aslında bu şekilde filmi de özetlemiş oldum.

Taş devrinde bir kabile yaşamaktadır. Bir gün bulundukları yerlere garip yaratıklar tarafından saldırı olur. Sonra öğrenirler ki bu saldırı Bronz Çağına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır ve onları topraklarından ederler. Topraklarını geri almak içinse atalarının duvarlara yazdığı ama onların anlam veremediği bir oyun oynamaya karar verirler. Bu oyun futboldur. Ancak ne acıdır ki Bronz çağındakiler futbol konusunda çok iyilerdir. Ancak evlerini geri almak için başka seçenekleri yoktur.

Animasyon tekniği açısından değişik bir şey yoktu filmde. Göndermeler yerindeydi ama çocuklara futbol sevdirelimin ötesine geçmiyordu film. **/* Yönetmen: Nick Park Senaryo:  Mark Burton James Higginson Seslendirenler: Eddie RedmayneTom HiddlestonMaisie Williams https://www.imdb.com/title/tt4701724/

Gon-ji-am (2018)

gonjiamDefalarca izlediğimiz bir konunun Güney Koreliler tarafından tekrarı var karşımızda. Her ne kadar korkutup ürkütmese de fena bir izlenim sunmuyor. Filmde yeni hiç bir şey yok. Yönetim, senaryo, sahneler her biri aslında türdeş filmleri ile aynı. Tek fark ise Korece olması.

YouTube üzerinden yayın yapan bir korku kanalı için yeni bir bölüm hazırlıkları yaparlar. Grubun kurucusu ve beraber çalıştığı üç kişi, internetten izleyicileri olan üç kişi yada alır ve uzun yıllar önce terk edilmiş olan bir akıl hastanesine giderler. Burası için klasik hayalet hikayeleri vardır. Amaçları ise burada canlı yayında bir gece geçirmek ve bir milyon izleyici sayısına ulaşmaktır. Hazırlıklar başlar, herkes toparlanır ve binaya girerler. Her katı gezerek hikayesini anlatmaya başlarlar. Burada bir ruh çağırma seansı da gerçekleştirirler. Daha sonra garip olaylar olmaya başlar. Aslında bu olayların bazıları planlıdır ama bunu sadece ana ekip bilir derken olaylar ciddileşince ortalıkta bir can pazarı başlar.

Çok fazla şey vermeyen oyunculukları iyi klasik bir film var karşımızda. **/* Yönetmen – Senaryo: Beom-sik Jeong Oyuncular:  Seung-Wook LeeYe-Won MunJi-Hyun Park https://www.imdb.com/title/tt8119752/

Deadpool 2 (2018)

deadpoolMarvel’in en sevdiğim ve artık beklediklerini başında gelen bir kahraman Deadpool. İkinci filmini de keyifle izledim. Sanıyorum artık boka saran ve tat vermeyen süper kahramanlar evrenine Deadpool ilaç gibi geliyor. Bilhassa Marvel evreninin ve hayatın öz eleştirisini yapması, seksenlere olan göndermeleri benim filmi keyifle izlemeniz sağlıyor.

Tabi süper kahraman filmi olunca film aksiyonsuz da olmuyor. Her ne kadar aksiyon artık alıştığımız klasik aksiyon olsa da araya sıkışan espriler aksiyonu da izlenebilir kılıyor. Bu sebepten dolayı artık alışılagelmiş aksiyon sahneleri bile keyif veriyor.
Wade mutlu mesut sevgilisi ile yaşarken saldırıya uğrar ve sevgilisini kaybeder. Bunun depresyonu içindeyken birden gelecekten Cable diye biri gelir ve gelecekte azılı bir suçlu olacak bir çocuğu öldürmeye çalışır. Wade Cable’ı yakalamak için bir grup toplar ve işe koyulur. Bu şekilde macera başlar.

Oldukça keyifli bir film Deadpool 2. Tabiki görsel ve senaryo açısından çok bir yenilik içermiyor bazı sahnelerde hata genel bağlamda kopukluklar da yok değil. Yine de kendiyle bile dalga geçen bir film için göz ardı edilebilecek bir durum bu. İzleyin derim. **** Yönetmen: David Leitch Senaryo: Rhett ReesePaul Wernick Oyuncular:  Ryan ReynoldsJosh BrolinMorena Baccarin https://www.imdb.com/title/tt5463162/

Jurassic World: Fallen Kingdom (2018)

jurassic world fallen kingdomBir önceki filmin devam niteliğinde çekilmiş ama onun kadar bekleneni vermemiş bir film. Hikaye diğer filmin enkazından ortaya çıkmış. Toparlanmaya çalışırken de mantıksızlıklar almış başını gitmiş. Tam bir temele oturmayan, basit bir konu etrafında adından nasılsa para kazandırır amacıyla yapılmış bir film olmuş.

Eski parkta dinozorlar hayatlarına devam etmektedir ama parkın bulunduğu bölgedeki yanardağ faaliyete geçmiştir. Bu da oradaki tüm türlerin yok olması anlamına gelecektir. Eski park müdiremiz ise dinozorları koruma derneğinin başındadır. Günün birinde bir teklif alır ve eski dinozorları bakıcısını da yanına alarak parka dinozorları kurtarmaya gider. Ancak orada öğrenirler ki dinozorları korumak için değil satmak için istemektedirler. Tabi bunu öğrenen ekibimiz bunun karşısında durur. Bu esnada bu işi yüklenen şirket askerlerin kontrol edebileceği bir dinozorları üzerinde çalışmaktadırlar. Bunun karşısında duracak olanlarda bizim kahramanlarımızdır. Tabi burada bir diğer hususta devreye girer. Genetik çalışmalar sadece dinozorları üzerinde yapılmamış insanlar üzerinde de yapılmıştır.

Bir sonraki bölüm için ise dinozorları dünyada serbest bırakıldı bu şekilde yeni bölümün nasıl şekilleneceğini gömüş olduk. Muhtemelen insanlar ve dinozorla arasındaki bir savaş olası diğer bölümde.

Nedendir bilmiyorum ama bana film daha çok genç nesil için yapılmış izlenimi verdi. Belki eski Jurassic Parkları aradığımdandır ama World serisinde de bence beklenen etkiyi vermemiş.
Aksiyonu bol ve dinozorları seviyorsanız izleyiniz yoksa genel olarak tatmin eden bir film değil. *** Yönetmen: J.A. Bayona Senaryo: Derek ConnollyColin Trevorrow Oyuncular: Chris PrattBryce Dallas HowardRafe Spall https://www.imdb.com/title/tt4881806/

House of Wax (2005)

house of waxHadi vakit geçsin derken izlediğim bir filmdi House of Wax. Gerçi izleyebildim mi çok emin değilim. Boş boş bakmış olabilirimde. Yani o kadar sarmadı film beni. İşin şaşırtıcı tarafı ise filmde Paris Hilton’un oynamış olması. Oynamış demeli miyim bilmiyorum sanırım on dakika gözükmedi film boyunca. Film 1953 yılında yapılmış aynı isimli filmin yeniden çekimi. İlki ile ilgili bir yorum yapamayacağım ama eminim ki bundan iyidir.

Bir kaç arkadaş tatile çıkarlar derken bir kasabaya varırlar. Kasaba yaşayan bir yer gibi gözükür ama kimse de yoktur ortalıkta. Derken adamın birini görürler. O gençlere yardımcı olmaya çalışır ama aslında anlarlar ki o adam da bir katildir ve kovalamaca başlar. Aslında bir başkası daha vardır o da insanları yakalar ve canlı canlı bal mumuna batırır. Aslında şehrin tüm sakinleri bu haldedir. Bizim gençlerde kendi paçalarını kurtarmaya çalışırlar.

Korkutmaya bunun yanında artı vermeyen boş bir filmdi. Amacı ve nereye gideceği belli değildi. Filmin sonunda bak devamını da getiririz karesi de getirilmiş ama umarım gelmez. Yönetim ve oyunculuklarda pek işe yaramazdı. * Yönetmen: Jaume Collet-Serra Senaryo:  Charles BeldenChad Hayes Oyuncular: Chad Michael MurrayParis HiltonElisha Cuthbert https://www.imdb.com/title/tt0397065/

buralarda yokken izlediklerim

Yazacak o kadar film birikti ki mümkün olduğunca az laf yapıp çok film yazmak istiyorum. Ayrıntıya girmek istiyorum ama sanırım giremeyeceğim. Neyse affola.

Moana (2016)

MoanaMoana nedense bana Natsuo Kirino’nun Tanrıça Günlüğü‘nü hatırlattı. Belki de oradaki tanrılar ile buradaki tanrıları özdeşleştirdim. Film içinizdekini keşfedin temalı insanı gaza getiren bir film. Bu filmlerin çocuklar için yapıldığını biliyorsunuz. Her birindeki ego aşılamasını düşünsenize.

Film tabuları kıran ve kendi kabilesinin ufuklarını açan onları kurtararak bir kız çocuğunun başından geçenleri anlatıyor. Film eğlenceli. Yer yer müzikal kısımları beni sıksa da keyifli bir izlenimi var. Lakin benim filmden keyif almam, Tanrıça Günlüğüne benzetmemden de olabilir. Kurgusu, görseli iyi. İzleyebilirsiniz gönül rahatlığıyla. *** Ron ClementsJohn Musker  https://www.imdb.com/title/tt3521164/

Finding Dory (2016)

finding doryFinding Nemo’dan sonra neden Dory’i neden arıyoruz bilemedim. Nemo’nun tekrarı gibi olmuş bu film. İzlerken zaman zaman tekrar eden diyaloglardan ve olaylardan sıkıldım. Hikaye bir türlü ilerlemedi. Görsel olarak fena sayılmazdı ama tam anlamıyla animasyon olsun, Nemo’nun da ekmeğini yiyelim tarzı yapılmış bir animasyondu. *  Andrew StantonAngus MacLane https://www.imdb.com/title/tt2277860/

Curvature (2017)

curvatureİlginç konusuna rağmen sıkıcı bir şekilde ilerleyen bir film Curvature. İlginç dedim de ana hatlarıyla bakıldığında aslında çokta bizi şaşırtmayan bir film. Hikaye daha usta ellerde, daha iyi bir şekilde kurgulanıp aslında çok güzel sunulabilirmiş. Kadın kahramanımızın mühendis sevgilisi bir şekilde ölür. Bir sabah uyandığındaysa bir telefon ona kaçmasını söyler. Kadın telefondakinin kendisinin olduğunu anlar. Sevgilisi bir zaman makinesi yapmıştır ve bundan sonraki yaşanacak olaylardan kendini kurtarmak için zamanda yolculuk yapmıştır. Biz de bu hikayeyi izleriz.

Kurgusu zayıf, senaryo daha iyi olabilirmiş, oyunculuklar ise düşük bütçeli filme göre iyi. İzleyip izlememek size kalmış. ** Diego HallivisBrian DeLeeuw https://www.imdb.com/title/tt4720596/

Taeksi woonjunsa (2017)

a taxi driverOldukça başarılı bir Kore filmi var karşımızda. Gerçek bir hikayeden alınmış ve ekrana çok başarılı bir şekilde. Aslında bu filme ayrı bir yer ayırmak gerekirdi ama burada kaldı maalesef. Neyse ki Bi Köşe‘de yer verebilirim kendisine. Filmde o kadar çok tanıdık, olay, söz, yaklaşım var ki izlerken bizden de çok fazla şey bulacaksınız.

1980 Mayısında onlarca üniversite öğrencisinin, işçinin ve sivilin hayatını kaybettiği Gwangju Katliamı’nı gözler önüne seriyor film. Tüm burada yaşanan olaylar ise televizyonlar tarafından gerektiği gibi verilmemekte ve dünya basını buraya sokulmamaktadır. Bir taksici yardımıyla alman muhabir Jurgen Hinzpeter olay yerine girer ve Gwangju da olan biteni tüm dünyaya yayınlar.

Taksici de olayları televizyondan izleyen, buradakileri komünistlikle suçlayan biridir ancak olayların içine girdiğinde ise aslında durumun hiçte televizyonda gösterildiği gibi olmadığıdır. Filmin sonunda gerçek Jurgen Hinzpeter ortaya çıkıyor ve bu taksiciyi sürekli aradığını söylüyor ama taksiciyi bir türlü bulamıyor.

Filmin oyunculukları, çekimleri oldukça başarılı. Zaman zaman ajitasyon düzeyi artsa da genelde olayı direk anlatma konusunda sabit kalınmış. Filmin süresi daha da kısalabilir, gereksiz sahneler çıkarılabilirdi. Buna rağmen kesinlikle izlenmesi gereken bir film Taeksi woonjunsa. ****/* Hun JangYu-na Eom https://www.imdb.com/title/tt6878038/

Salinjaui gieokbeob (2017)

salinjaui gieokbeobYine oldukça başarılı bir Kore filmi var karşımızda. Yani ne diyeyim bu Koreliler film işini beceriyor. Filmin kurgusu, hikayesi, oyunculukları, işlenişi oldukça başarılı. Bir seri katil yaşlılığı ile birlikte alzaymır olmaya başlar. Ne yaptığını unutan bu adam geçmişe dönük hatıraları ile boğuşmaya başlar. Bu esnada kızının da bir seri katil tarafından kaçırıldığını öğrenir ve onu bulmak için tek başına çabalar. Ancak bunu yapmaya çalışırken, geçmiş ve günümüz birbirine karışır.

Keyifli vakit geçirmek biraz kafa karışılığı yaşamak için izleyebilirsiniz. Shin-yeon WonJo-yun HwangYoung-ha Kim (kitap) https://www.imdb.com/title/tt5729348/

Don’t Hang Up (2016)

dont hang upFilmi sırf ibreti alem olsun diye izlemek lazım. Bunu haricinde bir ergen korkusu gibi başlayıp bundan rahatça sıyrılıyor. Yine de klişe sahnelere yer verilmiş ama o kadarda sıkıcı değil. Kurgu fena değil, oyunculuklar da aynı şekilde.

İbreti alem oldun diye dedim şöyle açıklayayım: Telefonda insanlara eşşek şakası yapan gençler bunları kayda alır ve internet üzerinden yayınlar. Bu duruma prank diyorlarmış bende yeni öğrendim. Ancak bu olaylar üzerine bir gün onların başına birileri musallat olur. Başta onlar da şakalandıklarını sanırlar ama olay hiçte öyle değildir. Hayatta kalmak için uğraşmaya başlarlar bu dakikadan sonra. **/* Damien MacéAlexis WajsbrotJoe Johnson https://www.imdb.com/title/tt3610746/

Je ne suis pas un homme facile (2018)

i am an easy manBu tarz filmleri hep ilgimi çekmiştir. Televizyonda bir kısmına denk gelince hadi tamamını izleyeyim dedim. Zaten filmde bu sene içerisinde sinemadaydı. Ancak ben bu filmi bir sinema filminden çok bir televizyon filmi olarak gördüm. Yani çok şey kaçırmamışım.

Film bir yerde kadın haklarına onlara yapılanlara eğilse de dediğim gibi çok sönük kalmış. Christophe kadınlara kötü davranan, onları bir eşyaymış gibi gören biridir. Günün birinde küçük bir kaza geçirir ve uyandığında kendini kadın egemen bir toplumda bulur. Burada kadınların tüm rollerini erkekler üstlenmektedir. Christophe bu dünyada Erika ile tanışır ve Erika’sa onun bu dünyadaki karşılığıdır. İkisi arasında bir ilişki başlar. **/* Eléonore PourriatAriane Fert https://www.imdb.com/title/tt6857988

Bhaagamathie (2018)

bhaagamathieFilm değişik ve güzel bir film. Sonunda ters köşe de yapıyor ama iki saat yirmi dakika olan filmde o kadar çok olay yaşanıyor ki nasıl anlatsam bilemedim. Halkın yakınında olduğunu söyleyen bir siyasetçi ne zaman bir yerlerde miting yapsa, yanındaki tapınaklardan çok değerli heykeller çalınmaktadır. Polis bunu incelemeye başlar. Aynı zamanda başkan tarafından sevilmeyen bu adam için de bir yolsuzluk soruşturması başlatılır. Bu soruşturmalar kapsamında adamın yanında çalışmış hapiste olan sekreteri bir sorgulama için ıssız hayaletli olduğu söylenen bir villaya sorgulanmaya getirilir.

Bu tekin olmayan evde sorgu yapılırken evde garip olaylar olmaya başlar. Polisler kurdukları kameralardan bir şeylerin uçuştuğunu, sorgulamak için getirdikleri kadına şiddet uygulandığını görürler. Sorgu ile birlikte birde bu evdeki güçlerle baş etmeye çalışırlar. Tabi olayın aslı da bu şekilde ortaya çıkar. ****  Ashok GAnushka Shetty https://www.imdb.com/title/tt6727296/

Yeom-lyeok (2018)

yeom-lyeokBu yazıda biraz fazla Kore filmi oldu. Oldun Amerikan filmi olunca sıkıntı değil de Kore filmi olunca mu sıkıntı? Yine izlerken çok keyif aldığım bir film Yeom-lyeok. Anlatımı, oyunculuklar, oldukça başarılı. O kadar çok ortak yönümüz var ki bu Korelilerle, yönetiminden tutun da, insanların yaklaşımına kadar her şey birebir. Ya da ben bu tarz filmleri sadece Korelilerden mi izliyorum bilemedim. Belki de daha özgür oldukları için bunları çekebiliyorlar.

Güvelik görevlisi olan bir adam bir gün dağdan su içtiğinde süper güçlere sahip olur. Başta ne olduğunu anlayamaz ve bu gücünü sihirbaz olarak çalışmak için kullanır. Derken bir gün terk edip gittiği kızı onu arar ve annesinin öldüğünü söyler. Adam cenazeye gider ve bundan sonra kızının yanında olmaya karar verir. Burada eski karısının ölümünün onları çalıştırdıkları dükkanından atmak isteyen şirketin adamları tarafından olduğunu öğrenir. Kız babasını istemez ama ona yakın olmak için olayların içinde istemeye istemeye bulur. Süper güçlerini kullanarak yerlerinden çıkarılmak isteyen bu azınlığa yardım eder. Yani aslında bizde de bilindik bir hikaye.

Oldukça eğlenceli, keyifli bir film. İzleyin derim. Bizim içinde bir ayna. **** Sang-ho YeonSeung-ryong RyuEun-kyung Shim https://www.imdb.com/title/tt6890582/

Berlin Syndrome (2017)

berlin syndromeFilm IMDB’den 6.3 almış an itibariyle ama neye bu kadar puan verdiklerini anlayamadım. Bana öyle çokta etkileyici gelmedi. Hatta zaman zaman sıkıldım diyebilirim. Film bir roman uyarlamasıymış, eminim ki filmin bize veremediği bazı duygular vardır ve bu puan yüksekliğini romana bağlıyorum.

Clare Havel, gezgin bir fotoğrafçıdır. Bu durağı ise Berlindir. Şehirde dolanıp fotoğraf çekerken burada Andi Werner adında bir genç ile karşılar. Gece Andi’nin evinde giderler ve birlikte olurlar. Clare sabah evden çıkamaz ve Andi’nin unutarak kapıyı kitlediğini düşünür. Ancak durum hiçte göründüğü gibi değildir. Andi onu kimsenin yaşamadığı bölgedeki evine alıkoymak için getirmiştir. Clare evde kaldıkça aslında kendinden başla kızlarında bu durumu yaşadığını fark eder. Gerilim ve korku öğeleri dışında psikolojik yönü daha ağır olan bir film Berlin Syndrome. Bana beklediğimi vermedi açıkçası. **/* Cate ShortlandShaun GrantMelanie Joosten (roman), Teresa Palmer

Anomolisa

Bir çok başarılı senaryoya imza atmış Charlie Kaufman yanına Duke Johnson’ını da alarak Anamolisa’ya imza atmış. Senaryo da yine Kaufman’ı görebiliyoruz. Ancak bana bu senaryo sanki Kaufman’ın en sönük senaryosu gibi geldi. Filmin büyük özelliklerinden biri de stop motion olması.

Tabi film bir anlam ifade ediyor. Anlatmak istediğini başarılı bir şekilde anlatmış. Ancak farklı bir şet de sunmuyor bize. Yani aynı tarzda çekilmiş bir çok filmden farklı olarak bir şey yok. Yine de stop motion çekilen film Kaufman’ın başarılı anlatımıyla, insanı duyguları hat safhada izleyiciye yansıtıyor.

Okumaya devam et

Evliya Çelebi ve Ölümsüzlük Suyu

Filmin tarihçesini bilmiyordum ama vizyona girmesine yakın takip etmeye başladım. Ben ki TRT Çocukta zaman zaman Keloğlan izleyen bir şahıs bu animasyon filmini neden izlemeyeyim dedim kendi kendime. Hem de sinemada. Planımı ona göre yaptım. Sonuçta memlekette çok fazla animasyon yapılmıyor. Sinemada izleyip destek olmak şart. Ancak ben filmin vizyona girme tarihini beklerken birden filmin basın gösteriminin iptal edildiği haberini duydum. Ancak aynı gün filmin galası yapılmış ancak filmden yirmi dakika gösterilmiş. Sonrası da filmin hazır olmadığı öne sürülerek yayın tarihi ertelenmiş. Tabi yayın tarihi ertelenince bende takibi bıraktım.

Geçtiğimiz günlerde de film tekrar aklıma geldi. Şöyle bir internette ne olmuş diye dolandım ve filmin internet ortamına düştüğünü gördüm. Eh yapacak işte yok oturup izleyeyim dedim. İzledim izlemesine de çok memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. Tabi akabinde biraz daha araştırma yaptım ve hakkında çıkana yazıları okudum. Filmin yönetmeni, Fetih 1453 filminin görsel efekt süpervizörü Serkan Zelzele olduğunu gördüm. Fetih 1453’ün efektleri neydi ki bu ne olacaktı ama çıkmadık candan umut kesilmezmiş. Tabi araştırmaların akabinde filme harcanan para, devlet desteğini falan görünce aslında filmin hükumet yandaşları tarafından yapıldığını olayın sadece para içeride dönsünden ibaret olduğunu gördüm. Olsun iyi bir şey çıkacaksa bu da kabulüm (!). Ancak bu da mümkün değil gibi.  Okumaya devam et

Minions

Despicable Me serisinde Minyonlar gönlüme taht kurmuş, hiç oyunlarla alakası olmayan ben Minions oyununu indirmiş oynamaya başlamıştım. Tabi oynamak derken sadece karakterlere bakıyor, garip sesler çıkarışlarına da gülüyordum. Minyonları izlemek benim için ayrı bir keyifti. Bu filmi de aynı keyfi almak için izledim. Keyif aldım mı, evet aldım ama nedense Despicable Me serisindeki kadar keyif vermedi Minyonlar.

Bunun başlıca sebeplerinden biri sayılarının fazla olmasından çok aslında üç minyonun ekipten ayrılmasıydı. Filmin başında da her birinin ayrı özelliklerinden bahsederken içlerinden birilerini ayırıp onları ayrı bir maceraya atmak bence çok mantıklı bir işi değildi. Lakin yapmışlar. Bende izledim. Okumaya devam et