Kategori arşivi: Anime

Buralarda yokken izlediklerim

A.I.C.O.: Incarnation (2018)

aico

Netflix animelerinden biri A.I.C.O.: Incarnation. Oldukça da ilginç bir konuya sahip. Hikaye biraz daha ayrıntıya girebilir miydi bilmiyorum ama ufak tefek kurguda eksiklikler var gibi geldi.

Hikaye 2035 yılında geçiyor. Yapay yaşam formu araştırması yaparken “patlama” denen bir olay yaşanır ve “Madde” adı verilen bir organizma şehrin büyük kısmına yayılır ve bir çok insanın ölmesine sebep olur. Madde zaman zaman aktif hale gelse de genelde kontrol altındadır. 15 yaşındaki Aiko’da bu patlamada ailesini kaybetmiştir. Bir süre sonra ailesinin bu patlamanın merkezinde olduğunu öğrenir ve oraya doğru yola çıkar. Bu esnada kendisinin de yapay bir madde olduğunu öğrenir. Oldukça ilginç İzlenebilir bir anime. **** Yönetmen: Kazuya Murata, Senaryo: Yuuichi Nomura https://myanimelist.net/anime/36039/AICO__Incarnation

Dark Crimes (2016)

True CrimesFilmin oyuncuları arasında Jim Carrey‘i görünce birde konusu suç olunca izlemeden edemedim filmi. Ancak filmin beklediğim gibi çıkmadığını da satırlarımın başında belirtmeliyim. Evet oyunculuklar, kadro iyiydi ama film o kadar yavaş akıyor ve kurguda da sıkıntılar vardı ki film zaman zaman akmak bilmedi.

Filmin senaryosu  David Grann‘in The New Yorker dergisinde makalesinden esinlenerek yazılmış. Bir tık daha amosfer yükseltilebilirmiş. Yıllar önce bir cinayet soruşturması yürüten dedektif buradaki başarısızlığından dolayı çok fazla arka planda kalmıştır. Yılar sonra bir yazar bu cinayetin tüm ayrıntılarını içeren bir kitap yazar ve dedektif bu konuyu tekrar araştırmaya başlar. Olayın içine girdikçe yeni şeyler ortaya çıkar ama dedektif toplum gözünde zor durumda kalır.

İzlenebilir bir film True Crimes aslında. Dediğim gibi biraz sıkıcı ilerliyor. *** Yönetmen: Alexandros Avranas Senaryo: Jeremy BrockDavid Grann Oyuncular: Jim CarreyMarton CsokasCharlotte Gainsbourg 

A Wrinkle in Time (2018)

a wrinkle in timeKlasik Walt Disney yapımı var karşımızda. Yani tonlarca para dökülmüş ama ele avuca gelir bir şey çıkmamış ortaya. Çocuk filmi desem değil, büyük desem o da değil. Kurguda o kadar eksikler var ki ne oldu diye sorabiliyorsunuz arada. Çocuk kitabı uyarlamasıymış, okumadım ama bence yazık olmuş kitaba. Sadece hikaye ve kurgu değil görsel olarakta film tatmin edici değil.

Bunlara rağmen film yer yer büyük laflar ediyor. Hikayedeki dört düzen sağlayıcı çocukların anlamayacağı -eğer çocuk filmiyse- o kadar derin büyük laflar ediyor ki zaman zaman metaforlar izlerken büyüklerin bile beynini yakabiliyor. Ancak çoğu filmin düzensiz akışında tüm bunlarda havada kalıyor.

İki kardeşin babaları birden ortadan kaybolmuş yıllardır haber alınamamıştır. Ancak çocuklar onun geleceğini düşünürler. Derken bir gün garip görünümlü kadınlar ortaya çıkar ve babalarını kurtarmak için başka dünyalarda maceraya atılırlar. Boş vakitte izlenir belki. *** Yönetmen: Ava DuVernay Senaryo:  Jennifer Lee Oyuncular: Storm ReidOprah WinfreyReese Witherspoon https://www.imdb.com/title/tt1620680/

A Quiet Place (2018)

a quie tplace

Son dönem korku filmleri arasında oldukça başarılı bir film Sessiz Bir Yer. Bunun sebebi ise filmde çok fazla bilinmeyen olması. Bir de artık korku filmlerinde o kadar aşırı gürültü var ki bu filmin oldukça sessiz olması insanı tedirgin ediyor. Yani sürekli bir şeyler olacakmış hissi ile ekranın başında duruyorsunuz.

Hikaye ilgi çekici değişik bilinmeyen üzerine odaklanırken sizde bu dünya hakkında sorular sormaya başlıyorsunuz. Bu sorular nispeten cevap bulsa da bir çoğu havada kalıyor. Bir çok yerde de filmin mantık hataları ile karşılaşıyorsunuz. Bu hatalar da o kadar çok ki, artık bir yerden sonra sorular yormaya başlıyor.

İnsanlar sessiz bir şekilde yaşamaktadırlar. Bunun sebebi sese duyarlı ama kör yaratıkların olmasıdır. En ufak ayrıntıyı bile duymaktadır bu yaratıklar. İşte burada da soru işaretleri çıkmaya başlıyor ortaya. Buna rağmen belirttiğim ortam sessizlik, oyunculukların iyi olması atmosferi yaşamanızı sağlıyor. İzlenebilir.

**/ Yönetmen: John Krasinski Senaryo: Bryan WoodsScott Beck Oyuncular: Emily BluntJohn KrasinskiMillicent Simmonds https://www.imdb.com/title/tt6644200/

Black Panther (2018)

blackpantherŞimdi film ABD’de çok yankı uyandırdı. İlk siyahi süper kahraman adı altında lanse edildi ama biz maalesef filmde öyle süper kahramanlık görmedik. Süper kahramanlıktan çok aile içi taht kavgası vardı karşımızda. Tabi sonraki bölümlerle birlikte hikaye nasıl gelişir, nasıl bir düşman profili karşılarına çıkar bilmiyorum ama bundan öteye gitmez diye bir düşünce var aklımda. Film yine WB yapımı ve bol bütçeli. Güzel de gişe yapmış. Ancak hikayede havada kalan kısımlar mevcuttu. Görsel olarak çoğu aksiyon sahnesinde animasyonlar göze batıyordu. Hikaye temelleri Afrika kökenli halka dayanıyor ama bunu bildik bilim kurgu ile harmanlamak biraz zor olmuş. Öyle bir teknoloji geliştirmişler ki bunu herkesten saklamayı başarmışlar. Bu ayrıntılar tabi çok fazla verilmemiş.

Filmi iki bölüme ayırabiliriz. İlk bölüm daha genel giderken ikinci bölüm biraz daha ailevi meselerle ilerliyor. Aslında aksiyonu bol olmasına rağmen bana filmin süresi çok uzun geldi. Sanki iki bölüm çekilecek filmi kesmişler biçmişler bu hale getirmişler gibi. Bu sebepten sanıyoruz az önce dile getirdiğim gibi havada klan çok yer vardı.

Oyunculuklar fena değildi. Bu konuda pek bir şey diyemeyeceğim. Yine de tutarlı bir şey kalmıyor elimizde filmden. İzlerken vakit geçiyor ama sonrasında akılda kalan etkileyici bir tarafı yok. Hikaye ise artık yeyip yuttuğumuz klasiklikte. Yeni bir şey sunmuyor bize. Sunduğu tek şey karakterler. İzlenebilir ama çok şey beklenmemeli. *** Yönetmen – Senarist: Ryan Coogler Oyuncular:  Chadwick BosemanMichael B. JordanLupita Nyong’o https://www.imdb.com/title/tt1825683/

Pacific Rim: Uprising (2018)

pacific rimu prisingİlk film ne kadar iyiyse -ki o filmi de baya gömmüşüm- bu film o kadar kötü diyebilirim. Tamamen para kazanma amacıyla yapılmış bir film. İlk filmdeki gibi hikaye oldukça havada. Yani savaş üzerinden on yıl geçmiş tüm asıl karakterler ölmüş. Robotları kullanacak adam bile kalmamış ortalıkta. Ama bu robot sanayisi bile özelleşmiş, Çinlilerin eline geçmiş. Dünyayı hep Amerikan mamulleri kurtaracak değil ya? Yinede Amerikalılar olmazda olmaz.

Aradan on yıl geçmiş ilk filmdeki kahramanımız bir kazada ölmüştür. Oğlu da onun gibi başarılı bir pilottur. Burada pilot demem doğru mu bilemedim. Ama genlerinden kahraman olan kahramanımız ordudan ayrılmış kaçakçılık yapmaktadır. Derken küçük bir kızla karşılaşır ve askerlere yasa dışı robot kullanımından dolayı yakalanırlar. Bu esnada yaratıklar saldırır ve bilin bakalım kim kurtaracaktır dünyayı.

İşte bu kadar klişe bir hikaye var elimizde. Temel olarak hiç bir şey yok. Hikaye, kurgu havada. Tek keyifli kısım robotların kavgası ama yine robotlar gidip uzak doğu dövüşü sergiliyorlar. Sanıyorum bu olaydan kurtulamayacağız biz. Aksiyon sırasında çoğu yerde animasyonlar göze çarpıyor. Bu da tam olarak izlenim keyfi vermiyor. Oyunculuklar iyi değil. Zaten eski karakterlerden arındırılmış olması ve her daim ön planda gençlerin olması ergen tiriplerini izlememizin ötesine geçirmiyor filmi. Yönetimi ise pek başarılı bulmadım. Özetlemek gerekirse vaktimiz geçsin filmi. Fazla şey beklemeyin. **/* Yönetmen – Senaryo: Steven S. DeKnight Oyuncular:  John BoyegaScott EastwoodCailee Spaeny https://www.imdb.com/title/tt2557478/

Çocuklar Sana Emanet (2018)

çocuklar sana emanetFilmin yönetmeni  olduğu için merakla izledim. Onun filmi olmasaydı izler miydim? Aslında evet bilirsiniz benim bu filmlere nasıl meraklı olduğum. Ama film  imzalı olunca ben bile hataya düşüp çıtayı yüksek tutabiliyorum. Hiç bir zaman bu filmler için zaman kaybı demedim öyle olduğunu da düşünmüyorum. Bir şeyler bırakıyor insanda ister istemez. Bu film sende ne bıraktı derseniz, Assos’u ne çok sevdiğimi. Sonrasını bilmem.

Hikaye sanki benim hikayelerime benziyor. Bir fikir var akılda şöyle çok güzel olsa fevkalade olacak ama önüne yada arkasına bir şeyler örmeye başlayınca bir türlü oturmuyor. Bir şeyler eksik kalıyor. Bu filmde de aynı şeyleri hissettim. Hadi ben biran önce bitsin diye acele ediyorum gişe kaygım yok ama bu filmde biraz aceleye gelmiş ve öylece bırakılmış. İzlerken sanki dağınıklıklar bütününe bakıp ince iplerle bir araya toplanmasına tanık oluyorsunuz. Her parçanın duygusu ise farklı. Sonra finale de alakasız bir şey çıkıyor ortaya.

Kerem ünlü bir mimardır. Bir gün kafa dinlemeye Assos’a doğru yola çıkarlar. Köye yaklaştıklarında bir kaza yaparlar ve kazada önlerine çıkan bir çocuk ve karısı ölür. Buna alışmaya çalışan Kerem bir süre sonra garip olaylarla karışlaşmaya başlar. Sonra bu durumu çözmek için şaman bir kadının yanına giderler.

Zaman zaman bazı sahneler gerse de korku sahneleri oldukça klişeydi filmdeki. Yani bakıldığında ne tam bir gerilim ne de tam bir korku olmuş. Aslında daha iyi olmasını beklerdim. *** Yönetmen – Senarist: Çagan Irmak Oyuncular:Engin AkyürekHilal AltinbilekSerif Sezer  https://www.imdb.com/title/tt7748432/

Lost in Space (2018-)

lost in spaceŞöyle fragmanına bakında ele avuca gelir bir Netflix dizisi gibi gelmişti bana ama daha ilk bölümlerinden hayal kırıklığına uğradığımı anladım. Yine de belki döner kendini kurtarır diye sezon sonuna kadar izledim. Ancak nafile. Koca bilim kurgu dizisi, bir kötü kadının, bir çocuk tribinin uğruna geçip gitti. Tabi ailevi olayları, hiç mi hiç hesaba katmıyorum. Zaten tüm gezi bir ailenin yaşantısına odaklanmış durumda. Ailevi buhranlar, birliktelik, kötü insanlar dünyada değil de uzayda sadece.

Dünya artık yaşanılacak gibi değildir ve seçilmiş bir insan topluluğu bir koloni kurmak amacıyla  uzaya gönderilir. Yolculuk esnasında uzaylı robot olduğunu anladığımız robotlar insanlara saldırır ve bir çok kişi bu yolculukta hayatını kaybeder. İnsanlar küçük gemilere binerek kaçarlar. Bizim ailemizde dünya benzeri bir gezegene düşer. Ama benzemiyordur da bu da işin aksiyonu. Burada olan biten anlatılır dizide de.

Sezon finali itibariyle yeni bir gezegene doğru yola çıkarlar. Umuyorum ikinci sezon gelmez ve kurtuluruz. İzlemem sanırım. Bu arada IMDB’den nasıl bu kadar yüksek puan almış bilemiyorum. Dizi akmıyor adeta. ** Yaratıcılar: Irwin AllenMatt SazamaBurk Sharpless Oyuncular:  Molly ParkerToby Stephens https://www.imdb.com/title/tt5232792/

Cenaze İşleri (2017)

cenaze işleriŞimdi ben bu filmi niye izledim? Kendime sordum. Aslında vakit vardı hadi izleyeyim de arada bir Türk filmi de olsun dedim. Komedi filmi olduğunu biliyordum ama güldüm mü tartışılır. Bir iki sahnede ince göndermeler vardı. Belki göndermelerin sayısı daha fazla olabilir bir çoğu artık ezberlediklerimizin ötesine geçmiyordu.

Hikaye ise oldukça düz ve basitti. Çok fazla düşünülmemiş, klasik karakterlerin bulunduğu, klasik olay örgüsünün yaşandığı bir filmdi. Mezar kazıcısı olan kahramanımız mesleği ve parasızlığı yüzünden sevdiği kız ile bir türlü evlenemez. Derken zıp çıktı arkadaşı ona bir teklifle gelir. Ölü bir adamı direkt gömecektir. Şeytana uyan bizim eleman bu teklifi kabul eder ama getirdikleri adam ölü değil baygındır. Eleman alır adamı evine götürür ve mafya arası hesaplaşma içinde kalır.

Olay bu. Yönetim ve oyunculuklar tatmin edici değil. Klişe ama kendi içinde tutarlı bir hikayesi vardı yinede. İzlemeseniz de olur derim. * Yönetmen – Senaryo: Korhan Uğur Oyuncular:  Melis Cemre ÇınarErgun KuyucuMelih Selçuk https://www.imdb.com/title/tt8445796/

Tomb Raider (2018)

tomb raiderBen aslında macera filmlerini severim. Böyle bilinmeyene doğru aksiyon dolu yolculuklar fevkalade keyifli olur. Tomb Raider’da pek oyun oynamayı beceremesem de eskiden oynamaya çalıştığım sayılı oyunlardandır. Ancak bu 2018 model Tomb Raider eminim ki devamı gelecektir ne menem bir şey arkadaş. Neresinden tutsak elinde kalıyor. Ana hikayesi mi dersin, yeni hikayesi mi dersin içindeki çelişkileri mi dersin bilemedim. Aksiyon oldukça klasik, bu tarz filmlerde olan aile ilişkileri oldukça klasik, üstüne üstlük merakla beklediğim o gizli yerlerin tüm korunmak için yapılmış bulmacaları onlar da klasik. Film beni bir dakika bile şaşırtmadı.

Filmi aksiyon izlettiriyor. İzlettiriyor izlettirmesine de artık milyonlarca kez izlediğimin bir tık ötesine geçmiyor. Eli kesilecek diyorum oluyor, kıçını vuracak diyorum oluyor. Yaklaşık iki saat süresince film yeni ya da farklı hiç bir şey sunmuyor. Böyle robot gibi izliyorsunuz.

Babası Lara’yı küçük yaşta terk edip gitmiştir. Çok zengin olan Lara tüm serveti kenara itmiş fakir hayat sürmektedir. Artık kayıp olan babasının ölümü ilan edilecektir. O sırada babasından bir not bulur ve araştırdığında onun gizli notlarına ulaşır. BU notlar eşiğinde babasını bulma umuduyla Çin’e gider. Çin’de babasına da yardımcı olan bir ismi arar. Aynı isimde başka biri vardır gerçek elemanın oğlu ama adam ayyaştır. Derken Lara ile birlikte birden dünyanın en iyi denizcisi olup bahsi geçen adaya doğru ilerlerler. Burada ise onları yeni macera bekler.

Ben ayrıntıya girdikçe hikaye daha da klişeleşecek. Zaten sonrasını tahmin etmişsinizdir. Eh aksiyon olsun vakit geçsin derseniz buyurun ama çok Şey beklemeyin. ** Yönetmen: Roar Uthaug Senaryo: Geneva Robertson-Dworet Oyuncular: Alicia VikanderDominic West https://www.imdb.com/title/tt1365519/

Looking Glass (2018)

looking glass‘in oyunculuğunu pek sevmem ama nedendir hep filmini de izlerim. Garip bir durum benim için. Bu da Cage’in yine işe yaramaz filmlerinden biri. Hikaye oldukça klişe. Bir yerde kafa karıştırayım demiş ama olmamış. Kurgu iyi değil aynı şekilde çekimlerde. Oyunculuk derseniz ‘in aynı yuz ifadesiyle sürekli karşı karşıyasınız siz düşünün.

Bir çift çocuklarının ölümünden sonra uzak diyarlarda motel işletmeye başlar. Moteli satan garip bir adamdır. Çift buraya alışmaya çalışırken erkek olan yani Ray motel odalarının arkasında odaları gören bir cam keşfeder ve her gece burada motelde kalan konukları izlemeye başlar. Bu sırada motelin havuzuna birileri ölü domuz atar. İşi araştırınca yıllar önce motelde bir cinayet işlendiğini öğrenir. Derken yeniden cinayetler işlenmeye motelde kalanlar ölmeye başlar. Hikaye böyle devam eder.

Film ne yapak istediğini kendi de bilememiş. Bir katil var ama o mu bu mu derken zaman zaman gizem dozu o kadar gereksiz artıyor ki gerçekten e diyorsunuz. Ve olan biten olayın konu ile ilgili pek alakasını göremiyorsunuz. Yani her şey havada. Başlıyor bitiyor ve arada sıkıldığınızla kalıyorsunuz. * Yönetmen: Tim Hunter, Senaryo: Jerry Rapp Oyunuclar:  Nicolas CageRobin Tunney https://www.imdb.com/title/tt6083648

Mercy (2014)

mercyFilm Stephen King‘in “Gramma” adlı kısa hikayesinden uyarlama. Tabi çok başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyemeyeceğim. Öyle ki King adı geçmesine rağmen filmi hatırlamakta biraz zorlandım. Bana yakışmayan bir durum bu. Ama yine hemen hemen her King uyarlaması gibi bu uyarlama da pek başarılı olmamış, televizyon filmi kıvamında. Gerek senaryo gerek yönetim gerekse oyunculuklar tatmin edici değil.

Yalnız yaşayan bir anne iki çocuğunu alır ve hasta olan annesine bakmak için eski evlerine taşınırlar. Çocuklar buraya alışmaya çalışıp ev işlerine yardım ederken, eski bir kitap bulurlar. Bu kitap bir büyü kitabıdır. Kitapta ise bazı figürler belirir. O esnada garip şeyler olmaya başlar. Bu kitabı ve anneannelerinin geçmişini araştırdıkça kötü güçlerle olan bağlantılarını keşfederler.

Çok başarılı bir film olduğunu söyleyemeyeceğim. Ben Stephen King hatırına izledim. Çok etkilemiyor ama sıkmıyor da. ** Yönetmen: Peter Cornwell Senaryo: Matt Greenberg Oyuncular:  Frances O’ConnorShirley KnightChandler Riggs https://www.imdb.com/title/tt2481496/

Yok Artık (2015)

yok artıkİkinci filmi daha çok izlemişim aslında. Yazdım mı bilmiyorum belki yazma gereği duymamışımdır. Ancak ilk film yani bu film ikinci filmden daha iyi orası kesin. Bir kere oyuncu kadrosu ve oyunculuklar daha iyi. Hikayeler yere basıyor ve yer yer güldürüyor. Zaten filmi oyuncular izlettiriyor bu konuda bir sıkıntısı yok.

Birden fazla hikaye var filmde. Bir anlatıcı eşliğinde bunları dinliyoruz. Tabi filmin sonunda bu hikayelerin neden anlatıldığı güzel bir şekilde ortaya çıkıyor ve gülümseme bırakıyor insanın dudaklarında. Öyle çok fazla beklenti ile izlenecek bir film değil. Boş zamanda terci edilebilir. *** Yönetmen: Caner Özyurtlu Senaryo: Serkan Altunigne Oyuncular:  Berkay AkinMurat AkkoyunluGüven Murat Akpinar https://www.imdb.com/title/tt4800046/

buralarda yokken izlediklerim

Amour (2012)

amourFilmin yönetmen koltuğunda usta isim Michael Haneke var. Tabi ki aynı zamanda filmin senaristi de. 2013’te film, yabacı dilde en iyi film Oscar’ını almış. Kadroda çok iyi. Zaten az da gözükse Isabelle Huppert isminin olması kafi benim için. Bu bağlamda oyunculuklar oldukça başarılı. 

Bir Haneke filminden aksiyon beklemiyorum ama zaman zaman film akmadı sanki. Bir sonuca ulaşacağını hissediyorsunuz ama o sonuç bir türlü gelmiyor. Tabi içerik olarakta boş bir film değil. Zaman zaman kendinizi karakterlerin yerine koyup ben olsam ne yapardım diye düşünüyorsunuz. Ben filmde anlatılanları aşktan çok, fedakarlık olarak tanımlayabilirim. Evet insan yapmayabilir mi o ayrı bir konu ama bu fedakarlıktan öte gitmez. Tabi burada aşkın anlamını tekrar düşünmek gerekir. Sanırım Bi Köşe’ye yeni bir konu çıktı. Filmin en çarpıcı yanı ise bir cinayetin meşrulaştırılması. Aslında o durumda pek acımıyorsunuz. Hatta iyi oldu, kurtardı gibi yorumlar da yapabiliyorsunuz. Çok üstü kapalı yazdım. Kısaca hikayeye değineyim.

Georges ve Anne seksen yaşlarında emekli müzisyen bir çifttir. Bir gün Anne inme iner ve Georges ona bakmaya başlar. Yine müzisyen olan kızından destek almaz, onu hemşirelere emanet etmez. Her gün onunla ilgilenmeye devam eder. İşler başta iyi giderken sonra onun için sıkıntı olmaya başlar. Ancak kafasında kurguladığı bir şey vardır.

Avrupa sinemasını seviyorsanız izleyin derim. **/ Yönetmen/Senarist: Michael Haneke Oyucular: Jean-Louis TrintignantEmmanuelle RivaIsabelle Huppert  https://www.imdb.com/title/tt1602620/

Maide’nin Altın Günü (2017)

maidenin altin gunuEzgi Mola^yı severim. Zaten sevdiğim için de bu filme katlandım. Yoksa yanına bile yaklaşmazdım. Yaklaşmadıklarım da olmuştur. Bu filmin hikayesi de Ezgi Mola’dan çıkmış. Nasıl çıkmış anlamıyorum. Gerçi düşünülen ile ortaya çıkanın nasıl olduğu konusunda tecrübelerim var ama bu film pek piyasaya sürülecek gibi olmamış bence. Filmin neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Senaryo, kurgu, çekimler, oyunculuklar, espriler… Hepsini böyle yan yana dizseniz de film olmuyor. Karakterlerin tamamı havada ve hiç bir derinliği yok. Ne ne sebeple oluyor bir neden sonuç ilişkisi kuramıyorsunuz.

Maide klasik bir ev hanımıdır. Bir gün gün düzenler eve eşi dostu davet eder. Tamda o gün değerli takısını kaybeder ve takıyı bulmak için komşularını izlemeye başlar. Ona yardımcı olan ise uzak bir akrabanın çocuğudur. Dediğim gibi nereden tutsanız elinizde kalan bir film. Daha iyiler mevcut. * Yönetmen: Caner Özyurtlu Senaryo: Serkan AltunigneÇagdas Dinç Oyuncular:  Ezgi MolaMesut can TomayDemet Gül  https://www.imdb.com/title/tt7642878/

Enes Batur Hayal mi Gerçek mi? (2018)

Enes Batur Hayal mi gerçek miEnes Batur’u tanımazdım. Aslında bu filmle tanıdım. Çok şey kaybetmemişim tanımadığım içinde. Film vizyondayken çok fazla izleneni var diye duymuştum ama izlemek gibi bir meraka düşmemiştim. Şöyle vakit geçsin ses olsun diye gözüme çarpınca açıp izledim. Film bir biyografi. Türkiye’de sosyal medyadan parayı götüren bir gencin biyografisi. Bu süreci, yaşadıklarını da film yapmış. Bildiğimiz gördüğümüz dışında çok fazla bir şey yok. Lakin o bildiğimiz, ailemiz tarafından zaman zaman mahsur kaldığımız şeyleri görmek gülümsememe sebep oldu.

Lakin, bu filmden bir film olarak bahsedemem. Mesela yukarıdaki film daha filmdi bunun yanında. Ne ışık, ne senaryo, ne kurgu, ne ses hiç bir şey yoktu bu filmde. Yani film olarak betimleyeceğimiz bir bütün yoktu karşımızda.  Bu filme puan vermek istemiyorum. 🙂 Yönetmen: Kamil Cetin Senaryo: Enes Batur , Busra Nur Karahan Oyuncular: Enes BaturBilal HanciAtakan Özyurt https://www.imdb.com/title/tt7668842

Gifted (2017)

gifted dehaFilmin uzun süre reklamlarını görmüştüm. Dram olması sebebi ile biraz modumun uygun olmasını bekledim. Tabi bu esnada IMDB’deki puanı da biraz beklentimi yükseltmeme sebep oldu. Aslında kötü bir film değil, oldukça iyi bir konuya sahip, ancak konu o kadar sığ geçilmiş ki bunu filmin her karesinde hissedebiliyorsunuz. Yönetmen çekelim de filmi gidelim diye düşünmüş sanırım.

Bunun haricinde oyunculuklar iyi. Bilhassa ufaklık hayran bırakıyor kendine. Bir ödül almasını beklerdim ama aday olup alamamış. Hikayede boşluklar mevcut ayn şekilde kurguda sıkıntılar var.

Küçük Mary dayısı ile birlikte gizlice yaşamaktadır. Ancak kendisi bir dehadır. Annesinin isteği doğrultusunda Mary normal bir insan gibi onlardan dışlanmasın diye okula gider. Burada öğretmeni onun dehasını fark eder ve okula bildirir. Derken iş büyür. Mary ve Frank gizlendikleri yerde ortaya çıkarlar. Mary anneannesi onu almak için dava açar ve kazanır. Ancak Mary, Frank ile mutludur. Tabi Mary ananesine geçince bütün sosyal hayattan uzaklaşır. Frank ise onu geri almak için abalar.

İzleyin derim. **/ Yönetmen: Marc Webb Senaryo: Tom Flynn Oyuncular: Chris EvansMckenna GraceLindsay Duncan  https://www.imdb.com/title/tt4481414/

Thirteen (2003)

thirteenVallahi ilginç bir film Thirteen. Aslıda ilginç diyorum ama şu dönemde de oldukça yaşanılan bir durum karşımızda. Biz her ne kadar bu durumu millet olarak kendimize yakıştıramasaka şu an kapımızda olan bir durum. Peki bu konuda ne yapıyoruz o ayrı bir konu.

Filmde durağan bir sahne bile yok. Bu hareketli duruma bir süre sonra alışıyorsunuz ve aslında karakterlerin yaşadıkları dünyanın hızın sizde yaşamaya başlıyorsunuz. Filmin işlenişi oldukça iyi. Kurgu, diyaloglar sanki gündelik bir hayatı izliyormuşsunuz hissi veriyor size. Aynı şekilde oyunculuklarda oldukça başarılı. O kadar doğal ki tüm duyguları hissettiriyor size.

Tracy kendi halinde bir kızdır. Hep okulun en popüler kızı olmak ister. Bir gün okulun popüler kızı Evie ile arkadaş olur ve bütün hayatı değişir. O zamana kadar yapmayacağı şeyleri yapmaya başlar hep bu popülarite uğruna. Tabi filmin sonu malum. Ancak rahatsısız edici atmosferi iyi yansıtılmış bu film izlenmesi gerekenler arasında.

**** Yönetmen/Senaryo: Catherine Hardwicke Oyuncular:  Evan Rachel WoodHolly HunterNikki Reed https://www.imdb.com/title/tt0328538/

Zhuo yao ji (2015)

zhuo yao jiAslında bu filmin yönetmenini Shrek, Madagascar, Çizmeli Kedi gibi bir çok animasyon filminden tanıyormuşuz. Bu film ile kendi memleketinde animasyon ve gerçek karışık eğlenceli bir film yapmış Raman Hui. Tabi filmi sevmeniz için eski Çini ve hikayelerini sevmeniz gerekli.

Hikaye olarak fena değil. Yer yer süreklilikte sorunlar yaşansa da genel anlamda hikayeden kopmuyorsunuz. Eğlenceli zaman zaman da aşırıya kaçan görsellikleri ile de keyifli bir izlenim sunuyor.

İnsanlar kendi krallıklarında yaşarken, canavarlar da kendi krallıklarında yaşamaktadırlar. Birlikte yaşamalarının üzerinden o kadar geçmiştir ki insanlar artık anlatılanları bir efsane olarak görürler. Canavarlar diyarında ise bir insan ve bir canavarın çocuğu olan sevimli Wuba, hükümdar olacaktır ama peşinde onu istemeyen başka canavarlarda vardır. Canavarlar ülkesinden kaçıp insanlar ülkesine gelince burada da canavar avcıları tarafından yakalanmaya çalışılır. Bu esnada tabi eğlenceli bir macera çıkar ortaya.

Boş zamanınızda eğlenceli bir şeyler olsun isterseniz izleyebilirsiniz. *** Yönetmen: Raman Hui Senaryo: Alan Yuen Oyuncular: Baihe BaiBoran JingWu Jiang  https://www.imdb.com/title/tt3781476

Anon (2018)

anonİlginç konusuyla filmi beğendiğimi söylemeliyim. Ancak film çok daha iyi olacakken, yine Netflix’in klasik film hengamesine kapılmış ve tam olamamış. Konu güzel, işleniş fena değil ama kurguda bazı sıkıntılar var. Tabi filmin yönetmeni ve senaristi Andrew Niccol olunca insan biraz daha beklentiye giriyor. Filmin atmosferini beğendim ancak biraz daha eski İngiltere’den çıkıp günümüze yaklaşsaydı daha iyiydi. Film kendine bir atmosfer yaratmamış, eski ile yeniyi bağlarken de bazı uç noktaları bir araya getirmiş. Bu sebepten dolayı zaman zaman gözüme battı bu durum.

Aslında filmde bir kaç yıl sonra nereye geleceğimiz anlatıyor. Adete uysun diye bende kişisel verilerin korunumu hakkında bir şeyler yazıyorum ama hepsi boş. Olayda tam burada başlıyor Anon’da. Devlet güvenliği gerekçesiyle insanların tüm kişisel bilgileri paylaşılıyor. Bu bilgilerde erişime açık ve kaydediliyor. Yani özel diye bir şey yok. Bu şekilde suçlar en aza indirgenmiş.

Böyle bir dünyada cinayetler işlenmeye başlar ama kayıtlar bu durumu tespit edemez. Çünkü ölen insanların geçmişi izlendiğinde kendilerini ölürken görürler. Bu cinayetleri araştıran Sal Frieland’da oyunun bir parçası olmaya çalışır. Sonu sürpriz olmakla birlikte aslında daha iyi olabilecek, izledikten sonra da geleceğimizi sorgulamamıza yarayacak bir film.

*** Yönetmen / Senaryo: Andrew Niccol Oyunuclar: Clive OwenAfiya BennettMorgan Allen https://www.imdb.com/title/tt5397194/

Interlude (2004)

Animenin açılışı bana çok garip geldi. Karakterler bir sahnede monologa girerek gerçeklikle ilgili değişik şeyler anlatıyorlardı. Bu vesile ile de oturdum izledim. Sanki bana biraz karışık geldi konusu. Daha net toparlansa daha etkili olurmuş ama üstünden yıllar geçmiş. Aslında bu OVA serisi bir mangadan uyarlanmış ama çizerini kısacık arayıştan sonra bulamadım. Sonrasında oyun olarakta piyasaya sürülmüş.

Adını bilmediğimiz ana karakterimiz garip rüyalar gören bir ergendir. Sanki başka bir dünyaya da gidip gelmektedir. Ne olup bittiğine anlam vermeye çalışırken alternatif dünyada bir kızla tanışır. Bu kız bu dünyada yalnız yaşamaktadır. Karşısına çıkan tüm engellere rağmen kızla birlikte ne olup ne bittiğini araştırmaya başlar. Ancak aslında kızla bir araya gelmemesi gerekmektedir. Araştırmaya devam ettikçe yaşadıkları hayat hakkında inanılmaz şeyler öğrenir.

Gerçekliği sorgulatan biraz Inception vari demiyeyim çünkü bu anime daha büyük, onuna yakın bir konuya sahip bir anime. İzlenebilir. **/ Yönetmen: Tatsuya Nagamine Senarist: Akemi Omode Seslendirenler: Houko KuwashimaMami Kingetsu https://goo.gl/BMq9H5

Şahsiyet (2018)

ŞahsiyetŞahsiyet son dönemde izlediğim en iyi Türk dizileri arasında. Tabi bu gibi dizileri televizyonda görmek oldukça zor. O sebepten dolayı hala izlememişseniz buyurun Puhu Tv‘den izleyin. Emin olun ki hiç bir şey kaybetmeyecek üstüne üstlük kazanacaksınız. Şahsiyet nedir aslında öğreneceksiniz.

Dizi, hikayesi, senaryosu, müzikleri, oyunculukları; renkleri, açıları kısacası sinematografisiyle oldukça başarılı. İkinci sezon gelecek mi bilmiyorum ama şu haliyle bile bitse bence zirvede bırakmış olur. Dizinin bölüm süreleri yeterli, her bölüm iyi düşünülmüş iyi yazılmış, ayrıntılara dikkat edilmiş. Bilhassa diyaloglar üzerinde çok düşünülmüş. Tabi dizinin senaryosunu Hakan Günday’ın yazmış olduğunu belirtmem lazım. He ne kadar son bölümlere doğru biraz oldu bittiye getirip finali hızlandırıp keyfimi kaçırsa da vermek istediği mesajı dibine kadar vermiş.

Tabi dizinin son günlerin kanayan yarasını da konu yapması cabası. Ve bu konu öyle güzel işlenmiş mesajlar öyle güzel verilmiş ki her bölümde hayran kalıyorsunuz. Dizinin konusunu anlatmayacağım buyurun izleyin ama bir kaç replik alıntı yapmadan geçmeyeceğim.

“Adalet peşinde koşmak şahsi bir mesele değildir, bir şahsiyet meselesidir.” “Adalet ile hukuğu karıştırıyorsun, tabii hukuk varsa!”

Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. ****/** Yönetmen: Onur Saylak Senaryo: Hakan Günday Oyuncular: Haluk BilginerCansu DereMetin Akdülger

B: The Beginning (2016)

b beginningNetflix anime işine de el atmış ve izlediğim ilk animesi olan B: The Beginning ile de gönlüme taht kurmuş. Sanıyorum cümle biraz devrik oldu ama bu animeyi, hem konu, hem görsel hemde işleniş olarak oldukça beğendim. Polisiye bilim kurgu biraz iç içe girmiş olay örgüsü dikkatinizi azalttığınız bir bölümde hemen dağılabiliyor ama finale doğru çözülen soru işaretleri ile aslında birden çok bir kaç konu hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Animenin ikinci sezonu da gelecek gibi duruyor çünkü o şekilde bitti. Bakalım bekliyoruz.

Yapılan antik kazılar esnasında tanrı oldukları düşünülen yaratıkların fosilleri bulunur. Bu fosillerden elde ettikleri DNA’lar ile bu yaratıkları yeniden yaratırlar. Tabi ki askeri amaçlı. Bu türden oluşan bir grup hayatını kraliyetin yanında yer alarak düzeni sağlamaya adamıştır. Ama günün birinde cinayetler işlenmeye başlar. Kendini arşive kapatmış zeki polis memuru Keith bu olayı araştırmaya başlar ve bu cinayetlerin sıradan olmadığını anlar. Ve macera başlar.

Olay kurgusu merakta bırakan, hikayenin nereye gideceğini tahmin edemeyeceğiniz bir anime B: Beginning. İzleyin derim. **** Yaratıcı: Kazuto Nakazawa Seslendirenler: Hiroaki HirataHiroki TouchiAsami Seto

Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai

Bir süredir anime izlemiyordum. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım felaket dram yüklü, salya sümüklük anime var deyince ben de kayıtsız kalamamış ve izlemeye başlamıştım. Evet o animenin ismi Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai. Kısaca Ano Hana. İngilizcesi de Anohana: The Flower We Saw That Day.

Benim duygusuz anıma gelmiş olacak ki bu anime bende derin yaralar bırakmadı. Evet başarılı bir dramdı ama kesinlikle daha iyilerini izlemiştim. Yinede izlenmesi gereken başarılı animeler arasında Ano Hana. Okumaya devam et

30 sai no hoken taiiku

Bir süredir anime izlememiştim. Bunun eksikliğini hisseden bünyem vakit bulunca bir animeyi gömme ihtiyacı duydum. Araştırmalarım sonucunda da 30 sai no hoken taiiku’yu (Health and Physical Education for 30-Year-Olds) izlemeye karar verdim. Animenin kısaca konusu şu şekilde.

30 yaşına gelmiş Hayao Imagawa henüz hiç kimse ile birlikte olmamış bakir bir erkektir. Animeye göre 30 yaşına gelmiş bakir bir erkek için cennetten onun bekaretini kaybetmesine yardımcı olması için iki tane tanrı gönderilir. Bu tanrıların adı Daigoro ve Macaron’dur. Daigoro ve Macaron aslında iki kardeştirler. İkisi de Hayao’nun bekaretini kaybetmesi için ellerinden geleni yaparlar. Hatta kendilerini bile öne sunarlar. Hayao ise sevdiği kadınla birlikte olmak ister. Bu dakikadan sonra Daigoro ve Macaron onun kız ayarlamasına yardım eder. Okumaya devam et

Omoide no Mânî / When Marnie Was There / Marnie Oradayken

34. İstanbul Film Festivali başladı ve bende kaçırmamak için çabaladım. Tabi bir de sıkıştırılmış izleme seansları haricinde filmleri yazmakta var ki o da aryı bir durum. Neyse bu seneki ilk 34. İstanbul Film Festivali etiketindeki ilk açışış filmim Omoıde No Marnie (When Marnie Was There / Marnie Oradayken). Okumaya devam et