Kategori arşivi: B-movie

Smash Cut

2009 Kanada yapımı filmin yönetmen koltuğunda  var. Tabi yönetemeyen mi desem o kısımda tereddütteyim. İşin içine yönetmen girince birde senaryo olması lazım. Senaryo yazarı  ancak onun da bir senaryo yazdığı konusunda tereddütteyim.

Filmin afişine bakınca iki adet +18 ibaresi kana bulanmış hemşire kostümlü güzel bir hatun görünce, eh tabi elindeki kesilmiş iki eli de hesaba katınca, karşınıza fena bir bir film çıkmayacakmış gibi hissediyorsunuz. Birde filmin başında bir amca çıkıp bu “filmden sadece üç tane çekildi eşi benzeri yok” gibi laflar zırvalayınca iyice heyecan doluyor içiniz. Tabi başta belirtmem lazım ki, film B-Movie kıamında çekilmiş. Yada çekilmeye çalışılmış.
Okumaya devam et

Paranorman

Son dönemde izlediğim en başarılı zombi filmi diyebilirim Paranorman. Yalnız diğerlerinden biraz farkı var. Bu da filmin stop motion ve animasyon olarak çekilmesi. Yani animasyon olunca işin içinde biraz da komedi var. Yani karşımızda bir korku komedi var. Film, Coraline gibi başarılı bir stop motiona imza atmış Laika şirketi tarafından yapılmış.

Karakter mimikleri, mekanlar, ışık her şeyi mükemmel diyebilirim. Tam anlamıyla bu konuda dört dörtlük bir animasyon var karşımızda. İzlerken oldukça keyif aldım diyebilirim. Tabi animasyon olarak paranormal olayları görmek, korku ve komedi dozunun yerinde olması izlerken beni oldukça keyiflendirdi. Okumaya devam et

Ranpo jigoku

 

 

İfade etmesi zor bir film Ranpo jigoku. Bırakın benim ifade etmemi, kendini izleyiciye anlatması bile zor filmin. Herkese hitap etmeyecek cidden zor bir J-Korku var karşımızda. Aslında bu türe korku yakıştırmasını yapmak doğru değilmiş gibi geliyor bana. Uç sinemanın örneklerinden biri Ranpo jigoku. Başarılı bir örnek hemde.

 

Film ayrı yönetmenlerin elinden çıkmış, dört hikayeye dört ayrı yönetmen eşlik etmiş. Ancak bu dört hikaye birbirinden çokta farklı değil her hikaye birbiri ile iniltili. Hikaye ayrımlarında geçmeden filme biraz teknik açıdan bakmakta fayda var. Film görsel olarak oldukça başarılı. Her bir kare hesaplanmış özenilerek çekilmiş. Her bir hikayenin görüntü yönetmeni aynı mıdır emin değilim ama, her biri başarılı.

 

 

Kamera açıları bildiklerimizden aykırı. Köşelere yerleştirilmiş ve sadece belli bir kısmı gösteren görüntü kullanımı filmin gizemine uygun etki bırakıyor izleyicide. Gizemin dozunu biraz daha arttırıyor. Müzikler ve kullanım yerleri de aynı şekilde başarılı. Hikayelerin yönetmenleri farklı olmasına rağmen farklı elden çıkmış etkisi yaratmıyor insanın üstünde.

 

Filmin en etkileyici kısmı ise konusu. Japon Gore sinemasının etkilerini görüyoruz filmde. Bu vesile ile aslında hikayeleri yazan kişilerin ne kadar hastalıklı (!) oldukları konusu da kapımızı çalıyor. Dört hikayenin, dördünün de oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim ancak benim en sevdiğim hikaye son hikaye olan Kasei no unga.

 

 

Aslında filmin tüm hikayelerine baktığımızda anlatılan bir aşk var. Buna bir aşk filmi demek sorun olmaz. Filmde aşkın varlığını sürekli hissediyoruz. İlk giriş sekansından bitişine kadar. Zaten girişten filmin zor bir film olduğu kendini gösteriyor. İlk hikaye Kagami jigoku’da sevgilisi ile yaşadığı tartışma sonunda dozu biraz kaçırılıp öldürülmesi, Mushi’de kadınların güzellik düşkünlüğü ve  mükemmele ulaşmaya çalışan bir erkeğin onlar üzerindeki testleri, Imomushi’de ise savaştan gazi olarak dönen kocasının ellerini kollarını keserek yanından ayrılmaması için onu bir tırtıla çevirme hikayesi, son bölümde Kasei no unga’da ise asosyal bir kişiliğin aşkı anlatılmış.

 

Tüm hikayeler aşkı anlatırken yeniden doğma konusuna da ışık tutmuş. Her bir karakterimiz aslında diğer karakterleri yok ederken yada onların ölümü sayesinde beslenirken yeniden doğmaya çalışıyorlar.  Imomushi’de kocasının tırtıldan kelebeğe döneceğini düşünmesi, Kasei no unga’da ise sevdiği kadını öldürdükten sonra ona hayat vermesi gibi. Diğer iki hikayede başarılı ayna yapan adamın ermiş olduğunun hissettirilmesi gibi…

 

 

Kısaca özetlemek gerekirse, film görsellik, müzikler, kamera kullanımı, anlatım, kurgu ve hikaye açısından oldukça başarılı. Filme tahammül edip bazı sahnelerde midenizin bulanmadığı taktirde oldukça başarılı izlenebilecek bir film. Hatta bu film böyle bir aşk filmi olabileceğinin de kanıtı. Yani hayatta hiç bir şey güllük gülistanlık değil… Kesinlikle tavsiye ederim.

 

Yönetmen:

Akio Jissoji Kagami jigoku
Atsushi Kaneko Mushi
Hisayasu Sato Imomushi
Suguru Takeuchi Kasei no unga

 

Senaryo:

Rampo Edogawa
Atsushi Kaneko Mushi
Akio Satsukawa Kagami jigoku
Suguru Takeuchi Kasei no unga
Shirô Yumeno Imomushi

 

Oyuncular:

Tadanobu Asano Kogorô Akechi; Masaki,
Yûko Daike
Chisako Hara
Masami Horiuchi
Mikako Ichikawa

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0423034/

 

Nekeddo burâddo: Megyaku / Naked Blood

1995 yılında çekilip sinemada gösterime giremeden 1996 yılında ise video filmi olarak piyasaya çıkmış bir film Nekeddo burâddo: Megyaku. Film gore sahneleri sebebi ile adından çok bahsettirmiş ve Japon korku sineması kitaplarında yerini almış. Hisayasu Sato yönetmen koltuğunda. Diğer filmlerine baktığımızda da bu filmin parçalarını görüyoruz ancak bu filmde film ile oldukça tanınmış Hisayasu Sato.

Hisayasu Sato‘yu izlemek biraz yürek ister. Aslında yürekten çok mide iser desek yeridir. Genellikle cinsel sapkınlık, tecavüz, şiddet, sadizm ve işkence üzerine çektiği filmlerle görürüz kendisini. Bütün bu manyaklığını ellinin üstünde filmle bize göstermiştir. Ancak filmlerin bir çoğu video piyasasına hitap ettiği için dijital kopyalarını bulmak biraz zor. Ben de elimde olan bir kaç filmi ile birlikte açılışı bu filmle yaparak devamını getirmeye çalışacağım…

Hisayasu Sato filmleri genelde konu ve kurgu bakımından ahım şahım filmler değildir. Oldukça basit konu ve kurgularla bezelidir filmleri ancak filmlere yerleştirdiği gore sahneleri ve insanı rahatsız eden kareler filmin olmasına etkendir. Nekeddo burâddo: Megyaku’da da aynı özellikleri görüyoruz.

Bilim insanı olan bir çifttin oğlu olan Eiji babasının ölümünden sonra tavan arasında insanlara sonsuz mutluluk verecek bir sıvı hazırlamaktadır. Erken yaşta ölen babasına sevgisinden de bu geliştirmiş olduğu ilacın adına “My Son” adını verir. İlacın bittiğine emin olduktan sonra onu denemek için annesinin çalıştığı yere gider. Annesi ise bir kadınlar için bir ilaç üzerinde çalışmaktadır.

Kadın yeni geliştirdiği ilaç için üç kadın üzerinde test yapacaktır. Eiji bu durumu fırsat bilir ve geliştirmiş olduğu My Son’u bu üç kadının serumlarına enjekte eder ve denekleri gizli gizli izlemeye, kameraya almaya başlar.

Deneklerden biri Eiji’nin kendisini takip ettiğini fark eder ve onunla yakınlaşır. Kız onu evine götürür. Kız da uyku problemi vardır. Evinin içinde bir kaktüsle gözlük yardımı ile bir nevi kaktüs ile bütünleşir. Eiji de bunu dener. Bu sanki fantezilerine açılan bir kapı gibidir.

Zaman ilerledikçe kadınlar tuhaf davranmaya başlar. Biri eline ne geçerse vücuduna batırmaktadır. Diğeri ise vücudundan parçalar keserek yemektedir. Burada gözünü çatala batırıp yeme sahnesi akıllara kazınmaktadır.

Son olarak Eiji, arkadaş olduğu kızın evine gider ve burada My Son’u kendine de enjekte eder. Bu arada öğreniriz ki kız diğer iki deneğide öldürmüştür. Eiji ile beraber olduktan sonra onu da öldürür. Hatta Eiji’nin annesini de. Filmin finalinde Eiji’nin annesinin açık midesinin içine babasının girmesi de ilginç bir sahne.

Düşük bütçeli bir yapım Nekeddo burâddo: Megyaku. Sadece meraklılarının izleyebileceği ve tahammül edebileceği türden.

Yönetmen: Hisayasu Sato

Senarist: Taketoshi Watari

Oyuncular

Misa Aika
Rika Mikami
Yumika Hayashi
Gluttonous Woman
Mika Kirihara
Vain Woman
Sadao Abe
Eiji Kure
Masumi Nakao
Yuki Kure, Eiji’s mother
Tadashi Shiraishi
Eiji’s father
Seiya Hiramatsu
Eiji, the progeny

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0217679/

 

Alien vs. Ninja

Son dönem izlediğim B-movielerin içerisinde beni ziyadesi ile eğlendiren film Alien vs. Ninja. Öyle ki bazı sahneleri tekrar tekrar izledim. Bir sahneye gülerken bir diğerini kaçırmak beni bu sahneleri defalarca izlemeye itti. Film kendi çapında oldukça başarılı. Yönetmen ve senarist Seiji Chiba. Kendisini aklımda bir köşelere kazımış bulunmaktayım.

Gelelim filmimize. Alien vs. Ninja ilk dakikalarında çok fazla tat vermiyor. Ormanlık alanda ninjaların didişmesi ile başlıyor film. Doğrusunu söylemek gerekirse de, bu ninjalar öyle pekte göz dolduran ninjalar değil. Zaten filmde biraz da zaman sorunu var. Ninjalarımız öyle zırhlı mırhlı, deri pantalonlu geçmiş değil de sanki gelecek ninjaları gibi. Ancak çok az gördüğümüz köye de bakarsak geçmişte geçen bir film Alien vs. Ninja. Neyse bu duruma pek takılmıyorum.

Ninjalarımız düşman ninjalarla didişirken gökyüzünden bir ateş topu ormana düşer. Ninjaların başı bunun sebebini bulması için bizim ninja ekibini gönderir. Ninjalar ortalığı kolaçan ederken kendilerinden çok hızlı bir şeyle karşılaşırlar. Ekibin yarısını bu yaratık telef etmiştir. Geriye kalanlar ise bu yaratıktan intikam almaya çalışır.

Bu arada yaratığımız, hava, kara, su demeden her yerde yaşayabilmektedir. Yaratığın anlatmakla tarif edilmeyecek bir şekli vardır. Godzillla, alien, insan karışımı bir şeydir yaratığımız. Kolu koptuğuna onu yapıştırabilmektedir, ancak kan yerine de pembe, jölemsi bir şey akmaktadır. Bir de her yere soktuğu çok fonksiyonlu kuyruğu bulunmakta.

Film buraya kadar sıkıcı giderken Rin’in mağrada yaratıkla dövüştüğü sahne ile birden patlama oluyor. Bu dakikadan sonra aksiyonun dibine vuruluyor tabiri caiz ise. Tabi komedinin de. Rin’in yaratıkla olan dövüşü kesinlikle izlenmeli. Rin her ne kadar dövüşme taraftarı olsa da yaratığın buna pek taraftar olduğunu göremiyoruz.

Filmde bir diğer kopma noktası ise, yaratık tarafından kaçırılan bir grup ninjamızın içine küçük uzaylı yaratıkların girip onları kontrol etmesi. Burada dönüşüme uğramış ninjaların birden bire dövüşü kesip, “you mother fucker” ile başlayıp “fuck you” ile tavan yapan performansları taktire şayan. Ninijalarımız bunların nereden geldiğini düşünürken yönetmenin bu şekilde bir göndermede bulunması çok güzel.

Bu küçük ayin sonunda ninjalarımız arkadaşlarının içinde bu yaratıkların olduğunu görürler ve onları çıkarmaya başlarlar ki o nasıl bir çıkarmadır anlatılmaz. Bu arada içeriden çıkan yaratıklar oldukça sevimli çocukların sıkınca vik vik ses çıkartan oyuncakları gibi.

Tabi iyice sinirlenen ninjalarımız final dövüşü yapmaya hazırlanırlar. Final dövüşü ise yaratıkla Yamata arasında olur. Bu öyle bir dövüştür ki her şey mubahtır. Yaratık ustaca kılıç, katana kullanır dövüş sanatlarına bek bir aşinadır. Eh Yamata’nın ondan aşağı kalır yanı da yoktur. Isırmak dahil her şeyi yapar. Bu arada Yüzlerce belkide binlerce metre yükseklikten iki ayak üstünde düşer.

Sonuç olarak ninjalarımız kazanır ancak filmin devam edebileceği yönünde de ip uçları verilmiş. Boş vakitte gülmek için kesinlikle izlemeniz gereken bir film Alien vs. Ninja. Bir çok komedi filmiyim diye geçinen filmden çok daha komik.

Yönetmen – Senarist: Seiji Chiba

Oyuncular:

Mika Hijii  Rin
Ben Hiura  Yamata
Shûji Kashiwabara
Masanori Mimoto
Yûki Ogoe
Donpei Tsuchihira

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1592503/

http://en.wikipedia.org/wiki/Alien_vs_Ninja