B-Gore 10: Derdinize bin dert daha: Üç Süpermen Olimpiyatlarda

Gündem o kadar yoğun ki ben bu gündem yapıcıların konu bulmaktaki ustalıklarını hayranlıkla izliyorum. Aslında bu konuda bir atölye açsalar da biz de katılıp onların engin bilgilerinden faydalanarak ufkumuzu genişletsek. Oysa, kendimi evime kilitleyip dışarıda olan bitenle ilgilenmediğim zamanlarda hayatımdaki tek aksiyon tuvalete gidiş, pardon evin odaları içerisinde gezinişlerim. Hangi odada ne şekil yatsam düşünceleri haricinde aklıma gelen ekstra bir şey yok maalesef. Düşüncelerim bembeyaz bir sayfa resmen. Tabii bu kadar boş kafayla insanın en iyi yaptığı şey, uyumak, uyumak ve yine uyumak. Eh benim de yaptığım farklı değil haliyle. Sona ebleh ebleh ortalıkta dolaşıyorum. Baktım günler, haftalar ve hatta aylar bu miskinlikle geçiyor, “olmaz böyle” dedim ve kendime bir dert edinme çabasına giriştim. Bir şeyler bulmalıydım ve onun üzerine kafa yormalıydım. Tabii bir de bu miskinliğin içinden sıyrılıp bir B Filmi yazısı da yetiştirmem gerekiyordu. Birçok düşünce ve yeni atılımlarım sonuçsuz kalırken, o zaman ben mi bir B hikaye …

Hititya: Madalyonun Sırrı

Türkiye’de çocuk filmi bulmak biraz zor. Hani vakti zamanında yapılan Ayşecik, Ömercik’leri saymazsak. Tabi onlar da çocuk filmi düşüncesinde mi yapılmış o ayrı konu. Hititya: Madalyonun Sırrı hem fantastik hem de çocuk filmi. Filmin yönetmen koltuğunda Ulaş Cihan Şimşek, Cengiz Deveci var. Filmin senaryosunu ise Thomas Brückner, Filiz Zincidi beraber yazmış. Gerçi senaryo için pek uğraştıklarını düşünmüyorum.

Kilink İstanbul’da

Kilink serisinin şüphesiz en meşhur filmlerinden olan Kilink İstanbul’da Kilink efsanesini son filmi. Tabi son filmin adı itibariyle “peki Kilink daha önce neredeydi?” diye bir soru sorabilirsiniz lakin orası biraz muallakta. Filmin senaryosu Çetin İnanç, yönetmenliği ise Yılmaz Atadeniz‘e ait.

filmsel dalgalanmalar… Gölge Oyunu – Stuck – X Files: I Want To Believe

Efendim ruhiyet-i halim belirsiz bir şekilde bilgisayarda o siteden bu siteye dolanıyorum. Dün geceden beri taktığım Moon River yine fonda. Bazen herkese olur, plağın iğnesi bir milim öteye geçmez takılır kalır. Şimdi ise CD çiziktir “de de de de” “dı dı dı dı” gibi böyle takrarlı sesler çıkarır. Velhasıl asıl anlatmak istediğim sürekli yerimde saydığım. Az önce Türk Sinema tarihinin en iyi filmi olarak gördüğüm Yavuz Turgul‘un Gölge Oyunu‘nu sanıyorum onuncu izleyişimdi. Of bu film yine sarstı beni. Şimdi, ne gerçek, ne hayal; var mıyız, yok muyuz? Soru işaretleri. Elbette bunları sormayı bıraktım yıılar önce. Acı çekebiliyorsak varız diyorum kıt aklımın erdiğice ve çekiyoruz, istesekte istemesekte. Gülüşlerimizin ardında bile bir hüzün. Sürekli kahkahaların ardına saklanan. Sustum. Bu halde ne yazılabilirki. Gözlerimde Şener Şen ve Şevket Altuğ‘un mükemmel oyunculukları hala devam etmekte. O iki karakterin sıcak dostlukları. Ama bir perde kapandı, şimdi kendi filmimizde var olma zamanı. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t= golge+oyunu&kw=&a=&all=&v=&p=2 Şimdi izlememeniz …

Back to Top