B-Gore 5: Kütüphaneci Bayandan Az Kullanılmış Motorlu Testere: Chainsaw Sally

Kitap kokusu kadar güzel bir şey yok. Yenisinin ayrı, eskisinin ayrı bir kokusu var. Her ne kadar son zamanlarda ortaya çıkan e-kitap zımbırtıları alanı kaplamış olsa da dokunup koklayabildiğin – içimden yiyebildiğin demek de geçti nedense – kitapların olması ne güzel. Gerçi bu e-kitap bizim memlekette pek tutmadı, sanıyorum kaderi matbaa gibi olacak. Yıllar sonra tarihçiler ülkeye e-kitap neden gelmedi diye araştırmalara koyulup bazı varsayımlarda bulunacaklar. Onlara kolaylık yapayım. Arkadaşlar biz kağıt olanı da okumuyoruz ki? Tabii e-kitaplara bu kadar salladıktan sonra bu yazıyı e-dergi için yazıyor olmam tam bir ironi. Durun ya başa sarıyorum söylediklerimi unutun. E-kitap candır gerisi… Acaba onların da bir kütüphanecisi var mıdır? Baytlar arasında dolanan bir tip? Tron geldi aklıma şimdi ne alakaysa… İşin dijital tarafında bir kütüphaneci var mıdır, bilmem ama sizi temiz, nezih cefakar kütüphanecimiz Sally Diamon ile tanıştırmak istiyorum. Gündüz kütüphaneci, gece motorlu testere uzmanı. Hepsi küçük kardeşi Ruby’nin sıhhati için. Chainsaw …

Kiseijuu / Kiseijuu: Kanketsuhen

Yine korku filmi izlemeyi düşünürken uzun zamandır Japon filmi izlemediğimi fark etmemle hem Japon hem korku olsun arayışımda Kiseijuu’yu yani bilinen adıyla Parasyte’ı buldum. Aslında Kiseijuu Hitoshi Iwaaki‘nin Kodansha‘dan çıkan bir mangası. 2014 – 2015 yıllarında da Kenichi Shimizu tarafından animeye uyarlanarak televizyonlarda yerini almış. Ben anime arayışı içerisinde Kiseijuu’yu görmüştüm ama kasmasın diye izlememiştim. Lakin hata yaptığımı anladım. Her neyse. Bizim konumuz ise 2014 ve 2015 yıllarında Takashi Yamazaki‘nin çektiği film. Bu iki filmi aynı anda değerlendirmemin sebebi, aslında iki filmin birbiri ile bağlantılı bir olması. Yani ilk filmde bir şeyler olup bitiyor da ikinci filmde başka şey oluyor değil hikayenin tamamı iki bölüme ayrılmış. Bunun sebebi Amerikan sinemasında rastladığımız gişe açgözlülüğü değil, hikayenin ayrıntılarının es geçilmek istememesi olarak görüyorum. Bu arada sanıyorum mangaya sağdık kalınarak öyle çok fazla aksiyona girip bir kahraman oluşturma davasına gidilmemiş.

Dabbe 6

bazı yerler filmi izlemeyenler için çok acayip bilgiler verebilir…. Yine bir Dabbe’de karşı karşıyayız. Türkiye’nin en soluklu devam filmi olan -üstüne üstlük korku- Dabbe, yine karşılaşılmamış bir şey yapıp karşımıza 160 dakikalık bir filmle çıkmış. Tabi biz aksiyon filmlerinden bu süreye alışkınız ama bir korku filmi için bu süre sanki fazla gibi. Yine de bu süre izlerken beni çok sıkmadı gibi. Nihayetinde olaylar kısır döngüye girerken filmin yönetmeni Hasan Karacadağ farklı bir teknikle çözüme gitmeye çalışmış. Şimdi yönetmenin filmlerini zevkle takip ettiğimi yeri geldiğinde de eleştirdiğimi beni okuyanlar bilir. Tabi bu film içinde gördüklerimi yazacağım. Serinin en uzun filmi olan Dabbe 6 için aslında genel olarak Karacadağ’ın bir şeyler oturttuğunu söyleyebilirim. Ama bu seri ne kadar devam edecek merak ediyorum. Ben artık Dabbe’nin ayyuka çıkması bir kıyametin hazırlanması taraftarıyım. Belki bu filmler onun için hazırlık oluyordur. Doğrusunu söylemek gerekirse her film gelişerek gidiyor.

Tusk / Mors Dişi

Yönetmen Kevin Smith‘in 2014 yapımı filmi Tusk. Filmin ilk dakikasından itiberen sizi çekiyor. Tabi bir de ters köşe yapma durumu var. Filmin ilk dakikalarında hiç aklıma bu şekilde çizgi çizip finali bu şekilde yapacağı gelmemişti. Tabi filmin finali bu şekilde mi olmalıydı biraz düşündüm sanki daha farklı bir son ya da bu son olmzsa daha iyi olur gibi geldi bana. Ama sonuçta yönetmen bu şekilde düşünmüş.

Fasshon heru

Uzun zamandır gore film izlemiyordum. Geçtiğimiz günlerde bu arayı kapatmak için gore film arayışlarına girdim ve karşıma Fasshon heru (Horny House of Horror) adlı film çıktı. Film IMDB’de 4.4 almış ve aslında bu gore diye tanımladığımız bir film için iyi bir puan. Çünkü pek bu türün meraklısı mevcut değil. Ben de buna güvenerek filmi izlemeye koyuldum.

The Beyond

Uluslar arası arena da The Beyond, 7 Doors of Death, L’au-delà gibi isimlerle tanınan 1981 yapımı Lucio Fulci filmi bu günkü konuğumuz. Böyle program sunar gibi blog yazmak nereden geldiyse aklıma o ayrı bir konu. Filmi yıllar yıllar öncesinde izlemiştim. Ne yalan söyleyeyim o zamanki yaş ve görüşe göre film beni baya etkilemiş, germişti. Korkutmuştu demiyorum, zaten o dönemler ottan boktan korktuğumuz dönemler. Bu filmde dönem itibari ile aklımda kalmışlar arasındaydı.

Hanger

Film 2009 yılında video filmi olarak piyasaya çıkmış. Filmin yönetmeni ise Ryan Nicholson. Ryan Nicholson ise bir çok dizide karşımıza makyaj departmanında çıkmış. Yani bu filminde plastik makyajları aynı isme ait. Zaten film bu makyajlardan başka bir şey içermiyor. Filmi izledikten sonra bu film hangi amaçla izlenir diye bir araştırma yaptım ve aslında bu türün de çok meraklısı olduğunu gördüm. hatta plotdigger.com sitesinde bu tarz filmler bolca mevcut. Fiyatları da çok ucuz değil. Biz dönelim filmimize. Filmin pek bir hikayesi yok. Hikaye ile bağlı olarak pek bir anlamı da yok. Filmi özetlemek gerekirse, karanlık, abuk makyaj, garip diyaloglar ve erotizm diyebiliriz. Film öyle dağınık ilerliyor ki bir şeylere anlam veremiyorsunuz. Zaten bir yerden sonra anlam vermeye de çalışmıyorsunuz.

Back to Top