karantina döneminde izle(me)yebileceğiniz 5 içerik

Biz karantina bitecek derken yeni yeni formüllerle yeni yeni karantinalar geliyor. Aslında ben iç dökme günü deyip bu konuda biraz sallayacaktım ama meğer film günüymüş. Öyle ki hayatımızda çok bir şey değişmeyeceği için bu iç dökme olayını sonraki haftaya saklamaya karar verdim. Sanıyorum iktidar değişene kadar bu karantina devam edecek. Biz bu güzel günleri de evde geçireceğiz. Ah bir de zorunlu verilen izinler var ya sırf günlerimizi harcayalım diye. Neyse moralimizi mümkün olduğunca yüksek tutuyor ve film ve dizilerimize geçiyoruz. Şimdi diyeceğim ki size boş verin bunları, bunlarla vakit kaybedeceğinize kendinizle vakit geçirin diye ama olmayacak. Hani imam durumuna düşmek istemem. Neyse hadi başlayalım. Zaten bunları yazmak baya uzun sürüyor. The Haunting: Bly Malikânesi Netflix’de yayınlanan dizi The Haunting of Hill House’un aslında ikinci sezonu. Dizi antoloji serisi gibi olunca izliyorsunuz siz de. Tabi birinci sezon kadar iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk sezon biraz daha korku ağırlıklı giderken bu sezon tamamen …

Karantina döneminde izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz on içerik 2. Bölüm (Not:Netflix içermez -1)

Seriye devam edeyim ama bu sefer içinde Netflix içerikleri olmasın istedim. Zaten onlar her yerde. arada farklı platformlara da değinmek lazım değil mi? Anlamadığım Netflix nasıl bu kadar ailemizin içine girdi, bizden oldu. Çok ilginç değil mi? Bazı şeyleri çabuk benimserken bazılarını reddediyoruz. Mesela neyi mi reddediyoruz? İnsan eşitliğini, hayvan haklarını, doğayı yok etmemeyi.Sosyal mesajımı da verdikten sonra buyurun başlığın ana konusuna geçiş yapalım. Bu arda blogta yazı formatını değiştirsem mi diyorum ama bilemedim. Buranında kendine özgü 15 yıllık bir geçmişi ve karakteri var. Artık neyse o olsun… The Thinning Şimdi biliyorsunuz ki Acun tarafından Exxen diye bir platform yaratıldı ve kullanıma sunuldu. İşte bu dizi de orada değil Youtube Orginal’da. O zaman niye böyle giriş yaptın derseniz, asıl mesele Exxen’in de Youtube Orginal gibi hareket etmeye çalışması yani Youtuber’lara iş yaptırması. Bu filmde adam Youtuber çok takipçisi var diye yapılmış filmlerden birisi. Öyle demeyin Google kullanıcıları %81 oranın da …

buralarda yokken izlediklerim

Yazılacak filmler o kadar birikmiş ki yapacak onlarca işin arasında bunu da yapmak oldukça zor oluyor. Güya güz başında film izleme olayına ara verecek vaktimin çoğunu yazmaya adayacaktım. Lakin o da olmadı. Bir değişiklik şart ama nasıl olacak bilmiyorum. Neyse filmlere geçelim öyle çok uzatmak istemiyorum anlatımları ama bakalım. Zaten bir çok izleneni kaybettim. Distorted (2018) Film hakkında aslında aklımda bir şey kalmamış. Hem de John Cusack, Christina Ricci gibi isimler filmde olmasına rağmen. Film klasik bir konu olmamasına rağmen o kadar klasik işlenmiş ki öyle akılda kalıcı bir yeri yok. Yüksek güvenlikli bir eve taşınan Lauren burada garip şeylerin döndüğünü fark eder. Ancak eşi bu durumu onun psikolojik bozukluğa verir ancak işin gerçek boyutu da vardır. Burada ki insanlar bir şekilde kontrol edilmektedirler. İzlenmese hiç bir şey kaybedilmeyecek bir film. ** Yönetmen: Rob W. King Oyuncular:  Christina Ricci, Brendan Fletcher, Vicellous Shannon Senaryo: Arne Olsen https://www.imdb.com/title/tt6143850/ Welcome the Stranger (2018) Ne izlediğim konusunda pek bir fikir sahibi …

buralarda yokken izlediklerim

Two Pigeons (2017) Farklı konusuyla dikkatimi çeken bir film oldu Two Pigeons. Aslında bir korku filmiymiş edasıyla başladım filmi izlemeye çünkü her yerde tür olarak bu şekilde belirtilmiş ancak yanından bile geçmiyor. Eh tabi film süresi boyunca korkmayı bekliyorsunuz o ayrı. Film psikolojik bir film ve sisin de psikolojinizi bozmaya yetiyor. Oyunculuklar fena değildi. Kurguda havada kalan bir çok şey vardı. Mesela evdeki cılız karakter ve aslında bunu güvercinler ile nasıl bağdaştırırız meselesi aklımı kurcaladı. Eminim ki bir şeylere dayanıyordur. Durun yoksa aslıda iki kişinin de aynı kişi olduğundan mu bahsediyor.Yoksa kötü talih mi? İlginç bir kara komedi örneğiydi film. Genç emlakçı yalnız ya yaşamaktadır. Ancak o evde olmadığı süre içerisinde evinde yaşayan başka bir adam vardır. O evde yokken saklandığı yerden çıkar ve evin keyfini sürer. Bir gün emlakçının kız arkadaşı Ona taşınınca durum garip bir hal alır. Ve garip şeyler olmaya başlar. Farklı ve bence izlenebilir bir film. …

buralarda yokken izlediklerim

3G – A Killer Connection (2013) Çokta esprisi olmayan Hint korkusu açlığım gidermek maksadıyla izlediğim bir film 3G – A Killer Connection. Hikaye, kurgu oldukça basit. Oyunculuklarda aynı şekilde. Zaten aldığı puanlardan da belli filmin ne olduğu. Film bir adamın sevgilisini öldürmesi ile başlıyor. Akabinde ana karakterlere geçiyor hikaye. Sheena sevgilisi Sam ile bilikte tatile gider. Burada Sam telefonunu denize düşürür ve ikinci el bir telefon alır. Ancak geceleri bilinmeyen bir numaradan çağrı, mesaj, video almaya başlar. Önce birilerinin dalga geçtiğini düşünür ama sonra kendisinde değişiklikler olduğunu fark eder. Bu durumu Sheena da fark etmiştir. İkisi telefonun eski sahibini araştırmaya başlarlar ve onu delirmiş halde bulurlar. Araştırma devam ettikçe bir ruhun telefonun içinde olduğunu anlarlar ve ondan kurtulmaya çalışırlar. İzlenmesine çok gerek olmayan ancak Sheena rolündeki Sonal Chauhan için katlanılabilir bir film. Hemcinslerim açısından söyleyeyim. Tabi diğer çocukta Hint yakışıklısıydı ama biraz odundu. / Yönetmen – Senaryo: Sheershak Anand, Shantanu Ray Chhibber Oyuncular: Neil Nitin Mukesh, Sonal Chauhan, Mrinalini …

buralarda yokken izlediklerim

Ölümlü Dünya (2018) Film hakkında neler desem bilmiyorum. Film tamamen karmaşalar barındırıyor kendi içinde de izleyici tarafında da. Aslında beklediğimden daha farklı bir film çıktı. İzlerken keyif aldığımı da gizlemeyeceğim. Tabi filmin en büyük başarısı bence oyunculuklardı. O konuda bir şey diyemeyeceğim. Karakterler başarılı bir şekilde çizilmiş. Filmin senaryosunda olması gerektiği gibi absürt. Bu çerçevede de iyi kalıyor. Senaryoya baktığımızda aslında havada olun cevaplanması gereken oldukça soru var. Senaryo da oldukça kalabalık bir ekip tarafından yazılmış. Hissettiğim sanki her oyuncu kendi karakterini yazmış. Burada da en baskın karakter Feyyaz Yiğit’in karakteri olmuş. Zaman zaman monolog derecesine varacak sahnelerle baş başa kalıyoruz. Sanki filmin en göze batan kısmı bu. Filmde oldukça fazla küfür var. Şahsi görüşümü sorarsanız bence olması gerektiği kadardı. Yani bu tarz bir filmde olması gayet doğaldı. Senaryoyu biraz daha yatırırsak, oldukça güzel ve etkileyici giriş yapıyor. Daha ilk dakikadan ters köşe yapması filmin sonrasında nelerle karşılaşacağınızın hayalini kurduruyor …

Buralarda yokken izlediklerim

A.I.C.O.: Incarnation (2018) Netflix animelerinden biri A.I.C.O.: Incarnation. Oldukça da ilginç bir konuya sahip. Hikaye biraz daha ayrıntıya girebilir miydi bilmiyorum ama ufak tefek kurguda eksiklikler var gibi geldi. Hikaye 2035 yılında geçiyor. Yapay yaşam formu araştırması yaparken “patlama” denen bir olay yaşanır ve “Madde” adı verilen bir organizma şehrin büyük kısmına yayılır ve bir çok insanın ölmesine sebep olur. Madde zaman zaman aktif hale gelse de genelde kontrol altındadır. 15 yaşındaki Aiko’da bu patlamada ailesini kaybetmiştir. Bir süre sonra ailesinin bu patlamanın merkezinde olduğunu öğrenir ve oraya doğru yola çıkar. Bu esnada kendisinin de yapay bir madde olduğunu öğrenir. Oldukça ilginç İzlenebilir bir anime. **** Yönetmen: Kazuya Murata, Senaryo: Yuuichi Nomura https://myanimelist.net/anime/36039/AICO__Incarnation Dark Crimes (2016) Filmin oyuncuları arasında Jim Carrey‘i görünce birde konusu suç olunca izlemeden edemedim filmi. Ancak filmin beklediğim gibi çıkmadığını da satırlarımın başında belirtmeliyim. Evet oyunculuklar, kadro iyiydi ama film o kadar yavaş akıyor ve kurguda da sıkıntılar vardı ki …

Back to Top