Sisily 2km (시실리2Km)

Geçtiğimiz günlerde Goddess Artemis tekrar aklıma getirmişti bu filmi. (şurada da yazmıştı hatta) Hazır şöyle hafta sonuna da zevkli bir şekilde ulaşmışken filmi tekrar izleyeyim dedim.  Filmi Sin Jeong-won (신정원) yönetmiş senaryo ise, Hwang In-ho (황인호)‘ya ait. Film komedi korku türünde adlandırılmış ama komedi yönü daha ağır basıyor tabii ki. Uzak doğunun tüm korku klişelerinden esinlenerek yapılmış bir film ama o dalga geçen Amerikan filmleri gibi değil. Gayet tutarlı ve dayanaklı kareler ve senaryoyla karşımıza çıkıyor. Suk-tae azılı bir gangsterdir. Ortağı Yang-e yi oyuna getirip dolandırarak elmaslarla birlikte kaçmıştır. Suk-tae arabayla kaçarken Sisily 2km tabelasını gördüğünde sigarasını içmektedir. Daha sonra karşısına kırmızı üzeirnde “dikkat! ölümlü kaza” yazan bir tabela belirir. O esnada Suk-tae yolda beliren bir şeye çarpmamak için, direksiyonu kırar ve yoldan çıkarak ormana girer. Bir süre ilerledikten sonra arabası bir ağaca çarparak durur. Bundan sonra yoluna yüreyerek devam edecektir. Karşısına tekrar Sisily 2km tabelası çıkar. Bir süre yürüdükten …

Legent Of Duo レジェンド・オブ・デュオ

Legent Of Duo’yu Koichi Kikuchi yönetmiş. Anime hakkında ayrıntılı bir bilgi vermek zor. Çünkü 5’er dakikalık 12 bölümden oluşup sadece ana iki karakterin düyaloglarından oluşmakta. konusu kısaca şöyle. Yıllar sonra insanlara bir hastalık bulaşmıştır ve bu hastalık insan türünü yok etmektedir. bu duruma dayanamayan Duo adlı vampir insanların bu hastalığını çözüm olan bir ilaç açıklar. Bu ilaç ise vampir kanıdır. Bunu duyan insanlar kanı için vampir avlamaya başlarlar. Öyle ki özel vampir avcıları da ortaya çıkmıştır. Vampirler büyük bir endişe içersindedir. Vampir konseyi Duo’nun bu açıklamasından sonra onu hain ilen eder ve peğine öldürmesi için Zieg ‘i gönderir.Zieg ise Duo’unun en yakın arkadaşı ve hocasıdır. Zieg, Duo’nun neden böyle birşey yaptığını sorgulamaya başlar. Anime bu iki kişinin diyaloğları doğrultusunda gelişir… Linkler: http://www.animenewsnetwork.com/encyclopedia/anime.php?id=4600  http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=1691 http://www.animeacademy.com/finalrevdisplay.php?id=545

Uidoli, Woetoli, 외톨이, Alone, Yalnız

Her ne kadar literatürde korku / gerilim filmi olarak geçse de aslında gerilimden ibaret Uidoli. Öyle ki filmi dikkatli izlenmiş gerekiyor. Kurgu itibariyle akıllıca gizlenmiş parçacıklardan ibaret. Neyin nasıl olduğunun farkına varmıyorsunuz. Hatta film bittiğinde bile aklınızda soru işaretleri kalıyor. Bu soru işaretleri aklıma “acaba havada kalmış bir senaryo mu?” sorusunu getiriyor. Bazı bölümler sanki bilerek izleyiciye bırakılmış. Film yönetmen Park Jae-Shik‘in ikl filmi. İlk filminin senaristliğini de kendisi yapmış. Şöyle bir tepeden baktığımda başarısız oldğunu da söyleyemem. Ancak bir üst paragrafta da belirttiğim gibi bazı soru işaretleri de arkasında bırakıyor (ya da ben anlayamadım). Film aslında Hikikomori Hastalığı (1) üstüne kurulmuş ve bu doğrultuda izleyiciyi de yönlendiriyor. Filmi genel olarak ele aldığımda filmin, Hikikomori hastalığı ile bir ilgisi olup olmadığı konusunda tereddütteyim. Yani şunu söyleyebilirim ki, senaryoda bana bazı açıklar ver gibi geldi. Hoş, hangi korku filminde açıklar yok ki diye solabilir senaryo kaylaşımını kapatabiliriz.  Park Jae-Shik‘in ilk filmi …

Hana-Kimi (Hana Zakari No Kimitachi E, 花ざかりの君たちへ, Yakışıklılar Cenneti), Coma (코마, Koma).

bu gün film konusunda biraz karasız kaldım. aslında aklımda dizi var hem de iki tane. ikisinin hakkında kararsız kaldım desem daha iyi aslında. birisi japon dizisi olan Hana-Kimi (Hana Zakari No Kimitachi E, 花ざかりの君たちへ, Yakışıklılar Cenneti), diğeri ise bini kore dizisi olan Coma (코마, Koma).

filmsel dalgalanmalar… Gölge Oyunu – Stuck – X Files: I Want To Believe

Efendim ruhiyet-i halim belirsiz bir şekilde bilgisayarda o siteden bu siteye dolanıyorum. Dün geceden beri taktığım Moon River yine fonda. Bazen herkese olur, plağın iğnesi bir milim öteye geçmez takılır kalır. Şimdi ise CD çiziktir “de de de de” “dı dı dı dı” gibi böyle takrarlı sesler çıkarır. Velhasıl asıl anlatmak istediğim sürekli yerimde saydığım. Az önce Türk Sinema tarihinin en iyi filmi olarak gördüğüm Yavuz Turgul‘un Gölge Oyunu‘nu sanıyorum onuncu izleyişimdi. Of bu film yine sarstı beni. Şimdi, ne gerçek, ne hayal; var mıyız, yok muyuz? Soru işaretleri. Elbette bunları sormayı bıraktım yıılar önce. Acı çekebiliyorsak varız diyorum kıt aklımın erdiğice ve çekiyoruz, istesekte istemesekte. Gülüşlerimizin ardında bile bir hüzün. Sürekli kahkahaların ardına saklanan. Sustum. Bu halde ne yazılabilirki. Gözlerimde Şener Şen ve Şevket Altuğ‘un mükemmel oyunculukları hala devam etmekte. O iki karakterin sıcak dostlukları. Ama bir perde kapandı, şimdi kendi filmimizde var olma zamanı. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t= golge+oyunu&kw=&a=&all=&v=&p=2 Şimdi izlememeniz …

Back to Top