The Bay

2012 yapımı filmin yönetmen koltuğunda usta isim Barry Levinson var. Filmi sevdiğimi belirtmekle beraber aslında bunun sebebi yönetmenin bazı şeylere dikkat çekmek istemesinden kaynaklı olduğunu söylemeliyim. Genel olarak baktığımda ise bazı kopukluklar olduğunu gördüm. Yönetmen mockumentary (kurmaca belgesel) yapmış ancak bazı bölümleri biraz abartmış gibi. Anlam veremediğim bir çok sahne vardı filmde. Aslında bu filmi bir yerden ne nasıl anlatmalıyım diye düşünüyorum. Hikaye bir körfez kasabasında geçmekte. Yazın konumu nedeniyle tatil beldesi olarak kullanılan bu kasaba tavuk üretiminde de üst sıralardadır. Tabi bu tavuk çiftlikleri atıklarını bu körfeze boşaltmaktadırlar. Tavuk üretim çiftliklerinde yapılan seri üretim ve tavukların çabuk büyümesi için verilen antibiyotikler suya karışarak aslında tatlı suda yaşayan balık kenelerinin de evrimleşerek kısa zamanda büyümesine ve de tuzlu suda yaşamasına da olanak sağlamıştır.

V/H/S

Yakın zamanda ikincisi vizyona girecek olan (girmişte olabilir) ve devamının da geleceğini düşündüğüm. Buluntu türünde bir film V/H/S. Eski filmlerden de bildiğimiz derleme 6 hikayeden oluşuyor film. Bu 6 film ayrı bir hikaye içerisinde de yer alıyor. Yani film içinde film diyebiliriz V/H/S için. Peki neden filmin adı V/H/S onuda bilemedim. Sadece filmlerin VHS’ye kayıtlı olmasından kaynaklı sanırım. Yoksa 6 ayrı filmde de ayrı ayrı kameralar kullanılmış. Filmlere tek tek değineceğim ama biraz film hakkındaki rivayetlere değineyim. Film hakkında “öldüren film” diye haber yapılmış. Sundance Film Festivali’ndeki gösteriminde iki kişi görüntülerden rahatsız salonu terk etmişler ve bu kişiler salondan kaçıp giderken rahatsızlanmışlar. Kalp krizi geçirenler, felç geçirenler ardı arkası kesilmemiş. Ben burada merak ediyorum bu izleyenlerin psikolojilerini. Neyin kafasındalar acaba. Ben filmde öyle çıldıracak delirecek yada kriz geçirecek bir şey görmedim.

Noroi

2005 yapımı başarılı bir Japon korku filmi Noroi. Yönetmen koltuğunda ise Kôji Shiraishi var. Kôji Shiraishi’nin bir özelliği de dönemin popüler filmlerini iyi analiz etmesi ve bununla birlikte başarılı yapımlar ortaya çıkarması. Noroi aktüel kamera kullanımı sayesinde The Blair Witch Project’ten etkilenirken,Gurotesuku ile Saw serisinden etkilenmiş. Tabi bu etkileşimler oldukça başarılı. Noroi belgesel tadında çekilmiş. Kurgusu oldukça başarılı. Ufak tefek noksanlar dışında kesinlikle başarılı bir kurmaca belgesel. Hikaye Masafumi Kobayashi etrafında dönüyor. Filmin ilk başlangıcında Kobayashi hakkında bir bilgilendirilme yapılıyor. Kobayashi doğa üstü olayları araştıran bir gazetecidir. Hazırladığı son belgeselden sonra evi yanmış ve bu yangında karısı yanarak ölmüştür. Kobayashi iste yanan evde bulunamamış polis kayıp ilanı vermiştir. Daha sonra film Kobayashi’nin son hazırladığı Lanet isimli belgesele döner. Kobayashi, Junko Ishii hakkındaki bir kadının kötü güçleri olduğunu düşünmesi sebebi ile araştırmalara başlar. Kadınla konuşmak ister ama kadın onu kovar. Hakkında komşularından bilgi alır. Ancak kadının hakkında bilgi veren tüm komşuları bir süre sonra ölmektedir.

Karadedeler Olayı

    Bir çoğumuz doğduğumuz yerlerde cin, peri hikayeleri duymuşuzdur. Tabi bu Anadolu da daha da yaygın. Eh biraz da Karadenize uzanınca adım attığınız köy size onlarca cin hikayesi anlatır. Sanıyorum Müslüman ve Anadolulu bir toplum olarak en tırstığımız şey cin. Tabi elde böyle bir kaynak varken Türk sinemasında ya da hikaye ve romanlarında cinlerin geçmemesi imkansız. Ancak bir de şu var ki, bu gibi hikayelerle  doğmuş büyümüş bir topluma siz abuk sabuk hikayelerle gelirseniz bu iş yürümez.   O üç harflilerin adını anma demekle zaten onlardan ne kadar korktuğumuzu belli ediyoruz ama bir korku filmi çekipte sadece korkutmak için “cin” derseniz bu biraz aptalca oluyor. Bu izleyiciyi de aptal yerine koymak oluyor. Karadedeler Olayı’ında da karşılaştığımız şey bu. Biz adını söyledik, yanınıza geliyorlar korkun olayı…     Öncelikle bu konu Türkiye’de daha önce denenmemiş olan The Blair Witch Project, Paranormal Activity gibi bir yapım gibi karşımıza çıkıyorsa hikayenizin ve sahnelerinizin daha iyi olması gerekli ki seyirciyi filme adapte …

The Last Exorcism / Son Ayin

Yanlış pazarlamaya kurban gitmiş bir film The Last Exorcism. Fragmanı izlediğinizde bir korku filmi ile karşılaşacağınızı düşünüyorsunuz. Eh haklı olarakta filmin karşısına bu güdülerle oturuyorsunuz. Ancak film, dinin kullanılması ve bunun üzerinden para kazanılmasını, muhafazakarlığı ve dindeki batıl inanışları eleştiriyor. Aslında bunu da başarılı bir şekilde yapıyor. Filmi biraz daha rutinleştiren artık hemen hemen her korku filminde gördüğümüz al kamerayı omzuna çekim tekniği. Film tek kamera ile olanı biteni belgesel kıvamında anlatmaya çalışmış. Aslında film için kurmaca belgesel diyebiliriz. Filmi bu türe yakıştırmamın sebebi, hikayenin de bu yönde ilerlemesi. Cotton Marcus aile mesleği olarak gördüğü vaizlik ve pederlik işinden artık sıkılmıştır. Tanrıyı ve inancı da sorgulamaya başlamıştır. Aslında bunların bir kurgudan ibaret olduğunu düşünmektedir. Aslında onun yaptığı insanların istediğini vermek. Cotton Marcus şeytan çıkarma ayinleri de düzenlemektedir. Bunların uydurmadan ibaret olduğunu aslında şeytan yada melek gibi şeylerin olmadığını anlatır. Bu anlatma hikayesi ise şöyle. Cotton Marcus televizyon kanalından gelen belgeselcilere şeytan çıkarmak ve inanç hakkında düşündüklerini …

The Fourth Kind

The Fourth Kind mockumentary tarzı bir film. Mockumentary’i Türkçe’ye çevirmek gerekirse, kurmaca belgesel belgesel diyebiliriz buna. Yani yalancı belgesel. Olmayan bir şeyi olmuş gibi gösterip bunun belgeselini yapmak anlamına geliyor. Bir kaç sene önce bizde bu tarzla haşır neşir olmuş kısa bir film yapmıştık. Reklamımızı da yapalım 🙂 Aslında son dönemde bu tarz filmler piyasa da çoğalmaya başlamışken bu tarza ilişkin, bir kategori açsak fena olmayacak ve değerlendirmeyi de bu tarzlar arasına seçmek vacip oldu. Tarz hakkında bir kaç örnek vereyim de okuyucunun aklında bazı fikirler belirsin. Borat, Paranormal Activity, The Blair Witch Project… Gelelim filmimize… Baş rolde Milla Jovovich oynuyor. Zaten onun oynaması filmi izlememiz için ekstra bir sebep. Film başında insanları biraz daha hikayenin içine sokmak için Mila hikaye hakkında bir anlatım yapıyor. Bu da film hakkındaki beklentimizi biraz daha büyütüyor. Filmin bir belgesel olduğunu, Dr Abbey Tyler’ın kayıtlarından bu filmi uyarladıklarını anlatıyor. Film boyunca biri gerçek, biri …

District 9 / Yasak Bölge 9

Yapımcılığını Peter Jackson‘ın yaptığı District 9’un senaristi ve yönetmeni Neill Blomkamp. Neill Blomkamp ismini “Smallville” ve “Dark Angel” dizilerinin 3D animatörü olarak tanıyoruz. Bu kez kendisi yönetmenlik koltuşuna oturmuş. Film belgesel gibi çekilme özelliği barındırdığından bu filme aslında mockumentary (kurmaca belgesel) diyebiliriz.Zaten Peter Jackson bu konuya pekte uzak bir yönetmen sayılmaz. Gerek konu, gerek anlatım, gerekse özel efekt olarak başarılı bulduğum bir film. Bilim kurgular içinde daha şimdiden ayrı bir yer edindiği kesin. Bundan 30 yıl önce uzaylıların uzay gemisi, dünyaya gelmiş ve gezegene sığınmışlardır. Kendilerine özel bir bölge verilmiştir. Gün geçtikçe dünyaya daha da alışan uzaylılar artık sosyal olmaya azınlık problemleri çıkarmaya başlarlar. Bunun üzerine dünya halkı bundan rahatsız olur ve onların uzaklaştırılmasını ister. Bu iş içinde özel bir şirket olan Multi National Unite’ı tutarlar. Multi National Unite uzaylıların teknolojilerini inceleyen güçlü bir şirkettir. Ancak uzaylıların teknolojilerini kullanmak içinde uzaylıların genetiğine sahip olmak gerekmektedir. Uzaylıların tahliyesi işin başa Wikus …

Back to Top