Kategori arşivi: Müzikal

Stage Fright

2014 yapımı filmin yönetmen koltuğunda  Jerome Sable var. Film IMDB’de 5,2 gibi bir puan almış. Tabi bu bende merak uyandırdı ve filmin başına bir hevesle geçtim. Ne yalan söyleyeyim film hevesim kursağımda kaldı. Film müzikal korku. Müzikal olması benim için hiç bir sorun teşkil etmezken film ne müzikal olarak gözümü doldurdu ne de korku olarak. Okumaya devam et

Taare Zameen Par

Uzun zamandır Hint filmlerine yer vermezken hasretimi 2007 yapımı başarılı bir film olan Taare Zameen Par ile sonlandırdım. Filmin yapımcısı ve yönetmeni ünlü isim  . Tabi IMDB’ye göre  Aamir Khan’a yönetmenlik denemesinde yardımcı olan filmin senaristi  olmuş. Tabi Hint filmi olunca senaryo için ayrı, diyaloglar için ayrı, müzikler için ayrı yazar tutmak zorunda kalıyorsunuz. Taare Zameen Par’da klasik Hint filmlerinden geride kalmamış ve süresini 165 dakika tutmuş.

Bu süre içerisinde Hint filmi meraklılarını hayal kırıklığına uğratacak ama filmde meşhur danslardan yok. Anca yinede akışı seri tutmak için bol bol müzik var. Söylerken dans etmemişler sadece. Ben filmi çok başarılı buldum. Hikayesi ile özdeşleşmem kısmende olsa karakterin yaşadıkları ile ortak noktalar gözetmem, filmi daha iyi algılamamı sağladı. Bu anlamda bence film çeşitli uyarlamaları yapılacak kapasitede bir film. Okumaya devam et

Project X

Film hakkında hiç bir araştırma yapmadan izlemeye koyulduğumu bildirmeliyim. Project X ismini ve ilk afişini gördüğümde filmin bilim kurgu olduğunu düşünmeye başladım (nedendir bilmiyorum karanlıkta yatan bir  çocuk ve filmin adı bana bunu çağrıştırdı). Ne yalan söyleyeyim bu maksatla da oturup filmi izledim. Ancak film beni her şeyi ile yanılttı. Öncelikle aktüel kamera ile çekilen bir filmde karşılaştım. Ardında bir kaç ergenin konuşmasıyla filmin bir genç içerikli bilim kurgu olduğunu düşünmeye başladım.

Filmin ilk dakikaları ergen diyalogları ilerlerken onların yapacakları parti muhabbeti ile ben hala parti esnasında uzaylıların istila edeceği yahut farklı bir şeyler olacağı hayali içerisindeydim. Ben merakla filmde neler olup biteceğinin hayalini kurup ilerleyen dakikalar bana istediğimiz vermezken yavaş yavaş hayal kırıklığı içerisine girmeye başladım. Tabi uzayan parti hazırlıkları da buna dahildi. Okumaya devam et

Jaane Tu… Ya Jaane Na

Son dönemde izlediğim ve sıkıldığım nadir Hint filmlerinden diyebilirim Jaane Tu… Ya Jaane Na için. Film romantik komedi olmakla birlikte belkide romantizmin dozunun ergen seviyesinde tutulması beni böyle bir düşünceye, böyle bir sıkıntıya itti. Filmin 155 dakikalık uzun süresi ve sonuca bağlanamayıp kendini tekrar etmeye başlayan hikayesi ziyadesi ile gerdi beni.

Bu uzun sürede dile dolanacak müziklerin olmaması, komedi unsurunun da az olmaması bunları tetikleyen unsurlardandı. Filmin ve filmdeki kişilerin yaşantılarının Hint – Amerikan olduğunu görüyoruz ancak bu tam olarak yansıtılamamış. Bununla birlikte Amerikan vari çekilen romantik komediye Hint motifleri tam anlamıyla yedirilememiş. Okumaya devam et

The Artist

 

 

84. Oscar Ödül Töreninde, En İyi Film, En iyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kostüm Tasarımı ve En İyi Müzik dallarında Oscar ödülü alan film iddialı bir yapım olduğunu ortaya koyuyor. Oscar öncesi de film zaten en büyük adaylardan biriydi. Adaylara baktığımızda ise en büyük rakibi Hugo ile aynı özellikleri taşıdığını görüyoruz. Ancak bu The Artsist’in en iyi film olduğunu kanıtlamıyor bize. Oscar jürisinin yaş ortalamasının yüksek olduğunu düşünürsek böyle bir filme bu denli çok ödül vermelerini yadsımıyorum.

 

Yönetmen Michel Hazanavicius için siyah beyaz ve sessiz bir film çekme fikri aslında büyük bir risk. Ancak filmin getirisinin de olacağı kesin bir şeydi. Filmi günümüz filmleri ile kıyasladığımızda aslında konu ve kurgu bakımından çok özellikli bir film görmüyoruz. Eski siyah beyaz, sessiz filmler ile kıyasladığımızda ise, Oscar alacak kapasitede bir film olduğunu da düşünmüyorum. En iyi müzik dalında aldığı ödül tam anlamıyla isabetli olmuş. Ancak kostüm konusunda Hugo’da aynı standartlardaydı. Filmin oyunculukları iyiydi. En iyi erkek oyuncu ödülünü alması olası bir şeydi. Ancak bu filme En İyi Erkek oyuncu ödülü veriyorsanız pek ala en iyi kadın ve en iyi yardımcı oyuncular ödülünü de verebilirdiniz.

 

En iyi oyunculardan biri de filmdeki köpekti. Keinslikle Oscar'lık bir performans sergiledi.

 

Film aslında iyi bir yönetime sahip değil. Evet yönetmenin filmde bir iki buluşu göz dolduruyor. Sessiz filmin birden seslenmesi ve bu sesi sadece ana karakterin duyması güzel bir enstantane. Bu bağlamda izlediğim diğer filmlere kıyasla en iyi yönetmen ödülünü almasını yadırgamıyorum. Ancak ödül verilebilir miydi o da tartışılır. Filmin en iyi film olması ise tartışılır. Sessiz ve siyah beyaz film olması haricinde filmin bir özelliği yoktu. Yani bence en iyi film ödülünü alabilecek kapasitede bir film değildi. Fransız yapımı bir filmin bu denli çok ödülle dönmesi, Fransa’nın Hollywood’a bir jesti, Hollywood’un ise verdiği ödüller bu jestin karşılığı olarak görüyorum.

 

Bérénice Bejo'un oyunculuğu biraz göz ardı edilmiş gibi...

 

Film oldukça akıcı ilerliyor. Ancak bu filmin renkli ve sesli olduğunu düşünürsek bir çok izleyicinin filmin yarısında salonu terk edeceğini düşünüyorum. Filmin siyah beyaz ve sessiz olması insan üzerindeki merak seviyesini arttırıyor. Hikayedeki sesli film dönemine geçişte ben filmin sesleneceğini umut ederek, merakla izledim. Bunun sinyalleri de verildi ufak tefek, ancak tam anlamıyla beklediğim olmadı. Filmin bu kadar akıcı ve insanı sıkmamasının sebebi, artık işitsel ve görsel sinemaya açılmış insanların biraz daha düşünmeye itilerek merak içinde filmi izlemeleri. Eminim ki bu filmden sonra eski siyah beyaz filmlerin izlenme oranı daha dar artmıştır.

 

Film George Valentin adında ünlü bir oyuncunun hayatını anlatıyor. Bu şahıs genç Peppy Miller adlı bir oyuncu ile tesadüfen tanışır. Onun yükselmesine de küçük bir katkı sağlar. Peppy Miller ise George Valentin’in hayranıdır. O dönem film şirketleri sesli film çekmeye başlamıştır. George Valentin sesli film işine karşı çıkar. İzleyicileri sesini duyduklarında onu istemeyeceklerini düşünürler. Bu arada Peppy Miller sesli filmlerde oynamaktadır ve büyük bir üne kavuşmuştur. George Valentin elinde avucunda ne varsa satar ve yeni bir sessiz film yapar. Ancak sesli filmlerin yanında, sessiz filmi hiç gişe yapmaz. Baş parasız kalır. Küçük bir evde yaşamaya başlar. Sonunda intihara teşebbüs eder ve evini yakar.

 

George Valentin’i Peppy Miller kurtarır ve evine alır. İyileşene kadar ona bakar. Ancak George Valentin, Peppy’nin eski eşyalarını aldığını öğrenince evi terk eder. Peppy ile araları bozulur. Ancak hiç bir şey George Valentin’in düşündüğü gibi değildi. Filmin konusunun kısa özeti ise bu şekilde.

 

 

Filmin müzikleri başarılı. Teknolojinin kol gezdiği filmlere kıyasla sade bir film var karşımızda. Eğer son dönem filmlerin şaşasından sıkıldıysanız The Artist iyi bir seçim. Hayır alsında bu şekilde çekilmişi bu filmden daha iyi yüzlerce film bulabilirsiniz eğer maksadınız, sessiz ve iyi bir film izlemekse. Ancak gündemi de takip ederim havamı da ayarım diyorsanız izleyin derim.

 

Yönetmen – Senaryo: Michel Hazanavicius

 

Oyuncular:

Jean Dujardin
George Valentin
Bérénice Bejo
Peppy Miller
John Goodman
Al Zimmer
James Cromwell
Clifton
Penelope Ann Miller
Doris
Missi Pyle
Constance

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1655442/

http://www.warnerbros.fr/the-artist-8385.html