TRON: LEGACY / Tanıtım

Malum Pardus kullanıyorum yakın takipçilerim  (şayet varsa) bilirler. Geçtiğimiz günlerde yeğenim gelmiş ve ona oyun arama çabaları içerisinde Pardus’un paket yöneticisinde Tron’u bulmuşum. Oyun 1982 yapımı olan filmde kullanılmış grafiklerin bire bir kullanılması ile oluşuyoırdu.. Pek şaşırdım ne yapacağımı afalladım. Bir Torn hatırlıyordum eskilerden kalma ama hayal meyal. O zaman küçük bir araştırma yaptım. Evet Tron bizim Tron o hayal meyal hatırladığım filmi ile birlikte. Bu gün ise posta kutumda kimden geldiği belirsiz bir posta gördüm. Aynen şöyle; Merhaba, 28 Ocak 2011’de Türkiye’de vizyona girecek olan yeni filmimiz Tron Efsanesi’ne blogunuzda yer verebilirseniz çok seviniriz. Filmin yeni fragmanını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz. Bülten ve görselleri ise ekte bulabilirsiniz. https://filegen.com/getfile/?FB7E3AE Teşekküler Tabi bu yazdığım ilk tanıtım değil. Ancak diğer blogta yer vermiştim. Düşündüm taşındım madem sinema burada olsun dedim ve ayrı bir bölüm oluşturmaya karar verdim. Hayırlı olsun. Tron : Legacy hakkında tanıtım yazısını ekliyorum bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Ve yukarıdaki linkten de …

Prince of Persia: The Sands of Time

Prince Of Persia efsanesini duymayan yoktur. 1989 yılında Jordan Mechner ailesi ile birlikte bu oyunu türetmiş ve döneme göre mükemmel grafikler ve insan hareketlerine birebir benzeyen karekterleri ile oyun dünyasında çığır açmıştı. Sonrasında gelen Tomb Raider bundan etkilenmiştir. İlk devrim niyeliği taşıyan bu oyun yine bir ilki yapmış ve 1999 yılında 3D olarak piyasaya sunulmuştur. Ancak bu bekleneni vermemiştir. Böyle köklü bir oyun, 2003 yılında Ubisoft firmasına geçmiş yine zorluğu ve grafikleri ile gönüllerde taht kurmuştur ki eskilerden beri oynadığım yegane oyunlardandır… Tabi oyundan bahsetmeyeceğim. Bahsetmek istediğim film ama nasıl girişi ilklerle ve güzelliklerle bilinen oyunları ile yapmak istedim…Aslında acım film için aynı şeyi söyleyemeyecek olmam. Tamam belki bir çok filmden iyi olmuş ama tatmin edici bir film değil… Sahneler direkt kesilmiş. Aksiyon sahnelerindeki kamera hızı baş döndürüyor. Baş söndürüyor derken ciddi ciddi baş döndürüyor. Onun dışında aslında filmi eleştirecek fazla bir şey yok.Kostümler ve oyuncular iyiydi. Tek kafama takılan …

Ayıp Ettik “Cinselliğin Keşfedilmemiş Tarihi”

Tiyatroya gidemiyoruz ancak DVDsi çıkan oyunları tekip etmeden de durmuyoruz. Bunlardan birisi de Ayıp Ettik. Kadrosunda iyi oyuncular bulunmakta ancak oyun bana beklediğim etkiyi veremedi. Biraz sönük kaldı. Düşünüyorum da acaba ekrandan kaynaklı mıydı, canlı izlesek daha mı iyi olurdu ama, çoğu oyunu zaten ekrandan izleyip sevmiştik… Oyun, cinsellik gibi çok ele alınmış bir o kadarda üstü kapalı kalmış konuya değiniyor. cinselliğin tarihi, sahneye taşınmış diyebiliriz… Tabi konu bu kadar irdelenmiş ve üstünde durulmuş bir konu olunca bir çok espri size sığ geliyor. Gülümseten bir kaç sahne dışında oyun gayet sıradan ve uslu bir şekilde devam ediyor. Birde dvd kurgusu çok baştan savma olmuş. Seste inmeler çıkmalar var. Madem piyasaya sunmayı düşünüyorlar biraz daha özenip bözenseler daha iyi olacakmış… Oyuna tekrar geri dönersek aklımda kalan tek sahne Baltacı Mehmet Paşa sahnesi… Genel olarak oyun insanları kahkahalara boğmuyor ancak vermek istediği mesajı yerine ulaştırıyor… Senaryo ve Yönetmen: Uğur Yağcıoğlu Oyuncular: Ece …

Lost

Nihayet final yapıldı. Peki finalde elimize ne geçti sormak lazım. Koskocaman bir hiç. Aslında beklemiyorum desem yalan olurdu ama altı senedir insanları sürükle, üstünden para kazan final olarak ilk okul çocuklarının yazabileceğinden daha berbat bir final yap… Zaten üçüncü sezondan sonra dağıtmaya başlamıştı ki dizi ben bu dönem izlemeye başladım. O da pek istekli olmadı. Başladık madem dedik ki şartlarda uygundu devam edelim. nitekim ettik. Dizinin başından itibaren, Jacob’s Ladder çakması olduğunu söyleyip durdum tabi, Jacob’s Ladder’ı büyük bir çoğunluk izlemediği için ne demek istediğimi anlayamadı. Aslında bunlar ölmüş ve o ölme arasında yaşanılanlar anlatılmaktaydı. Evet aslında, Lost’ta bu oldu ancak hikaye o kadar karışmıştı ki nasıl toplayacaklarını bilemediler. Bir final yapıldı herkes sevdiğine kavuştu ama diğer karakterler ne oldu? Dharma organizasyonuna ne oldu? Oradaki insanlar nereden çıktı ya da onlardan sonra yerleşen Benjamin karakteri onun koruduğu halkı, onları bulmaya gelenler, adayı arayan diğer insanlar… bu sayılacaklar uzatılabilir. Dizi ilk başlarda iyi …

Mucizeler Komedisi

Aslında buraya yazıp yazmama konusunda tereddütte kaldım. Bir tiyatro oyununu yazmalı mıyım diye düşündüm. Eh aslında oyunu sahnede izleseydim diğer bloga yazabilirdim ancak evde oturup izlemek sanki bu blogda yazılması gerektirdiğini düşündürdü bana. Neyse karmaşalarımı burada dallanıp budaklandırmayayım bari. Öncelikle şöyle bir giriş yapmalıyım ki Şevket Çoruh ve Özlem Tekin‘i şu oyunda kendini aşmış olarak gördüm. Hadi Şevket Çoruh’u anladım da Özlem Tekin’in performansı ilk deneyimine oranla takdir edilecek şekildeydi.tabi bu övgülere Şener Şen’i de eklemek lazım ki, onun geçmişinde sönük kalacak bir oyun Mucizeler Komedisi. Tabi es geçilmeyecek bir isim daha var ki o da Pamela Spence. Oyunu Kurtcebe Turgul kaleme almış. Oyunu sahneye koyan ise, Işıl Kasapoğlu. İlk bakışta başarılı olduğunu söyleyebilirim ama Türkiye şartları için. Şunu bir kez daha anladık ki müzikal bizimkiler için biraz zor iş. Hani oynamak değilde yazmak, yönetmek diyeyim. Buna rağmen dekor olsun oyunculuk olsun gayet başarılı. Hikaye cennette başlıyor. Melek kuvvetleri şeytanın, …

Back to Top