Kategori arşivi: Polisiye

buralarda yokken izlediklerim

Two Pigeons (2017)

two pigeonsFarklı konusuyla dikkatimi çeken bir film oldu Two Pigeons. Aslında bir korku filmiymiş edasıyla başladım filmi izlemeye çünkü her yerde tür olarak bu şekilde belirtilmiş ancak yanından bile geçmiyor. Eh tabi film süresi boyunca korkmayı bekliyorsunuz o ayrı. Film psikolojik bir film ve sisin de psikolojinizi bozmaya yetiyor.
Oyunculuklar fena değildi. Kurguda havada kalan bir çok şey vardı. Mesela evdeki cılız karakter ve aslında bunu güvercinler ile nasıl bağdaştırırız meselesi aklımı kurcaladı. Eminim ki bir şeylere dayanıyordur. Durun yoksa aslıda iki kişinin de aynı kişi olduğundan mu bahsediyor.Yoksa kötü talih mi? İlginç bir kara komedi örneğiydi film.
Genç emlakçı yalnız ya yaşamaktadır. Ancak o evde olmadığı süre içerisinde evinde yaşayan başka bir adam vardır. O evde yokken saklandığı yerden çıkar ve evin keyfini sürer. Bir gün emlakçının kız arkadaşı Ona taşınınca durum garip bir hal alır. Ve garip şeyler olmaya başlar.
Farklı ve bence izlenebilir bir film. Tavsiye ederim. **** Yönetmen – Senaryo: Dominic Bridges Oyuncular: Javier BotetMandeep DhillonMichael McKell https://www.imdb.com/title/tt5532370/

Avengers: Infinity War (2018)

avengers-infinity-warŞimdi bu film hakkında çok şey yazılabilir. O niye oldu bu niye oldu, kendi içindeki mantıksızlıklar ve soru işaretleri de dile getirilebilir. Bunların tamamı zaten diğer internet sitelerinde mevcut. Bende buraya bir yenisini eklemeyeceğim. Zaten çok fazla Marvel dünyası uzmanı eğilim. Ben baştan beri hepsini bir araya toplama konusunda tereddütteyim. Hadi topladınız da bu film ile bilikte bir biraz olsun sönük karakterleri öldürdünüz. IronMan sadece paraydı mesela o niye kaldı ayakta bu sublüminal bir mesaj mı?
Neyse filmin süresi bana çok uzun geldi. Zaman zaman sıkmadı değil. Yukarıda da belirttiğim gibi kendi içinde bazı kurgu , hikaye sıkıntıları vardı. O kadar izlemenin üzerine de bir sonraki bölümü beklemek canım canımı sıktı.
Film yine çok fazla yetişkine hitap etmiyordu. Tutturduk gidiyoruz halindeydi. Görsel anlamda tatmin olduğumu söyleyemeyeceğim zaman zaman cgiler kendini fazla belli ediyordu. Aksiyonu bol ama yenilik açısından fazla bir şey vermiyordu. Ve aklımda deli sorular. Neyse boş zamanda aksiyon olsun diye izlenebilir. **/ Yönetmen: Anthony RussoJoe Russo Senaryo: Christopher MarkusStephen McFeely Oyuncular:  Robert Downey Jr.Chris HemsworthMark Ruffalo  https://www.imdb.com/title/tt4154756/

The Maze Runner (2014) – Maze Runner: The Scorch Trials (2015) – Maze Runner: The Death Cure (2018)

maze runnerSeriyi genel olarak değerlendireceğim. Son filmi listeler arasında görünce ilk iki filmi izlemediğimi hissettim. Nasıl olur derken ilk filmden başladım izlemeye. İlk film açıkçası bana daha güzel geldi. Bilmediğiniz bir dünyaya giriyor anlamaya çalışıyorsunuz. Aksiyonu iyi güzel. Gençler bir labirentin ortasında uyanır ne olduğunu bilemezler aralarına son katılan kararlı genç ise buradan kurtulmalarına vesile olur. Bu tanımaya çalıştığımız dünyada aksiyonu ile birlikte bana.
Ancak aksiyonu yerinde olsa da diğer iki filmden aynı keyfi aldığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü bilinmez dünya yerini klasik bir hikayeye bıraktı. İlerledikçe de karakterlere yüklenen misyon artık ezber bozmayan defalarca gördüğümüz bir hal almaya başladı. Keza son filmde öyle. Artık iç çatışmalar, insanların iki yüzlülüğü, klasik lider vasıfları derken modumu iyice düşürdü. Ancak aksiyon konusunda yine tatmin ediciydi. Bu konuda şikayetim yok.
İkinci ve üçüncü film arasındaki süre neden bu kadar uzamış o konuda da pek fikrim yok. Evet yaşanan olaylar farklıydı ama görsel ve aksiyon anlamında da yeni bir şey kaymıyordu. Yönetim ise oldukça sıradandı. Sadece çerezlik bir film olabilir. Tabi film roman uyarlamasıymış kitap nasıldı bilmiyorum ama bende iyi bir uyarlama olduğu izlenimi yaratmadı. **/ Yönetmen: Wes Ball Senaryo:  T.S. NowlinJames Dashner (kitap) Oyuncular:  Dylan O’BrienKi Hong LeeKaya Scodelario https://www.imdb.com/title/tt4500922/

Upgrade (2018)

upgradeFilmin IMDB’deki yüksek puanına aldanıp beklentim yükseltmedim aslında iyi de yapmışım. Bu şekilde filmi keyifli bir şekilde izledim diyebilirim.. Film konu itibariyle oldukça ilgimi çekti. Aslında hiç işlenmemiş bir konu değildi ama ben bu konuların ölüsüne bile hayranım. Tabii filmin anlatımında bazı sıkıntılar vardı, ayrıntılara çok fazla girilmemiş, bu sebepten dolayı da filmin bilim kurgu diye nitelendireceğimiz kısmı havada kalmış. Film olayın sonucuna akabinde etik boyutuna daha fazla odaklanmıştı .Bu sebepten dolayı hikayenin omurgası olabilecek bölümlerin azlığı filminde tam anlamıyla gelişiminde sıkıntılar yaşanmasına sebep olmuş. Eğer bu sıkıntılar açılmış olsaydı karşımıza ileri ki yıllarda da hatırlanacak bir film çıkabilirdi. Tabii filmin Avustralya yapımı olması, bütçesinin düşük olması bu sıkıntıların nedeni de olabilir. Eğer Hollywood yapımı bir film olsaydı daha fazla alınıp bu sıkıntılar giderilebilirdi.
Yönetim açısından yeni bir şey yoktu pek fazla da sorun göremedim. Oyunculuklar da çok fena sayılmazdı. En azından filmden soğutmuyordu. Tüm bunlara rağmen film kendini izletiyor ve sorgulatıyor. Puana gelirsek puanın hakkını veriyor mu buna kısmen evet diyebilirim. Düşük bir bütçe çok da profesyonel olmayan oyuncularla çekilmiş bir film gözüyle bakarsak film beklenenden fazlasını oldukça veriyor.
Grey bir kaza yapar ve bu kaza sonucunda bir grup tarafından saldırıya uğrayarak karısını kaybeder.. Kendisi de felç olmuş boyundan aşağısı tutmamaktadır. Bir şirket patronu gelerek ona tüm sinir sistemini ayağa kaldıracak bir çipten bahseder. Grey ameliyat ile bu çipi vücuduna taktırır o günden sonra hareket etmeye ve eskisinden daha güçlü olmaya başlar. Hatta çip onunla konuşmaktadır. Çipin de yardımıyla kazaya sebep olanları araştırmaya başlar. Ancak çip kontrolü eline daha fazla geçirmeye başlar. Grey ise kendi vücudunda bir yabancı olmaya başlar ve işler karışır. İzlenebilir bir film Upgrade. */ Yönetmen – Senaryo: Leigh Whannell Oyuncular:  Logan Marshall-GreenMelanie VallejoSteve Danielsen https://www.imdb.com/title/tt6499752

Singwa hamkke: Ingwa yeon (2018)

sin-gwa_ham-kke_in-gwa_yeonKonu olarak baktığımızda film aslında birebir olarak Dante’nin İlahi Komedya‘sından esinlenmiş diyebiliriz. Bununla birlikte filmdeki alt karakterler Kore mitolojisindeki Tanrılara, yaratıklara ve efsanelere dayanıyor. Bu karakterler karakterler haricinde hemen hemen tüm kurgu, yapılan yolculuklar, İlahi Komedya’ya oldukça benziyor. Aslında film için İlahi Komedya’nın Kore yorumu diyebiliriz. Oyunculuklar oldukça başarılıydı filmin konusu da, kurgusu da başarılıydı diyebilirim. Ancak kurgu dedim ama burada biraz durmak lazım. Hikayenin genelindeki yargılamalar arasındaki geçişlerde bazı sıkıntılar vardı. Bu sıkıntılar sadece yeraltı dünyasındaki geçişlerde mevcuttu.. Sanki buralarda filmin süresi ile olaylar arasındaki koordinasyon tam olarak yapılamamıştı. Bazı sahneler oldukça yavaş, bazıları ise anlaşılmayacak kadar hızlı geçiyordu. Oyunculuklar iyiydi demiştim. Yönetim ve görsellik yenilikler getirmese de sena sayılmazdı.
Genç bir itfaiyeci yangın esnasında birini kurtarırken ölür ve öldüğünde kendisi seçilmiş insan olarak diğer dünyaya geçer. Burada 49 gün içerisinde mahkemeye çıkacak, yer altı tanrılarını dolaşacak ve bazı konularda yargılanacaktır. Mahkemeyi geçer ve suçsuz bulunursa direk realkarne olarak dünyaya geri dönecektir. Aksi takdirde ölerek diğer dünyadaki hayatına cezası neyse çekerek devam edecektir. Kendisine onu savunması için üç adet Melek atanır ve onlarla birlikte yeraltı tanrılarını kendini anlamaya başlar. Tabi bu iş bu iş kolay olmayacaktır. Tabi bu arada kahramanımız geride bıraktığı kardeşi ve annesi yüzünden oldukça üzgündür, bu esnada onlarla olan ilişkisini, o öldükten sonra ailesinin durumunu da görmüş oluruz. Seçimler, tercihler tüm hayatı bu duruşmalarda yüzüne vurulur.
Bence keyifli bir filmdi. **/ Yönetmen – Senaryo: Yong-hwa Kim –  Ho-min Ju (Çizgi Roman) Oyuncular:  Jung-woo HaJi-Hoon JuHyang-gi Kim https://www.imdb.com/title/tt8116428/

Ailecek Şaşkınız (2018)

ailecek şaşkınızKesinlikle tatmin etmeyen bir film olmuş Ailecek Şaşkınız. Aslında açık fazla beklenti ile de izlemeye filmi ama neden böyle oldu bilmiyorum. Basit bir konu, basit espriler, şaşırtmayan son. Hepsi bir arada olunca artık ekibin son dönemlerdeki durumundan şüphelenen etmeye başladım. Filmi izlerken zaman zaman neresinden espri çıkarsam da gülsem diye düşünmedim değil.
Birisi gösteriş düşkünü zengin diğeri ise onun yalakası arkadaşın başından geçenleri anlatıyor film. Tabi bu arkadaşlardan zengin olanı genç güzel başarılı idealist bir polise aşık olunca kendisi de değişmeye başlıyor. İtici lanet tip evrime uğruyor yani.
Bence izlemeye gerek yok.** Yönetmen – Senaryo: Selçuk Aydemir Oyuncular: Ahmet KuralMurat CemcirSaadet Aksoy https://www.imdb.com/title/tt7748426/

7 Splinters in Time (2018)

7 splinters in timeFilmin IMDB puanı oldukça düşük ama ben filmin konusunu beğendim diyebilirim. Ancak yine neden sonuç ilişkisi yoktu filmde. Yani bütüne baktığımızda bu olayın neden olduğu belli değildi. Tam anlamıyla bir sonuca bağlanmıyordu film.Tabi daha iyi bir ekip ve bütçeyle daha iyi olabilirdi ama elimizdeki hali tarzı ve çekim teknikler, hatta buna filmin renklerini de ekleyelim herkesin hoşuna gidecek türden değildi. Ama tüm bunların farklı olması bana kendini izlettirdi. Öyle çok iyi diyemeyeceğim ama bir çok filmden üst sıraya yerleştirebilirim bu filmi.
Bir polis memuru hafıza kaybı yaşadığı için işi bırakmak zorunda kalır. O esnada arkadaşları bir ceset bulur onu bu polis memuru sanarlar. Ancak o değil sanki ikizidir. Polis memuru kendine benzeyen bu adamın ölümünü araştırmaya başlar. Derken aynı kendisine benzeyen başka biri daha öldürülür ve bu durumu araştırmaya başlar. Derken kendisinden yedi tane bulur ve onların nereden çıktığını öğrenir.
Çizgi roman edası ile yapılmaya çalışılmış bir film. Muhtemelen beğenmezsiniz. **/* Yönetmen – Senaryo: Gabriel Judet-Weinshel Oyuncular: Emmanuelle ChriquiAl SapienzaAustin Pendleton https://www.imdb.com/title/tt1884378

Better Watch Out (2016)

better-watch-outFilmi izlerken sık sık aklıma We Need to Talk About Kevin geldi ancak oyunculuklar, yönetim, kurgu bakımından elbette bu filmin yanından geçmiyor. Hal böyle olunca ortalama bir film çıkıyor karşımıza. Hikaye de tam olarak temele oturtulmamış. Tam anlamıyla karakter gelişimlerini de göremediğimiz için biraz havada kalıyor. Ne yani kız ona evet deseydi bunların hiç biri olmayacak mıydı? Olmama ihtimaline karşı çocuk tüm bu planı yaptı. Şimdi konuyu anlatınca bir anlam verebileceksiniz önceki cümleye.
On iki yaşındaki çocuk ailesinin bir noel partisine gitmesi sebebiyle bakıcısıyla kalır. Çocuğun bize verilen kadarıyla uyurgezerlik sorunu vardır. Yıllardır bakıcılığını yapan kıza ise aşıktır. Baş başa kaldıklarında çocuk kıza açılır ve tabii ki red cevabı alır. Buna rağmen çocuk üsteler. Derken eve bir saldırı olur. İkisi bu saldırganla uğraşırken biraz yakınlaşma olur ama sonu gelmez.
Buradan sonra biraz filmi açığa çıkaracak ona göre devam edin. Kız tüm bu olayların çocuk ve arkadaşının kurgusu olduğunu anlar ancak iş düzeleceğine hepten karışır ve çocuk tarafından bağlanır şiddete uğrar hatta sonu ölüme kadar gider.
İzlenebilir ama belirtildiği gibi ne korkutan ne de heyecanlandıran bir film. *** Yönetmen: Chris Peckover Senaryo: Zack Kahn Oyuncular: Olivia DeJongeLevi MillerEd Oxenbould https://www.imdb.com/title/tt4443658/

Kelebekler (2018)

kelebeklerFilm Tolga Karaçelik’in yine ses getiren ve bir çok ödül sahibi olan son filmi. Aslında Sarmaşık gibi çok fazla gönderme yok filmde. Bu konuda oldukça düz işlenmiş diyebiliriz. Hikaye de aslında öyle abartılacak gibi değil. Ancak filmi iyi yapan şey, kurgusu ve oyunculukları. Belki bir de garip karakterleri.
Yıllardır birbirleri ve babaları ile görüşmemiş üç kardeşin hikayesini anlatıyor film. Günün birinde babaları arayınca son kez onu görmek için çıkarlar yola. Yol esnasında kardeşler birbirini tanırken biz de onları tanırız. Bu süreçte aile arasında ki suçlamaları, karakterlerin zor durumda kalınca olayları nasıl kendilerine yonttukları görürüz. Tüm bu gerçeklik ve karakter betimlemeleri ardına, eğlenceli karakterler ve göze batmayan absürtlükler de eklenince oldukça keyifli bir film olmuş. Yani film işin dramını yaparken sıkmıyor , mesajını veriyor ve aynı zamanda eğlendiriyor.
Filmde oyunculuklar oldukça iyi. İzlerken sanki muhabbetlerine katılmış gibi hissediyorsunuz ve her biri ile bir bağlantı kuruyorsunuz. Baktığınızda tüm karakterlerden bir şeyler bulabilirsiniz. Fazla söze gerek yok aslında izlemenizi tavsiye ederim. ****/* Yönetmen – Senaryo: Tolga Karaçelik Oyuncular:  Tolga TekinBartu KüçükçağlayanTuğçe Altuğ https://www.imdb.com/title/tt7318202/

buralarda yokken izlediklerim

3G – A Killer Connection (2013)

3g a killer connectionÇokta esprisi olmayan Hint korkusu açlığım gidermek maksadıyla izlediğim bir film 3G – A Killer Connection. Hikaye, kurgu oldukça basit. Oyunculuklarda aynı şekilde. Zaten aldığı puanlardan da belli filmin ne olduğu.

Film bir adamın sevgilisini öldürmesi ile başlıyor. Akabinde ana karakterlere geçiyor hikaye. Sheena sevgilisi Sam ile bilikte tatile gider. Burada Sam telefonunu denize düşürür ve ikinci el bir telefon alır. Ancak geceleri bilinmeyen bir numaradan çağrı, mesaj, video almaya başlar. Önce birilerinin dalga geçtiğini düşünür ama sonra kendisinde değişiklikler olduğunu fark eder. Bu durumu Sheena da fark etmiştir. İkisi telefonun eski sahibini araştırmaya başlarlar ve onu delirmiş halde bulurlar. Araştırma devam ettikçe bir ruhun telefonun içinde olduğunu anlarlar ve ondan kurtulmaya çalışırlar.

İzlenmesine çok gerek olmayan ancak Sheena rolündeki Sonal Chauhan için katlanılabilir bir film. Hemcinslerim açısından söyleyeyim. Tabi diğer çocukta Hint yakışıklısıydı ama biraz odundu. / Yönetmen – Senaryo: Sheershak AnandShantanu Ray Chhibber Oyuncular: Neil Nitin MukeshSonal ChauhanMrinalini Sharma https://www.imdb.com/title/tt2404519/

Pengabdi Setan (2017)

pengabdi setanEndonezya ağırlıklı olmak üzere Güney Kore ortak yapımı bir film Pengabdi Setan. İzleme sebeplerimden biri IMDB’de 7.4 gibi bir puan almış. Tabi bu puanı hak ediyor mu tartışılır ama çok kötü de bir film çıkmadı. Zaten film 1982 yapımı aynı isimle Sisworo Gautama Putra‘nın filminden uyarlanmış. Sanırım o süre zarfında biraz toparlamışlar filmi.

Endonezyalıların da Müslüman olduğunu hesaba katarsak onlar bizim gibi pek cinler ile uğraşmıyorlar. Tabii ki uğraştıkları filmlerde var ama her iki konuya da eşit değinmeye çalışıyorlar. Bizde ise şeytanlı film kaç tane var?

Filmin hikayesi oldukça basitti. Yani daha önce gördük. Senaryoda zaman zaman kopukluklar ve anlamsızlıklar vardı. Zaman konusunda sürekli tereddütte kaldım. Ne genel hikayenin geçtiği dönem tam anlamıyla belli, ne de olayların yaşandığı süreç bir zaman arasın. Korku sahnelerinin bir çoğu klişeydi. Atmosfer ve kültür farklılığı bu sahneleri zaman zaman çekici kılıyordu. Genel anlamdaysa korkuttuğunu söyleyemem. Tabi bu esnada oradaki adetleri de görmüş oluyoruz.

Film aslında bizde de arada sırada değinilen arada kalmışlığı anlatmış. Daha medeni bir aile profili onların başlarına gelen derken sosyal olarak dine yaklaşımlar da ele alınmış. Eski bir müzisyen olan kasın ani bir hastalığa tutulmuş ve yatalak haldedir. Çocukları ve kocası ona bakmaktadır. Günün birinde kadın ölür ve gömülür ancak gömüldükten bir süre sonra geri döner. Bu esnada biz de hikayeyi çözmeye çalışırız. Elbetteki dönmesinin bir sebebi vardır. Şimdi yazsam mı bilemedim. İzleyen olur belki.

Özetle meraklısı için izlenebilir bir film. Puanı yüksek diye aldanmayın. *** Yönetmen:  Joko Anwar Senaryo: Joko AnwarSisworo Gautama Putra Oyuncular: Bront PalaraeTara BasroEndy Arfian https://www.imdb.com/title/tt7076834/

Every Day (2018)

every dayFilmin konusunun bana değişik geldiğini söylemem lazım. Beni biraz iten kısım filmin çok fazla ergen olması. Ne bileyim böyle bir konuda biraz daha gizem, biraz daha gerçekçi ve sorgulayıcı bir şey bekliyorsunuz ama maalesef film bu bekleneni vermiyor ve klasik ergen filmi kıvamında ilerleyip bitiyor. Oysa üzerine çok beyin fırtınası yaratılabilirmiş. Bu haliyle filmin ana fikri ‘dış görünüş önemli değil gençler, önemli olan iç güzelliği’ olarak kalmış.

Tabi film ergen filmi olunca aradaki kuşak farkını da hesaba katarsak ben bunların ağzını burnunu kırarım demek istiyorum. Yok aslında bu filmde bunu çok az hissettim. Yine de ana kız karakterinizin bazı tavırları beni zıvanadan çıkardı. Lakin alışıyorsunuz izlerken.

Film doğduğundan beri sürekli başka biri olarak ve aynı yaşlarda uyanan birini anlatıyor. Yok aslında onu anlatsa iyi bir film olabilir. Bu arkadaş bir kıza aşık oluyor ve ona durumu anlatıyor. Derken ikisi güzel vakit geçirmeye başlıyor hemde sürekli başka biri olmasına rağmen. Kız için farklı bir deneyim tabi. Ama bu sürekli değişen abimiz ona asıl sevilecek şeyin beden olmadığını öğretiyor. Tabi burada bir soru daha. Sadece beden mi yaşı bildirir? Yani bizim değişken (hoşuma gitti bu böyle diye eğim) kaç yıldır böyle kendimi bilmiyor pekala acayip yaşlı da olabilir o zaman sübyancı mı oluyor? Yoksa kamuflaj karar vermekte yeterli mi? Film işte böyle değişik konularda dolaşacakken oldukça sığ ergen aşklarında yüzüyor maalesef.

Kurgu ve oyunculuklar fena değildi. Çekimlerde aynı şekilde ancak beni çok tatmin etti diyemem. Bu konuları seviyor ışık çaksın gerisini ben düşünürüm diyorsanız buyurun. *** Yönetmen: Michael Sucsy Senaryo:  Jesse AndrewsDavid Levithan Oyuncular: Angourie RiceJustice SmithDebby Ryan https://www.imdb.com/title/tt7026672/

Unsane (2018)

unsaneFilmin yönetmen koltuğunda başarılı bir isim var. Film geçtiğimiz iff’nde gösterilmişti ama gitme fırsatım olmamıştı. Gerçi son dönem de biraz mesafeliyim bu duruma neyse. Filmin en önemli özelliklerinden biri de iPhone ile çekilmiş olması. Tabi bu sadece sponsorluk açısından faydalı olmuş. Öyle iPhone ile çekilmiş dediysem de elimizdeki telefonla değil tabi ek donanımlar burada önemli. Madem teknik olarak başladık o şekilde devam edelim. Görsel olarak telefon ile çekilmesi bana ek bir duygu hissettirmedi. Sanki ışık biraz daha azdı ama bu bilinçli bir tercih olabilir. Birde görüntü kalitesi sanki günümüzü değil de daha eskileri anımsatıyordu. Bu sebepten dolayı filmin zamanı hakkında tereddütlere düştüm.

Fena bir hikaye yok karşımızda. Ancak filmde o kadar çok olay var ki zaman zaman ana hikaye nedir nasıl ilerleyecek sorusunu soruyorsunuz. Çünkü yan hikayeler direkt bağlantılı gitmiyor filmle. Tabi film gerilim olarak adlandırılırken asıl gerilim saplantı hali mi yoksa hastanelerin üzerimizdeki uyguladığı politikalar mı onu düşünüyorsunuz. Filmin kurgusu iyi yapılmış. Fazla karakter ve her karakterin konusuna odaklanmasına rağmen finalde pek fazla soru işareti kalmıyor aklınızda oldukça gerçekçi. Zaman zaman ise kimin haklı olduğu konusunda tereddüte düşüyorsunuz bu ikilem başarılı bir şekilde ve dozunda aktarılmış.

Oyunculuklar ise başarılı. Bilhassa ana karakter işi iyi kıvırmış. Oysa ilk dakikalarda karaktere pek ısınamamıştım. Gerçi çok sevecen olmayan itici bir karakterdi ama bu duyguyu iyi aktarmış oyuncu. Aslında tüm karakterler için aynı durum söz konusu. Bir türlü bağ bulamıyorsunuz. Kısaca kon ise şöyle:

Sawyer eski sevgilisi tarafından sürekli takip edilen ve şehir değiştirmek zorunda kalan bir kadındır. Yani bir şehirde yeni hayata başlar ama eski sevgilisini sürekli peşinde görür. Bunun için danışmanlık almak için bir hastaneye gider. Buradan çıkacağını düşünürken hastane onu isteği dışında alıkoyar. Sawyer burada da eski erkek arkadaşını görür ama kimseyi inandıramaz. Bu bahane ile hastane onu içeride daha fazla tutar.

Çok beklenti yükseltmeden izlenebilecek bir film. Zaman zaman sinir bozuyor ama çok fazla germiyor. **/ Yönetmen: Steven Soderbergh Senaryo: Jonathan BernsteinJames Greer Oyuncular: Claire FoyJoshua LeonardJay Pharoah

The Ashram (2018)

the ashramGezi ve gizem filmi olması sebebi ile filmi izledim. Ne yalan söyleyeyim afiş bana dikkat çekici geldi. Biraz ansiklopedik bilgi vermek gerekirse Ashram Hintçe’de “dünyanın çatısı” anlamına gelmekte. Aynı zamanda herkesten uzakta yan yana birer oda şeklinde kurulmuş yerlerde yaşayanlara da verilen isimmiş. Filmde zaten bu konuyu ele alıyor.

Jamie’nin beyninde beyin tümörü vardır ve yakın zamanda öleceğini söylemiştir doktorlar. Bu sebepten dolayı hayatını değiştirmiş, çok sevdiği kız arkadaşından üzülmesin diye ayrılmıştır. Bir gün kızdan mesaj alır ve bir daha ona ulaşamaz. Kız Hindistan’da olduğunu haber vermiştir. Jamie kız arkadaşını bulmak için yola çıkar. Gittiği yerlerde sorar soruşturur ve kız arkadaşının bir dağ eteğindeki bölgeye gelir. Burada elini yağını her şeyden çekmiş doğal yaşayan insanlar bulunmaktadır. Jamie kız arkadaşını ararken aslında içinde saklı duran gücü keşfeder ve ne yazıktır ki insanların hırsı burada da vardır.

Sinemagrafi olarak çok şey vermiyor ama biraz mistizm ve bazı öğretilere merakınız varsa izleyebilirsiniz. Tabi belirtmem lazım çok fazla detaya inmiyor film. Ama sıkmıyor da. *** Yönetmen: Ben Rekhi Senaryo: Binky MendezBen Rekhi Oyuncular: Sam KeeleyManoel OrfanakiHera Hilmar https://www.imdb.com/title/tt5596104/

Truth or Dare (2018)

truth or dareFilmin afişini sevmiştim ama film için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Bildiğiniz klasik filmlerden çok bir farkı yok. Yani de bir şey vermiyor. Aslında ben hikayeyi anlatayım siz konunun özgünlüğüne karar verin. Bir arkadaş tatile giderler. Derken burada yeni biri ile tanışırlar ve o onları aksiyon olsun diye eski bir eve götürür. Burada Cesaret mi gerçek mi oyunu oynarlar. Oyun bitip evlerine döndüklerinde ise aslında oyunun bitmediği ve bazı kurallarla devam ettiğini öğrenirler. Tabi bu arada bir kaç kişi ölür. Buna rağmen filmde klasik sevişmeler, ergen tripleri ile baş başa kalırız. Filmdeki değişik ama yine esinlenme olan şey oyunu başından savmaktır. Tabi olay yine tekerrür eder.

Tabi hikayede oldukça açık ve saçmalık bulmak mümkün. Bunların içinde final sahnesinde Youtube üzerinden soruyu herkese sorup, herkesin başını yakıp hayatlarına devam etmeleri de cabası. Tabi birde internet üzerinden yayılmasını da ayrı bir değerlendirmek lazım.

Senaryo ve diyaloglar başarılı değil. Aynı şekilde oyunculukların da başarılı olduğunu söylemeyeceğim. Sahneler oldukça sıradan ve bir sonrakini tahmin edebiliyorsunuz. Sıradan olmayan ve sıkan karakterlerin tripleri.

Özetle, korkutmuyor ama yoklukta izlenebilir bir film. Zaten bu ara iyi bir korku çıkmadı gitti. Yönetmen: Jeff Wadlow Senaryo: Michael ReiszJillian Jacobs Oyuncular: Lucy HaleTyler PoseyViolett Beane https://www.imdb.com/title/tt6772950/

Tam jeong deo bigining (2015)

tam jeong deo biginingAslında bu filme bir şeyler yazsam mı bilemedim. Çünkü tam olarak filme odaklanamadım. Bunun sebebi olarak filmi Türkçe dublajlı izlemiş olmamı düşünüyorum. Öyle burun kıvırmayın etkisi çok büyük. Ne efektler var ne mimikler. Düz konuşma dinliyorsunuz sanki dublajda. Bu filmde de böyleydi. Hızlıca özete geçeyim.

Bir çocuğu olan ve karısından çekinen kitapçı polis olan arkadaşının cinayetten suçlanması sebebi ile umutsuz bir polis ile bir araya gelerek cinayete çözmeye çalışır. Tabi bu sırada cinayetlerin sayısı artar ve bunların arasında bağlantı olduğu ortaya çıkar. Bu iki huysuz adam zorda olsa birbirleri ile çalışmaya başlarlar. Tabi bu durumda akabinde komik olayları yanında getirir.

Öncelikte dublajlı izlemeyin diyeyim. IMDB’den de fena puan almamış. Şans verilebilir. Oyunculuklar başarılıydı, hikaye de değişik merakta bırakıcı. *** Yönetmen – Senaryo: Jeong-hoon Kim Oyuncular: Sang-Woo KwonDong-il SungYeong-hie Seo https://www.imdb.com/title/tt5031892/

Extinction (2018)

extinctionSon dönem Netflix yapımları arasında konu olarak çok beğendiğim ama olmamış bir film Extinction. Olmamış kısmı çok fazla klişe barındırıyor olması. Artık olaylar ve ana fikirler o kadar kalıplaşmış ki iyi olabilecek filmi bu şekilde rezil etmişler diyebilirim. Tabi öyle çok rezillik film değil. Yine de izlenebilir. Şimdi hikayeyi anlatarak yoruma başlayayım.

Bir adam sürekli insanlara yapılan saldırılar ile ilgili rüyalar görmektedir. Öyle ki bu durum zaman zaman işlerini aksatmasına bile sebep olur. Karısı da onu sürekli doktora gitmesi konusunda uyarır. Bu arada filmin gelecekte geçtiğini belirtmem lazım. Burada karı koca demişken casttan bahsedetim biraz. Ben cast alışmasını hiç başarılı bulmadım. Oldukça alakasız castlar vardı. Ana karakterler evli olmasına rağmen birbirlerine yakışmıyorlardı aynı şekilde çocuklarda. Tabi filmin sonuna doğru buna bir kulp buluyorsunuz ama bence şart değildi. Pekala uyumlu bir çiftte işi işi götürebilirdi. Birde oyunculuklar çok donuk ve başarılı değildi. Evet buna da film fonunda bir kulp uyduruyorsunuz o da başka.

Derken bir gece adamın rüyasında gördüğü saldırı gerçekleşir ve yaratıklar herkesi öldürmeye başlar. Adam ailesini alarak kaçmaya ve korunmaya çalışır. Bu esnada bir yaratığı ele geçirir ve aynı kendi gibi göründüğünü görür. Tabi bu kaçma kovalamaca sahnelerinde o kadar çok klişe var ki anlatamam. Başına buyruk çocuk mu dersin, çok mühim bebek mi dersin, kendi ailesi için başkalarını heba eden mi dersin, bir metreden adam vuramayanlar mı ararsın tüm klişeler var.

Ailemiz bir şekilde toplanma alanına gider ve aslına bu esnada bu gelenler kim olduklarını öğrenirler. Hikayeyi güzel yapan kısım da bur zaten. Şimdi burada bunu söylemeyeceğim çünkü izlemenizi istiyorum. Filmin tüm saçmalıklarına rağmen bir ana fikri var ve bu fikir insanı düşünmeye itiyor. Aslında yapay zeka ile nereye gelebileceğimizi ve insan algılarının nasıl değiştiğinin tanığı oluyorsunuz. Filmin başı ile sonundaki düşünceniz tamamıyla birbirine zıt oluyor.

Film dönem hakkında ayrıntı vermiyor ve biterken devamı gelebilir gibi bitti. Muhtemelen gelecektir biraz daha sıkı dokunursa iyi bir film olabilir. Şimdi hikaye biraz daha açıklayıcı olsun diye, Humans ve Westworld’un bir dönem sonrası diyebilirim.

Son bir ek, bu adam rüyasında bu olacakları nasıl gördü, olmuş muydu, yoksa rutin olan bir şey miydi?

**/ Yönetmen: Ben Young Senaryo: Spenser CohenBrad Kane https://www.imdb.com/title/tt3201640/

Occupation (2018)

occupationFilmi üç beş arkadaş toplanmış çekmiş diyeceğim ama bildiğin kalabalık kadrolu iyi para harcanmış bir film. Sanıyorum yapımcının parası boldu. Saban yapmış gerçi yapımcılığı. İyi filmlerini biliyor muyum emin değilim. Ama bu filmde oldukça amatör ve kendi içinde alakasız. Ne varsa atmışlar filmin içine. Hadi absürt olur ama o şekilde kendi ciddiyetinde ilerler bu filmde o da yok.

Bir ailenin gezisi esnasında küçük bir kasabada mola vermesiyle başlıyor film. Ailenin ergen kızı kasabada olan bir maça gider ve izlemeye koyulur. Derken birden elektrikler gider ve uzaylılar tarafından saldırıya uğrarlar. Tabi savaş alanına dönmüş sahadan herkes kaçmaya başlar. Bizim ailenin anası ve kısı ile bilikte, bir kaç oyuncu ve eşleri de onlara katılır. Gurup hayatta kalmak için ormana gider. Bu esnada çok uzaylı da devirirler. Sonra bunlar ekibi büyütür derken askerlerle uzaylılara karşı bir suikast planı yapıp uygulamaya koyulurlar. Elbette mutlu son.

Ben bu kadar dağınık hikaye, gereksiz diyalog ve olayları bir arada pek görmedim. Görmüşümdür elbet ama son dönemde bu kadar kalabalık olması garip geliyor. Filmin ucuz kahramanlıklarını geçtim neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Oyunculuklarda aynı şekilde. Bir de uzadıkça uzuyor film. Zaten süresi de uzun ama bunu rahat ikiye üçe katlıyor.

Bilim kurgu olsa da bulaşmayın derim. IMDB puanı sanırım çalışanlar yüzünden artmış. * Yönetmen:  Luke Sparke Senaryo: Luke SparkeFelix Williamson Oyuncular: Dan EwingTemuera MorrisonStephanie Jacobsen https://www.imdb.com/title/tt6774786/

buralarda yokken izlediklerim

Amour (2012)

amourFilmin yönetmen koltuğunda usta isim Michael Haneke var. Tabi ki aynı zamanda filmin senaristi de. 2013’te film, yabacı dilde en iyi film Oscar’ını almış. Kadroda çok iyi. Zaten az da gözükse Isabelle Huppert isminin olması kafi benim için. Bu bağlamda oyunculuklar oldukça başarılı. 

Bir Haneke filminden aksiyon beklemiyorum ama zaman zaman film akmadı sanki. Bir sonuca ulaşacağını hissediyorsunuz ama o sonuç bir türlü gelmiyor. Tabi içerik olarakta boş bir film değil. Zaman zaman kendinizi karakterlerin yerine koyup ben olsam ne yapardım diye düşünüyorsunuz. Ben filmde anlatılanları aşktan çok, fedakarlık olarak tanımlayabilirim. Evet insan yapmayabilir mi o ayrı bir konu ama bu fedakarlıktan öte gitmez. Tabi burada aşkın anlamını tekrar düşünmek gerekir. Sanırım Bi Köşe’ye yeni bir konu çıktı. Filmin en çarpıcı yanı ise bir cinayetin meşrulaştırılması. Aslında o durumda pek acımıyorsunuz. Hatta iyi oldu, kurtardı gibi yorumlar da yapabiliyorsunuz. Çok üstü kapalı yazdım. Kısaca hikayeye değineyim.

Georges ve Anne seksen yaşlarında emekli müzisyen bir çifttir. Bir gün Anne inme iner ve Georges ona bakmaya başlar. Yine müzisyen olan kızından destek almaz, onu hemşirelere emanet etmez. Her gün onunla ilgilenmeye devam eder. İşler başta iyi giderken sonra onun için sıkıntı olmaya başlar. Ancak kafasında kurguladığı bir şey vardır.

Avrupa sinemasını seviyorsanız izleyin derim. **/ Yönetmen/Senarist: Michael Haneke Oyucular: Jean-Louis TrintignantEmmanuelle RivaIsabelle Huppert  https://www.imdb.com/title/tt1602620/

Maide’nin Altın Günü (2017)

maidenin altin gunuEzgi Mola^yı severim. Zaten sevdiğim için de bu filme katlandım. Yoksa yanına bile yaklaşmazdım. Yaklaşmadıklarım da olmuştur. Bu filmin hikayesi de Ezgi Mola’dan çıkmış. Nasıl çıkmış anlamıyorum. Gerçi düşünülen ile ortaya çıkanın nasıl olduğu konusunda tecrübelerim var ama bu film pek piyasaya sürülecek gibi olmamış bence. Filmin neresinden tutarsanız tutun elinizde kalıyor. Senaryo, kurgu, çekimler, oyunculuklar, espriler… Hepsini böyle yan yana dizseniz de film olmuyor. Karakterlerin tamamı havada ve hiç bir derinliği yok. Ne ne sebeple oluyor bir neden sonuç ilişkisi kuramıyorsunuz.

Maide klasik bir ev hanımıdır. Bir gün gün düzenler eve eşi dostu davet eder. Tamda o gün değerli takısını kaybeder ve takıyı bulmak için komşularını izlemeye başlar. Ona yardımcı olan ise uzak bir akrabanın çocuğudur. Dediğim gibi nereden tutsanız elinizde kalan bir film. Daha iyiler mevcut. * Yönetmen: Caner Özyurtlu Senaryo: Serkan AltunigneÇagdas Dinç Oyuncular:  Ezgi MolaMesut can TomayDemet Gül  https://www.imdb.com/title/tt7642878/

Enes Batur Hayal mi Gerçek mi? (2018)

Enes Batur Hayal mi gerçek miEnes Batur’u tanımazdım. Aslında bu filmle tanıdım. Çok şey kaybetmemişim tanımadığım içinde. Film vizyondayken çok fazla izleneni var diye duymuştum ama izlemek gibi bir meraka düşmemiştim. Şöyle vakit geçsin ses olsun diye gözüme çarpınca açıp izledim. Film bir biyografi. Türkiye’de sosyal medyadan parayı götüren bir gencin biyografisi. Bu süreci, yaşadıklarını da film yapmış. Bildiğimiz gördüğümüz dışında çok fazla bir şey yok. Lakin o bildiğimiz, ailemiz tarafından zaman zaman mahsur kaldığımız şeyleri görmek gülümsememe sebep oldu.

Lakin, bu filmden bir film olarak bahsedemem. Mesela yukarıdaki film daha filmdi bunun yanında. Ne ışık, ne senaryo, ne kurgu, ne ses hiç bir şey yoktu bu filmde. Yani film olarak betimleyeceğimiz bir bütün yoktu karşımızda.  Bu filme puan vermek istemiyorum. 🙂 Yönetmen: Kamil Cetin Senaryo: Enes Batur , Busra Nur Karahan Oyuncular: Enes BaturBilal HanciAtakan Özyurt https://www.imdb.com/title/tt7668842

Gifted (2017)

gifted dehaFilmin uzun süre reklamlarını görmüştüm. Dram olması sebebi ile biraz modumun uygun olmasını bekledim. Tabi bu esnada IMDB’deki puanı da biraz beklentimi yükseltmeme sebep oldu. Aslında kötü bir film değil, oldukça iyi bir konuya sahip, ancak konu o kadar sığ geçilmiş ki bunu filmin her karesinde hissedebiliyorsunuz. Yönetmen çekelim de filmi gidelim diye düşünmüş sanırım.

Bunun haricinde oyunculuklar iyi. Bilhassa ufaklık hayran bırakıyor kendine. Bir ödül almasını beklerdim ama aday olup alamamış. Hikayede boşluklar mevcut ayn şekilde kurguda sıkıntılar var.

Küçük Mary dayısı ile birlikte gizlice yaşamaktadır. Ancak kendisi bir dehadır. Annesinin isteği doğrultusunda Mary normal bir insan gibi onlardan dışlanmasın diye okula gider. Burada öğretmeni onun dehasını fark eder ve okula bildirir. Derken iş büyür. Mary ve Frank gizlendikleri yerde ortaya çıkarlar. Mary anneannesi onu almak için dava açar ve kazanır. Ancak Mary, Frank ile mutludur. Tabi Mary ananesine geçince bütün sosyal hayattan uzaklaşır. Frank ise onu geri almak için abalar.

İzleyin derim. **/ Yönetmen: Marc Webb Senaryo: Tom Flynn Oyuncular: Chris EvansMckenna GraceLindsay Duncan  https://www.imdb.com/title/tt4481414/

Thirteen (2003)

thirteenVallahi ilginç bir film Thirteen. Aslıda ilginç diyorum ama şu dönemde de oldukça yaşanılan bir durum karşımızda. Biz her ne kadar bu durumu millet olarak kendimize yakıştıramasaka şu an kapımızda olan bir durum. Peki bu konuda ne yapıyoruz o ayrı bir konu.

Filmde durağan bir sahne bile yok. Bu hareketli duruma bir süre sonra alışıyorsunuz ve aslında karakterlerin yaşadıkları dünyanın hızın sizde yaşamaya başlıyorsunuz. Filmin işlenişi oldukça iyi. Kurgu, diyaloglar sanki gündelik bir hayatı izliyormuşsunuz hissi veriyor size. Aynı şekilde oyunculuklarda oldukça başarılı. O kadar doğal ki tüm duyguları hissettiriyor size.

Tracy kendi halinde bir kızdır. Hep okulun en popüler kızı olmak ister. Bir gün okulun popüler kızı Evie ile arkadaş olur ve bütün hayatı değişir. O zamana kadar yapmayacağı şeyleri yapmaya başlar hep bu popülarite uğruna. Tabi filmin sonu malum. Ancak rahatsısız edici atmosferi iyi yansıtılmış bu film izlenmesi gerekenler arasında.

**** Yönetmen/Senaryo: Catherine Hardwicke Oyuncular:  Evan Rachel WoodHolly HunterNikki Reed https://www.imdb.com/title/tt0328538/

Zhuo yao ji (2015)

zhuo yao jiAslında bu filmin yönetmenini Shrek, Madagascar, Çizmeli Kedi gibi bir çok animasyon filminden tanıyormuşuz. Bu film ile kendi memleketinde animasyon ve gerçek karışık eğlenceli bir film yapmış Raman Hui. Tabi filmi sevmeniz için eski Çini ve hikayelerini sevmeniz gerekli.

Hikaye olarak fena değil. Yer yer süreklilikte sorunlar yaşansa da genel anlamda hikayeden kopmuyorsunuz. Eğlenceli zaman zaman da aşırıya kaçan görsellikleri ile de keyifli bir izlenim sunuyor.

İnsanlar kendi krallıklarında yaşarken, canavarlar da kendi krallıklarında yaşamaktadırlar. Birlikte yaşamalarının üzerinden o kadar geçmiştir ki insanlar artık anlatılanları bir efsane olarak görürler. Canavarlar diyarında ise bir insan ve bir canavarın çocuğu olan sevimli Wuba, hükümdar olacaktır ama peşinde onu istemeyen başka canavarlarda vardır. Canavarlar ülkesinden kaçıp insanlar ülkesine gelince burada da canavar avcıları tarafından yakalanmaya çalışılır. Bu esnada tabi eğlenceli bir macera çıkar ortaya.

Boş zamanınızda eğlenceli bir şeyler olsun isterseniz izleyebilirsiniz. *** Yönetmen: Raman Hui Senaryo: Alan Yuen Oyuncular: Baihe BaiBoran JingWu Jiang  https://www.imdb.com/title/tt3781476

Anon (2018)

anonİlginç konusuyla filmi beğendiğimi söylemeliyim. Ancak film çok daha iyi olacakken, yine Netflix’in klasik film hengamesine kapılmış ve tam olamamış. Konu güzel, işleniş fena değil ama kurguda bazı sıkıntılar var. Tabi filmin yönetmeni ve senaristi Andrew Niccol olunca insan biraz daha beklentiye giriyor. Filmin atmosferini beğendim ancak biraz daha eski İngiltere’den çıkıp günümüze yaklaşsaydı daha iyiydi. Film kendine bir atmosfer yaratmamış, eski ile yeniyi bağlarken de bazı uç noktaları bir araya getirmiş. Bu sebepten dolayı zaman zaman gözüme battı bu durum.

Aslında filmde bir kaç yıl sonra nereye geleceğimiz anlatıyor. Adete uysun diye bende kişisel verilerin korunumu hakkında bir şeyler yazıyorum ama hepsi boş. Olayda tam burada başlıyor Anon’da. Devlet güvenliği gerekçesiyle insanların tüm kişisel bilgileri paylaşılıyor. Bu bilgilerde erişime açık ve kaydediliyor. Yani özel diye bir şey yok. Bu şekilde suçlar en aza indirgenmiş.

Böyle bir dünyada cinayetler işlenmeye başlar ama kayıtlar bu durumu tespit edemez. Çünkü ölen insanların geçmişi izlendiğinde kendilerini ölürken görürler. Bu cinayetleri araştıran Sal Frieland’da oyunun bir parçası olmaya çalışır. Sonu sürpriz olmakla birlikte aslında daha iyi olabilecek, izledikten sonra da geleceğimizi sorgulamamıza yarayacak bir film.

*** Yönetmen / Senaryo: Andrew Niccol Oyunuclar: Clive OwenAfiya BennettMorgan Allen https://www.imdb.com/title/tt5397194/

Interlude (2004)

Animenin açılışı bana çok garip geldi. Karakterler bir sahnede monologa girerek gerçeklikle ilgili değişik şeyler anlatıyorlardı. Bu vesile ile de oturdum izledim. Sanki bana biraz karışık geldi konusu. Daha net toparlansa daha etkili olurmuş ama üstünden yıllar geçmiş. Aslında bu OVA serisi bir mangadan uyarlanmış ama çizerini kısacık arayıştan sonra bulamadım. Sonrasında oyun olarakta piyasaya sürülmüş.

Adını bilmediğimiz ana karakterimiz garip rüyalar gören bir ergendir. Sanki başka bir dünyaya da gidip gelmektedir. Ne olup bittiğine anlam vermeye çalışırken alternatif dünyada bir kızla tanışır. Bu kız bu dünyada yalnız yaşamaktadır. Karşısına çıkan tüm engellere rağmen kızla birlikte ne olup ne bittiğini araştırmaya başlar. Ancak aslında kızla bir araya gelmemesi gerekmektedir. Araştırmaya devam ettikçe yaşadıkları hayat hakkında inanılmaz şeyler öğrenir.

Gerçekliği sorgulatan biraz Inception vari demiyeyim çünkü bu anime daha büyük, onuna yakın bir konuya sahip bir anime. İzlenebilir. **/ Yönetmen: Tatsuya Nagamine Senarist: Akemi Omode Seslendirenler: Houko KuwashimaMami Kingetsu https://goo.gl/BMq9H5

Şahsiyet (2018)

ŞahsiyetŞahsiyet son dönemde izlediğim en iyi Türk dizileri arasında. Tabi bu gibi dizileri televizyonda görmek oldukça zor. O sebepten dolayı hala izlememişseniz buyurun Puhu Tv‘den izleyin. Emin olun ki hiç bir şey kaybetmeyecek üstüne üstlük kazanacaksınız. Şahsiyet nedir aslında öğreneceksiniz.

Dizi, hikayesi, senaryosu, müzikleri, oyunculukları; renkleri, açıları kısacası sinematografisiyle oldukça başarılı. İkinci sezon gelecek mi bilmiyorum ama şu haliyle bile bitse bence zirvede bırakmış olur. Dizinin bölüm süreleri yeterli, her bölüm iyi düşünülmüş iyi yazılmış, ayrıntılara dikkat edilmiş. Bilhassa diyaloglar üzerinde çok düşünülmüş. Tabi dizinin senaryosunu Hakan Günday’ın yazmış olduğunu belirtmem lazım. He ne kadar son bölümlere doğru biraz oldu bittiye getirip finali hızlandırıp keyfimi kaçırsa da vermek istediği mesajı dibine kadar vermiş.

Tabi dizinin son günlerin kanayan yarasını da konu yapması cabası. Ve bu konu öyle güzel işlenmiş mesajlar öyle güzel verilmiş ki her bölümde hayran kalıyorsunuz. Dizinin konusunu anlatmayacağım buyurun izleyin ama bir kaç replik alıntı yapmadan geçmeyeceğim.

“Adalet peşinde koşmak şahsi bir mesele değildir, bir şahsiyet meselesidir.” “Adalet ile hukuğu karıştırıyorsun, tabii hukuk varsa!”

Kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. ****/** Yönetmen: Onur Saylak Senaryo: Hakan Günday Oyuncular: Haluk BilginerCansu DereMetin Akdülger

B: The Beginning (2016)

b beginningNetflix anime işine de el atmış ve izlediğim ilk animesi olan B: The Beginning ile de gönlüme taht kurmuş. Sanıyorum cümle biraz devrik oldu ama bu animeyi, hem konu, hem görsel hemde işleniş olarak oldukça beğendim. Polisiye bilim kurgu biraz iç içe girmiş olay örgüsü dikkatinizi azalttığınız bir bölümde hemen dağılabiliyor ama finale doğru çözülen soru işaretleri ile aslında birden çok bir kaç konu hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Animenin ikinci sezonu da gelecek gibi duruyor çünkü o şekilde bitti. Bakalım bekliyoruz.

Yapılan antik kazılar esnasında tanrı oldukları düşünülen yaratıkların fosilleri bulunur. Bu fosillerden elde ettikleri DNA’lar ile bu yaratıkları yeniden yaratırlar. Tabi ki askeri amaçlı. Bu türden oluşan bir grup hayatını kraliyetin yanında yer alarak düzeni sağlamaya adamıştır. Ama günün birinde cinayetler işlenmeye başlar. Kendini arşive kapatmış zeki polis memuru Keith bu olayı araştırmaya başlar ve bu cinayetlerin sıradan olmadığını anlar. Ve macera başlar.

Olay kurgusu merakta bırakan, hikayenin nereye gideceğini tahmin edemeyeceğiniz bir anime B: Beginning. İzleyin derim. **** Yaratıcı: Kazuto Nakazawa Seslendirenler: Hiroaki HirataHiroki TouchiAsami Seto

Cingöz Recai

Blogu takip eden Peyami Safa hayranlığımı bilir. Onun Server Bedi adında yazmış olduğu Cingöz Recai kitaplarınında blogda sıralandığını da. Filmi çekiliyor ve sinemada olduğunu duyunca hemen gideyim dedim. Bu arada filmin yönetmeni de Onur Ünlüymüş. Aslında ben Onur Ünlü’den ikinci bir Selman Bulut macerası bekliyordum ama Cingöz Recai de candır. Bu arada kadroda Kenan İmirzalıoğlunu gördüm. Bu zamana kadar kendisinin Ne filmini ne dizisini izledim. Nerede yaşıyorum değil mi? Ona eşlik eden de dizinin birinde sürekli bağırıp çağıran Almanya’dan ithal oyuncumuz var. Adı neydi ki? Neyse filmi bekliyorum. Bu kez çok önceden yazdım bu ön yazıyı (40 dk önce). Bakalım karşıma ne çıkacak. Bir tık yüksek beklentim.

Arada görüşmek üzere.

Filmin yarısı oldu. Söylemem gerek adını okuduğum ancak şu an yine hatırlamadığım kişiyi yine bir başka kişi ile karıştırdım. Gerçi bağırma konusunu tutturdum gibi. Gerçi her dizide bağırıyorlar tutmaması imkansız. Bir de ithal tuttu. Hadi transfer diyelim.

Aslında film benim bu yazıma uygun gidiyor. Oldukça eğlenceli. Zaten Onur Ünlü’den bu beklenirdi. Aslında bir tık daha olabilir miydi düşünmeden edemedim ama bence film yerine dizi olsa fevkaladenin de fevkinde olurdu.

Filmin kadrosu çok iyi. Haliyle Oyunculuklar da iyi. Kitaplardaki belli başlı karakterler filmde mevcut. Arsen Lüpen bile var düşünün yani. Bunun yanı sıra filmin renklerini ve mekanlarını çok beğendim. Aynı şekilde çekim tekniği de oldukça iyi. Bakalım devamı nasıl gelecek.

Filmden çıktım ve eve geliş süresince söyle bir filmin akışını gözden geçirdim. Şimdi ben bir Cingöz hayranı olarak Cingöz’ün tarihçesini bildiğim için tabii ki önceden de Ayhan Işık’ın Cingöz rolünü bildiğim için bir nebze olsun o filmden bu devam filmi niteliğindeki bir film olduğunu anlayabiliyorum. Ancak Cingöz’ü tanımayanlar karakteri bilmeyenler için film tam anlamıyla bir muamma. Karakterlere hiç değinilmemiş. Hiç bir karakterin derinliği yok. Eski filmde ve kitaplarda aksiyondan çok Cingöz’ün zekasından bahsediliyor ama bu filmde bunu tam olarak alamıyorsunuz. Bununla birlikte, Mehmet Rıza karakteri de arada kalıyor.

Bunun haricinde senaryo sona doğru beklediğim gibi gitmedi. Yine bir oyun içinde oyun vakası var her zaman olduğu gibi, ama çok sığdı. Biraz milliyetçilik, biraz Fransız polisiyesi tarzı işi kotarmaya çalışmışlar. Film içindeki reklamlarda iyiydi yani Daha iyi bir senaryo çıkabilirdi ortaya. Yada kitabın bir tanesi günümüze uyarlanabilirdi.

Yinede film akıcıydı. Polis kostümleri, arabaları reklam kokuyordu ama oturmuştu. Geçmiş ve şu anki, kostüm ve malzemeler fena gözükmedi gözüme. Yine de daha iyi bir film çıkabilirdi karşımıza. Şu adını hatırlamadığım oyuncuyu da hatırladım şimdi. Yok ya aslında kim diye baktım. Bence oyuncular içerisinde en çok göze batandı. Ben oturtturamadım bir türlü. Yazının ortalarında da dedim ya aslında bir sinema filminden daha çok bir dizi olsa daha iyi olurdu. Film olarak daha iyi şeylerin ortaya çıkması lazım.

En sevdiğim kısımlardan biride filmin sonuydu. Bitti diye değil. Papağanın adı Peyamiydi ve Cingöz, Mehmet Rıza’ya “O hepimizin Peyamisi” dedi. Sevdim bunu. Evet, daha iyi olabilirdi, eğlenceliydi, kadro iyiydi ve hatırına izlenir.

Yönetmen: Onur Ünlü

Kung Fury

Festivalde Turbo Kid‘in ardından yayınlanmıştı Kung Fury. Önce ne izleyeceğimden habersizdim. Turbo Kid’den nispeten tatmin olmuş, dahası ne olabilir diye düşünüyordum. Ve şahit oldum ki dahası varmış. Hatta bence Kung Fury festivalin açık ara izlediğim en iyi filmiydi. Bu sebepten film en son yazmayı düşünüyordum ama ancak bu kadar dayanabildim. Açıkçası bu filmi daha önce nasıl keşfedemedim bilmiyorum. Öyle ki film YouTube‘da da mevcut.

Aslına filmi herkesin seveceği garantisini veremem. Şimdi filmi herkesin seveceğini söyleyemem. Filmi sevmek ve özümsemek için o seksenlerin kültlerini çok seviyor olmanız lazım. Film yaklaşık otuz dakika ama şimdi burada filmde olan biteni anlatmaya çalışsam eminim sayfalarca yazı yazmak zorunda kalırım. Bu sebepten dolayı linkini verdim buyurun siz izleyip kendi yorumunuzu altına yazın. Okumaya devam et