Kategori arşivi: Uzak Doğu Filmleri

Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai

Bir süredir anime izlemiyordum. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım felaket dram yüklü, salya sümüklük anime var deyince ben de kayıtsız kalamamış ve izlemeye başlamıştım. Evet o animenin ismi Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai. Kısaca Ano Hana. İngilizcesi de Anohana: The Flower We Saw That Day.

Benim duygusuz anıma gelmiş olacak ki bu anime bende derin yaralar bırakmadı. Evet başarılı bir dramdı ama kesinlikle daha iyilerini izlemiştim. Yinede izlenmesi gereken başarılı animeler arasında Ano Hana. Okumaya devam et

Arundhati

Bir süredir korku filmi izlememiştim. Bir süredir Hint filmini de izlememişken bari bir Hint korkusu izleyeyim dedim. Araştırırken 7,2 IMDB puanlı Arundhati’ye denk geldim. Puanda bu kadar yüksek olunca izlemeye başladım. Arundhati aslında bir Hint tanrıçası. Bu filmde de ona değinilmiş. Ana karakter olan Arundhati’de halk tarafından kutsal sayılan biri. Film hem geçmiş hem gelecekte geçiyor.

Filmin süresi yine uzun ama hem geçmiş hem gelecek derken hikaye hızla akıyor. Hint filmlerinin olmazsa olmazı danslar da mevcut ancak sayıları az ve mantıklı yerlerde. Göz ardı edebiliyorsunuz. Okumaya devam et

Kiseijuu / Kiseijuu: Kanketsuhen

Yine korku filmi izlemeyi düşünürken uzun zamandır Japon filmi izlemediğimi fark etmemle hem Japon hem korku olsun arayışımda Kiseijuu’yu yani bilinen adıyla Parasyte’ı buldum. Aslında Kiseijuu Hitoshi Iwaaki‘nin Kodansha‘dan çıkan bir mangası. 2014 – 2015 yıllarında da Kenichi Shimizu tarafından animeye uyarlanarak televizyonlarda yerini almış. Ben anime arayışı içerisinde Kiseijuu’yu görmüştüm ama kasmasın diye izlememiştim. Lakin hata yaptığımı anladım. Her neyse.

Bizim konumuz ise 2014 ve 2015 yıllarında Takashi Yamazaki‘nin çektiği film. Bu iki filmi aynı anda değerlendirmemin sebebi, aslında iki filmin birbiri ile bağlantılı bir olması. Yani ilk filmde bir şeyler olup bitiyor da ikinci filmde başka şey oluyor değil hikayenin tamamı iki bölüme ayrılmış. Bunun sebebi Amerikan sinemasında rastladığımız gişe açgözlülüğü değil, hikayenin ayrıntılarının es geçilmek istememesi olarak görüyorum. Bu arada sanıyorum mangaya sağdık kalınarak öyle çok fazla aksiyona girip bir kahraman oluşturma davasına gidilmemiş. Okumaya devam et

Sum-bakk-og-jil

Bu filmi daha önce izledim mi diye çok tereddütte kaldım. Öyle ki filmin bazı sahnelerini sanki daha önce izlemiştim. Acaba izledim de yazmadım mı diye düşündüm ama filmin bazı sahnelerini de hiç hatırlamıyordum. Velhasıl filmi oturup yine izledim. Fena bir film değildi. Tabi Kore sinemasına bunun gibi konuya dayalı çok daha kaliteli filmler izledik bu da onların içerisinde eh denebilecek kalitede.

Filmde oyunculuklar, çekim, kurgu güzeldi. Hikaye de fena olmamakla birlikte bana biraz abartılmış gibi geldi. Hele final sahnesi fazla uzun ve abartılıydı. Bunun haricinde olayın gelişimi ve işlenişi fena değildi. Tabi pahalı güvenlikli bir sitede güvenliğin yerinde yeller esmesi de başka bir konu. Ama biz ailevi bir film çekeceksek aile dışını işe pek karıştırmamamız lazım değil mi? Okumaya devam et

Geung si

Oldukça başarılı bir film Geung si ya da daha çok bilinen adıyla Rigor Mortis. Filmin yönetmen koltuğunda Juno Mak var. Bu daha önce oyuncu olan yönetmenin ilk yönetmenlik denemesi. Açıkçası ben filmin görselliğini, yönetimini, renklerini, seslerini çok sevdim. Filmin her karesi özenle, ölçüp biçilerek çekilmiş. Zaten filmin bu özellikleri de göz önünde bulundurulmuş ve bir çok ödül almış.

Filmim kurgusu biraz karışık gibi. Bu sebepten dolayı dikkatli izlemekte fayda var. Ancak filmin görselliği bu karışıklığı örtbas etmenizi sağlıyor. Filmdeki hayaletler bile belli bir eda ile yapacakları aksiyonları yerine getiriyorlar.  Okumaya devam et