Kategori arşivi: Avustralya Sineması

Predestination

Yine bir  filmi ile karşınızdayım. Bu iki kardeşi, Undead ile tanımış Daybreakers ise çok sevmiştim. Şimdi ise bu iki kardeşin yeni filmini izledim. Yeni dediysem film 2014 yapımı. Yani üzerinden bir sene geçmiş. Daybreakers’ta Ethan Hawke ile çalışan ekip bu kez aynı kişi ile çalışmış. Hikaye biraz çıkmaza girip zaman zaman kendi içinde tutarsızlığa düşsede genel anlamda film oldukça başarılı.

Bu başarı, oyunculuk, hikaye, kurgu, mekan, müzik yani her şeyi içeriyor. Tabi bir baş yapıt olacak özellikte bir film değil ama kafa karıştırtması, düşündürtmesi, garip duygulara yer açması bakımından film oldukça başarılı. Okumaya devam et

Dönüş / The Turning

Dönüş / The Turning buraya ayacağım en kısa özetli festival filmi olacak sanırım. Bunun sebebi filmin Avustralyalı ödüllü yazar Tim Winton’un aynı isimli kısa hikayelerinin bulunduğu kitabından uyarlanmış olması. Yani bu film için bir kitaptaki öykülerin görselleştirilmesi diyebiliriz. Okumaya devam et

Daybreakers

Bildiğimiz vampir filmlerinden farklı bir vampir filmi olarak çıkıyor Daybreakers karşımıza. Tüm vampir filmlerinde alıştığımız klişeler bu filmde de mevcut ama bir şekilde konusu itibariyle filmi kurtarıyor. Hikaye iyi düşünülmüş, ayrıntılara yer verilmiş ama yapılan ufak tefek hatalar filmin çok iyi olmasını engelliyor. Herhalde bu da yönetmen ve senarist Michael SpierigPeter Spierig kardeşlerin biraz egoist davranıp dışarıdan fikir almamalarından kaynaklanıyor. Okumaya devam et

Iron Sky

Vakti zamanında sinemada fragmanını izlemiş ve geldiği zaman gidilmesi gereken filmler arasına eklemiştim. Iron Sky’ı. Ancak fragmanları sinema salonlarında fıldır fıldır dönmesine rağmen, film Türkiye’de vizyona girmedi. Neden vizyona girmediği konusunda yaptığım ufak okumalarla da güya internette vizyona girip girmeme konusunda bir anket yapılmış ve anketten vizyona girmemesi konusunda bir sonuç çıkmış. Enteresan diyorum ve geçiyorum.

Film öncelikle fragmanı ile kendine çekiyor. Nazilerin uzaya çıkma fikri, orada bir üst kurup tekrar dünyaya saldırma hayalleri kurmaları oldukça ilginç bir konu içeriyordu. Tabi bu konu farklı olmasıyla birlikte daha önce de bir kaç kez dile getirilmişti. Film görsellik olarak tatmin edici. 10 milyon dolar gibi düşük bütçeli diyebileceğimiz bir rakama filmin bu şekilde başarılı efektler kullanılarak yapılması takdir edilmesi gereken şeyler arasında. Okumaya devam et

Sleeping Beauty

Senarist ve yönetmen  Julia Leigh‘in ilk filmi Sleeping Beauty. Aslında filmi nasıl değerlendirsem diye kendime sormadan edemiyorum. Biraz geri çekilip baktığımda ise, yönetmen ne yapıp edeyim de bir palmiye, bir ayı alayım diye düşünmüş ve bu filmi çekmiş. Film görsel anlamda görsel anlamda tatmin edici. Tabi bunu Emily Browning‘i hesaba katarak söylüyorum. Gerçi filmin renklerini de beğenmedim desem yalan söylemiş olurum.

Film oldukça durağan ilerliyor. Karakterler üzerinde ayrıntılı şekilde durmaya çalışmalarına rağmen karakterler hakkında pek bilgiye sahip olamıyoruz. Gizem her zaman ön planda film için. Lucy karakterinin bu kadar fazla çalışma sebebi nedir, arkadaşı birden bire neden ölmüştür, intihar ettiyse neden etmiştir bunlar soru işareti. Okumaya devam et