Kategori arşivi: Belçika Sineması

Love

‘yı Irréversible‘dan beri merakla takip ederim. Az film yapması tabi onun öz film yapmasını da sağlıyor. Can alıcı ayrıntılara da değinmesi cabası. Love’da yönetmenin son filmi. Tabi Türkiye’de gösterime girmediği için filmi vaktinde izleyememiştim. Sonra geçtiğimiz günlerde internette dolanırken filmi görünce izleyeyim dedim. Love beni garip düşüncelere soktu. Şimdi nasıl desem, nasıl anlatsam bilemedim.

Aslında filmi içinde, Gaspar Noe neden böyle bir film çekme ihtiyacı duyduğunu karaktere söyletmiş. Şöyle demiş; Hayatımdaki en büyük hayalim ne biliyor musun? En büyük hayalim bir film çekmek. Romantik ve seks dolu bir film. Neden bu konuları sinemada görmeyelim? Ben hassas biriyim. Hayatta en güzel şey nedir? Aşk ve sonrasında? Seks. Ve ikisini birleştirirsen aşıkken seks yaparsın. Bu en güzel şey. İşte bunu görmek istiyorum. Okumaya devam et

Nymphomaniac / İtiraf I&II

Dancer in the Dark‘tan sonra  filmlerinin hiç birini kaçırmadım. Bir çoğunu buraya yazmamış olabilirim ama Trier’in gizli hayranlarından biriyim. Gerek teknik açıdan gerekse filmlerinin hikayelerini farklı ve başarılı bulurum. Ancak çok adı geçen ve sansasyon olan Nymphomaniac izlemeden önce beni biraz tereddütte düşürdü. Öyle ki bir önceki filmi Melancholia‘yı çok başarılı bulmuştum. Bu filmin daha çekilmeden hakkında başlayan konuşmalar filmin merakının arttırılması aslında içten içe merak uyandırırken bir o kadarda film hakkında tereddütlere kapılmamı sağlıyordu. Filmi !F kapsamında izleyememiş, ancak sinemaya girme durumlarının konuşulmasına istinaden sinemada izlerim demiştim. Ne yazık ki film sinemada gösterime girmedi. Aslında vizyona girmesini de pek beklediğimi söyleyemeyeceğim. Girseydi bile iki üç sinemada bir iki hafta kalırdı film gösterimde. Tüm Trier filmlerinin Türkiye’deki ömrü bu şekilde olmuştur. Ne kadar doğru bilmem ama benim bu düşüncelerim gibi düşünülerek güya film vizyona sokulmamış. Okumaya devam et

The Broken Circle Breakdown / Kırık Çember

Festival ön yazısı için tıklayınız

Filmin yönetmeni  hakkında iyi şeyler duysam da izlediğim ilk filmi The Broken Circle Breakdown. Film bir tiyatro oyunundan uyarlanmış. Filme genel olarak baktığımızda aslında hikaye olarak bize farklı bir şey vermiyor. Bir çok filmde aynı hikayeye tanık olduk. Bu filmi farklı kılan ise karakterler ve filmin müzik ile harmanlanlanışı.

Eski Türk filmlerinde olurdu ya filmin süresini uzatmak için filmin arasına beş dakika müzik koyulurdu bu filmde aynı politikayı sergilemiş. Ancak müziklerin girdiği sahneler o kadar başarılı olmuş ki, film müzikal edasını elinde tutarken izleyiciyi çok fazla sıkmıyorda. Filmin müzik albümünün 45 dakika olduğunu düşünürsek zaten yüz on dakika olan filmin 45 dakikasını müzikle yemiş oluyoruz. Peki bu beni rahatsız etti mi? Elbette hayır. Filmin en güzel taraflarından biri de müzikleriydi. Okumaya devam et

Batalla En El Cielo / Cennette Savaş

Batalla En El Cielo hakkında düşünmeye çalıştığım ama nasıl bir kulp tutturacağımı bilemediğim bir film. Film 2005 yapımı yönetmen koltuğunda ise  var. Aynı zamanda film 2005 yılında Cannes’te büyük ses getirmiş. Ses neye getirdi bilmiyorum ama film öyle oturayım keyifli bir film seyredeyim diyorsanız baştan söyleyeyim bu filmden uzak durunuz.

Filmde asıl sorun uzun uzadıya giden durağan sahneler. Filmin süresi 96 dakika pekala siz bu filmi anlatmak isteneni yarım saate sığdırabilirsiniz. Anlatmak istenen derken filmde verilmek istenen bir alt metin de yok. Yönetmen sadece önermede bulunmuş siz kalanı aklınızda tamamlıyorsunuz. Ana karakterin ne iş yaptığından bi habersiniz mesela. General’e çalışıyor ama şoför müdür, işleri ile uğraşan biri midir belli değil. Kişisel çalışanı ise bayrak töreninde ne işi vardı? Bunun gibi sorulara cevap aramaya bol vakit buluyorsunuz filmde. Film bir olay ardından donuklaşırken olay hakkında düşünmek için fırsat tanıyor size. Okumaya devam et

Une Vie De Chat

 

 

Geçtiğimiz film ekiminde yer bulamayıp gidemediğim Une Vie De Chat’ı evimin konforunda izlemek nasip oldu. Ne yalan söyleyeyim süresini ve hikayesini göz önünde bulunduruduğumda yer bulamadığıma sevindim dersem yalan olmaz. Tabi benim bu sevinmeme filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Oldukça güzel çizimlere sahip, ayrıntılarla izleyiciyi tatmin eden bir animasyon Une Vie De Chat.

 

Filmin en sevdiğim yanı belirttiğim gibi çizimleri oldu. Bilgisayar animasyonlarından uzak havası filme ısınmamında yegane sebebi. Bunun haricinde olay kurgusu ve kullanılan müzikler insanı tatmin ediyor. Film aslında bir çocuk animasyonu olmadığını belli ederken çokta yetişkin animasyonu gibi durmuyor. Hem çocuk hem de yetişkin izleyiciler için olayların yavaş ilerlemesi ufak tefek sıkıntılara sebebiyet verebiliyor insan üstünde. Ancak tüm bunlara rağmen başarılı bir film Une Vie De Chat.

 

 

Film bir kedinin bir gününü anlatıyor. Kedinin iki farklı yaşamı vardır. Gündüzleri polis olan babası, azılı bir suçlu tarafından öldürüldüğünden beri konuşmayan küçük bir kız Zoe’nin yanında vakit geçirmekte, geceleri ise Nico adında bir hırsıza yardım etmektedir. Zoe’nin annesi de babası gibi polistir ve zamanının çoğunu kocasının katili Victor Costa’yı yakalamaya çalışmakla geçirmektedir. Bu arada Zoe’de bakıcısı ile kalmaktadır. Bir gün Zoe akşam evden ayrılan kedinin peşine takılır. Kedi Nico’ya giderek beraber işe çıkarlar. Bunu gören Zoe ise eve geri döner ancak yolda Victor Costa ile karşılaşır. Zoe, Costa’nın bütün planlarını duyunca oradan kaçmak ister ancak Costa onu fark eder.

 

 

Zoe kaçmaya başlar ve Nico’nun evine girer ancak burada bakıcısı onu bulur görürüz ki aslında bakıcısı Costa’nın sevgilisidir. O sırada Nico eve gelir ve Zoe’yi kaçırır. Zoe’nin annesi de kızını kaçırmış olan hırsızı yakalar ve kızını bakıcısına teslim eder. Nico’yı kimse dinlemez. Nico bir fırsatını bulup polislerin elinden kurtarır ve Zoe’yi kurtarmak için Costa’nın peşinden gider.

 

 

Yavaş ilerleyen çokta acelesi olmayan bir animasyon Une Vie De Chat. Farklı çizimleri ile izleyici kendine çekiyor. Kısa süresi, basit olay örgüsü ile insanı yormuyor ama bitti gibi bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Kısa süresi ve farklı tadı sebebiyle tavsiye edebileceğim bir animasyon.

 

Yönetmen: Jean-Loup FelicioliAlain Gagnol

 

Senaryo:

Alain Gagnol
Jacques-Rémy Girerd diyaloglar

Seslendirenler:

Dominique Blanc Jeanne
Bruno Salomone Nico)
Jean Benguigui Victor Costa
Bernadette Lafont Zoé’s Nanny
Oriane Zani Zoé
Bernard Bouillon Lucas

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1673702/

http://www.uneviedechat-lefilm.fr/