Kategori arşivi: Brezilya Sineması

Trash / Çöplük

 

Festivelde izlediğim en iyi film buydu diyebilirim size. İşlenişi, hikayesi, aksiyonu, eğlencesi her şeyi ile çok başarılıydı. Oyunculuklarda aynı şekilde. Filmi belkide sempatik yapan baş rollerinde de sevimli çocukların olmasıydı. Tabi hikayenin gizemi çocuklarla birlikte bir gizemin peşinden koşmak oldukça keyifliydi. Filmin siyasi bir film olduğunu da düşünürsek, siyasi aksiyonların içerisinde bu filmin yeri oldukça başka ve film kendini sıkılmadan emrakla izlettiriyor.

Filmin yönetmen koltuğunda usta yönetmen  diğeri var. Ben aslında bu filmi yönetmenin tarzına göre biraz hareketli buldum. Film ise Andy Mulligan‘ın romanından uyarlanmış. Kitabın elbette artıları vardır ama film başarılı bir uyarlama olduğunu keisnlikle belli ediyor. Okumaya devam et

Xingu

Başarılı bir macera filmi de Brezilyalı yönetmen ‘den gelmiş. Tabi bu film bir yerde doğal yaşamı nasıl katlettiğimizi insanları nasıl köleleştirdiğimizi de gözler önüne sürüyor. Filmi izlerken yaşanan haksızlığa siz de karşı çıkıp ezilenin tarafında oluyorsunuz ama bir yerde ezen tarafta olmak ikileminizi arttırıyor. Xingu gerçek bir hikayeden alıntılanmış bir biyografi özelliğini taşıyor.

Claudio, Orlando ve Leonardo Villas Boas adındaki üç maceracı kardeşin başından geçenler anlatılıyor filmde. Üç meraklı kardeş devletin işçileri arasına gizlice girerek Xingu nehri kıyılarındaki yaşamı araştırmak üzere bir ekip kurarlar. Yolculukları esnasında burada beyaz insan görmemiş kabilelerle görüşürler. Tabi kabilelere yaklaşımları iyi olduğundan, kabile sakinleri de onları kabul eder. Bir yıl gibi bir süre burada onların içinde yaşarlar. Okumaya devam et

On the Road / Yolda

‘un aynı adlı romanından uyarlama filmin yönetmen koltuğunda  var. Kerouac romanını yolda edindiği deneyimler ve fikirler doğrultusunda yazmış ve kitap beat kuşağı kitaplarının en iyileri arasında. Ben romanı okumadım bu sebepten dolayı uyarlama yönünde pek yorum yapmayacağım. Ancak filmin gelişimi ve anlatılanlar kitabın uzun soluklu ve zor bir kitap olduğunu da ortaya çıkartıyor.

Zor bir uyarlama olduğu ortada. Bunu filmi izlerken hissediyorsunuz. Filmin ilk yirmi dakikası farklı bir atmosfer yaratarak izleyende umut uyandırıyor. Akabinde gelen dakikalar ise klasik bir yol hikayesi olarak yansıyor bize. Yönetmen / senarist durum değerlendirmeleri, oluşan fikir düşünceler den çok sanki karakterlere daha fazla yüklenmiş. Bu da kitabın edebi yönünü yansıtmayıp (ki eminim bir dönemi başlatan ve bir yol hikayesinin daha fazla fikir oluşumları ve daha iyi anlatımları vardır) düz bir hikaye olarak çıkmış karşımıza. Karakter düşünce ve duyguları açıkçası bana geçmedi. Okumaya devam et

Blindness – Körlük

Bilgisayara format atacağımdan dolayı filmleri bir araya toplayıp bir düzenleme işine girişeyim dedim. Bu esnada daha önce izlemiş olduğum ve yazmaya fırsat bulamayıp unuttuğum filmleri de buldum. Tabi bu vesile ile bloga yazılacakların da bir listesini yaptım. Artık fırsat buldukça bu listeye bağlı olarak ilerleyeceğim…

Blindness dönem itibariyle çok farklı bulduğum filmlerden birisi. Başta filmin bir korku gerilim filmi olduğunu düşünemem belkide bana filmin farklı gelmesine sebebiyet verdi. Öncelikle başarılı bir konu, takdir etmek lazım ki görüntüler ve oyunculukta öyle. Aslında ne olursak olalım kör, topal fark etmez insanların ne olduğunu ne olabileceğini ortaya koyuyor.

Film öncelikle kör olan bir Koreli ile başlıyor. Adam birden bire kör oluyor aslında bu körlükte değil. Karanlık yerine bembeyaz görüyorlar her yeri. Tabi bunu fırsat bilen bir hırsız arabasını çalıyor. Eşi onu bir doktora götürüyor ve göz doktoru herhangi bir teşhis koyamıyor bu duruma. Okumaya devam et