Kategori arşivi: Hollanda Sineması

Borgman / Bela

İlginç bir film deneyimiydi Borgman / Bela. Senaryo ve yönetim Holandalı yönetmen ‘a ait. Benim de izlediğim ilk  filmiydi bu ve yönetmen takip listeme girecek. Eski filmlerini de araştırmaya başladım şimdiden. Borgman ilginç bir filmdi. Film yaklaşık iki saat sürüyor ve iki saat boyunca izleyicinin ilgisini bir dakika olsun üstünden bıraktırmıyor.

Borgman, 38 yıl sonra Cannes Film Festivali’ne kabul edilen Hollanda yapımı bir film olma özelliğine sahip. Aynı şekilde 2014 Oscar içinde ‘En İyi Yabancı Film’ aday adayı olarak Hollanda’dan seçilmiş. Sonucu ne oldu bilmiyorum ama bence bu saçma bir fikirdi. Zaten böyle bir filmin Oscar’dan başarılı bir sonuç alması başarısız gibi. Okumaya devam et

Sint

Yönetmen ve senarist Dick Maas‘ın 2010 yılında çektiği film Sint. Türkiye’de ise geçtiğimiz haftalarda vizyona girdi. Neden bu kadar geç girdi, zamanı doğru muydu bilinmez ama, şahsen film vizyona girmeseydi belki filmden haberim olmayacaktı. Film tanıdık sahneler, bildik görseller haricinde aslında bize pek bir şey sunmuyor ama filmin konusu ve eğlenceli anlatımı filmi zevkli bir şekilde izletmeye yetiyor.

Film, Noel Baba’nın Hollanda versiyonu olan Aziz Niklas efsanesine farklı bir bakış açısı ile bakıyor. Aziz Niklas adamları ile birlikte çocuklara hediye dağıtan bir iyilik meleği değilde, büyükleri öldüren, küçükleri ise İspanyaya kaçıran bir cani olarak çıkıyor karşımıza. Tabi bu farklı bakış açısı başta insanı çekiyor. Aziz Niklas gaddarlığına dayanamayan halk tarafından mürettebatı ile birlikte yakılarak öldürülüyor ama Niklas her 23 senede bir 5 Aralık gecesi dolunay çıktığı zaman şehre iniyor ve katliamlarına devam ediyor. Okumaya devam et

Code Blue

Film 31. İstanbul Film Festivalinde Mayın Bölge bölümünde gösterilmiş an itibari ile dikkat mi çekmedi yoksa dijital kopyaları ortalıkta mu geziyordu bilmem ama filmi izlemeye gitmemiştim. Aslında filmi izledikten sonra filme gitmememi taktir ile karşıladım. Öyle söylendiği gibi pek mayınlı bir film değildi. Yönetmen, Urszula Antoniak‘ın ikinci filmi bu. İlk filmi Nothing Personal‘ı henüz izlememiş olsam da (şu an listede) ismini çok duyduğumu belirtmem lazım. Zaten bu film hatırı sayılır bir yer edindirmişti yönetmene.

Code Blue bana biraz zorlama bir film gibi geldi. Yönetmen ne anlatmak istediğini bir türlü kestirememiş. Ana karaktere dakikalarımızı harcarken onun hakkında kesin bir bilgiye sahip olamıyoruz. Ölüme yakın hastalara hemşirelik yapan ana karakterimiz bazen onların ölüm meleği rolünü üstleniyor. Tabi kendine bu rolü biçmişken o yaştaki insanların da yaşama isteklerine tanık oluyoruz. Bahsettiğim karakter Marian karakteri. Okumaya devam et

Une Vie De Chat

 

 

Geçtiğimiz film ekiminde yer bulamayıp gidemediğim Une Vie De Chat’ı evimin konforunda izlemek nasip oldu. Ne yalan söyleyeyim süresini ve hikayesini göz önünde bulunduruduğumda yer bulamadığıma sevindim dersem yalan olmaz. Tabi benim bu sevinmeme filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Oldukça güzel çizimlere sahip, ayrıntılarla izleyiciyi tatmin eden bir animasyon Une Vie De Chat.

 

Filmin en sevdiğim yanı belirttiğim gibi çizimleri oldu. Bilgisayar animasyonlarından uzak havası filme ısınmamında yegane sebebi. Bunun haricinde olay kurgusu ve kullanılan müzikler insanı tatmin ediyor. Film aslında bir çocuk animasyonu olmadığını belli ederken çokta yetişkin animasyonu gibi durmuyor. Hem çocuk hem de yetişkin izleyiciler için olayların yavaş ilerlemesi ufak tefek sıkıntılara sebebiyet verebiliyor insan üstünde. Ancak tüm bunlara rağmen başarılı bir film Une Vie De Chat.

 

 

Film bir kedinin bir gününü anlatıyor. Kedinin iki farklı yaşamı vardır. Gündüzleri polis olan babası, azılı bir suçlu tarafından öldürüldüğünden beri konuşmayan küçük bir kız Zoe’nin yanında vakit geçirmekte, geceleri ise Nico adında bir hırsıza yardım etmektedir. Zoe’nin annesi de babası gibi polistir ve zamanının çoğunu kocasının katili Victor Costa’yı yakalamaya çalışmakla geçirmektedir. Bu arada Zoe’de bakıcısı ile kalmaktadır. Bir gün Zoe akşam evden ayrılan kedinin peşine takılır. Kedi Nico’ya giderek beraber işe çıkarlar. Bunu gören Zoe ise eve geri döner ancak yolda Victor Costa ile karşılaşır. Zoe, Costa’nın bütün planlarını duyunca oradan kaçmak ister ancak Costa onu fark eder.

 

 

Zoe kaçmaya başlar ve Nico’nun evine girer ancak burada bakıcısı onu bulur görürüz ki aslında bakıcısı Costa’nın sevgilisidir. O sırada Nico eve gelir ve Zoe’yi kaçırır. Zoe’nin annesi de kızını kaçırmış olan hırsızı yakalar ve kızını bakıcısına teslim eder. Nico’yı kimse dinlemez. Nico bir fırsatını bulup polislerin elinden kurtarır ve Zoe’yi kurtarmak için Costa’nın peşinden gider.

 

 

Yavaş ilerleyen çokta acelesi olmayan bir animasyon Une Vie De Chat. Farklı çizimleri ile izleyici kendine çekiyor. Kısa süresi, basit olay örgüsü ile insanı yormuyor ama bitti gibi bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Kısa süresi ve farklı tadı sebebiyle tavsiye edebileceğim bir animasyon.

 

Yönetmen: Jean-Loup FelicioliAlain Gagnol

 

Senaryo:

Alain Gagnol
Jacques-Rémy Girerd diyaloglar

Seslendirenler:

Dominique Blanc Jeanne
Bruno Salomone Nico)
Jean Benguigui Victor Costa
Bernadette Lafont Zoé’s Nanny
Oriane Zani Zoé
Bernard Bouillon Lucas

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1673702/

http://www.uneviedechat-lefilm.fr/ 

Loft / Çatı Katı

2010 Hollanda yapımı, yönetmen koltuğunda ise, Antoinette Beumer‘ı gördüğümüz başarılı bir film Loft. Kurgusu bizi zorluyor. Senarist izleyiciyi ters köşe yapmak için bin bir takla atmış. Ne yalan söyleyeyim başarılı olmuşta. Ancak filmin 2008’de çekilen bir versiyonu da varmış. Yönetmen koltuğunda ise, Erik Van Looy oturuyormuş. Senarist bu filmden de bildiğimiz Bart De Pauw. Yaptığım araştırmalar sonucunda bu ilk filmin, şu an yazdığım filmden daha iyi olduğu söylenmekte.

Bu filmde ise  Erik Van Looy‘a senaryo yazımında,  Saskia Noort yardımcı olmuş. Bunuda göz önünde bulundurursak aslında ilk ve ikinci film arasındaki tek fark yönetim olarak gözüküyor. Bir de Erik Van Looy filmin amerikan versiyonu için kolları sıvamış. Ancak bu kez sadece karakter ve konu haricinde senaryo başkasının elinde yani gelecekte başka bir film izleme ihtimalimiz var.

Öncelikle oyunculuklarla başlamalıyım. Ben hiç bir oyuncuda doğru düzgün mimik göremedim. Bu konuda oyunculuklar başarısızdı. Koca filmde o kadar kadın o kadar erkek varken sadece bir kadın ve bir erkeğin güzel olması ilginç bir noktaydı. Oyunculuk olmayınca insan bunlara dikkat ediyor tabiki. Onun haricinde senaryo izleyiciyi ters köşe yapmaya çalışırken ayrıntıları biraz atlamış. Ayrıntılara takıldığınızda asında bir çok soru işaretinden sonra final pek olduğu gibi güzel gözükmüyor insanın gözüne.

Beş yakın arkadaş çapkınlık yapmak için, bir çatı katı kiralarlar. Bu binanın mimarı da bu arkadaş grubundan biridir. Zaten bu teklifi kendisi sunar. Yapılan binanın film boyunca sürekli boş olması ilginç bir konu. Bu arada belirtmem lazım ki çatı katıda süper bir yer. Arkadaşlar ayarladıkları hatunlarla burada işlerini görmeye başlarlar.

Beş arkadaşın beş tane anahtarı vardır. Günün birinde yatakta bir ceset bulurlar ve hepsi çatı katında toplanır. Her biri bu cinayeti bir başkasının üstüne atar. Tabi bizde bu kurgunun içerisinde buluruz kendimizi. Beş arkadaşın beşi, tek tek suçlanır. Bu eşlerinin onlara oynadığı bir oyun olarak görünür ancak tüm kurgular onları sonuca götürmez…

Tabi ayrıntılı olarak hikayeye yazmaya gerek yok. İzlenmeyecek cinsten bir film değil. Oyunculuklar daha başarılı olsaydı belki yönetim ve senaryo biraz daha iyi olsaydı sinema tarihinde adı anılacak bir film olabilirdi. Ama durağan senaryosuna rağmen sıkılmadan izlenebilecek bir film.

Yönetmen: Antoinette Beumer

Senarist: Bart De PauwSaskia Noort

Oyuncular:

Anna Drijver
Ann Marai
Katja Herbers
Marjolein
Barry Atsma
Matthias
Kim van Kooten
Nathalie
Fedja van Huêt
Bart

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1606789/

http://www.loftdefilm.nl/