Sit yan fung wan

Başarılı bir Çin polisiye suç filmi Sit yan fung wan. Aslında Çin, Hong Kong, Singapur ortak yapımı bir film. Gerilim dozu oldukça yüksek, konusu oldukça mantıklı ve insanı ekrana bağlayan bir film. Senaryo ve yönetim Felix ChongAlan Mak‘a ait. Oyunculuklar da oldukça başarılı.

Filmin ilk afişini gördüğümde bir korku filmi olduğunu düşündüm ve bu amaçla izlemeye başladım. Sonra tereddüt edip filmle ilgili küçük bir araştırma yaptım. Meğer film polisiyeymiş. Filmin afişinin de böyle yanıltıcı bir tarafı var.

Johnny, Gene ve Max dinleme yapmakla görevli polis memurlarıdır. Bu kez görevleri borsada dolandırıcılık yaptığı sebebi ile şaibeli bir şirketi dinlemek ve onların “Patron” dedikleri en baştaki adamları bulmaktır. Bu üç polis özel hayatlarında değişik sorunlarla boğuşmaktadırlar. Birisi en yakın arkadaşının sevgilisi ile aşk yaşamaktadır, diğerinin kısa bir ömrü kalmıştır…

Bir gün dinleme esnasında büyük bir bilgi alırlar. Borsada düşük olan bir hisse çok yükselecektir. Hayatlarını değiştirmek için bu hisseden bol miktarda alırlar. Ancak onlarla birlikte başka insanlar da alınca işler ters gitmeye başlar. Hisselerin bu kadar yükselmesine karşılık, hisselere durdurma kararı alınır. Tabi bu durum hepsinin işlerinin ters gitmesine sebep olur.

Bir yandan polisler bir yandan da izledikleri adamlarla başları belaya girer. Bir tarafı düzeltirlerken diğer taraf patlar. Filmin finalini de çok mutlu yapmıyor açıkçası. Sit yan fung wan çok iyi bir senaryoya sahip. Oyunculuklar ve karakterler o kadar iyi ki onun yerine kendinizi koyuyorsunuz. Karakterler sanki içimizden biri olarak çıkıyor karşımıza.

 Film kendine bağlamayı oldukça iyi beceriyor. Görsel olarak kurgu olarakta oldukça başarılı. Sık sık karakterlerin yerine kendinizi koyuyorsunuz. Yüz dakika boyunca filmden kopmadan heyecanla, etkileşimli bir biçimde filmi izliyorsunuz. Kesinlikle tavsiye edebileceğim bir film.

Yönetmen – Senaryo: Felix ChongAlan Mak

Oyuncular:

Ching Wan Lau
Johnny
Louis Koo
Gene
Daniel Wu
Max
Jingchu Zhang
Mandy
Michael Wong
Will Ma
Waise Lee
Low

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1349853/

Jin líng shí san chai

Çinli usta yönetmen Yimou Zhang‘ın son filmi Jin líng shí san chai. Diğer filmlerine göre daha sert ve gerçekçi bir film çıkıyor karşımıza. Tabi bunun sebebi filmin Nanking Kuşatması/Katliamını ele alması. Tabi bir Çinli olarak olaya Çin tarafından bakılmış. Muhtemelen Japon tarafı da farklı şekilde savunacağı filmler yapmış/yapacaktır. Tabi benim ele alacağım kısım bir soykırım yada ya da kimin ne yaptığı değil sadece sinemasal olacak. Ancak şunu da görüyoruz ki iki aynı coğrafya insanı nasıl bu hale geliyor şaşılacak iş.

Aslında film karşımıza bir çok yönüyle bilindik bir şekilde çıkıyor. Savaş,ölüm, tecavüz vs… Bir çok kez Nazileri konu alan filmde bunun gibi sahneler izledik. Yani film öldürme ve tecavüz sahneleri içermesiyle ve bazı sahnelerin gerçekten rahatsız edici olmasıyla oldukça başarılı. Zaten ne olursa oldun kim olursa olsun bu tarz bir film izlediğimizde bu bizi sarsacaktır. Continue reading “Jin líng shí san chai”

Wai dor lei ah yut ho

Geçtiğimiz sene İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen ancak o dönem itibari ile izleyemediğim film Wai dor lei ah yut ho. Ya da bilinen adıyla Dream Home. Film 2010 Hong Kong yapımı, yönetmen koltuğunda ise Ho-Cheung Pang var. Filmin çıkış konusu oldukça ilginç. Açılışta uzun uzadıya Hong Kong’un 2007’deki gelir seviyesi, yeni yapılan binaları ve bunların fiyatları hakkında bilgi veriliyor. Bu cümlelerin gelir ve gider anlatımlarının sonunda ise “Çılgın bir şehirde birinin hayatta kalmayı başarabilmesi için daha da çılgın olması gerekir.” cümlesi ile final yapıyor. Bu dakikadan sonra biz de bir çılgının hayatını gözlemlemiş oluyoruz.

Film iki ayrı ve paralel işleyen hikaye ile ilerliyor. Her iki hikayenin kahramanı da Cheng Lai-sheung. Cheng Lai-sheung bir bankada çalışmaktadır. İşi ise telefonda bir şeyler satmaktır. Burada izlediğimiz Cheng Lai-sheung’in hayalindeki Hong Kong Limanı manzaralı olan bir dairenin peşindedir. Bu istediği daireyi alabilmek için iki işte birden çalışır. Ancak evin fiyatı o kadar yüksektir ki bunu bir türlü başaramaz.

Cheng Lai-sheung’un ikinci kişiliği ise seri katildir. Hayalindeki evi alabilmek için o hayalinin önünde kim varsa hepsini öldürür. Evi satacak kişiden tutunda, yeni alıcılara, emlakçılara varıncaya kadar. Filmin şiddet yönü de bu kısımda başlıyor. Şiddet sahneleri oldukça fazla tutulmuş. Ya da biz izleyicilere diğer bölümler pek etkili olmadığı için öyle geliyor.

Yönetmen Cheng Lai-sheung’in çocukluğuna da inerek bu ev sevdasının nasıl başladığına göz atmış. Sinemasal olarak etkili bir anlatım güttüğünü söyleyemeyeceğim film için. Ancak konu itibari ile, birde İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız, filmin ne anlatmak istediğini çok iyi bir şekilde anlıyorsunuz. Bir kaç şiddet sahnesinin gerçekten yaratıcı olduğunu düşünüyorum. Ancak yine de bazı sahnelere anlam veremediğim oldu.

Filmde şiddet oldukça fazla ancak kan kullanımı çok fazla değil. Bu da izlediğimiz diğer filmlerle kıyasladığımızda bana kansız bir film gibi geldi. Filmin şiddeti, bir yana böyle saplantılı bir kişinin ailesine de yaptıkları aslında anlatılmak istenenin özetini yapıyor bir yerde.

Film farklı ve güncek bir konuya değinmiş olsa da bunu tam anlamıyla bize anlatamıyor. Filmin şiddet kısmı ev sahibi olma, kredi borçları, ekonomik sorunlar gibi klasik ve sürekli yaşadığımız gerçekliklere değiniyor ancak bunda yoğunlaşmamızı sağlayamıyor. Yani bu sosyal durumlara dokunuyor ancak eleştirel anlamda pek bir şey yapamıyor.

Filmin kurgusu oldukça basit tutulmuş. Her geçen sahne bir öncekinin habercisi oluyor ve filmin sonunu daha ilk dakikalardan olayı anlar anlamaz getirebiliyorsunuz. Final de zaten olması gerektiği gibi sizi şaşırtmıyor. Bana tek farklı gelen kısım Cheng Lai-sheung’in babasının ölümüne göz yummasıydı. Ama zaten bu da yavaş ilerleyen sahnenin başından belliydi.

Bu arada Cheng Lai-sheung’in ile sevgilisi arasında az geçen diyaloglarda oldukça ince detaylara yer verilmiştir. Diyaloglarda Güney Kore’deki ilişkilerle kendi ilişkileri kıyaslanırken, takındığı tavırları ve anlam veremedikleri olayları insanın aklına sokuyor. İlişkiler ile dayak – şiddeti eleştiriyor. Bir nevi, Cheng Lai-sheung’in uyguladığı şiddeti meşru kılmaya çalışırken, bir yandan da bunu eleştiriyor.

Senaryo çok başarılı olmamakla birlikte, içerdiği gerilim ve şiddet sahneleri meraklıları için oldukça başarılı. Filmin final hesaplaşması artık her şeyin son bulduğunu anlatır cinsten. Zaten o kadar cinayetin üstüne dairenin fiyatının düşmemesi de saçma olurdu. Kısacası film her ne kadar sosyal duruma pek fazla değinmese de, bir insanın istediğine ulaşma konusunda ne kadar acımasız olabileceğini anlatan başarılı bir film. Gerek, renkler, gerekse kamera açıları, görsel olarak tatmin edici. İzleyin derim.

Yönetmen: Ho-Cheung Pang

Senaryo: Ho-Cheung PangKwok Cheung TsangChi-Man Wan

Oyuncular:

Josie Ho
Cheng Lai – Sheung
Michelle Ye
Daire Sahibi
Eason Chan
Siu To
Norman Chu
Sheung’un Babası
Lawrence Chou
On Jai
Hee Ching Paw
Sheung’un Annesi

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1407972/

Xin shao lin si / Shaolin

Filmi Türkçe dublajlı izleme gafletinde bulundum. Tabi durum böyle olunca Türkçe dublaja birde Türkçe alt yazı ekledim ve sonra dikkat ettim ki tüm Türkçe dublajlı filmlerde böyle bir sorun var. Eğer filmin dilinden farklı bir bir dil konuşuluyorsa bizim arkadaşlarımız bunu çevirmiyorlar. Gerçi bu film komple Çince ancak arkadaşlar farklı kendi içinde ayrılan Çinceyi bile ayırt ederek çevirmişler. Tamam çevirmeye bilirsin bari alt yazı koy. Adamlar mühim bir konu hakkında konuşurken sen ekrana aptal aptal bakmak zorunda kalıyorsun. Tabi birde anlamları dahi değiştirilen cümleler… Bunlara ne demeli? Tam anlamıyla felaket…

Neyse dönelim filmimize. Film senaryo açısından çok şey vermiyor bize. Bilindik bir hikaye bilindik bir anlatım. Dövüş sahnelerinde ve bunları yansıtan kamera hareketlerinde yeni teknikler kullanılmamış. ani bildiğimiz düz bir film. Uzun hikayesine rağmen kurgu çok fazla dağılmamış. Ana karakterin hikayesi de izlenmek için pek cazip duruma getirilmemiş. Film insanı yer yer sıkabiliyor.

Acımasız General Hou Jie topraklarını büyütmek için çok fazla zulüm uygulamaktadır. Bir kaçak Shaolin tapınağına saklandığında ise onu almak için tapınağı alaşağı eder. Kardeşinin de gazı ile müttefiki ve yakın arkadaşını topraklarını büyütmek amacı ile öldürmeye karar verir. Planını tam işletirken beklenmedik bir şey olur. Kardeşi ona ihanet eder.

Hem arkadaşını öldürür hemde kendisini öldürmeye çalışır. General Hou Jie kızını alarak kaçar. Karısı da büyük zorluklara rağmen kaçmıştır. Ancak tüm askerler tarafından aranmaktadır. General Hou Jie bir kaç gün saklanır ve kurtuluşu aşağıladığı tapınağa sığınmak zorunda kalır. Tapınak ona kapılarını açar. Kızı ölmüştür. General Hou Jie eski kimliğinden soyutlanır ve tapınakta bambaşka biri olur.

Hayatını bir keşiş olarak sürdürmeye devam eder. Başta yadırgansada sonra tapınaktakiler onu kabullenirler. Ancak Hou Jie aranmaktadır. Onun tapınakta saklandığını öğrenen kardeşi, tapınağa onu teslim etmeleri için baskı yapar. Ancak tapınak Hou Jie’i teslim etmez. Kardeşi ise büyük bir orduyla tapınağa baskın düzenler. Keşişler ise onlarla savaşmaya başlar.

Hikaye bundan ibaret. Dövüş ve aksiyon sahnelerinin olduğu ancak tatmin etmeyen bir film Xin shao lin si . İki saatten fazla boş vaktiniz varsa izleyebilirsiniz.

Yönetmen: Benny Chan

Senarist:

Alan Yuen
Chi Kwong Cheung
Quiyu Wang
Kam Cheong Chan
Cheung Tan

Oyuncular:

Andy Lau General Hou Jie
Nicholas Tse Cao Man
Bingbing Fan Hou Jie’nin karısı
Jackie Chan aşçı
Bing Bai
Yu Xing Jing Kong

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1533749/

Child’s Eye 3D

3D filmler furyasına bir de Honkong katkıda bulunmuş. Film klasik 3D tanımına uyuyor. Konusuz, kurgusuz, 3D olsun da ne olursa olsun yaklaşımlı Child’s Eye. Bu genel 3D özelliklerini taşırken de kendi sinemasının özelliklerine karşı çıkmamış ve karşımıza klasik bir Honkong korku filmi çıkmış.

Konusuz, kurgusuz dedim ama en azından filmin konusuna haksızlık etmemiş olayım. Filmin ilginç bir konusu var ancak kurgu ve bu konuyu işleme olayında hiç başarılı olamamışlar. Bu da iyi denebilecek bir konunun çöpe atılmasında etkili olmuş. Filmin teen-slasher’e özenilerek çekilmesi de buna etken.

Biraz ben yine filmi 3D olarak izlemedim ve aslında buna da mutluyum. Film final sahnesine yaklaşana kadar zaten 3D olduğuna dair bir sahne olduğu konusunda ip ucu vermiyor. Sadece finaldeki farklı boyuta geçiş sanıyorum ki 3D’dir burada basit gibi gözükse de diğer dünyaya geçiş benim çok hoşuma gitti. Oyunculuklar vasattı diyebilirim ve film kesinlikle içine çekmiyordu izleyiciyi. Final sahnesinde diğer boyuta geçiş bana Freddy’nin 3D filmini hatırlattı, takın gözlüklerinizi içeri giriyoruz…

Honkong’ta olaylar çıkmış ve halk ayaklanmıştır. Burada tatilde olan üç çift gencimiz olaylar iyice kızışmadan önde şehri terk etmek isterler ve bulundukları otelden ayrılırlar. Ancak uçak seferleri de iptal olmuştur. Takside, hava alanına gidemeyen tatilzedelerimiz geriye dönmek isterler. Ancak taksi şoförü onları otele geri götüremeyeceğini söyler ve onları başka bir otele götürür.

Burası eski garip bir oteldir. Bizim gençler otele girer ve kendilerine oda bulurlar. Ancak otelin atmosferinden hiç biri memnun kalmamıştır. Derken otelde garip olaylar dönmeye başlar. Üç evsiz çocuk ve bir köpek onlara garip garip bakmaktadır. Yanlarındaki boş sandalye hareket eder. Kızlarda gairp şeyler görmeye başlar.

Bu arada filmdeki esas kızımız Ling’in de erkek arkadaşı ile sorunu vardır. Bu tatilden sonra ayrılacaklardır. Filmde biraz da bu gereksiz diyaloglar insanı olaylardan koparıyordu. Ling etrafında olan garip olayları diğerlerine göre daha fazla hissetmektedir. Ertesi gün yemeğe gittiklerinde ise bütün erkekler garip bir haldedirler. Uykumuz var deyip hepsi odalarına çıkarlar. Ancak kızlar yukarıya çıktıklarında onları ortalıkta bulamazlar.

Otelin her yerini ararlar ve en son 3 evsiz yetimin 2 sinin de kaybolduğunu öğrenirler. Küçük kız onlara erkek arkadaşlarının nerde olduğunu bildiğini söyler. Elindeki köpekte doğa üstü varlıkları görmektedir. Ling ve arkadaşları, erkek arkadaşlarını aramaya başlar. Gizli bir yere geldiklerinde ise otelin sahibi onları uzaklaştırır.

Bu esnada erkek arkadaşlarını aramaya devam ederler ve başlarına garip olaylar gelir. En sonunda erkeklerden birini bulurlar. Garip bir haldedir onu hastaneye yatırırlar, iki kız  hastanede çocuğu beklerken Ling’te köpeği almış ve gizli tavan arasına doğru yola çıkmıştır. Burada vücudu insan kafası köpek şeklinde bir yaratık görür ve kaçar.

Ling aşağıya indiğinde bir arkadaşı ona saldırır ve boğmaya çalışır. Ancak Ling kızın hakkından gelir ama tam o esnada kız kapının orada belirir ona gelmesini işaret eder. Sonra biri çıkarak Ling’i çağırır. Ling peşinden giderek başka bir boyuta geçer. Burada otel sahibinin karısını görür bütün işlerin başlangıcını anlar(ız).

Kadın hamiledir. Kocası köpekleri beslemektedir. Çıkan gürültü karşısında cinnet geçirir ve satırla köpekleri doğrar. Kadının iki çocuğu olur ancak ikisinin de suratı köpek suratıdır. Kadın bir çocuğu öldürür ancak ikincisini öldürürken kocası ona mani olur. Bu esnada kayar ve kadın ölür. Ling, kadının boyutuna geçince bir de onunla hesaplaşmasına tanık oluruz…

İyi işlenememiş sahne devamlılığı olmayan, bu sebepten de dikkati tam anlamıyla üzerinde toplanamadığı bir film Child’s Eye. Yönetmenler, Oxide Pang ChunDanny PangGin gwai ile iyi bir başlangıç yapmışlardı ama diğerler filmler kötü oldu bu filmde dahil… Vakit kaybı diyebilirim.

Yönetmen ve Senarist: Oxide Pang ChunDanny Pang

Oyuncular:

Rainie Yang
Rainie
Elanne Kwong
Ling
Shawn Yue
Lok
Ka Tung Lam
Chuen
Jo Kuk
Chuen’s wife
Lawrence Chou

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1314170/

http://asianmediawiki.com/The_Child’s_Eye