Kategori arşivi: İngiltere Sineması

Stranded

Şöyle korku olsun bilim kurgu olsun diye film ararken listede Stranded karşıma çıktı. Çok umutlu olmamakla birlikte başrolde Christian Slater‘ı görünce neden olmasın dedim ve izlemeye başladım. Tabi ben filmi izleyeli bir kaç hafta oldu. Vakitsizlik sebebi ile filmleri biriktirip öyle yazdığım oldu. Tabi bu süre içerisinde de film ne kadar aklımda kalmış onu test etmiş oluyorum. Eğer beni etkilemişse o filmin her ayrıntısı aklımda oluyor. Okumaya devam et

Perfect Sense

Türkiye’de film çok alakasız bir şekilde Yer Yüzündeki Son Aşk olarak gösterime girince ister istemez filmi izlemek için kendimi biraz geri plana çektim. Filmin afişine de bakınca tam anlamıyla romantik bir film gibi duruyordu Perfect Sense. Gerçi filmin afişinde Eva Green adını da görünce nasıl oldu da Eva romantik bir filmde oynadı diye emrak etmiştim. Yani oynar oynamasına ama bir ksiyon olmalıydı filmde.  Okumaya devam et

Utopia

Dönem dönem İngiliz dizisi izlemeden edemiyorum. Yine öyle bakınırken bir blogta yorumunu okuduğum, a bir sezon da altı bölümmüş çerez gibi gider diyerek iki sezonu bir oturuşta izlediğim dizi oldu Utopia. Dizi İngiliz kanalı Channel 4’da yayınlanıyordu. Tabi Misfits ile birlikte Channel 4’a sempati duymaya başlamıştım. Utopia’nın da kötü çıkmayacağını düşünüyordum nitekim bunda yanılmadımda. Merakla ardı arına iki sezonu izleyince üçüncü sezonu beklemeye koyuldum. Ancak geçtiğimiz günlerde beklentim yerini üzüntüye bıraktı. Çünkü kanal üçüncü sezonu iptal ederek yayından kaldırmış. Bu nasıl bir mantıktır anlamış değilim. Güzelim dizi nasıl yayından kalkar. Amerikalılar tabi bu güzel diziyi es geçmemiş bir yeniden çevrimini yapma yoluna girmişler tabi nasıl olur Allah bilir. Orijinalinin yerini tutmaz. Neyse diziye dönelim. Okumaya devam et

The Grand Budapest Hotel

Geçtiğimiz festivalde filmi izleyecektim ancak yer bulamamıştım. Akabinde nasılsa izlerim dedim ve bir kenara kaldırmıştım. Geçtiğimiz aylarda uzun bir uçuş sırasında hava yolunun video listesinde filme rastladım ve izleyeyim bari dedim. İzledim izlemesine hatta filmi izlerken yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadım bile. İnince yazarım dedim iş güç dedim derken bu güne kadar geldi yazmak. Film pek sevdiğim yönetmen, Wes Anderson‘a ait. Yine bir hikaye, bir şiir kitabı gibi filmle çıkmış karşımıza Wes Anderson.

Film oldukça eğlenceli. Her dakikasını gülümsemeyle izliyorsunuz. Oyunculuklar çok güzel. Zaten filmin ana kadrosu başlı başına yeter. Ama filmde küçük rollerde ünlü isimleri görmekte oldukça keyif veriyor insana. Oyunculuklar güzel dedim aynı şekilde karakterler de yine özenle ve ayrıntılı bir şekilde incelenmiş. Okumaya devam et

Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall

Usta İngiliz yönetmen Ken Loach‘ın son filmi olma özelliğini taşıyor Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall (okuduklarıma göre gerçekten son filmi olacakmış). Ken Loach bu filminde de siyaset ve adaletsizlik üzerine oynuyor. Özgürlük Dansı / Jimmy’s Hall, Jimmy Gralton adında ülkesinden sınır dışı edilmiş Jimmy Gralton’un hayatının bir kısmına değiniyor. Film Donal O’Kelly‘in oyunundan uyarlanmış. Film aslında bilmediğimiz, izlemediğimiz bir şeyi bize vermiyor ancak anlatım bakımından bir ustanın filme elinin değdiği belli oluyor.

İrlanda 1921’de iç savaşın eşiğindeyken komünist olan Jimmy Gralton yaşadığı yerde kardeşinin de yardımı ile bir salon açar. Burada insanlar akşamları dans edip eğlenirken, gündüzleri de sanat dersleri, okumalar, boks dersleri ile kendilerini geliştirirler. Tabi bu olay insanların bir araya gelip konuşup bilinçlenmeleri de sağlar. Bu durumdan hoşlanmayan bir kısım yönetim seviyesindeki kişiler ve kilise Jimmy’e baskı yapar. Jimmy bu sebepte Amerika’ya gitmek zorunda kalır. Okumaya devam et