Perfect Sense

Türkiye’de film çok alakasız bir şekilde Yer Yüzündeki Son Aşk olarak gösterime girince ister istemez filmi izlemek için kendimi biraz geri plana çektim. Filmin afişine de bakınca tam anlamıyla romantik bir film gibi duruyordu Perfect Sense. Gerçi filmin afişinde Eva Green adını da görünce nasıl oldu da Eva romantik bir filmde oynadı diye emrak etmiştim. Yani oynar oynamasına ama bir ksiyon olmalıydı filmde. 

Dark Touch

2013 yılında çekilmiş ve korku filmi olarak sınıflandırılmış bir film Dark Touch. Ancak her zaman ki gibi film korkunu yanına pek yaklaşamıyor. Filmin en güzel kısmı hikayesi. Hikayeye baktığımızda kamu spotu gibi bir şey çıkıyor karşımıza ancak her şey o kadar alelade ortaya konmuş ki izlediğinden pek bir şey anlamıyorsunuz. Aslında anlıyorsunuz ama bir çok kısmı anlamlandıramıyorsunuz. Hikaye biraz eksik kalıyor gibi. Filmin senaristi ve yönetmeni Marina de Van. Bu ismi Ne Te Retourne Pas ve 8 femmes‘in senaryosundan tanıyoruz. Bu film de Ne Te Retourne Pas’a yakın olmuş. Onun gibi farklı bir konuya ancak onun gibi derli toplu bir yapıya sahip değil. Marina de Van, Dark Touch’ın senaryosunu kendisi yazmış sanıyorum ufak bir yardım ve düzenleme alsaydı daha az soru işareti ile son bulabilirdi film.

The Last Days on Mars

Filmi izledim ama, filmi izlediğimi unuttum. Yani özetlemek gerekirse film bu kadar etkisiz bir film. Yine de emeğe saygı diyorum ve cümlelerime başlıyorum. Lakin filmi hatırlamak için tekrar bir göz atmak zorunda kaldım. Bu göz atışlar esnasında aslında filmden pek etkilenmediğimi o zamanda aslında çok şeye vermediğimi hissettim. Demek ki belleğim otomatik olarak silmiş film hakkındaki şeyleri. Filmin yönetmeni Ruairi Robinson. Kendisini daha önce izlememiştim. Zaten bu ilk uzun metrajlı filmi. Oyuncular ise çok tanındık olmamasına rağmen başarılı projelerde yer almış oyuncular. 

Dorothy Mills

    2008 İrlanda yapımı gerilim filmi Dorothy Mills rakibi bir çok filmi sollayacak nitelikte. Filmin yönetmen koltuğunda Agnès Merlet var. Film konu olarak klasik temeller atsa da kurgusu bakımından rakiplerinden kolayca ayrılıyor. Film çekimleri için kullanılan ada filmdeki gizemin yaratılmasında büyük bir rol oynuyor. Bunun haricinde adanın atmosferi ile birlikte bize sunulan adaya ait insan tabloları, adada yaşamı ve mekanı kolayca kavramamıza yarıyor.   Her şey böyle planlı ve yerleşik şekilde insanın beynine hitap ederken, oyunculuklar için çok güzel şeyler söyleyemeyeceğim. Ana karakterimiz Dorothy Mills’i oynayan Jenn Murray dışında filmde oyunculuktan bahsetmek biraz zor. Yan oyunculuklarla destekli bir hikayede, yan oyuncuların etkisiz kalması filmi sıradan bir gerilim filmine döndürmeye yetiyor. Bir de adaya gelen psikolog olarak gördüğümüz, Carice van Houten başta görüntüsü ile göz doldursa da sona doğru oyunculuğu da göze batıyor.     Aslında bakıldığında film için cast çok başarılı bir şekilde yapılmış. Ancak oyuncuları oynayamamaya iten bir şey var gibi gözüküyor. Renk kullanımı, kamera açıları güzel. Yavaş ilerleyen hikayede …

Wake Wood

    2011 İrlanda, İngiltere ortak yapımı filmin yönetmenlik koltuğunda David Keating var. Filmin hikayesini ise Brendan McCarthy yazmış. İkisi birlikte bu hikayeyi senaryolaştırmışlar. Hazır hikayeye girmişler aslında filmin konusunun Stephen King‘in Hayvan Mezarlığı‘na benzediğinin söylemem gerek. Hikaye biraz daha kalıplandırılıp, sınırlandırılarak, ölüyü diriltme meselesine dönmüş.   Konu bu kriterler içerisinde inerlerken bir izleyici olarak beklentiniz filmin psikolojik açıdan daha sağlam temellere oturması ve oyunculuğun da bu şekilde desteklenmesi ancak film bize bunu veremiyor. Bir çok yerde ayrıntılardan kaçınıp hikayede ya da hikayede demeyeyim de duygu aktarımında boşluklara sebebiyet veriyor.   Filmin ilk dakikalarında bir şeyler olacağının farkına varıyorsunuz ve bu farkındalık size bir aksiyonun geleceğini hissettiriyor ancak film tüm bu beklentilere rağmen size aksiyonu vermiyor. Garip bir köy ve bu köyle yaşanan gizemler öncelikle insanı çekerken sonradan pek haz vermiyor. Film korku filmi etiketi ile etiketlense de, daha çok psikolojik bir dram. İlk cümlelerde belirttiğim gibi bu duyguları da insana aktaramadığı için yavan bir filmmiş gibi …

As If I Am Not There / Yokmuşum Gibi

Festival kapsamında Sinemada İnsan Hakları Yarışması kapsamında yarışan filmlerden biri de As If I Am Not Here idi. Film İrlandalı yönetmen Juanita Wilson tarafından beyaz perdeye aktarılmış.  Film Bosna’da olanları yalın bir dille anlatmış. Öyle bir yalınlık ki bu filmde yaşananlar çoğu yerde bizi rahatsız etmiyor. Çoğu yerde oyuncular yaşanan atmosferi bize hissettirmekte başarısız olmuş. Sarsıntılı bir etki yaratacak film belki de yönetmeninin de bayan olması sebebi ile biraz daha yumuşak olmuş. Samira Saraybosnalı genç bir öğretmendir. Ailesi ile çok yakındır. İlk görev yeri olarak kırsalda bir köy kasabasına gider. Burada üç aylık geçici görev için gelmiştir. Okulun asıl öğretmeni köyü terk etmiştir. Çocuklar öğretmenin geri dönmeyeceğini söyleseler de Samira bu küçük köyde üç ay geçireceğine inandırmıştır kendini.

Justine: Seduction Of Innocence

Hazır bir başlangıç yapmışken devamını getireyim dedim. Karşımda duran ve yazılmayı bekleyen yüzlerce film olduğunu düşünürsem neyi nasıl yazayım diye tereddütte düşüyor bazen elime geleni yazıyorum. Maksat izlenilenlerin yazılması popülerlik yada güncellik mühim değil pek. Neyse bunları neden yazıyorum, filmimize dönelim… Justine’i bilmeyen yoktur, yada en azından benim dönemimden -erkeklerinden- bilmeyen yoktur diyeyim. Show Tv’nin kırmızı noktalı yayın akışı olduğu dönemlerde tanışmıştık kendisiyle. O dönem dizi mi film mi olduğunu anlamasamda cumartesi geceleri izlemeden geçmezdim. Eh şimdi o günleri düşününce geldiğimiz noktayı da görüyoruz. Televizyonlar daha mı özgürdü ne? Acaba bizim neslin, bu filmler yüzünden çok mu ahlakı bozuldu? Tabi bir de her şeyin çivisini çıkarırken bu işi ne yapmazdık acaba? Neyse… Justine lise öğrencisidir. Biz de onun okuduğu yatılı okulda onunla birlikte başından geçenleri izleriz. Aslında başına gelenlerden çok kurduğu hayallerdir. Justine hocası olan Profesör Paul Robson’a aşıktır. Tabi hal böyle olunca fantezilerin de başında bu adam yer alır. …

Back to Top