Hell

 

Bir kıyamet sonrası filmi de Hell. Film alsında ismi kadar iddialı değil. Bir de anlayamadım nedense, son dönemde bu tarz filmler yamyamlık üzerine kurulu. Bu filmde diğerleri gibi kıyametin neden geldiği nasıl olduğu hakkında bir şey vermiyor bize. Bir yerden bir yere yolculuk eden bir kaç kişinin başından geçenler anlatılmakta bu filmde de.

Film, gerilim, korku, kurgu açısından bekleneni vermiyor. Oyunculuklar fena değil. Hikaye başta merak uyandırsa da akabinde hiç bir şey vermiyor. Filmin bir fikri yok. Bir grup toplanmış, hadi film çekelim diyerek film çekmişler. Film oldukça yavaş ilerliyor. Bu da  izleyicinin sıkılmasına sebep oluyor.

Ana konu olarak su suyun yokluğunu ele almışlar ama asıl kıyamet yemekten kopuyor. Tabi yemekte su ile orantılı olduğundan pek diyecek söz bulamıyorum.

Yeryüzünde su hemen hemen tükenmiştir. İki kız ve bir erkek arabada yolculuk ederler. Nereye gittikleri belli değildir ama amaçları yiyecek ve içecek bulmaktır. Tabi büyük sorunlardan biri de benzindir. Yol üstünde durduklarında başka birinin saldırısına uğrarlar ancak onunla benzin ve yemek karşılığı anlaşarak birlikte yola koyulurlar.

Yolculuk esnasında, başka birileri ile karşılaşırlar ancak bu kişiler onlara saldırır ve bir kaçını rehin alır. Öğrenirler ki bu grup sağlıklı olan kadınları üremek diğerlerini ise yemek için kullanmaktadırlar. Baş roldeki kızımız ise kendini, kardeşini ve arkadaşlarını kurtarmak için savaşmaya başlar.

Dediğim gibi çok özelliği olmayan bir çok örneği olan bir film. Elbette bu tarzın daha iyi filmleri var ama bu türü sevenler için bir nebze olsun hasret giderme filmi olabilir. Ancak vakit geçirmek için ağır işleyen bir film.

Yönetmen: Tim Fehlbaum

Senaryo: Tim FehlbaumOliver KahlThomas Wöbke

Oyuncular:

Hannah Herzsprung
Marie
Stipe Erceg
Tom
Lisa Vicari
Leonie
Angela Winkler
Bäurin
Michael Kranz
Micha

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1643222/

Kongen av Bastøy

Oldukça iyi hikaye, kurgu ve oyunculuğa sahip bir film Kongen av Bastøy. Filmin yönetmen koltuğunda Marius Holst bulunmakta. Film gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Ancak bu hikaye devlet tarafından örtbas edildiğinden yönetmen ve senaristler başarılı bir hikaye ve kurguyla bu durumu beyaz perdeye taşımışlar. Filmi Norveç Sinemasının yüz aklarından diyebiliriz. Aslında “isyan” temasını işleyen aslında klasik bir konu var karşımızda. Ancak yönetmen çok iyi bir iş çıkararak her dakikasında klişeye kaçabilecek bu filmi güzel anlatmış. Gereksiz diyaloglardan kaçınılmış, karakterlerin olması gerekenin dışına çıkmamaları başarıyla sağlanmış. Continue reading “Kongen av Bastøy”

Une Vie De Chat

 

 

Geçtiğimiz film ekiminde yer bulamayıp gidemediğim Une Vie De Chat’ı evimin konforunda izlemek nasip oldu. Ne yalan söyleyeyim süresini ve hikayesini göz önünde bulunduruduğumda yer bulamadığıma sevindim dersem yalan olmaz. Tabi benim bu sevinmeme filmin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Oldukça güzel çizimlere sahip, ayrıntılarla izleyiciyi tatmin eden bir animasyon Une Vie De Chat.

 

Filmin en sevdiğim yanı belirttiğim gibi çizimleri oldu. Bilgisayar animasyonlarından uzak havası filme ısınmamında yegane sebebi. Bunun haricinde olay kurgusu ve kullanılan müzikler insanı tatmin ediyor. Film aslında bir çocuk animasyonu olmadığını belli ederken çokta yetişkin animasyonu gibi durmuyor. Hem çocuk hem de yetişkin izleyiciler için olayların yavaş ilerlemesi ufak tefek sıkıntılara sebebiyet verebiliyor insan üstünde. Ancak tüm bunlara rağmen başarılı bir film Une Vie De Chat.

 

 

Film bir kedinin bir gününü anlatıyor. Kedinin iki farklı yaşamı vardır. Gündüzleri polis olan babası, azılı bir suçlu tarafından öldürüldüğünden beri konuşmayan küçük bir kız Zoe’nin yanında vakit geçirmekte, geceleri ise Nico adında bir hırsıza yardım etmektedir. Zoe’nin annesi de babası gibi polistir ve zamanının çoğunu kocasının katili Victor Costa’yı yakalamaya çalışmakla geçirmektedir. Bu arada Zoe’de bakıcısı ile kalmaktadır. Bir gün Zoe akşam evden ayrılan kedinin peşine takılır. Kedi Nico’ya giderek beraber işe çıkarlar. Bunu gören Zoe ise eve geri döner ancak yolda Victor Costa ile karşılaşır. Zoe, Costa’nın bütün planlarını duyunca oradan kaçmak ister ancak Costa onu fark eder.

 

 

Zoe kaçmaya başlar ve Nico’nun evine girer ancak burada bakıcısı onu bulur görürüz ki aslında bakıcısı Costa’nın sevgilisidir. O sırada Nico eve gelir ve Zoe’yi kaçırır. Zoe’nin annesi de kızını kaçırmış olan hırsızı yakalar ve kızını bakıcısına teslim eder. Nico’yı kimse dinlemez. Nico bir fırsatını bulup polislerin elinden kurtarır ve Zoe’yi kurtarmak için Costa’nın peşinden gider.

 

 

Yavaş ilerleyen çokta acelesi olmayan bir animasyon Une Vie De Chat. Farklı çizimleri ile izleyici kendine çekiyor. Kısa süresi, basit olay örgüsü ile insanı yormuyor ama bitti gibi bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Kısa süresi ve farklı tadı sebebiyle tavsiye edebileceğim bir animasyon.

 

Yönetmen: Jean-Loup FelicioliAlain Gagnol

 

Senaryo:

Alain Gagnol
Jacques-Rémy Girerd diyaloglar

Seslendirenler:

Dominique Blanc Jeanne
Bruno Salomone Nico)
Jean Benguigui Victor Costa
Bernadette Lafont Zoé’s Nanny
Oriane Zani Zoé
Bernard Bouillon Lucas

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1673702/

http://www.uneviedechat-lefilm.fr/ 

As If I Am Not There / Yokmuşum Gibi

Festival kapsamında Sinemada İnsan Hakları Yarışması kapsamında yarışan filmlerden biri de As If I Am Not Here idi. Film İrlandalı yönetmen Juanita Wilson tarafından beyaz perdeye aktarılmış.  Film Bosna’da olanları yalın bir dille anlatmış. Öyle bir yalınlık ki bu filmde yaşananlar çoğu yerde bizi rahatsız etmiyor. Çoğu yerde oyuncular yaşanan atmosferi bize hissettirmekte başarısız olmuş. Sarsıntılı bir etki yaratacak film belki de yönetmeninin de bayan olması sebebi ile biraz daha yumuşak olmuş.

Samira Saraybosnalı genç bir öğretmendir. Ailesi ile çok yakındır. İlk görev yeri olarak kırsalda bir köy kasabasına gider. Burada üç aylık geçici görev için gelmiştir. Okulun asıl öğretmeni köyü terk etmiştir. Çocuklar öğretmenin geri dönmeyeceğini söyleseler de Samira bu küçük köyde üç ay geçireceğine inandırmıştır kendini. Continue reading “As If I Am Not There / Yokmuşum Gibi”

Den osynlige

2002 İsveç yapımı bu filmin yönetmenlik koltuğunda Joel Bergvall ve Simon Sandquist gözümüze çarpıyor. Film Mats Wahl‘ın aynı adlı romanından uyarlanmış. Uyarlayan isim ise Mick Davis. Den osynlige başarılı bulduğum filmler arasında. Öyle ki bu filmi Amerikalılar da başarılı bulmuş ve 2007 yılında David S. Goyer bu filmi The Invisible adı ile tekrar vizyona sokmuş.

Niklas derslerinde başarılı bir öğrencidir. En büyük hayali, yazar olmaktır. Ancak baskıcı annesi onun yazar olmasını istemez. Niklas, ne yapıp eder, yurt dışındaki bir okulun seçmelerine katılmak için uçak bileti alır.. Ancak annesi ile tartışması yüzünden yurt dışına gidemez.

Geceyi bir partide sonlandırır. Tüm hayalleri bitmiştir. Bu arada şehirden gece ayrılacağını düşünen en yakın arkadaşı, okulun belalı kızı Annelie’ya kendi paçasını kurtarmak için polise onu Niklas’ın ispiyonladığını söyler.

Annelie, Niklas’ı yakalar arkadaşlarınında yardımıyla onu iyice döver. Öldüklerini anladığı anda bırakırlar ve Niklas’ın cesedini, bir yere gömerler. Niklas birden bire sapa sağlam karşımıza çıkar. Ancak onunla birlikte bizde onun ölü olduğunu anlarız. Asıl hikaye buradan sonra başlar… Niklas kendisini öldürenin peşinde koşar…

Bu filmi diğer filmlerden ayıran özellik ise Niklas’ın intikam peşinde koşmamasıdır. Hatta kendini öldüren Annelie karşı bir şeyler de hissetmeye başlamasıdır. Niklas bir gün odasında beklerken cama bir kuşun çarptığını görür. Kuş çarpar çarpmaz odanın içine girmiştir. Cama bakar ancak orada kuş can çekişmektedir. Kuş tamamen öldüğü anda odadaki kuşta kaybolur. Niklas buradan ölmediğini anlar ve kendini kurtaracak birilerini bulmaya çalışır.

Onu tek duyan hissedebilen vicdana azabı çeken Anneliedir. Ona bedenin yerini söylemesi için baskı yapar, ancak bir süre yanıt alamaz. Ancak ceset koydukları yerde de değildir. Annelie nerede olduğunu da bilememektedir cesedi birisi olduğu yerden kaldırmıştır. Annelie den şüphelenir herkes ama o delildir gesedi kaldıran.

Fİlmin kısaca konusu böyle finalde elbet ceset bulunuyor ancak beklediğimiz mutlu son karşımıza çıkmıyor. Belkide en iyisi bu.

Her ne kadar filmde atlanmış ve eksik gözüken noktalar olsa da gerçekten kurcu ve işleyiş bakımından başarılı bir film.

Linkler


Gustaf Skarsgård Niklas

Tuva Novotny Annelie

Li Brådhe Kerstin
Thomas Hedengran Thomas Larsson

David Hagman Peter

Pär Luttrop Marcus

Francisco Sobrado Attis
Joel Kinnaman Kalle
Jenny Ulving Sussie

Anna Hallström Marie

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0298491/

http://en.wikipedia.org/wiki/Den_Osynlige