Kategori arşivi: İsviçre Sineması

Sennentuntschi

Adı gibi kendide garip olan İsviçre yapımı bir film Sennentuntschi. Korku değil, ancak yakaladığı gizem kurgusu ve filmin örgüsü oldukça başarılı. Ne yalan söyleyeyim filmin garip afişini gördüğümde basit sıradan bir korku filmi izleyeceğimi sanmıştım. Oysa film beklentilerimin hepsini boş çıkararak üst düzey bir performans sergiledi.

Sennentuntschi Avrupa’nın Almanca konuşulan ülkelerinde anlatılan bir masalmış. Filmde bu hikayeyi ele almış. Hikayeye göre dağlarda çalışan erkekler, seks ihtiyaçlarını karşılaşmak için bu durumu daha eğlenceli hele getirmek amacıyla, samanlar ve çalı çırpılardan kadın / bebek gibi bir şey yapıp onu giydirip o şekilde eğlenirlermiş. Rivayete göre de eğlenceleri bitince bu ortaya çıkan korkuluk gibi kadın yani Sennentuntschi bu erkekleri intikam için yakalar ve onların da içlerini doldururlarmış.

Film bir çocuğun mantar toplarken bir iskelet bulması ile başlıyor. Bulunan iskelet ise yıllar önce kaybolan bir gence ait. Sonrasında film bu geçmişe dönüyor ve bu hikayeyi bize anlatmaya başlıyor. Bir Peder intihar etmiştir. Cenazesi sonrasında, ortaya genç güzel bir kadın çıkar. Kadın konuşmamaktadır. Ona kasabanın polisi göz kulak olur. Ancak kasabalı kadının kötü olduğunu öne sürerek onu istemezler.

Alp dağlarında yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan iki kişi ise şehirden birini işe alırlar. Beraber eğlenmeye ve çalışmaya başlarlar. Tabi onlarında kadınsızlık başlarına vurunca Sennentuntschi’yi (ayin sanırım) yaparlar. Sabah uyandıklarında ise vahşi ama güzel bir kız bulurlar evin içinde. Tabi kızın bu ayinden sonra ortaya çıktığına inanmazlar. İki adam kıza tecavüz eder. Genç çocuğu da buna alet etmeye çalışırlar.

Ancak kızda da bir tuhaflık vardır. Bizde film boyunca kendini koruyan bir kız izlenimi yaratır ki kasabanın polisi de aynı şekilde düşünmektedir. Olaylar bu şekilde gelişmeye başlar. Tabi ayrıntıya girmemek lazım. Film korku olmamasına rağmen oldukça etkili bir gerilim. Akıllı kurgusu ve görselliği ile de insanı kendine çekiyor.

Oyunculuklar ve yönetim oldukça başarılı. Hiç bir şey filmde sırıtmamış. Film 110 dakikalık süresi boyunca kendini merakla izlettiriyor. Hikaye alışılmışın dışında ve ilerleyen günlerde Amerikan versiyonunu da izleyebileceğimizi düşündüğümüz cinsten.

Yönetmen: Michael Steiner

Senarist:

Stefanie Japp
Michael Sauter
Michael Steiner

Oyuncular:

Roxane Mesquida Sennentuntschi
Nicholas Ofczarek Sebastian Reusch
Andrea Zogg Erwin
Carlos Leal Martin
Joel Basman Albert
Hanspeter Müller Notter

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1296077/

La dentellière / Dantelci Kız

Festival’in 30. Yılına özel olarak yapılan bölümde Isabelle Huppert’i daha yirmili yaşlardayken gördüğümüz bir filmi de vardı. Gördük ki Isabelle Huppert daha o zamandan sinemadaki varlığını ortaya koymuş. Film çekildiği 1978 tarihinde Cannes Kiliseler Birliği Ödülü, BAFTA Gelecek Vaat Eden Kadın Oyuncu ödülünü 1980 yılında ise İtalya David di Donatello  En İyi Yabancı Kadın Oyuncu ödülünü almış. Aslında kiliseler birliği ödülünü neden almış pek çıkaramadım ama belki yazının ilerleyen satırlarında aklıma bir şeyler gelebilir konu ile ilgili.

Pomme annesi ile birlikte yaşamaktadır. Pomme sessiz, sakin, içine kapalı genç bir kızdır. Bir kuaförde çırak olarak bahşiş karşılığında çalışmaktadır. İş yerinde yardımcısı olduğu Marylène ile çok iyi anlaşmaktadırlar. İş haricinde de görüşmektedirler. Pomme, Marylène’e gizli gizli hayranlık beslemektedir. Okumaya devam et

Film Socialisme / Sosyalizm

Aslında Jean-Luc Godard deyince biraz uzak kalıp düşünmek gerekiyor. Filmi sınıflandırma girmek büyük bir karmaşa olur, film diyebilmek ise ayrı… “Nouvelle Vague” (Yeni Dalga) akımının öncülerinden, Godard’ın yeni bir denemesi karşımızda. Film, “fikirler bizi ayırır, hayaller birleştirir” aforizmasından yola çıkıyor. Bununla bağlantılı olarak gelmiş geçmiş en ünlü düşünürlerin, sözlerinden bu aforizmanın desteklenmesini görüyoruz.

Film belli bölümlerden oluşuyor. Bu bölümler altında ise Godard, bir yolcu gemisinde geçen farklı dilde farklı sohbetleri, Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik kavramları hakkında ciddi tartışmaları, çeşitli mitlerin gözden geçirilmesini izliyoruz.

Film kesinlikle bir düşünce bombardımanı. Film 101 dakika boyunca insanı kendisine esir ediyor. Tabi Godard filmi olunca çıkabilecek her diyalog ve görüntünün kaçırılmaması gerekiyor. Çekim esnasında kullanılan standart kameralar  Godard’ın savunduğu “herkes film çekebilir” tezinin tekrar yansıması gibi.Tabi film bu sayade beklediğimiz kurgunun dışında olduğu için kitlesini kendisi seçiyor. Tam anlamıyla festival filmi…

Bu film için daha ne denebilir ki? En iyisi filmekimi tanıtımıyla son vereyim yazıya.

Bunun gibi şeyler -Akdeniz’de yol alan bir yolcu gemisi. Yolcular arasında geçen farklı dillerde farklı sohbetler… Quo vadis Europa -Gece. Bir kız ve erkek kardeşi, çocuklarının mahkemesinde tanıklık etmeleri için anne ve babalarını çağırır. Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik kavramlarının ciddi açıklamalarını talep ederler… İnsanlıklar -Altı gerçek ya da yanlış mitos: Mısır, Filistin, Odessa, Hellas, Napoli ve Barselona… Ünlü Fransız filozof Alain Badiou ve efsane şarkıcı Patti Smith, üç bölümden oluşan bu senfonin bir parçası. Godard’ın son şaheseri, “fikirler bizi ayırır, hayaller birleştirir”


Yönetmen, Senarist: Jean-Luc Godard

Oyuncular:


Catherine Tanvier
La mère

Christian Sinniger
Le père

Jean-Marc Stehlé
Otto Goldberg

Patti Smith
La chanteuse

Robert Maloubier
Personne de la vraie vie

Alain Badiou
Le philosophe

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1438535/

en.wikipedia.org/wiki/Film_Socialisme

http://www.iksv.org/filmekimi_2010/Filmekimi.asp?day=1&FID=17