Karantina döneminde yada her zaman izleyebileceğiniz yada izlemeyebileceğiniz on içerik 2. Bölüm

Serinin ikinci bölümünden herkese merhaba. Ne güzel bir giriş yaptım değil mi? Bu arada düşünmüyor da değilim acaba bunları yazmak yerine makaleler köşe yazıları mı yazsam. Bilemiyorum, o kadar sıkkınım ki, bu olaylara o kadar anlam veremiyor bir değer yükleyemiyor ki, insan görünümünde bir droidten farksız gibiyim. İnsanlardan uzak kaldıkça insanlığımızdan oluyoruz. Gerçi insanlarla oldukça da kaybediyoruz o da başka bir mesele. Sanıyorum her türlü kaybediyoruz. Mühim olan kimseye zarar vermemek.Genel olarak saçmalamamı da yaptıktan sonra başlayalım o zaman. W – Two Worlds Apart Kore yapımı dizi biraz gerçeklikle oynarken aynı zamanda elinden romantizmi de bırakmamış klasik olarak. Klasik diyorum K-Dramalarda aşk olmazsa olmaz son dönemlerde. Bu hikaye de Yeon-Joo ve Kang Chul ana kahramanlar. Aslında dizi olarak hikaye buna odaklansa da asıl kahraman Yeon-Joo’nun babası. Kendisi Kore’nin en çok okunan webtton’unun çizeridir ve bu webtoon uzun yıllardır devam etmektedir. Ancak webtoon’da olan olayların istediği gibi gitmediğini anlayan çizer ana …

buralarda yokken izlediklerim

Buralarda yokken izlediklerimin yeni sayısında yine ne bulursam izlediklerim var. Aslında yazarken film sayısını biraz daha attırsam fena olmayacak ama çok zaman alıyor maşallah. Malum biraz da fazla içerik üretmek istiyorum bu aralar. Akşamlar, hafta sonları bu şekilde gidiyor. Gerçi çok sıcak İstanbul’da bu sıcakta ne yapacaksın ki? Neyse başlıyorum. The Adjustment Bureau (2011) Filmin Philip K. Dick‘in öyküsünden uyarlandığını, bir de bu işin 2011 tarihinde olduğunu görünce filmi nasıl kaçırdım diye hayıflandım. Kadrosu da iyi filmin Matt Damon ve Emily Blunt var. Yedi sene önce neredeydim ne yapıyordum diye sorguladım kendimi. sanıyorum birileri ayarlama yapıyordu. İzlemediyseniz filmi bu son cümlemi birazdan anlayacaksınız. Aslında filmi kaçırmış olma sebebinin filmin Türkçe’ya aptalca bir şekilde Kader Ajanları olarak çevrilmesi olduğunu düşünüyorum. Çok mu düşündünüz bu ismi arkadaşlar? Neyse çenem düştü. Tüm filmlere bu kadar gevezelik edersem bitmez bu yazı. Tabi filmin uyarlama hikaye olduğunu görünce ki hikayeyi de okumuştum bir heyecan kapladı …

buralarda yokken izlediklerim

Jumanji: Welcome to the Jungle (2017) Jumanji’nin ölüsü bile para yapar mantığıyla çıktığımız yolda hızla devam ediyoruz. Filmin devamı ile ilgili söylentiler var. Gider mi, gider. Ben izlerim. Zaten bu tarz filmler pek kalmadı. İşin aksiyonundan çok fantastik yapısı önemli benim için. Bu kez Jumanji bir video oyunu olarak çıkıyor karşımıza. Birbiri ile pekte anlaşamayan lise öğrencileri bir ceza esnasında eski bir video oyunu bulurlar. Oyunu oynamaya başladıklarında ise kendilerini oyunun içerisinde oyun karakterleri olarak bulurlar. Aksiyonu bol, kendi içinde çelişkileri olan, kafayı takmadan izlenebilecek bir film Jumanji. https://www.imdb.com/title/tt2283362/ Hwayugi (2017) Aslında diziyi beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Ancak gerek fantastik öğeleri gerek Kore mitolojisine çalan tarafları diziyi izleyip sonunu getirmem için sebeplerden biriydi. Şu sıralar genelde Kdrama izleyen genç kızlarımız erkek oyuncular için izlerken bende işi çevirip bu filmi kadın oyuncular için izledim dersem ayıp olmaz sanırım. Onun haricinde dizinin hikayesi değişik olmasına rağmen kurgusu hiç mi hiç yanıltmadı ve çok fazla açık …

Buralarda yokken izlediklerim

Bu blog kendini bildi bileli ayda ki yazı yörmemiştir. Görmemişti diyorum geçen ay görmüş. Tamamen tembellikten. Hatta hafta sonu dedim ki yazayım yok arkadaş kaldırmamadım bir taraflarımı. Tabi bu aralıkta izledim okudum. Şimdi üçer beşer yazma vakti. Roboti Aniya 2017 Açılışı bir kore dizisi ile yapalım. Dizi MBC kanalında 32 bölüm orlak gösterime girdi. 32 dediysem her bölüm 30 dakika. Yani yine standart 16 bölüm. Eğlenceli bir Güney Kore dizisi I am Not a Robot. Kim Min-kyu IQ yüksek Kore’nin en büyük şirketlerinden birin sahibidir. Ancak Kim Min-kyu’nun insanlara güven problemi vardır ve insanlarla temas ettiğinde vücudu ölümcül derecede kabaermaya başlar. Bu sebepten dolayı insanlara yaklaşmamaktadır. Bir gün kendine bağlı bulunan şirketlerden birinde çalışan bir ekip insana benzeyen kadın bir robot yaparlar. Kim Min-kyu bu robotu denemek için evine alır ama o esnada robot arıza yapar. Geliştirici ekip parça gelene kadar patronlarını oyalamak için şekil olarak esinlendirkleri Jo Ji-ah’ı Kim’in yanına robotmuş …

Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai

Bir süredir anime izlemiyordum. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım felaket dram yüklü, salya sümüklük anime var deyince ben de kayıtsız kalamamış ve izlemeye başlamıştım. Evet o animenin ismi Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai. Kısaca Ano Hana. İngilizcesi de Anohana: The Flower We Saw That Day. Benim duygusuz anıma gelmiş olacak ki bu anime bende derin yaralar bırakmadı. Evet başarılı bir dramdı ama kesinlikle daha iyilerini izlemiştim. Yinede izlenmesi gereken başarılı animeler arasında Ano Hana.

Kiseijuu / Kiseijuu: Kanketsuhen

Yine korku filmi izlemeyi düşünürken uzun zamandır Japon filmi izlemediğimi fark etmemle hem Japon hem korku olsun arayışımda Kiseijuu’yu yani bilinen adıyla Parasyte’ı buldum. Aslında Kiseijuu Hitoshi Iwaaki‘nin Kodansha‘dan çıkan bir mangası. 2014 – 2015 yıllarında da Kenichi Shimizu tarafından animeye uyarlanarak televizyonlarda yerini almış. Ben anime arayışı içerisinde Kiseijuu’yu görmüştüm ama kasmasın diye izlememiştim. Lakin hata yaptığımı anladım. Her neyse. Bizim konumuz ise 2014 ve 2015 yıllarında Takashi Yamazaki‘nin çektiği film. Bu iki filmi aynı anda değerlendirmemin sebebi, aslında iki filmin birbiri ile bağlantılı bir olması. Yani ilk filmde bir şeyler olup bitiyor da ikinci filmde başka şey oluyor değil hikayenin tamamı iki bölüme ayrılmış. Bunun sebebi Amerikan sinemasında rastladığımız gişe açgözlülüğü değil, hikayenin ayrıntılarının es geçilmek istememesi olarak görüyorum. Bu arada sanıyorum mangaya sağdık kalınarak öyle çok fazla aksiyona girip bir kahraman oluşturma davasına gidilmemiş.

30 sai no hoken taiiku

Bir süredir anime izlememiştim. Bunun eksikliğini hisseden bünyem vakit bulunca bir animeyi gömme ihtiyacı duydum. Araştırmalarım sonucunda da 30 sai no hoken taiiku’yu (Health and Physical Education for 30-Year-Olds) izlemeye karar verdim. Animenin kısaca konusu şu şekilde. 30 yaşına gelmiş Hayao Imagawa henüz hiç kimse ile birlikte olmamış bakir bir erkektir. Animeye göre 30 yaşına gelmiş bakir bir erkek için cennetten onun bekaretini kaybetmesine yardımcı olması için iki tane tanrı gönderilir. Bu tanrıların adı Daigoro ve Macaron’dur. Daigoro ve Macaron aslında iki kardeştirler. İkisi de Hayao’nun bekaretini kaybetmesi için ellerinden geleni yaparlar. Hatta kendilerini bile öne sunarlar. Hayao ise sevdiği kadınla birlikte olmak ister. Bu dakikadan sonra Daigoro ve Macaron onun kız ayarlamasına yardım eder.

Back to Top