Kategori arşivi: Japon Sineması

Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai

Bir süredir anime izlemiyordum. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım felaket dram yüklü, salya sümüklük anime var deyince ben de kayıtsız kalamamış ve izlemeye başlamıştım. Evet o animenin ismi Ano hi mita hana no namae o bokutachi wa mada shiranai. Kısaca Ano Hana. İngilizcesi de Anohana: The Flower We Saw That Day.

Benim duygusuz anıma gelmiş olacak ki bu anime bende derin yaralar bırakmadı. Evet başarılı bir dramdı ama kesinlikle daha iyilerini izlemiştim. Yinede izlenmesi gereken başarılı animeler arasında Ano Hana. Okumaya devam et

Kiseijuu / Kiseijuu: Kanketsuhen

Yine korku filmi izlemeyi düşünürken uzun zamandır Japon filmi izlemediğimi fark etmemle hem Japon hem korku olsun arayışımda Kiseijuu’yu yani bilinen adıyla Parasyte’ı buldum. Aslında Kiseijuu Hitoshi Iwaaki‘nin Kodansha‘dan çıkan bir mangası. 2014 – 2015 yıllarında da Kenichi Shimizu tarafından animeye uyarlanarak televizyonlarda yerini almış. Ben anime arayışı içerisinde Kiseijuu’yu görmüştüm ama kasmasın diye izlememiştim. Lakin hata yaptığımı anladım. Her neyse.

Bizim konumuz ise 2014 ve 2015 yıllarında Takashi Yamazaki‘nin çektiği film. Bu iki filmi aynı anda değerlendirmemin sebebi, aslında iki filmin birbiri ile bağlantılı bir olması. Yani ilk filmde bir şeyler olup bitiyor da ikinci filmde başka şey oluyor değil hikayenin tamamı iki bölüme ayrılmış. Bunun sebebi Amerikan sinemasında rastladığımız gişe açgözlülüğü değil, hikayenin ayrıntılarının es geçilmek istememesi olarak görüyorum. Bu arada sanıyorum mangaya sağdık kalınarak öyle çok fazla aksiyona girip bir kahraman oluşturma davasına gidilmemiş. Okumaya devam et

30 sai no hoken taiiku

Bir süredir anime izlememiştim. Bunun eksikliğini hisseden bünyem vakit bulunca bir animeyi gömme ihtiyacı duydum. Araştırmalarım sonucunda da 30 sai no hoken taiiku’yu (Health and Physical Education for 30-Year-Olds) izlemeye karar verdim. Animenin kısaca konusu şu şekilde.

30 yaşına gelmiş Hayao Imagawa henüz hiç kimse ile birlikte olmamış bakir bir erkektir. Animeye göre 30 yaşına gelmiş bakir bir erkek için cennetten onun bekaretini kaybetmesine yardımcı olması için iki tane tanrı gönderilir. Bu tanrıların adı Daigoro ve Macaron’dur. Daigoro ve Macaron aslında iki kardeştirler. İkisi de Hayao’nun bekaretini kaybetmesi için ellerinden geleni yaparlar. Hatta kendilerini bile öne sunarlar. Hayao ise sevdiği kadınla birlikte olmak ister. Bu dakikadan sonra Daigoro ve Macaron onun kız ayarlamasına yardım eder. Okumaya devam et

Omoide no Mânî / When Marnie Was There / Marnie Oradayken

34. İstanbul Film Festivali başladı ve bende kaçırmamak için çabaladım. Tabi bir de sıkıştırılmış izleme seansları haricinde filmleri yazmakta var ki o da aryı bir durum. Neyse bu seneki ilk 34. İstanbul Film Festivali etiketindeki ilk açışış filmim Omoıde No Marnie (When Marnie Was There / Marnie Oradayken). Okumaya devam et

Dakara Boku wa, H ga Dekinai

Dakara Boku wa, H ga Dekinai (So, I Can’t Play H! だから僕は、Hができない) oldukça eğlenceli bir anime. Güzel hatunlar ve bol bol popo ve göğüs içerdiğinden erkeklerin daha çok dikkatini çekeceğinid üşünüyorum. Bununlar birlikte sapık olana ana karakterimiz aslında sapıklığın gelip geçici aslıl olanın sevgi ve aşk olduğunu anlatıyor bize. Yani kısaca animenin ana fikri bu. Okumaya devam et