Kategori arşivi: Macaristan Sineması

Liza, a rókatündér

Oldukça farklı ve eğlenceli bir film var karşımızda. Macaristan sinemasından film izlemiş ama bu kadar başarılısını eğlencelisini görmemiştim. Liza, a rókatündér’de bunlardan biri. Fİlmin yönetmen koltuğunda Károly Ujj Mészáros var. Senaryoyu da ile beraber yazmış. Film yönetmenin ilk uzun metrajlısı denebilir. Bundan önce sürekli deneysel ve kısa filmler çekmiş asıl parasını da reklam filmlerinden kazanmış. Sanıyorum bu sebepten dolayı akıcı film.

Film aslında bir uzak doğu efsanesi etrafında şekilleniyor. Efsanemiz ise blogta bir çok kez de dizilerde yer verdiğim, kuyruklu tilki efsanesi. Ancak bu öyle güzel bir şekilde filme uyarlanmış ki keyifle izliyorsunuz.

Film görsel açıdan çok başarılı. Mekan ve kostüm tasarımları oyunculuklar gayet başarılı. Filmin özgün ve anlatım biçimi çok güzel. Filmin bir dakikasında bile sıkılmıyorsunuz. Okumaya devam et

Neprijatelj

Sırp yönetmen Dejan Zecevic‘in son filmiymiş Neprijatelj. Benim de yönetmenin izlediğim ilk filmi. Sinema geçmişine baktığımızda daha çok dizi ağırlıklı çalıştığını görüyoruz. Bu film haricinde de televizyon için filmler yapmış. Yönetmenden bahsetmeye başlamışken yönetimin görüntülerin iyi olduğunu söylemeliyim. Film yer yer durağan olmasına rağmen kendisine bağlıyor ve sonuna kadar süren gizemi tatmin eden bir aşamaya geliyor.

Filmin kurgusu oldukça başarılı. Karakterler oldukça doğal ve başarılı oyunculuk sergilemişler. Filmin gerek gerilim dozu, gerekse dram dozu iyi ayarlanmış. Ancak hikayeye bütünü ile baktığımda filmin amacını pek çıkarmış değilim. Savaşın kötülüğü yada iyiliği konusunda pek fazla bir şey söylememiş yada durum eleştirisi yapmamış. Ama daha kötü bir durum için insanların birlikte olabileceği az da olsa belirtilmiş.

Film, savaş, korku yada gerilimin sınırlarında gezse zaman zaman bu yönleri ile etkisini gösterse de aslında her şeyden biraz eklenmiş. Yer yer komedi de görüyorsunuz. Ana karakterlerden birinin durağan ve insan olup olmaması konusundaki tereddüt filmin, gerçeklik, savaş, inançlar üzerine cümleler söylemlerde bulunmasına olanak sağlamış. Tam anlamıyla bir açıklama karşımıza çıkmıyor. Filmin finalindeki belirsizlik buradan başlıyor.

Bosna savaşının bitiminden sonra küçük bir birlikte geçiyor hikaye. Birlik bulunduğu savaş bitiminden sonra mayın toplama işlemi yapmaktadır. Yanlarında bulunana Amerikan birliği de ayrıldıktan sonra baş başa kalırlar. Eski bir evi kendilerine karargah yapmışlardır. Bir gün etrafı kolaçan ederken, eski bir fabrikaya gelirler. Burada bir duvarın arkasına kapatılmış bir adam bulurlar. Adamın burada bulunması dikkatlerini çeker ve merak ederler. Adamı karargahlarına götürürler.

Tabi karargahtakilere de bu durum ilginç gelir. Adamın ağzından düzgün laf alamazlar. Adam hakkında bilgi toplamak için tekrar eski fabrikaya giderler. Burada adamın kaldığı yeri görürler ve incelerler. Orada sadece sigara izmaritleri ve bir sandalye vardır. Sanki adam yeni kapatılmış ve çıkacakmış gibidir ne yiyecek ne içecek hiç bir şey bulamamışlardır. Olay daha gizemli bir hal almıştır. Geriye dönerken fabrikada içinde Sırpların ve Müslümanlarında olduğu toplu bir mezarlık bulurlar. Tam bu esnada bir kaç Müslüman tarafından saldırıya uğrarlar. Onları yakalayarak rehin alırlar. Müslümanların dedikleri ise o adamın şeytan olduğu ve oraya geri kapatılması gerektiğidir.

Sırp birliği onlara inanmaz ama birlikte garip ölüm olayları olmaya başlamıştır. Bu kim olduğu bilinmeyen kişi de garip garip konuşup insanları etkilemektedir. Ancak içinde bulundukları durumun da bu adamdan kaynaklandığına emin olamazlar. Süreç bu şekilde gelişir.

Filmin ilk dakikalardaki duğaranlığı hikayenin gelişmesi ile birlikte ortadan kalkıyor. Yer yer gereksiz uzun sahneler bizi karşılasa da kesinlikle izleyiciyi sıkmıyor. Özetlemek gerekirse, yönetimi, görselliği, oyunculukları ile oldukça başarılı bir film Neprijatelj. İzlenebilir.

Yönetmen: Dejan Zecevic

Senaryo: Djordje Milosavljevic , Dejan Zecevic

Oyuncular:

Aleksandar Stojkovic
Cole
Vuk Kostic
Caki
Tihomir Stanic
Daba
Ljubomir Bandovic
Sirovina
Marija Pikic
Danica Vukotic
Slavko Stimac
Vesko

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1517225/

Immigrants (L.A. Dolce Vita)

Eğlenceli bir Amerika Macaristan yapımı film Immigrants. İlk bakışta film, Amerikadaki göçmenlerin hayatını anlatıyormuş gibi gözükse de, Amerikan rüyasını anlatmaya daha yakınmış gibi duruyor. Tabi film eleştirilerini de eksik bırakmamış.

Film Türkiye’de ilginç bir isimle vizyona girmiş. Göçenler göçürenler, ne varsa götürenler. Bu ismi filme kim verdiyse hangi mantıkla verdiyse o şahsı taktir ediyorum. Bu isim göçmenlerin Amerika’yı soyup soyduğu yönünde bir imaj bırakıyor. Lakin filmde böyle bir şeyde yok…

Hikaye, California’da yaşayan Rus Vladislav ve Macar Joska’nın başından geçenlerden oluşuyor. Rus Vladislav’ın bir kızı var ve Vladislav onun eğitimini iyi yapması için çabalıyor. Ancak Rus ve göçmen olması çalışma iznindeki zorluklar buna pek fazla olanak tanımıyor. Tabi Rusya’dan ve Macaristan’dan gelmiş bu iki arkadaş önce kapitalizmin soğuk yüzü ile karşılaşıyor burada.

Vladislav Amerikalı’lar tarafından tehditle ucuza çalıştırılırken bu işin böyle gitmeyeceğini düşünürler. Birlikte kaldıkları göçmenlerle birlikte iş kurmaya çalışırlar. Ancak ceplerindeki paralar buna yetmez. Sonunda Vladislav süper hiper markette bir iş bulur. İşi daha fazla insanın ihtiyacı olmayan ürün sattırmaktır. Vladislav işi kabul eder ancak Joska insanları kandırmanın kötü bir şey olduğunu ona anlatır. Bu Vladislav’a da terstir aslında. Vladislav Rus olması sebebi ile kadınlar tarafından çok tutulur. Kısa sürede yükselir. Vladislav bir süre sonra işten ayrılır.

Tabi iş deneyimleri bitmez. Kendi yerel yemeklerini yapar satarlar tutturamazlar, bütün işleri başarısızlığa gider. Ancak Vladislav’ın kızının eğitimi için paraya ihtiyacı vardır. Bir gün bir kulübe eğlence için giderler ancak içeriye giremezler. Çünkü zenginlerin girebildiği yerdir burası. Tesadüfen eğlence mekanının sahibinin Macar olduğunu öğrenirler ve adam onları içeri alır. Akabinde adam Joska’ya girişe görevli olarak çalışmasını teklif eder. Joska işi kabul eder.

Bir hafta sonra burada votka içme yarışması olduğunu öğrenen Vladislav yarışma için hazırlanır. Ancak gün geldiğinde içeriye giremez. Onu içeri almayan ise en yakın arkadaşı Joska’dır. Joska’da işindeki ciddiyeti sebebi ile yükselmeye başlamıştır. Ancak arkadaşlarını da kaybetme noktasına gelmiştir.

Bunun gibi bir çok olay var filmde. Her biri elbette anlatılamaz. Ancak iki arkadaşın kız tavlamak için yaptıkları diyet ve spor oldukça eğlenceliydi.

İçerisinde çok olan barındıran. Anlatılmakla bitmeyecek eğlenceli bir animasyon Immigrants (L.A. Dolce Vita). Hoç vakit geçirmek için kesinlikle izlenebilir.

Yönetmen: Gabor Csupo

Senarist: Billiam CoronelJosh Lieb

Seslendirenler:

Hank Azaria
Joska
Sándor Fábry
Károly Gesztesi
Judit Hernádi
Ferenc Hujber

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1193627/

Nine Miles Down

Bir kaç yıl önce Rus bilim adamları deprem faylarındaki hareketlenmeleri incelemek için bir yerin altına doğru indiklerinde bazı seslerle karşılaşmışlardı. Bu sesler basında Cehennemden Gelen Sesler olarak yer bulmuştu. Tabi seslerin cehennemden geldiği konusunun ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu tartışılır ancak o dönem ki yorumum bu konudan bir sürü film çıkacağı yönündeydi. Ancak gözüme ilişen sadece bu film oldu.

Film çok ta tatmin etmese de, farklı yapı ve kurgusuyla, kendini izlettiriyor. Ancak filmin işleyişinde bir sorun var. Filmi izlerken merak etmenize rağmen filmin içine giremiyorsunuz. Filmde bir samimiyetsizlik var. Duygu yoksunluğu hat safhada diyebilirim.

Bir sondaj istasyonunda, bilim adamları kaybolmuştur. İşinde iyi Jack adında bir güvenlik görevlisini olayları araştırması için gönderirler. İstasyonda kimse yoktur. Jack kum fırtınası yüzünden geceyi de burada geçirmek zorunda kalır. Aynı zamanda, merkezden konuyu iyice araştırması için, kalmasına karar verilir. Jack burada kalmaya başlar ama bu boş, terk edilmiş yerde garip ve gizemli şeyler olmaktadır. Jack bir gün boyunca kimseyi bulamaz ama ertesi gün güzel bir kadın koşarak gelir. Tabi aklımıza takılan birinci soru işareti bu kadının kim olduğudur? Öncelikle Jack onu neden bulamamıştır?

Kadın kendisini Doktor Jennie olarak tanıtır. Jack durumu merkeze bildirir ancak bilim adamları içerisinde bayan yoktur. Jack kadından şüphelenmeye başlar. Bu arada sondaj kuyusundan gelen garip sesler de aklımızı karıştırmaya yeter. Jack, Jennie’nin kimliğini araştırmaya başlar. Ancak merkezden aldığı bilgiler doğrultusunda da Kennie’i bir yere koyama ve onun şeytan olabileceği konusunda yoğunlaşır. Jennie’nin tavırları da aslında bunu desteklemektedir.

Jennie olan bitenlere karşı çok kayıtsızdır. Jack cesetleri bir bir bulur ama Jennie bunlardan etkilenmez. Kendine göre de mantıklı açıklamaları vardır. Ateşle barut yan yana gelmişken, kadın da şeytana benzerken aralarında bir yakınlaşma görür. Bu arada Jack ise ölen karısının hayalini görmektedir sürekli. Jack iyiden iyiye psikopata bağlar. Janne’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya uğraşır. Bu arada gördüğü halüsinasyonlar onun dengesiz davranmasına sebep olur. Film hayal ile gerçek arasında döner gider.

Bizde sonuca başlanan ama her dakikasında değişen, final akışı ile insanı meraka sürüklüyor. Tamam şimdi bitti bu kadar dediğiniz anda başka bir olay sizi farklı bir finale yönlendiriyor. Sonun bir türü gelmemesi insanı biraz sıkıyor. Ancak farklı konusu ve kurgusu, gelişen olaylar kendini izlettiriyor. Keşke oyunculuk daha iyi olsaydı diyorsunuz. Eş değerleri içerisinde vasat sayılabilir ancak son dönem korkuları içerisinde yükselebilir bir film.

Yönetmen: Anthony Waller

Senarist: Everett De Roche ,Anthony Waller

Oyuncular:

Kate Nauta Jennie Christianson
Adrian Paul Thomas ‘Jack’ Jackman
Meredith Ostrom Susan
Amanda Douge Kat
Anthony Waller Professor Borman
Arcadiy Golubovich Alex

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0812352/