Død snø 2 / Ölü Kar: Kızıllar Ölülere Karşı

İlk filmi !f 2010‘da izleyip büyük keyif aldıktan sonra yönetmen Tommy Wirkola ilk filmden dört sene sonra Død snø 2’yi çekmiş bizde bu vesileyle ikinci filmi izlemiş olduk. Bu filmde ilk film gibi oldukça keyifli. İlk film sonunda ikinci film nasıl devam eder diye bakarsak Død snø 2 klasik devam filmlerinden biraz farklı bir yol çizmiş. Yani bir başka ekip aynı yere gelip Nazi zombilerimizi görmüyor. Film tam anlamıyla devam filmi olmuş ve iki filmi ard arda soluksuz izleyebileceğiniz hatta iki filmi bir bütün olarak izleyebileceğiniz bir hal almış. Yönetmen Tommy Wirkola Død snø ile yakaladığı başarısını Hollywood’da devam ettirmek istemiş ve Hansel & Gretel: Witch Hunters‘ı çekmişti. Serinin ikinci filmi de yoldaymış gördüğüm kadarıyla ancak Hansel ve Gretel’in Død snø’nun yanından bile geçmediğini belirtmem lazım. Sanki bazı yönetmenler Hollywood’a hiç uğramasa daha iyi. 

Pionér / Öncü

Ünlü Norveç’li yönetmen Erik Skjoldbjærg‘in son filmi olan Pionér / Öncü 80′lı yıllarda Norveç’in, sahil şeridinden uzakta deniz altında ki petrol ve doğal gazını çıkarmak için yapılan çalışmaları anlatıyor. Denizin dibine boruları yerleştirmek için üç gönüllü dalgıç yoğun testlerden geçer. Nihayetinde bu zorlu eğitimler ve testler biter ve gün uygulamaya geçmeye gelir. Dalgıçlardan Petter ve abisi Knut boruyu monte etmek için denizin dibine dalarlar. Tam o esnada bir kaza yaşanır, Peter kazada kardeşini kaybeder. Denizin altından çıktıktan sonra ise kaza hakkında araştırmaya başlar. İşte bir terslik vardır. Peter kazanın sorumlusunu aramaya başlar ancak kime yaklaşsa bir tuhaflık fark eder.

Kon-Tiki

2012 yapımı Norveç filmi Kon-Tiki.Tabi Norveç denince biraz soğuk boğuk bir Avrupa filmi bekliyor insan ama bu film bir Holywood filmini aratmıyor. Tabi bir Holywood filmi yanında da biraz sönük. Ancak her şeye rağmen film akıcı bir şekilde sıkılmadan kendini izlettiriyor. Film Life Of Pi ile birlikte son dönemde izlediğim en iyi deniz filmleri arasında. Filmin yönetmen koltuğunda Joachim Rønning, Espen Sandberg ikilisi var. genel olarak yönetimlerini sevdiğimi söyleyebilirim. Zaten hikayenin cazibesi, mekanlar, doğal güzellik filmin izlenmesi için başlıca neden. Film Thor Heyerdahl adındaki antropoloğun hayatından bir kesiti anlatıyor.

Thale

2012 Norveç yapımı Thale’in senarist ve yönetmeni Aleksander Nordaas. Aslında Aleksander Nordaas ilginç bir konuya el atmış. Norveç mitolojisinde yer alan Huldra karakterini duymamızı sağlamıştır. Filmin en büyük albenisi bence afişi. Afişteki kuyruklu güzel kadını görünce insan filmi ister istemez izlemesi gerektiği duygusuna kapılıyor. Film yetmiş altı dakikalık süresi ile bizim yerli dizilerimizden bile oldukça kısa. Yönetmen bu kısa süreye bir kaç hikaye sığdırmaya çalışmış. Hiç bir konuda bilgimiz olmayan Huldraları öğrenmeye çabalarken bir de Huldra ve özel olduğunu düşündüğümüz Thale’nin durumunu öğrenmeye çalışıyoruz. Hikayede büyük açıklar var. Bir çok sahne durağan. Film fantastik boyutu bir nebze olsun tamamlayabilir ama korkunun yanından bile geçmiyor.

Skjult

2009 Norveç yapımı filmin yönetmen koltuğunda Pål Øie var. Bu isim aynı zamanda filmin senaristide. Film oldukça sıkıcı ilerliyor. İlk defa bir filmi izlerken uyuklamanın eşiğine geldiğimi söyleyebilirim. Tabi buna büyük etken korku filmi edası ile geç saatte izlemeye çabalamak olabilir. Filmi izlerken filmden çok farklı şeylere odaklanıyorsunuz. Aklınız birden gündelik işlere kayabiliyor. Bu sırada ekranda akan görüntülerle de bir bağlantı kuramıyorsunuz. Senaryo, kurgu izleyiciyi filme bağlamamak açısından her şeyi yapmış. Bildiğimiz klişe korku öğeleri filmde bolca mevcut. Ancak filmin bir amacı yok. Belki de bu amaçsızlık filme odaklanmayı ve korkutmayı başaramıyor.

Hodejegerne

Son dönem Norveç filmlerindeki yükselişin bir diğer göstergesi Hodejegerne. Film oldukça başarılı. Klişelerin dışında, bir kurguya sahip. Bu da film boyunca sizi kitliyor. Filmin belkide kurgusunun bu kadar sağlam ve düşünilmiş olmasının sebebi Jo Nesbø‘nun romanından uyarlanması. Nesbø’nun kitabını okumadım ancak, başarılı bir uyarlamanın karşımızda olduğu besbelli. Filmin görüntü yönetmeni oldukça başarılı bir iş başarmış. Norveç’in havasını, atmosferini kesinlikle hissediyorsunuz. Yönetmen filme aykırı düşecek yada insanı filmin geriliminden koparacak gereksiz açılardan sakınmış. Film ilerlerken sahnelerdeki bazı eksiklikler kafanızı kurcalarken, filmin sonunda bir çoğuna mantıklı sebep bulabiliyorsunuz. Filmde aklımı kurcalayan iki şeyden biri ise, Roger’ın ortağı tarafından taranarak öldürülememesi. Diğeri ise polis arabası ile uçurumdan yuvarlandıklarında, Roger’in hala yaşıyor olması. Gerçi yanındaki iri yarı kilolu polisleri hesaba katarsak bu da biraz olası bir durum. Oyunculuklar oldukça başarılı ve sırıtmıyor. Roger karakteri yada onu canlandıran Aksel Hennie uzun saçları ile bana pek çekici gelmedi diyebilirim ancak adam saçlarını kazıdıktan sonra birden karizmaya döndü. Bu arada film, güzelliği ile filme renk katan Synnøve …

Kongen av Bastøy

Oldukça iyi hikaye, kurgu ve oyunculuğa sahip bir film Kongen av Bastøy. Filmin yönetmen koltuğunda Marius Holst bulunmakta. Film gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Ancak bu hikaye devlet tarafından örtbas edildiğinden yönetmen ve senaristler başarılı bir hikaye ve kurguyla bu durumu beyaz perdeye taşımışlar. Filmi Norveç Sinemasının yüz aklarından diyebiliriz. Aslında “isyan” temasını işleyen aslında klasik bir konu var karşımızda. Ancak yönetmen çok iyi bir iş çıkararak her dakikasında klişeye kaçabilecek bu filmi güzel anlatmış. Gereksiz diyaloglardan kaçınılmış, karakterlerin olması gerekenin dışına çıkmamaları başarıyla sağlanmış.

Back to Top