Kategori arşivi: Türk Sineması

Geçmişten geleceğe* “A Star Is Born”

Film için biraz geç kalmış olabilirim, yeni versiyonu Türkiye’de vizyona Ekim’de girmiş. Ancak filmin yazılması için başka sebeplerde var. Bunlardan biri 2018 yapımı filmin muhtemel Oscar adaylarından biri olması. Zaten önceki yapımlar da bu Oscar macerasından nasiplenmiş. Tabi sadece Oscar’da değil asıl sebep, film sadece Amerika’da değil Türkiye’de dahil olmak üzere bir çok ülkede çok kez uyarlanmış ve uyarlanmaya devam ediyor. Yani hikayenin alıcısı oldukça fazla. Her dönem bir şekilde izleyiciyi bir şekilde yakalıyor. Hal böyle olunca bende tüm filmleri izleyip, -en azından Amerikan versiyonlarını- küçük bir inceleme yazayım dedim.

Aslında tüm filmlerin kaynağı Adela Rogers St. Johns. Onun hikayesinden uyarlanmaya başlıyor ilk kez film. 1932 yılında What Price Hollywood? adı ile karşımıza çıkıyor. Filmin yönetmeni George Cukor. Bu filmle birlikte Adela Rogers St. Johns o sene en iyi orijinal hikaye dalında Oscar adayı oluyor ama ödülü The Champ ile Frances Marion kazanıyor. Filmin oyuncuları ise Constance BennettLowell Sherman. Filmin hikayesi ise bundan sonra gelecek filmler için aynı temayı oluşturuyor.

Mary Evans, garson olarak çalışmaktadır. Bir gün ünlü yönetmen Maximillan Carey ile karşılaşır.

Oldukça sarhoş olan Maximillian Mary’den etkilenir ve bir şekilde onunla vakit geçirmeye başlar. Derken, ikili birbirine aşık olur ve evlenirler. Bu esnada Max’ın elinden tutuğu Mary, büyük bir yıldız olur. Ancak Max’ın alkol sorunu bitmemiştir. Bir süre sonra kendini Mary’nin önünde engel olarak görür ve bir tabanca ile kendini vurarak öldürür.

Filme erişemediğim için görsel, teknik ve oyunculuk açısından bu filmi pek değerlendirmiyorum. Konuyu ise bazı makalelerden.

1937 yılına gelindiğinde ise bildiğimiz anlamda isim olarakta “A Star Is Born” doğmuş oldu. Bu kez filmin yönetmen koltuğunda William A. Wellman oturuyor. Ana hatlarıyla kurguyu ve karakterleri de belirlemiş oluyor. Bu film ile birlikte William A. Wellman en iyi orijinal hikaye dalında Oscar alıyor. Tabi burada en iyi orijinal hikaye konusu biraz tartışmalı. Aslında bu ödülün en iyi uyarlama olması lazımmış. Tabi olmuş bitmiş bu saatten sonra olay beni yorumuma da ek açık değil.

Filmde dönemin meşhur ismi Janet Gaynor Esther Victoria Blodgett / Vicki

Lester karakterini Fredric March ise Norman Maine karakterini canlandırıyor. Bu filmde 1932 yapımı film ile aynı paralel hikayeyi paylaşıyor. Esther kasabasından ünlü bir oyuncu olmak amacıyla Holywood’da gelmiş bir genç kızdır. Burada garson olarak çalışırken alkolün batağına düşmüş Norman ile tanışır. Bu tanışma evlenmeleri ve Esther’in ünlü bir oyuncu olmasıyla devam eder. Alkol batağından kurtulamayan Norman ise Esher’e köstek olmamak amacıyla kendini okyanusa bırakarak intihar eder.

Bu film ile birlikte ya da benim bu film ile birlikte uyarlamalara başlamamla birlikte, bazı kilit sahneler filme de eklenmiş olur. Gece yarısı yapımcının aranması, kadın karakterin güzelliği ve burun ile ilgili takıntı, erkek karakterin, kadın karaktere “son bir kez bakmak istedim” minvalinde sözleri, mahkeme sahnesi, ödül gecesi istemeden atılan tokat… Aslında bu tokat, erkek karakterin kırılmasındaki son noktadır.

Film dönem itibari ile bir Holywood macerasının nasıl olduğunu da gözler önüne seriyor. Her ne kadar ana tema aşk olsa da bir yerde aslında sinema sektörünün ne kadar uğraşlı olduğuda burada bir ders olarak anlatılmış. Filmde en çok sevdiğim yerler ise arada film senaryosundan bölümlerin girmesiydi. Final bu şekilde anlatılmıştı. Filmin bir diğer özelliği de, ilk çekilen renkli filmler arasında yer alması. Ancak film hayalin peşinden koşma hikayesini anlatırken sosyal ve kültürel olarak değinmelerde bulunmuyor.

1954 yılında ise George Cukor yine projenin başına geçiyor. Ancak bu kez 1932’de kendi çektiği filmden çok 1937 yılında William A. Wellman’ın hikayesini baz alıyor. Zaten 1937’den sonra ana hatlarına kavuşan hikaye kendinden sonrakiler için yine ilham kaynağı oluyor. Muhtemelen aynı isim kullanıldığı için referans olarak kalıyor.

George Cukor dönemin değişen sinema anlayışını da kullanarak o dönem yapılan müzikalleri de arkasına alıp kadın karakterimizi şarkıcı oyuncu yapıyor. Burada George Cukor karakter isimlerine dokunmazken, baş rolleri ise Judy Garland ve James Mason‘a veriyor. Judy Garland o aralar eski popülaritesini yitirmiş.

İki isimde aslında film için bir risk. Buna rağmen o sene altı dalda Oscar adayı oluyor film ve maalesef hiç bir ödül alamıyor. Golden Globes’da ise her ikisi en iyi aktör ve aktris dalında ödül oluyor bu bilhassa Judy Garland için efsanevi bir geri dönüş oluyor. Tabi aynı başarıyı bir daha yakalayamıyor sonu ise malum.

George Cukor aslında bu filmi üç saate yakın düşünmüş ama dönemin yapımcıları filmin süresini uzun bulmuş ve filmin süresini iki buçuk saate indirmişler. Daha sonra ise yönetmen bu filme kesilen sahneleri eklemek istemiş. Ses kayıtlarına ulaşmış ama, görüntülere ulaşamamış. Bu sebepten dolayı mevcut filmde altta diyaloglar sürerken üstte bu sahnelerden kalan resimler kullanılmış. İzlerken biraz garipsiyor ne oldu diyorsunuz ama hikayeyi okuduğunuzda bu görüntüler anlam kazanıyor. Bir önceki filmdeki klasik sahneler bu filmde de mevcut ve iki karakterin aşk betimlemeleri bu filmde daha açık ve anlamlı bir şekilde yapılmış. 1937 yapımı filmde kadın karakterimiz kasabadan büyük şehre gelmiyor zaten müzik ile uğraşıp keşfedilmeyi beklerken, ünlü aktör onun bu amacına ulaşmasında basamak oluyor. Her iki filmde de aşk bir basamak üste çıkıyor. Burada karakterlerin ünlü olduktan sonra yaşamlarındaki değişim ve olmak istedikleri kişi arasındaki ikilem de iyi anlatılmış. Arz talep meselesini bu filmde daha belirgin olarak görüyoruz. 
Norman karakteri ise aynı kaygılarla ismini aldığı ilk filmle paralel olarak boğularak ölüyor. Ve izlediğim en etkili ölüm sahnesi de bu tüm filmler içerisinde.

Frank Pierson ise aynı isimle üçüncü filmi çekiyor. Aradan geçen 22 yıl bu filmde de gözümüze çarpıyor. Sosyal olarak dönüşümü en başarılı bir şekilde gösteren filmde bu. Yine ilk iki filmdeki karakter isimlerine sadık kalınmış. Bu kez baş rollerde Barbra StreisandKris Kristofferson var. Bu iki isim ile birlikte film tamamen bir şarkıcının ünlenmesine odaklanıyor. Yani oyunculuktan soyutlanıyor. Bunun haricinde ana hikaye yine aynı. Buluşmaları, tanışmaları, akış diğer iki film ile paralel gidiyor. Filmde Norman karakteri alkol batağında bir rock yıldızı, Esther ise barlarda şarkı söyleyen bir şarkıcı. Norman, Esther’in ünlü olmasına aracı oluyor.

1976 yapımı film dönemin özgürlük anlayışı filmde işleniyor. Burada Esther karakterinin ilk kez evlenip boşandığına tanık oluyoruz. Aynı şekilde iki karakterin herkesten uzakta kendilerine doğanın içerisinde ev kurmaları dönemin hippi yaşantısını gözler önüne seriyor. Filmde daha özgür, daha kendi halinde karakterler görüyoruz. Esther lafını söylemekten çekinmeyen diğer filmlere göre daha güçlü bir karakter. Ve bu özgürlüğe bağlı olarak bu filmde Norman’ın Esther’i aldatma sahnesini görüyoruz. Tabi ne olursa olsun yine aralarındaki aşk üstün. 
Böylesine özgür ve hızlı yaşayan karakter aynı şekilde hız yaparken trafik kazası ile ölüyor.

Bonus: Minik Serçe

Filmin Türkiye dahil bir çok ülkede de yeniden çekildiğini söylemiştim. Türkiye’de ise film Minik Serçe adında Atıf Yılmaz yönetmenliğinde çekildi. Baş rollerinde ise Hülya rolünde Sezen Aksu, Bulut Aras ise Orhan rolünde. Orhan ünlü bir sanat müziği sanatçısıdır. Alkolle başı belada olduğu için ve sorumsuzluğu yüzünden artık herkes ondan illallah etmiştir. Bir gün gittiği düğünde Hülya ile tanışır ve klasik hikaye başlar. Film tamamıyla 1976 yapımı film ile aynı senaryoya sahip. Tabi biraz Türkleştirilmiş. Mesela sürekli bir çay muhabbeti var filmde.

Esinlendiği filmden farklı olarak Orhan, Hülya’nın eskiden konservatuvardan hocasıymış. Hülya karakteri daha delikanlı bir karakter. Bunu karakterin konulma tarzından anlıyoruz. O dönem için yalnız yaşayan bir karakter için sanıyorum bunu reva görmüşler. Orhan karakteri de bir araba kazasında ölüyor. Ben ölüyor diyorum ama intihar ediyor. 
Bu filmde çoğunlukla piyasanın iki yüzlülüğü ve yapımcıların para kazanma hırsı finalde biraz daha öne çıkartılmış. Sanıyorum dönemin gerçekleri buydu. Ancak bununla birlikte temiz kalpli karakter de unutulmamış tabi ki fakir. Genel olarak baktığımızda özgün diyebileceğimiz bir sahne bulunmamakta.

Günümüze geldiğimizde ise, yılların popüler filmini aynı isimle Bradley Cooper beyaz perdeye taşıyor. Tabi birden fazla çekimi olan bu filmi elbette yönetim açısından daha kolay. Sanıyorum bu sebeptendir ki Bradley Cooper ilk yönetmenlik denemesini bu filmde yapıyor. Hikayede elbette küçük değişiklikler mevcut ancak genel hatları ile eskilerin tekrarı. 1954 yılında şekillenen müzisyen konusu bu filmde de devam ediyor. Karakter isimleri bu kez değişmiş. Ally rolünde hemen hemen aynı basamakları atlamış Lady Gaga, Jack rolünde ise filmi yöneten Bradley Cooper var. Lady Gaga için güzel bir performans sergilemiş diyemeyeceğim ama Bradley Cooper mükemmel bir şarkıcılık performansı göstermiş. Sesi de oldukça iyiymiş. Bundan sonra bir albüm gelebilir.

Filmde göze batan hususlardan biri de Lady Gaga ve Bradley Cooper’ın vokali. Bu diğer filmlerde olmayan bir durum. Filmin müziklerinin çoğu ise Lady Gaga tarafından yapılmış. Filmin müziği Shallow ise bence en iyi orijinal şarkı ödülünü alacaktır. Gerçi film Golden Globes’a beş dalda aday olmuş ama alabileceğini düşünmüyorum. Diğer dalla oldukça iddialı ve daha iyi filmler var.

Bu filmde de belirttiğim gibi hikaye ana hatlarıyla ilerlerken aslında biraz tık daha 1976 yapımı filmin etkisinde kalmış. İlk filmden beri atılan filmin klişeleri bu filmde de bize eşlik ediyor. Jack’in ölümü ise uyuşturucudan oluyor ancak biraz daha izleyiciye bırakılmış. Yani battığı batakta boğuluyor.

Tüm bu filmleri toparlamak gerekirse her filmin kendi çapında bir albenisi var. Ancak içlerinden açık ara sıyrılan ise George Cukor yönetimindeki film oluyor. Tabi Judy Garland’ın performansı da diğer aktrislerden daha önde. Aktörler arasında ise ben Bradley Cooper taraftarıyım. Ancak belirttiğim gibi en iyi müzik olarak belki benim döneme daha çok uyduğu için son filmin müziği diyebilirim.

Filmler içinde biraz değinmiştim. Burada sadece 1976 yılındaki yapımda kadın karakterin evlenip boşandığından bahsediyor. Diğer filmlerde ise bu not düşülmemiş, bende onların evli olmadığını düşünüyorum. Aynı şekilde 1976’daki filmde erkek karakterin yanında bazı kızlar görüyoruz ancak bunlar ile duygusal bir birliktelik olmuyor, zaten bir aldatma girişimi de oluyor bu filmde. Girişim diyorum ayrıntı için filmi izlemeniz gerekli. 1954 yapımı filmde de erkek karakterin yanında bir kadın gözüküyor başlarda ama sonrası için bir ilişki gözümüze çarpıyor.

Tüm filmlerde kadın karakter garson. Son üç filmde de hepsinin kendi besteleri olduğuna şahit oluyoruz. Ve tamamında bir güzellik takıntısı var. Lakin bu durum 1976 yılındaki filmde pek ortaya çıkmıyor.

1954 yapımında ses ve oyunculuk, daha eski yapımlarda ise oyunculuk ön planda. Son iki yapımda ise ses yani şarkıcılık ön planda. Erkek karakterlerin ise tam olarak kendini belli edecek bir özelliği yok. Tüm filmlerde biraz daha sığ kalmışlar kadın karakterlerin yanında.

Aslında film bir yıldızın doğuşunu anlatırken bir diğer taraftan da diğer bir yıldızın batışını anlatıyor. Bu iki olay tüm filmlerin sonunda zirvede oluyor. Beni etkileyen ölüm sahnesi ise 1937 yapımında oldu belki buna sebep sahneyi ilk kez görmemdir bilemiyorum.

Tüm karakterler aşkları için kendilerini feda edecek durumda. Zaten erkek karakterin intihar etmesinin başlıca sebebi de bu. Tabi kadın karakterler de hayallerinden ve geleceklerinden hemen vazgeçiyorlar aşkları için. Bu durum 1954 yapımı filmden sonra daha belirgin ve sonrasında daha etkili anlatılmış. Burada çiftler 1976 yapımı filmde özgürlüklerine daha düşkünler. Dönemi en iyi yansıtan bu sene çekilmiş film diyebilirim.

Son filmin dramatik yapısını diğerlerine oranla daha kuvvetli. Bir yükselme hikayesi anlatılırken bunu başarılı bir şekilde anlatmış. İkili arasındaki ilişki izleyiciye daha fazla geçiyor. Ancak ikili arasındaki ilişkiyi dile getiren tek film 1954 yapımı. Kadın karakter biraz daha fazla içini döküyor izleyiciye.

Ana hatları ile filmlere değinmeye çalıştım. Aslında uzadıkça uzar ama şimdilik bu şekilde kalsın. Ben filmin ilerleyen tarihlerde devamının geleceğini biliyorum. Her ne kadar burada yer vermesem de her ülkede çekilmiş, hatta Amerika’da dizi versiyonları da mevcut. *Oyuncuydu, şarkıcı oldu belki ilerde Youtuber olur hiç belli olmaz. Yazıyı belki zaman içinde güncelleyebilirim ama sizde aşağıya yorum bırakmaktan çekinmeyin.

buralarda yokken izlediklerim

Yazılacak filmler o kadar birikmiş ki yapacak onlarca işin arasında bunu da yapmak oldukça zor oluyor. Güya güz başında film izleme olayına ara verecek vaktimin çoğunu yazmaya adayacaktım. Lakin o da olmadı. Bir değişiklik şart ama nasıl olacak bilmiyorum.

Neyse filmlere geçelim öyle çok uzatmak istemiyorum anlatımları ama bakalım. Zaten bir çok izleneni kaybettim.

Distorted (2018)

distortedFilm hakkında aslında aklımda bir şey kalmamış. Hem de John CusackChristina Ricci gibi isimler filmde olmasına rağmen. Film klasik bir konu olmamasına rağmen o kadar klasik işlenmiş ki öyle akılda kalıcı bir yeri yok.

Yüksek güvenlikli bir eve taşınan Lauren burada garip şeylerin döndüğünü fark eder. Ancak eşi bu durumu onun psikolojik bozukluğa verir ancak işin gerçek boyutu da vardır. Burada ki insanlar bir şekilde kontrol edilmektedirler. İzlenmese hiç bir şey kaybedilmeyecek bir film. ** Yönetmen: Rob W. King Oyuncular:  Christina RicciBrendan FletcherVicellous Shannon Senaryo: Arne Olsen https://www.imdb.com/title/tt6143850/

Welcome the Stranger (2018)

welcome the strangerNe izlediğim konusunda pek bir fikir sahibi olamadım. Ne anlatıyordu, ne yapmaya çalışıyordu pek emin olmadım. Bir kız, abisinin evine habersiz gider. Ev abisine annesinden kalmıştır. Aralarında miras muhabbetleri dönerken, bir de abisinin sevgilisi çıkar ortaya. Onunla da uğraşırken evde olup biten garip olaylar vardır. Bu olaylar da annesi ile alakalıdır.

İzlenmese de olur. ** Senaryo – Yönetmen: Justin Kelly Oyuncular: Abbey LeeCaleb Landry JonesRiley Keough https://www.imdb.com/title/tt5716280

Hou lai de wo men (2018)

hou laide womenGüzel bir kurguya sahip Çin yapımı film. Yıllar sonra karşılaşan iki sevgilinin ilişkilerini masaya yatırmalarını ve nerede yanlış yaptıklarını aramalarını anlatıyor film. Oyunculuklar başarılı. Kurgu ise klasik romantik filmlerin dışında filmi izlerken dink tutacak şekilde. Oyunculuklarını, görselliğini beğendim filmin.

Özetle tavsiye edebileceğim bir film. **/ Yönetmen: Rene Liu Senaryo:  Wei AnShing-Ming Ho Oyuncular: Boran JingDongyu ZhouZhuangzhuang Tian https://www.imdb.com/title/tt8033592

Skyscraper (2018)

skyscraperAksiyonu bol ancak klasik aksiyondan öteye gitmeyen bir film. Ultra akıllı (bu nasıl oluyorsa) bir gökdelenin güvenliğinden sorumlu Will Sawyer’ın ailesi binaya suikast düzenlendiği sırada içeride olunca Sawyer, ailesini kurtarmak her şeyi göz önüne alır. Tabi bu durum filmde teknik yada teorik hiç bir şeyin olmaması ve mantıksız da olsa aksiyonla örtbas etmesine sebep oluyor.

Aksiyon meraklıları için izlenebilir bir film. *** Yönetmen – Senarist: Rawson Marshall Thurber Oyuncular:  Dwayne JohnsonNeve CampbellChin Han www.imdb.com/title/tt5758778

Tau (2018)

tauKendini merakla izlettiren bir film Tau. Ancak o kadar çok havada kalan şey var ki bunları düşündükçe insanın biraz tadı kaçıyor. Mesela insanlar neden buraya işkence / öldürülmek için getiriliyordu bu havada. Tamam adam psikopat ama bir dayanağı olmalı. Genç bir kadın kaçırılır ve teknolojik bir eve kapatılır. Burada kendisi ile bir deney yapılmaktadır. onu kaçıran adam haricinde evi yöneten Tau adındaki yapay zekadır. Kadın yapay zeka ile iletişme geçerek kendini kurtarmak için plan yapar.

İzlenebilir bir film. Konu olarak iyi ama belirttiğim gibi çok havada. *** Yönetmen: Federico D’Alessandro Senaryo: Noga Landau Oyuncular: Maika MonroeEd SkreinGary Oldman https://www.imdb.com/title/tt4357394/

Midnight Sun (2018)

midnight sunGüneşe çıkamayan 17 yaşındaki kızın hikayesini anlatıyor film. Eğlenceliymiş gibi giderken birden dram dozajı artıyor. Yine de duygu sömürüsü yok. Katie çocukluğundan beri dışarıya çıkamamaktadır ve pencereden gördüğü bir çocuğa aşıktır. Günün birinde gece dışarıya çıkar ve bestelediği şarkıyı okurken sevdiği çocukla tanışır. Birlikte takılmaya başlarlar ancak Katie çocuğa hastalığını söylemez. Günün birinde ise zamanı unutur ve gün ışığına yakalanır.

İçinizi çok fazla darlamayacak romantik bir film arıyorsanız izleyebilirsiniz. Bu arda film Taiyô no uta adlı Japon filminden uyarlama.  *** Yönetmen: Scott Speer Senaryo: Kenji BandoEric Kirsten Oyuncular: Bella ThornePatrick SchwarzeneggerRob Riggle https://www.imdb.com/title/tt4799066/

The Outsider (2018)

the outsiderFilm kendisini izlettiriyor izlettirmesine de nispeten biraz durağan. Hikayenin işlenişinden tutun, kurguya varıncaya kadar bazı içe sinmemezlikler mevcut. Ancak filmin eski Japonya’da geçmesi atmosferi merakta bırakan hikayesi biraz olsun filmi izlenebilir kılıyor. Son dakikada izleyiciyi ters köşe yapmaya çalışıyor ve başarıyorda. Tabi bir de Amerika’nın Japonya üzerindeki baskısını görebiliyoruz. Amerikalı bir adam Japon mafyasına girer film burada olan biteni konu alır.

Boş zamanda izlenebilir bir film. Yönetmen: Martin Zandvliet Senaryo: Andrew Baldwin Oyuncular: Jared LetoTadanobu AsanoKippei Shîna https://www.imdb.com/title/tt2011311

The Strangers: Prey at Night (2018)

the strangers preyat nightFilmin başında gerçek bir hikayeden uyarlama diye not düşülmüş. Aslında böyle filmlerden uzak dururum ama neyse izleyeyim dedim. Aslında farklı bir şey yok. Bir aile üç psikopat tarafından sıkıştırılır ve öldürülmeye çalışılır ve biz de bu can pazarına tanıklık ederiz.

İzlenmese de olur bir film. ** Yönetmen: Johannes Roberts Senaryo: Bryan BertinoBen Ketai Oyuncular: Christina HendricksMartin HendersonBailee Madison  https://www.imdb.com/title/tt1285009/

Düğüm Salonu (2018)

düğüm salonuAynı düğün salonunun iki farklı salonunda yapılan iki ayrı düğün iki eski sevgilinin düğünüdür. İkisi dışarıya çıktıklarında karşılaşırlar ve eski defterler açılır. Derken birden bire öpüşürler ama bu düğün fotoğrafçısı ve küçük çocuk tarafından görülür. Arada şantaj dönerken bu durumdan kurtulmaya çalışır çiftler. Geçmiş aralanırken her şey de gün ışığına çıkar.

İzlenebilir eğlenceli bir film. *** Yönetmen: Hakan Algül Senaryo: Şahin Irmak Oyuncular: Sahin IrmakIrem SakGonca Vuslateri https://www.imdb.com/title/tt8045670

Leobeulli Horeobeulli (2018)

leobeulli horeobeulliEğlenceli bir K-Drama. Philip ve Eul-Soon kaderleri bribirine bağlanmış iki kişidir. Philip ünlü bir oyuncu Eul-Soon ise senaristtir. Ancak birinin hayatı iyi olursa diğerinin hayatı kötü olmaktadır. Bu ikisi birbirine aşık olur ama aralarındaki bu bağ çözülmesi gereken sorunları da bir bir çözülmesi gerekmektedir.

Eğlenceli keyifli bir dizi. İzleyin derim. **/ Yönetmen: Ji Byung HyunKang Min Kyung Senaryo: Park Min Joo Oyuncular: Jeong Jae EunDong-hoon HaSun-Hee Hwang https://www.imdb.com/title/tt8628658

 

buralarda yokken izlediklerim

Two Pigeons (2017)

two pigeonsFarklı konusuyla dikkatimi çeken bir film oldu Two Pigeons. Aslında bir korku filmiymiş edasıyla başladım filmi izlemeye çünkü her yerde tür olarak bu şekilde belirtilmiş ancak yanından bile geçmiyor. Eh tabi film süresi boyunca korkmayı bekliyorsunuz o ayrı. Film psikolojik bir film ve sisin de psikolojinizi bozmaya yetiyor.
Oyunculuklar fena değildi. Kurguda havada kalan bir çok şey vardı. Mesela evdeki cılız karakter ve aslında bunu güvercinler ile nasıl bağdaştırırız meselesi aklımı kurcaladı. Eminim ki bir şeylere dayanıyordur. Durun yoksa aslıda iki kişinin de aynı kişi olduğundan mu bahsediyor.Yoksa kötü talih mi? İlginç bir kara komedi örneğiydi film.
Genç emlakçı yalnız ya yaşamaktadır. Ancak o evde olmadığı süre içerisinde evinde yaşayan başka bir adam vardır. O evde yokken saklandığı yerden çıkar ve evin keyfini sürer. Bir gün emlakçının kız arkadaşı Ona taşınınca durum garip bir hal alır. Ve garip şeyler olmaya başlar.
Farklı ve bence izlenebilir bir film. Tavsiye ederim. **** Yönetmen – Senaryo: Dominic Bridges Oyuncular: Javier BotetMandeep DhillonMichael McKell https://www.imdb.com/title/tt5532370/

Avengers: Infinity War (2018)

avengers-infinity-warŞimdi bu film hakkında çok şey yazılabilir. O niye oldu bu niye oldu, kendi içindeki mantıksızlıklar ve soru işaretleri de dile getirilebilir. Bunların tamamı zaten diğer internet sitelerinde mevcut. Bende buraya bir yenisini eklemeyeceğim. Zaten çok fazla Marvel dünyası uzmanı eğilim. Ben baştan beri hepsini bir araya toplama konusunda tereddütteyim. Hadi topladınız da bu film ile bilikte bir biraz olsun sönük karakterleri öldürdünüz. IronMan sadece paraydı mesela o niye kaldı ayakta bu sublüminal bir mesaj mı?
Neyse filmin süresi bana çok uzun geldi. Zaman zaman sıkmadı değil. Yukarıda da belirttiğim gibi kendi içinde bazı kurgu , hikaye sıkıntıları vardı. O kadar izlemenin üzerine de bir sonraki bölümü beklemek canım canımı sıktı.
Film yine çok fazla yetişkine hitap etmiyordu. Tutturduk gidiyoruz halindeydi. Görsel anlamda tatmin olduğumu söyleyemeyeceğim zaman zaman cgiler kendini fazla belli ediyordu. Aksiyonu bol ama yenilik açısından fazla bir şey vermiyordu. Ve aklımda deli sorular. Neyse boş zamanda aksiyon olsun diye izlenebilir. **/ Yönetmen: Anthony RussoJoe Russo Senaryo: Christopher MarkusStephen McFeely Oyuncular:  Robert Downey Jr.Chris HemsworthMark Ruffalo  https://www.imdb.com/title/tt4154756/

The Maze Runner (2014) – Maze Runner: The Scorch Trials (2015) – Maze Runner: The Death Cure (2018)

maze runnerSeriyi genel olarak değerlendireceğim. Son filmi listeler arasında görünce ilk iki filmi izlemediğimi hissettim. Nasıl olur derken ilk filmden başladım izlemeye. İlk film açıkçası bana daha güzel geldi. Bilmediğiniz bir dünyaya giriyor anlamaya çalışıyorsunuz. Aksiyonu iyi güzel. Gençler bir labirentin ortasında uyanır ne olduğunu bilemezler aralarına son katılan kararlı genç ise buradan kurtulmalarına vesile olur. Bu tanımaya çalıştığımız dünyada aksiyonu ile birlikte bana.
Ancak aksiyonu yerinde olsa da diğer iki filmden aynı keyfi aldığımı söyleyemeyeceğim. Çünkü bilinmez dünya yerini klasik bir hikayeye bıraktı. İlerledikçe de karakterlere yüklenen misyon artık ezber bozmayan defalarca gördüğümüz bir hal almaya başladı. Keza son filmde öyle. Artık iç çatışmalar, insanların iki yüzlülüğü, klasik lider vasıfları derken modumu iyice düşürdü. Ancak aksiyon konusunda yine tatmin ediciydi. Bu konuda şikayetim yok.
İkinci ve üçüncü film arasındaki süre neden bu kadar uzamış o konuda da pek fikrim yok. Evet yaşanan olaylar farklıydı ama görsel ve aksiyon anlamında da yeni bir şey kaymıyordu. Yönetim ise oldukça sıradandı. Sadece çerezlik bir film olabilir. Tabi film roman uyarlamasıymış kitap nasıldı bilmiyorum ama bende iyi bir uyarlama olduğu izlenimi yaratmadı. **/ Yönetmen: Wes Ball Senaryo:  T.S. NowlinJames Dashner (kitap) Oyuncular:  Dylan O’BrienKi Hong LeeKaya Scodelario https://www.imdb.com/title/tt4500922/

Upgrade (2018)

upgradeFilmin IMDB’deki yüksek puanına aldanıp beklentim yükseltmedim aslında iyi de yapmışım. Bu şekilde filmi keyifli bir şekilde izledim diyebilirim.. Film konu itibariyle oldukça ilgimi çekti. Aslında hiç işlenmemiş bir konu değildi ama ben bu konuların ölüsüne bile hayranım. Tabii filmin anlatımında bazı sıkıntılar vardı, ayrıntılara çok fazla girilmemiş, bu sebepten dolayı da filmin bilim kurgu diye nitelendireceğimiz kısmı havada kalmış. Film olayın sonucuna akabinde etik boyutuna daha fazla odaklanmıştı .Bu sebepten dolayı hikayenin omurgası olabilecek bölümlerin azlığı filminde tam anlamıyla gelişiminde sıkıntılar yaşanmasına sebep olmuş. Eğer bu sıkıntılar açılmış olsaydı karşımıza ileri ki yıllarda da hatırlanacak bir film çıkabilirdi. Tabii filmin Avustralya yapımı olması, bütçesinin düşük olması bu sıkıntıların nedeni de olabilir. Eğer Hollywood yapımı bir film olsaydı daha fazla alınıp bu sıkıntılar giderilebilirdi.
Yönetim açısından yeni bir şey yoktu pek fazla da sorun göremedim. Oyunculuklar da çok fena sayılmazdı. En azından filmden soğutmuyordu. Tüm bunlara rağmen film kendini izletiyor ve sorgulatıyor. Puana gelirsek puanın hakkını veriyor mu buna kısmen evet diyebilirim. Düşük bir bütçe çok da profesyonel olmayan oyuncularla çekilmiş bir film gözüyle bakarsak film beklenenden fazlasını oldukça veriyor.
Grey bir kaza yapar ve bu kaza sonucunda bir grup tarafından saldırıya uğrayarak karısını kaybeder.. Kendisi de felç olmuş boyundan aşağısı tutmamaktadır. Bir şirket patronu gelerek ona tüm sinir sistemini ayağa kaldıracak bir çipten bahseder. Grey ameliyat ile bu çipi vücuduna taktırır o günden sonra hareket etmeye ve eskisinden daha güçlü olmaya başlar. Hatta çip onunla konuşmaktadır. Çipin de yardımıyla kazaya sebep olanları araştırmaya başlar. Ancak çip kontrolü eline daha fazla geçirmeye başlar. Grey ise kendi vücudunda bir yabancı olmaya başlar ve işler karışır. İzlenebilir bir film Upgrade. */ Yönetmen – Senaryo: Leigh Whannell Oyuncular:  Logan Marshall-GreenMelanie VallejoSteve Danielsen https://www.imdb.com/title/tt6499752

Singwa hamkke: Ingwa yeon (2018)

sin-gwa_ham-kke_in-gwa_yeonKonu olarak baktığımızda film aslında birebir olarak Dante’nin İlahi Komedya‘sından esinlenmiş diyebiliriz. Bununla birlikte filmdeki alt karakterler Kore mitolojisindeki Tanrılara, yaratıklara ve efsanelere dayanıyor. Bu karakterler karakterler haricinde hemen hemen tüm kurgu, yapılan yolculuklar, İlahi Komedya’ya oldukça benziyor. Aslında film için İlahi Komedya’nın Kore yorumu diyebiliriz. Oyunculuklar oldukça başarılıydı filmin konusu da, kurgusu da başarılıydı diyebilirim. Ancak kurgu dedim ama burada biraz durmak lazım. Hikayenin genelindeki yargılamalar arasındaki geçişlerde bazı sıkıntılar vardı. Bu sıkıntılar sadece yeraltı dünyasındaki geçişlerde mevcuttu.. Sanki buralarda filmin süresi ile olaylar arasındaki koordinasyon tam olarak yapılamamıştı. Bazı sahneler oldukça yavaş, bazıları ise anlaşılmayacak kadar hızlı geçiyordu. Oyunculuklar iyiydi demiştim. Yönetim ve görsellik yenilikler getirmese de sena sayılmazdı.
Genç bir itfaiyeci yangın esnasında birini kurtarırken ölür ve öldüğünde kendisi seçilmiş insan olarak diğer dünyaya geçer. Burada 49 gün içerisinde mahkemeye çıkacak, yer altı tanrılarını dolaşacak ve bazı konularda yargılanacaktır. Mahkemeyi geçer ve suçsuz bulunursa direk realkarne olarak dünyaya geri dönecektir. Aksi takdirde ölerek diğer dünyadaki hayatına cezası neyse çekerek devam edecektir. Kendisine onu savunması için üç adet Melek atanır ve onlarla birlikte yeraltı tanrılarını kendini anlamaya başlar. Tabi bu iş bu iş kolay olmayacaktır. Tabi bu arada kahramanımız geride bıraktığı kardeşi ve annesi yüzünden oldukça üzgündür, bu esnada onlarla olan ilişkisini, o öldükten sonra ailesinin durumunu da görmüş oluruz. Seçimler, tercihler tüm hayatı bu duruşmalarda yüzüne vurulur.
Bence keyifli bir filmdi. **/ Yönetmen – Senaryo: Yong-hwa Kim –  Ho-min Ju (Çizgi Roman) Oyuncular:  Jung-woo HaJi-Hoon JuHyang-gi Kim https://www.imdb.com/title/tt8116428/

Ailecek Şaşkınız (2018)

ailecek şaşkınızKesinlikle tatmin etmeyen bir film olmuş Ailecek Şaşkınız. Aslında açık fazla beklenti ile de izlemeye filmi ama neden böyle oldu bilmiyorum. Basit bir konu, basit espriler, şaşırtmayan son. Hepsi bir arada olunca artık ekibin son dönemlerdeki durumundan şüphelenen etmeye başladım. Filmi izlerken zaman zaman neresinden espri çıkarsam da gülsem diye düşünmedim değil.
Birisi gösteriş düşkünü zengin diğeri ise onun yalakası arkadaşın başından geçenleri anlatıyor film. Tabi bu arkadaşlardan zengin olanı genç güzel başarılı idealist bir polise aşık olunca kendisi de değişmeye başlıyor. İtici lanet tip evrime uğruyor yani.
Bence izlemeye gerek yok.** Yönetmen – Senaryo: Selçuk Aydemir Oyuncular: Ahmet KuralMurat CemcirSaadet Aksoy https://www.imdb.com/title/tt7748426/

7 Splinters in Time (2018)

7 splinters in timeFilmin IMDB puanı oldukça düşük ama ben filmin konusunu beğendim diyebilirim. Ancak yine neden sonuç ilişkisi yoktu filmde. Yani bütüne baktığımızda bu olayın neden olduğu belli değildi. Tam anlamıyla bir sonuca bağlanmıyordu film.Tabi daha iyi bir ekip ve bütçeyle daha iyi olabilirdi ama elimizdeki hali tarzı ve çekim teknikler, hatta buna filmin renklerini de ekleyelim herkesin hoşuna gidecek türden değildi. Ama tüm bunların farklı olması bana kendini izlettirdi. Öyle çok iyi diyemeyeceğim ama bir çok filmden üst sıraya yerleştirebilirim bu filmi.
Bir polis memuru hafıza kaybı yaşadığı için işi bırakmak zorunda kalır. O esnada arkadaşları bir ceset bulur onu bu polis memuru sanarlar. Ancak o değil sanki ikizidir. Polis memuru kendine benzeyen bu adamın ölümünü araştırmaya başlar. Derken aynı kendisine benzeyen başka biri daha öldürülür ve bu durumu araştırmaya başlar. Derken kendisinden yedi tane bulur ve onların nereden çıktığını öğrenir.
Çizgi roman edası ile yapılmaya çalışılmış bir film. Muhtemelen beğenmezsiniz. **/* Yönetmen – Senaryo: Gabriel Judet-Weinshel Oyuncular: Emmanuelle ChriquiAl SapienzaAustin Pendleton https://www.imdb.com/title/tt1884378

Better Watch Out (2016)

better-watch-outFilmi izlerken sık sık aklıma We Need to Talk About Kevin geldi ancak oyunculuklar, yönetim, kurgu bakımından elbette bu filmin yanından geçmiyor. Hal böyle olunca ortalama bir film çıkıyor karşımıza. Hikaye de tam olarak temele oturtulmamış. Tam anlamıyla karakter gelişimlerini de göremediğimiz için biraz havada kalıyor. Ne yani kız ona evet deseydi bunların hiç biri olmayacak mıydı? Olmama ihtimaline karşı çocuk tüm bu planı yaptı. Şimdi konuyu anlatınca bir anlam verebileceksiniz önceki cümleye.
On iki yaşındaki çocuk ailesinin bir noel partisine gitmesi sebebiyle bakıcısıyla kalır. Çocuğun bize verilen kadarıyla uyurgezerlik sorunu vardır. Yıllardır bakıcılığını yapan kıza ise aşıktır. Baş başa kaldıklarında çocuk kıza açılır ve tabii ki red cevabı alır. Buna rağmen çocuk üsteler. Derken eve bir saldırı olur. İkisi bu saldırganla uğraşırken biraz yakınlaşma olur ama sonu gelmez.
Buradan sonra biraz filmi açığa çıkaracak ona göre devam edin. Kız tüm bu olayların çocuk ve arkadaşının kurgusu olduğunu anlar ancak iş düzeleceğine hepten karışır ve çocuk tarafından bağlanır şiddete uğrar hatta sonu ölüme kadar gider.
İzlenebilir ama belirtildiği gibi ne korkutan ne de heyecanlandıran bir film. *** Yönetmen: Chris Peckover Senaryo: Zack Kahn Oyuncular: Olivia DeJongeLevi MillerEd Oxenbould https://www.imdb.com/title/tt4443658/

Kelebekler (2018)

kelebeklerFilm Tolga Karaçelik’in yine ses getiren ve bir çok ödül sahibi olan son filmi. Aslında Sarmaşık gibi çok fazla gönderme yok filmde. Bu konuda oldukça düz işlenmiş diyebiliriz. Hikaye de aslında öyle abartılacak gibi değil. Ancak filmi iyi yapan şey, kurgusu ve oyunculukları. Belki bir de garip karakterleri.
Yıllardır birbirleri ve babaları ile görüşmemiş üç kardeşin hikayesini anlatıyor film. Günün birinde babaları arayınca son kez onu görmek için çıkarlar yola. Yol esnasında kardeşler birbirini tanırken biz de onları tanırız. Bu süreçte aile arasında ki suçlamaları, karakterlerin zor durumda kalınca olayları nasıl kendilerine yonttukları görürüz. Tüm bu gerçeklik ve karakter betimlemeleri ardına, eğlenceli karakterler ve göze batmayan absürtlükler de eklenince oldukça keyifli bir film olmuş. Yani film işin dramını yaparken sıkmıyor , mesajını veriyor ve aynı zamanda eğlendiriyor.
Filmde oyunculuklar oldukça iyi. İzlerken sanki muhabbetlerine katılmış gibi hissediyorsunuz ve her biri ile bir bağlantı kuruyorsunuz. Baktığınızda tüm karakterlerden bir şeyler bulabilirsiniz. Fazla söze gerek yok aslında izlemenizi tavsiye ederim. ****/* Yönetmen – Senaryo: Tolga Karaçelik Oyuncular:  Tolga TekinBartu KüçükçağlayanTuğçe Altuğ https://www.imdb.com/title/tt7318202/

buralarda yokken izlediklerim

Ölümlü Dünya (2018)

Ölümlü DünyaFilm hakkında neler desem bilmiyorum. Film tamamen karmaşalar barındırıyor kendi içinde de izleyici tarafında da. Aslında beklediğimden daha farklı bir film çıktı. İzlerken keyif aldığımı da gizlemeyeceğim. Tabi filmin en büyük başarısı bence oyunculuklardı. O konuda bir şey diyemeyeceğim. Karakterler başarılı bir şekilde çizilmiş. Filmin senaryosunda olması gerektiği gibi absürt. Bu çerçevede de iyi kalıyor. Senaryoya baktığımızda aslında havada olun cevaplanması gereken oldukça soru var. Senaryo da oldukça kalabalık bir ekip tarafından yazılmış. Hissettiğim sanki her oyuncu kendi karakterini yazmış. Burada da en baskın karakter Feyyaz Yiğit’in karakteri olmuş. Zaman zaman monolog derecesine varacak sahnelerle baş başa kalıyoruz. Sanki filmin en göze batan kısmı bu.

Filmde oldukça fazla küfür var. Şahsi görüşümü sorarsanız bence olması gerektiği kadardı. Yani bu tarz bir filmde olması gayet doğaldı. Senaryoyu biraz daha yatırırsak, oldukça güzel ve etkileyici giriş yapıyor. Daha ilk dakikadan ters köşe yapması filmin sonrasında nelerle karşılaşacağınızın hayalini kurduruyor ve beklentiyi oldukça yükseltiyor. Hatta hikayenin binlerce yıllık bir örgüte dayanması falan derken of diyorsunuz ne geliyor. Ancak sonrası için iş standarda bağlıyor. Kendi sorularının kendi yarattığı dünyanın sonunu getiremiyor. Filmin bir sonu yok, çok fazla havada kalıyor yani. Yine de bu süreçte eğlenceli bir izlenim sunuyor.

Yönetime gelirsek çok fazla yeni şey vermese de bize Ali Atay var olan teknikleri başarılı bir şekilde kullanmış. Sanıyorum buna ekleyerek gidecek. Filmin devamı da olsun bence hatta internet dizisi bile olabilir. Yani şu örgütle falan biraz daha uğraşalım neymiş kimmiş belli olsun. Bence iyi olur.

Özetle izlenebilir keyifli bir film. Tavsiye ederim. **** Yönetmen: Ali Atay Senaryo:  Ali AtayAli Demirel Oyuncular:  Ahmet Mümtaz TaylanAlper KulSarp Apak https://www.imdb.com/title/tt7748244/

Sofra Sırları (2018)

sofra sırlarıSon dönem Türk sinemasında artık olağanlaşmışın haricinde bir şeyler görmek beni sevindiriyor. Sevindirenler arasında da Sofra Sırları var. Tabi film bir gruba soksam ne diyeceğimi bilmiyorum ama değişik bir filmdi. Filmdeki olayların nerede ne zaman nasıl döneceğini kestiremiyorsunuz. Arada sırada kara komediye göz kırpıyor ama o taraftan da bekleneni vermiyor. Bir katil hikayesi mi izliyoruz, bir katilin doğuşunu mu o da pek belirsiz. Bir gerçek var ki Türkiye de kadın katil olmak oldukça değişik geliyor ve izliyorsunuz filmi. Biraz daha karakterin altı dolsa daha iyi olurmuş.

Filmde asıl öne çıkan ise oyunculuklar. Çoğul eki kullandığıma bakmayın asıl işi Demet Evgar yapıyor. Tüm duyguları başarılı bir şekilde izleyiciye hissettiriyor. Düşünüyorum da filmde başka biri oynasaydı aynı etkiyi verebilir miydi emin değilim. Filmi parçalı hikayeyi bağlayan ve odakta tutan Demet Evgar.

Filmin mekanı ve atmosferi güzeldi. Zaman geçişlerinde bazı sıkıntılar gördüm. Kış dönemi olduğu belli ama bir kar var bir kar yok benim kafamı karıştırdı. Özetlemek gerekirse, değişik konu farklı bakış açısı bakımından film izlenebilir. Hikayenin ve karakterin altı daha iyi dolsa film ne olduğunu daha iyi bilse çok ses getirecek bir film olabilirmiş. Yine de izlenebilir. *** Yönetmen – Senaryo: Ümit Ünal Oyuncular: Demet EvgarFerit AktugFatih AlFirat Altunmese https://www.imdb.com/title/tt5845758/

Westworld (2016– )

westworldGeçen günlerde bahsetmiştim Westworld’den. Blogta arayıp bulamayınca kısa da olsa burada yer vereyim dedim. Aslında çok fazla detaya da girmeyeceğim. Öncelikle oyunculuk ve teknik açıdan oldukça başarılı bir dizi. Hikaye de bir o kadar başarılı gidiyor. Dizi ikinci sezonda ilk sezon itibariyle gönlümde terin bir taht kurdu. Ancak ikinci sezon ilk sezona oranla biraz daha yavaş ve derin ilerledi. Biraz daha robotların bilinçlenme ile kendi özgürlüklerini ilan etmesine tanık olduk. Bu süreçte aslında film Humans ile paralel ilerledi. Ancak şahsi görüşümü sorarsanız bu paralelde ben Humans’ın gidişatını hada sağlam ve yere basar buldum. Westworld biraz daha karmaşık ve soru işaretleri ile ilerliyor. Üçüncü sezon nasıl gidecek ne olacak merak ediyorum. Muhtemelen soru işaretlerine bir şekilde cevap verecek diye düşünüyorum.

Hikayeye biraz değinirsek; zenginlerin duygularını tatmin etmek için insan görünümlü robotların olduğu bir bölge yaratırlar. İnsanlar burada tüm kötü ve şiddet içerikli duygularını tatmin ederler. Bu robotların yaşadıkları periyodik olarak silinmektedir ancak bazıları geçmişlerinin hatırlamaya başlar. Sonra burayı geliştiren doktorun yardımıyla bilinçlerine kavuşurlar ve insanlar ile robotlar arasında bir savaş çıkar. Robotların amacı bu yapay dünyadan sıyrılıp gerçek dünyaya geçmektir. İzlemediyseniz geç kalmış sayılmazsınız. ****/* Oyuncular: Evan Rachel WoodThandie NewtonJeffrey WrightAnthony HopkinsEd Harris https://www.imdb.com/title/tt0475784/

Transcendence (2014)

transcendenceBu filmi de uzun süre önce izlemiştim ama yer vermemişim. Zaten izlediklerimi de uzun süre sonra iyice hazmettikten sonra yazıyorum. İyi mi oluyor tartışılır. Film konu ve oyuncu kadrosu itibari ile oldukça iyi ancak nedense keşfedemediğim bir şeyler eksikti. Zaman zaman sıkıldım diyebilirim ki bu tür filmlerde pek olası bir şey değil benim için. Bende de sıkıntı olabilir tabi ki.

Film yapay zekayı işliyor. Bir bilim adamı kendi zekasını bir bilgisayara yükler ve bu yapay zeka zamanla kendini geliştirir ve tüm bilgilere ulaşır. Tabi böyle bir güce eriştiğinde insani duygulardan da uzaklaşmaya başlar. Bir süre sonra kendi doğruları ile insanları yönetmeye onları etkisi altına almaya başlar. Filmde yapay zekaya sahip bilim adamını insanlığına döndüren ise aşk olur.

Sanıyorum bir yerlerde hikaye yere tam basmıyordu ki baş rolde Johnny Depp olmasına rağmen film pek tutmadı. Arada kalmış aslında daha iyi olabilecekken olamamış bir film. Yine de meraklısı keyifle izleyebilir. *** Yönetmen: Wally Pfister Senaryo: Jack Paglen Oyuncular: Johnny DeppRebecca HallMorgan Freeman https://www.imdb.com/title/tt2209764/

Wish Upon (2017)

wish uponÖyle vakit geçsin eğlence olsun diye izlediğim ama bana hiçte istediğimi vermeyen film. Ana karakter o kadar itici ki film boyunca katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Bir yerde alıp elime o karakteri sopayı veresim geldi ama yapamıyorsun işte. Film ne görsel ne de hikaye olarak tatmin etmiyor. Tabi oyunculuklar da tatmin edici değil. Korku filmi olarak baktığımızda da korkutucu bir unsura rastlamadım ben. Tam anlamıyla bir ergen filmi diyebilirim.

Clare annesinin intiharından sonra babası ile birlikte yaşamaktadır. Babası da depresyona girmiş iş olarak çöp toplamayı seçmiştir. Babası günün birinde üzerinde Çince yazılan bir sandık bulur ve bunu Clare’e hediye eder. Ne gariptir ki az da olsa Çince bilen Clare kutunun üzerindekileri okur ve dilek hakkı olduğunu öğrenir ve bir dilekte bulunur. Dileği gerçekleşir ama her dilekte etrafından biri ölür. Bunu bilmesine rağmen Clare abuk sabuk dilekler dilemeye devam eder. Tabi final çok şaşırtıcı değil.

İzlenmese de olur filmler arasında çok şey kaçırmazsınız. ** Yönetmen: John R. Leonetti Senaryo: Barbara Marshall Oyuncular: Joey KingRyan PhillippeKi Hong Lee https://www.imdb.com/title/tt5322012/

The Strangers: Prey at Night (2018)

thestrangerspreyatnightFilme nasıl bir anlam yüklesem bilemedim. Çünkü hiç bir anlam ifade etmedi benim için. Teen slasher filmi olan The Strangers: Prey at Night konusu da olmayan sadece amaçsızca öldürmeye odaklı. Hal böyle olunca çokta şaşırtmayan standartta kalan sahnelerle karşılaşıyoruz. Tabi bu arada teenlerimizde oldukça aptal.

Bir aile kamp yapmak için bir mobil kamp alanına gelir. Derken burada yüzleri maskeli birileri onlara saldırır ve bu şekilde kovalamaca başlar. Daha fazla ne diyebilirim bilmiyorum. Hikaye olarak bayat, oyunculuk ve çekim olarakta tatmin etmeyen bir film. İzlemeseniz de olur. * Yönetmen: Johannes Roberts Senaryo: Bryan BertinoBen Ketai Oyuncular: Christina HendricksMartin HendersonBailee Madison https://www.imdb.com/title/tt1285009/

Ready Player One (2018)

ready player oneKitabı okumadım ama eminim ki kitap filmden daha etkileyicidir. Yönetmenin Steven Spielberg olması beni biraz umutlandırmıştı zaten filmi de onun hatırına izledim ama bana sıradan bir yönetmenden izleyeceğim keyif dışında bir keyif vermedi. Bununla birlikte oldukça yüksek bir bütçeye sahip. Film kendini sıkmadan izletiyor ama o sürekli beklenen etkiyi bırakmıyor. 

Tabi benim bu kadar yerme sebebim daha iyi bir film olması yönünde. Ancak filmde de direkt boş film demem yersiz olur. Birazda yönetmene kıyasla bu eleştiriyi yapıyorum. Filmin alt metini oldukça dolu. Her sahnedeki göndermeleri izlerken bunu da biliyorum bu da buradan demekten kendinizi alamıyorsunuz. Hatta bir yerde sıkıyor. Bunu son Cem Yılmaz filminde de demiştim. Göndermelerin çokluğu bir yerden sonra yormaya başlıyor. Oyunculuklar içinde çok iyi diyemeyeceğim.

2045 yılında dünya çokta yaşanılacak bir yer değildir. James Halliday adında bir oyun yazarı Oasis adı altında bir sanal gerçeklik evreni yaratır ve insanlar burada çok farklı bir yaşam şekliyle karşılaşır. Herkes Oasis’te takılır ve buradan kazandığı puanla gerçek hayatlarını da sürdürürler. Bir gün James ölür ve arkasında bütün servetini bıraktığı bir oyun bırakır ve herkes bu oyunu oynamaya başlar.

Aksiyonu bol, keyifli birazcıkta uzun bir film. Ama çok fazla beklentiyle izlemeyin. **** Yönetmen: Steven Spielberg Senaryo: Zak PennErnest Cline Oyuncular: Tye SheridanOlivia CookeBen Mendelsohn

7 Guardians of the Tomb (2018)

7guardiansofthetombOrtalama bir bilim kurgu, fantastik ve macera film var karşımızda. Ben böyle filmleri severim. Şimdi bu film açısından konuşursak, hikaye oldukça basit, oyunculuklar iyi değil, görsel olarakta fazla tatmin etmiyor. Hikayede en sevdiğim kısım eski tarihi olayın genetik bilimine bağlanmasıydı. Filmde öyle bir yerde bitti ki devamı gelir cinsten. Ama basit insan hırsları barındıran filmler yapmasınlar artık. Allah’ım n’olursun! Amin. Daha güzel yoğurulabilinir bu duygular filmde.

Jia zengin bir ilaç firmasının varisidir. Kardeşi bir gün milattan önce iki yüz yılında bir Çin kralının mumyasını bulmak için yola çıkar ve haber alınamaz. O da kardeşini bulmak için şirketinin yöneticisi ve yardımcıları ile bölgeye gider ve araştırmaya başlar. İlerledikçe çeşitli tuzaklarla karşılaşırlar. Bu tuzaklarla baş ederken etraflarında sürekli örümcekler dolanır. Aslında bu örümcekler gizlenen bir gerçektir.

Çok şey vermeyen ama benim izlerken zaman zaman saçma bulduğum ama tür olarak cezbettiği keyif aldığım bir film. Ciddi bir puanlamayla iki buçuktan üç veririm. *** Yönetmen: Kimble Rendall Senaryo: Jonathan Scanlon Oyuncular:  Bingbing LiKellan LutzKelsey Grammer  https://www.imdb.com/title/tt4915672/

Devil’s Tree: Rooted Evil (2018)

devils tree rooted evilHer korku filminde olduğu gibi bu film içinde gerçek olaylardan esinlendiği belirtilmiş. Belki ölüm sahneleri için esinlenilmiş olabilir ama ağaç falan hikaye. Zaten alıştık bu gibi işlere. Yalnız daha filmi anlatmadan gömmeye başladım. Tabi bir korku filmi olarak tatmin etmediğini baştan söylemeliyim filmin. Ama bana korku filmi olsun.

Gazetecilik okuyan Samantha okulu bitirmek için son bir haber yapması gerekir. Bunun içinde kendine ilginç gelen bir konu seçer. Rivayete göre Şaytan Ağacı adı verilen çok eski bir ağaç vardır ve burada garip olaylar olmaktadır. Sam arkadaşını alır ve buraya haber yapmaya gider. Derken ağacın çevresinde garip şeyler hissetmeye başlar ve araştırmayı sıklaştırır ancak kötülük ona da bulaşır.

Korkutmayan, görsel olarakta farklı olmayan bir film. ** Yönetmen – Senaryo:  Chris AlonsoJoshua Louis Oyuncular: Diana D. AmbrosioRyan AppChris Caputo

The Heretics (2017)

the hereticsBana hikaye olarak değişik gelen bir filmdi Kafirler. Aslında hikayeye daha iyi bir dokunuş, psikolojik dozunun artırmak ve iyi bir yönetimle oldukça başarılı bir film çıkabilirmiş ortaya. Fikir olarak beğendiğimi söylemeliyim. Filmi izlerken olayın nasıl şekilleneceğini tam olarak kestiremiyorsunuz ve aslında iyi kim sorusunu soruyorsunuz sürekli. Senaryo daha ustaca olabilirmiş aslında biraz amatör bir elden başka gözleri bakmamasından kaynaklı hatalar mevcut.

Oyunculuklar fena değildi. Öyle klasik korku sahnelerine pek rastlamadım ama ufak tefek göze baymayan sahneler vardı. Yukarıda da belirttiğim gibi daha iyi ellerde daha etkili bir film olabilirmiş.

Gloria sorunları olan ve destek alan genç bir kızdır. Geçmişinde bir ayinin ortasında kalmıştır ve bunları hayal olarak görür. Aslında hayal midir gerçek mi bunu anlayamayız başlarda. Bir gün kız arkadaşından dönerken kaçırılır ve bilmediği bir dağ evine getirilir. Eski ayinden gördüğü biri tarafından kaçırılmıştır. Genç adam ona zarar vermeyeceğini söyleyerek, onu zincirler. Tam da o gecenin sabahında garip bir dönüşüm geçirmeye başlar.

Öyle çok tatmin etmese de benim hoşuma gitti film ama genel olarak baktığımda fazla puan veremeyeceğim. Ama tür meraklısı izleyebilir. **/* Yönetmen: Chad Archibald Senaryo: Jayme Laforest Oyuncular:  Nina KiriRy BarrettJorja Cadence https://www.imdb.com/title/tt6318848/

Buralarda yokken izlediklerim

A.I.C.O.: Incarnation (2018)

aico

Netflix animelerinden biri A.I.C.O.: Incarnation. Oldukça da ilginç bir konuya sahip. Hikaye biraz daha ayrıntıya girebilir miydi bilmiyorum ama ufak tefek kurguda eksiklikler var gibi geldi.

Hikaye 2035 yılında geçiyor. Yapay yaşam formu araştırması yaparken “patlama” denen bir olay yaşanır ve “Madde” adı verilen bir organizma şehrin büyük kısmına yayılır ve bir çok insanın ölmesine sebep olur. Madde zaman zaman aktif hale gelse de genelde kontrol altındadır. 15 yaşındaki Aiko’da bu patlamada ailesini kaybetmiştir. Bir süre sonra ailesinin bu patlamanın merkezinde olduğunu öğrenir ve oraya doğru yola çıkar. Bu esnada kendisinin de yapay bir madde olduğunu öğrenir. Oldukça ilginç İzlenebilir bir anime. **** Yönetmen: Kazuya Murata, Senaryo: Yuuichi Nomura https://myanimelist.net/anime/36039/AICO__Incarnation

Dark Crimes (2016)

True CrimesFilmin oyuncuları arasında Jim Carrey‘i görünce birde konusu suç olunca izlemeden edemedim filmi. Ancak filmin beklediğim gibi çıkmadığını da satırlarımın başında belirtmeliyim. Evet oyunculuklar, kadro iyiydi ama film o kadar yavaş akıyor ve kurguda da sıkıntılar vardı ki film zaman zaman akmak bilmedi.

Filmin senaryosu  David Grann‘in The New Yorker dergisinde makalesinden esinlenerek yazılmış. Bir tık daha amosfer yükseltilebilirmiş. Yıllar önce bir cinayet soruşturması yürüten dedektif buradaki başarısızlığından dolayı çok fazla arka planda kalmıştır. Yılar sonra bir yazar bu cinayetin tüm ayrıntılarını içeren bir kitap yazar ve dedektif bu konuyu tekrar araştırmaya başlar. Olayın içine girdikçe yeni şeyler ortaya çıkar ama dedektif toplum gözünde zor durumda kalır.

İzlenebilir bir film True Crimes aslında. Dediğim gibi biraz sıkıcı ilerliyor. *** Yönetmen: Alexandros Avranas Senaryo: Jeremy BrockDavid Grann Oyuncular: Jim CarreyMarton CsokasCharlotte Gainsbourg 

A Wrinkle in Time (2018)

a wrinkle in timeKlasik Walt Disney yapımı var karşımızda. Yani tonlarca para dökülmüş ama ele avuca gelir bir şey çıkmamış ortaya. Çocuk filmi desem değil, büyük desem o da değil. Kurguda o kadar eksikler var ki ne oldu diye sorabiliyorsunuz arada. Çocuk kitabı uyarlamasıymış, okumadım ama bence yazık olmuş kitaba. Sadece hikaye ve kurgu değil görsel olarakta film tatmin edici değil.

Bunlara rağmen film yer yer büyük laflar ediyor. Hikayedeki dört düzen sağlayıcı çocukların anlamayacağı -eğer çocuk filmiyse- o kadar derin büyük laflar ediyor ki zaman zaman metaforlar izlerken büyüklerin bile beynini yakabiliyor. Ancak çoğu filmin düzensiz akışında tüm bunlarda havada kalıyor.

İki kardeşin babaları birden ortadan kaybolmuş yıllardır haber alınamamıştır. Ancak çocuklar onun geleceğini düşünürler. Derken bir gün garip görünümlü kadınlar ortaya çıkar ve babalarını kurtarmak için başka dünyalarda maceraya atılırlar. Boş vakitte izlenir belki. *** Yönetmen: Ava DuVernay Senaryo:  Jennifer Lee Oyuncular: Storm ReidOprah WinfreyReese Witherspoon https://www.imdb.com/title/tt1620680/

A Quiet Place (2018)

a quie tplace

Son dönem korku filmleri arasında oldukça başarılı bir film Sessiz Bir Yer. Bunun sebebi ise filmde çok fazla bilinmeyen olması. Bir de artık korku filmlerinde o kadar aşırı gürültü var ki bu filmin oldukça sessiz olması insanı tedirgin ediyor. Yani sürekli bir şeyler olacakmış hissi ile ekranın başında duruyorsunuz.

Hikaye ilgi çekici değişik bilinmeyen üzerine odaklanırken sizde bu dünya hakkında sorular sormaya başlıyorsunuz. Bu sorular nispeten cevap bulsa da bir çoğu havada kalıyor. Bir çok yerde de filmin mantık hataları ile karşılaşıyorsunuz. Bu hatalar da o kadar çok ki, artık bir yerden sonra sorular yormaya başlıyor.

İnsanlar sessiz bir şekilde yaşamaktadırlar. Bunun sebebi sese duyarlı ama kör yaratıkların olmasıdır. En ufak ayrıntıyı bile duymaktadır bu yaratıklar. İşte burada da soru işaretleri çıkmaya başlıyor ortaya. Buna rağmen belirttiğim ortam sessizlik, oyunculukların iyi olması atmosferi yaşamanızı sağlıyor. İzlenebilir.

**/ Yönetmen: John Krasinski Senaryo: Bryan WoodsScott Beck Oyuncular: Emily BluntJohn KrasinskiMillicent Simmonds https://www.imdb.com/title/tt6644200/

Black Panther (2018)

blackpantherŞimdi film ABD’de çok yankı uyandırdı. İlk siyahi süper kahraman adı altında lanse edildi ama biz maalesef filmde öyle süper kahramanlık görmedik. Süper kahramanlıktan çok aile içi taht kavgası vardı karşımızda. Tabi sonraki bölümlerle birlikte hikaye nasıl gelişir, nasıl bir düşman profili karşılarına çıkar bilmiyorum ama bundan öteye gitmez diye bir düşünce var aklımda. Film yine WB yapımı ve bol bütçeli. Güzel de gişe yapmış. Ancak hikayede havada kalan kısımlar mevcuttu. Görsel olarak çoğu aksiyon sahnesinde animasyonlar göze batıyordu. Hikaye temelleri Afrika kökenli halka dayanıyor ama bunu bildik bilim kurgu ile harmanlamak biraz zor olmuş. Öyle bir teknoloji geliştirmişler ki bunu herkesten saklamayı başarmışlar. Bu ayrıntılar tabi çok fazla verilmemiş.

Filmi iki bölüme ayırabiliriz. İlk bölüm daha genel giderken ikinci bölüm biraz daha ailevi meselerle ilerliyor. Aslında aksiyonu bol olmasına rağmen bana filmin süresi çok uzun geldi. Sanki iki bölüm çekilecek filmi kesmişler biçmişler bu hale getirmişler gibi. Bu sebepten sanıyoruz az önce dile getirdiğim gibi havada klan çok yer vardı.

Oyunculuklar fena değildi. Bu konuda pek bir şey diyemeyeceğim. Yine de tutarlı bir şey kalmıyor elimizde filmden. İzlerken vakit geçiyor ama sonrasında akılda kalan etkileyici bir tarafı yok. Hikaye ise artık yeyip yuttuğumuz klasiklikte. Yeni bir şey sunmuyor bize. Sunduğu tek şey karakterler. İzlenebilir ama çok şey beklenmemeli. *** Yönetmen – Senarist: Ryan Coogler Oyuncular:  Chadwick BosemanMichael B. JordanLupita Nyong’o https://www.imdb.com/title/tt1825683/

Pacific Rim: Uprising (2018)

pacific rimu prisingİlk film ne kadar iyiyse -ki o filmi de baya gömmüşüm- bu film o kadar kötü diyebilirim. Tamamen para kazanma amacıyla yapılmış bir film. İlk filmdeki gibi hikaye oldukça havada. Yani savaş üzerinden on yıl geçmiş tüm asıl karakterler ölmüş. Robotları kullanacak adam bile kalmamış ortalıkta. Ama bu robot sanayisi bile özelleşmiş, Çinlilerin eline geçmiş. Dünyayı hep Amerikan mamulleri kurtaracak değil ya? Yinede Amerikalılar olmazda olmaz.

Aradan on yıl geçmiş ilk filmdeki kahramanımız bir kazada ölmüştür. Oğlu da onun gibi başarılı bir pilottur. Burada pilot demem doğru mu bilemedim. Ama genlerinden kahraman olan kahramanımız ordudan ayrılmış kaçakçılık yapmaktadır. Derken küçük bir kızla karşılaşır ve askerlere yasa dışı robot kullanımından dolayı yakalanırlar. Bu esnada yaratıklar saldırır ve bilin bakalım kim kurtaracaktır dünyayı.

İşte bu kadar klişe bir hikaye var elimizde. Temel olarak hiç bir şey yok. Hikaye, kurgu havada. Tek keyifli kısım robotların kavgası ama yine robotlar gidip uzak doğu dövüşü sergiliyorlar. Sanıyorum bu olaydan kurtulamayacağız biz. Aksiyon sırasında çoğu yerde animasyonlar göze çarpıyor. Bu da tam olarak izlenim keyfi vermiyor. Oyunculuklar iyi değil. Zaten eski karakterlerden arındırılmış olması ve her daim ön planda gençlerin olması ergen tiriplerini izlememizin ötesine geçirmiyor filmi. Yönetimi ise pek başarılı bulmadım. Özetlemek gerekirse vaktimiz geçsin filmi. Fazla şey beklemeyin. **/* Yönetmen – Senaryo: Steven S. DeKnight Oyuncular:  John BoyegaScott EastwoodCailee Spaeny https://www.imdb.com/title/tt2557478/

Çocuklar Sana Emanet (2018)

çocuklar sana emanetFilmin yönetmeni  olduğu için merakla izledim. Onun filmi olmasaydı izler miydim? Aslında evet bilirsiniz benim bu filmlere nasıl meraklı olduğum. Ama film  imzalı olunca ben bile hataya düşüp çıtayı yüksek tutabiliyorum. Hiç bir zaman bu filmler için zaman kaybı demedim öyle olduğunu da düşünmüyorum. Bir şeyler bırakıyor insanda ister istemez. Bu film sende ne bıraktı derseniz, Assos’u ne çok sevdiğimi. Sonrasını bilmem.

Hikaye sanki benim hikayelerime benziyor. Bir fikir var akılda şöyle çok güzel olsa fevkalade olacak ama önüne yada arkasına bir şeyler örmeye başlayınca bir türlü oturmuyor. Bir şeyler eksik kalıyor. Bu filmde de aynı şeyleri hissettim. Hadi ben biran önce bitsin diye acele ediyorum gişe kaygım yok ama bu filmde biraz aceleye gelmiş ve öylece bırakılmış. İzlerken sanki dağınıklıklar bütününe bakıp ince iplerle bir araya toplanmasına tanık oluyorsunuz. Her parçanın duygusu ise farklı. Sonra finale de alakasız bir şey çıkıyor ortaya.

Kerem ünlü bir mimardır. Bir gün kafa dinlemeye Assos’a doğru yola çıkarlar. Köye yaklaştıklarında bir kaza yaparlar ve kazada önlerine çıkan bir çocuk ve karısı ölür. Buna alışmaya çalışan Kerem bir süre sonra garip olaylarla karışlaşmaya başlar. Sonra bu durumu çözmek için şaman bir kadının yanına giderler.

Zaman zaman bazı sahneler gerse de korku sahneleri oldukça klişeydi filmdeki. Yani bakıldığında ne tam bir gerilim ne de tam bir korku olmuş. Aslında daha iyi olmasını beklerdim. *** Yönetmen – Senarist: Çagan Irmak Oyuncular:Engin AkyürekHilal AltinbilekSerif Sezer  https://www.imdb.com/title/tt7748432/

Lost in Space (2018-)

lost in spaceŞöyle fragmanına bakında ele avuca gelir bir Netflix dizisi gibi gelmişti bana ama daha ilk bölümlerinden hayal kırıklığına uğradığımı anladım. Yine de belki döner kendini kurtarır diye sezon sonuna kadar izledim. Ancak nafile. Koca bilim kurgu dizisi, bir kötü kadının, bir çocuk tribinin uğruna geçip gitti. Tabi ailevi olayları, hiç mi hiç hesaba katmıyorum. Zaten tüm gezi bir ailenin yaşantısına odaklanmış durumda. Ailevi buhranlar, birliktelik, kötü insanlar dünyada değil de uzayda sadece.

Dünya artık yaşanılacak gibi değildir ve seçilmiş bir insan topluluğu bir koloni kurmak amacıyla  uzaya gönderilir. Yolculuk esnasında uzaylı robot olduğunu anladığımız robotlar insanlara saldırır ve bir çok kişi bu yolculukta hayatını kaybeder. İnsanlar küçük gemilere binerek kaçarlar. Bizim ailemizde dünya benzeri bir gezegene düşer. Ama benzemiyordur da bu da işin aksiyonu. Burada olan biten anlatılır dizide de.

Sezon finali itibariyle yeni bir gezegene doğru yola çıkarlar. Umuyorum ikinci sezon gelmez ve kurtuluruz. İzlemem sanırım. Bu arada IMDB’den nasıl bu kadar yüksek puan almış bilemiyorum. Dizi akmıyor adeta. ** Yaratıcılar: Irwin AllenMatt SazamaBurk Sharpless Oyuncular:  Molly ParkerToby Stephens https://www.imdb.com/title/tt5232792/

Cenaze İşleri (2017)

cenaze işleriŞimdi ben bu filmi niye izledim? Kendime sordum. Aslında vakit vardı hadi izleyeyim de arada bir Türk filmi de olsun dedim. Komedi filmi olduğunu biliyordum ama güldüm mü tartışılır. Bir iki sahnede ince göndermeler vardı. Belki göndermelerin sayısı daha fazla olabilir bir çoğu artık ezberlediklerimizin ötesine geçmiyordu.

Hikaye ise oldukça düz ve basitti. Çok fazla düşünülmemiş, klasik karakterlerin bulunduğu, klasik olay örgüsünün yaşandığı bir filmdi. Mezar kazıcısı olan kahramanımız mesleği ve parasızlığı yüzünden sevdiği kız ile bir türlü evlenemez. Derken zıp çıktı arkadaşı ona bir teklifle gelir. Ölü bir adamı direkt gömecektir. Şeytana uyan bizim eleman bu teklifi kabul eder ama getirdikleri adam ölü değil baygındır. Eleman alır adamı evine götürür ve mafya arası hesaplaşma içinde kalır.

Olay bu. Yönetim ve oyunculuklar tatmin edici değil. Klişe ama kendi içinde tutarlı bir hikayesi vardı yinede. İzlemeseniz de olur derim. * Yönetmen – Senaryo: Korhan Uğur Oyuncular:  Melis Cemre ÇınarErgun KuyucuMelih Selçuk https://www.imdb.com/title/tt8445796/

Tomb Raider (2018)

tomb raiderBen aslında macera filmlerini severim. Böyle bilinmeyene doğru aksiyon dolu yolculuklar fevkalade keyifli olur. Tomb Raider’da pek oyun oynamayı beceremesem de eskiden oynamaya çalıştığım sayılı oyunlardandır. Ancak bu 2018 model Tomb Raider eminim ki devamı gelecektir ne menem bir şey arkadaş. Neresinden tutsak elinde kalıyor. Ana hikayesi mi dersin, yeni hikayesi mi dersin içindeki çelişkileri mi dersin bilemedim. Aksiyon oldukça klasik, bu tarz filmlerde olan aile ilişkileri oldukça klasik, üstüne üstlük merakla beklediğim o gizli yerlerin tüm korunmak için yapılmış bulmacaları onlar da klasik. Film beni bir dakika bile şaşırtmadı.

Filmi aksiyon izlettiriyor. İzlettiriyor izlettirmesine de artık milyonlarca kez izlediğimin bir tık ötesine geçmiyor. Eli kesilecek diyorum oluyor, kıçını vuracak diyorum oluyor. Yaklaşık iki saat süresince film yeni ya da farklı hiç bir şey sunmuyor. Böyle robot gibi izliyorsunuz.

Babası Lara’yı küçük yaşta terk edip gitmiştir. Çok zengin olan Lara tüm serveti kenara itmiş fakir hayat sürmektedir. Artık kayıp olan babasının ölümü ilan edilecektir. O sırada babasından bir not bulur ve araştırdığında onun gizli notlarına ulaşır. BU notlar eşiğinde babasını bulma umuduyla Çin’e gider. Çin’de babasına da yardımcı olan bir ismi arar. Aynı isimde başka biri vardır gerçek elemanın oğlu ama adam ayyaştır. Derken Lara ile birlikte birden dünyanın en iyi denizcisi olup bahsi geçen adaya doğru ilerlerler. Burada ise onları yeni macera bekler.

Ben ayrıntıya girdikçe hikaye daha da klişeleşecek. Zaten sonrasını tahmin etmişsinizdir. Eh aksiyon olsun vakit geçsin derseniz buyurun ama çok Şey beklemeyin. ** Yönetmen: Roar Uthaug Senaryo: Geneva Robertson-Dworet Oyuncular: Alicia VikanderDominic West https://www.imdb.com/title/tt1365519/

Looking Glass (2018)

looking glass‘in oyunculuğunu pek sevmem ama nedendir hep filmini de izlerim. Garip bir durum benim için. Bu da Cage’in yine işe yaramaz filmlerinden biri. Hikaye oldukça klişe. Bir yerde kafa karıştırayım demiş ama olmamış. Kurgu iyi değil aynı şekilde çekimlerde. Oyunculuk derseniz ‘in aynı yuz ifadesiyle sürekli karşı karşıyasınız siz düşünün.

Bir çift çocuklarının ölümünden sonra uzak diyarlarda motel işletmeye başlar. Moteli satan garip bir adamdır. Çift buraya alışmaya çalışırken erkek olan yani Ray motel odalarının arkasında odaları gören bir cam keşfeder ve her gece burada motelde kalan konukları izlemeye başlar. Bu sırada motelin havuzuna birileri ölü domuz atar. İşi araştırınca yıllar önce motelde bir cinayet işlendiğini öğrenir. Derken yeniden cinayetler işlenmeye motelde kalanlar ölmeye başlar. Hikaye böyle devam eder.

Film ne yapak istediğini kendi de bilememiş. Bir katil var ama o mu bu mu derken zaman zaman gizem dozu o kadar gereksiz artıyor ki gerçekten e diyorsunuz. Ve olan biten olayın konu ile ilgili pek alakasını göremiyorsunuz. Yani her şey havada. Başlıyor bitiyor ve arada sıkıldığınızla kalıyorsunuz. * Yönetmen: Tim Hunter, Senaryo: Jerry Rapp Oyunuclar:  Nicolas CageRobin Tunney https://www.imdb.com/title/tt6083648

Mercy (2014)

mercyFilm Stephen King‘in “Gramma” adlı kısa hikayesinden uyarlama. Tabi çok başarılı bir uyarlama olduğunu söyleyemeyeceğim. Öyle ki King adı geçmesine rağmen filmi hatırlamakta biraz zorlandım. Bana yakışmayan bir durum bu. Ama yine hemen hemen her King uyarlaması gibi bu uyarlama da pek başarılı olmamış, televizyon filmi kıvamında. Gerek senaryo gerek yönetim gerekse oyunculuklar tatmin edici değil.

Yalnız yaşayan bir anne iki çocuğunu alır ve hasta olan annesine bakmak için eski evlerine taşınırlar. Çocuklar buraya alışmaya çalışıp ev işlerine yardım ederken, eski bir kitap bulurlar. Bu kitap bir büyü kitabıdır. Kitapta ise bazı figürler belirir. O esnada garip şeyler olmaya başlar. Bu kitabı ve anneannelerinin geçmişini araştırdıkça kötü güçlerle olan bağlantılarını keşfederler.

Çok başarılı bir film olduğunu söyleyemeyeceğim. Ben Stephen King hatırına izledim. Çok etkilemiyor ama sıkmıyor da. ** Yönetmen: Peter Cornwell Senaryo: Matt Greenberg Oyuncular:  Frances O’ConnorShirley KnightChandler Riggs https://www.imdb.com/title/tt2481496/

Yok Artık (2015)

yok artıkİkinci filmi daha çok izlemişim aslında. Yazdım mı bilmiyorum belki yazma gereği duymamışımdır. Ancak ilk film yani bu film ikinci filmden daha iyi orası kesin. Bir kere oyuncu kadrosu ve oyunculuklar daha iyi. Hikayeler yere basıyor ve yer yer güldürüyor. Zaten filmi oyuncular izlettiriyor bu konuda bir sıkıntısı yok.

Birden fazla hikaye var filmde. Bir anlatıcı eşliğinde bunları dinliyoruz. Tabi filmin sonunda bu hikayelerin neden anlatıldığı güzel bir şekilde ortaya çıkıyor ve gülümseme bırakıyor insanın dudaklarında. Öyle çok fazla beklenti ile izlenecek bir film değil. Boş zamanda terci edilebilir. *** Yönetmen: Caner Özyurtlu Senaryo: Serkan Altunigne Oyuncular:  Berkay AkinMurat AkkoyunluGüven Murat Akpinar https://www.imdb.com/title/tt4800046/