Kategori arşivi: Yunan Sineması

Kynodontas

Kynodontas 2009 yapımı ilginç bir film. İlginç olmasının başlıca nedenlerinden biri Yunanistan gibi dini bütün bir ülkenden çıkmış olması. Kynodontas’ın yönetmen koltuğunda  Yorgos Lanthimos var. Filmin türkçesi Köpek Dişi. Hikaye ve kurgu olarak iyi düşünülmüş bir film. Filmi izlerken zaman zaman neden diye sorgulasakta, filmin sonunda derin düşüncelere dalıyor insan. Okumaya devam et

Νύφες (Nyfes)

Yunan yönetmen, Pantelis Voulgaris‘in 2004 yılında çektiği film Nyfes. Ioanna Karystiani filmin senaristliğini yapmış. Film 1922 yılında geçen gerçek bir olaylardan uyarlanmış. Tabi hikayenin gelişimi gerçek değil ancak 1922 yılındaki mektup evliliklerine değiniyor. Filmin konusu oldukça etkileyici. Ancak yönetmenin hikayeyi anlatmakta çok fazla başarılı olduğunu düşünüyorum.

Filmi keşfetmeme vesile olan şey müzikleriydi. Filmin müziklerini Stamatis Spanoudakis yapmış ve bence filmin en iyi yönü müzikleri. Bunun haricinde kurgu oldukça yavaş ilerliyor. Bir dram filmi için kurgunun hızlı ilerlemesi zaten olası bir şey değil. Ancak donuk diyaloglar anlamsız şekildeki durağan sahneler filmin sıkıcı yönüydü.

Film bir çok klişelerle dolu. Bir dram filminde rastlanacak cinsten her türlü sahne mevcut. Ancak filmin finalinin klişe olaması beni filmin şaşırtan tarafı oldu. Filmin eski Türk filmlerinden tek farkı Yunan yapımı olması. Bu sırada film her türlü dili de içeriyor. Ancak böyle bir filmde tüm ırktan oyunculara yer verirken Türk’ler için Fas’lıları, Arap’ları kullanmalarını anlamış değilim. Sanki Türk oyuncuları bu filmlerde oynamazlar.

Niki Douka ailesinin hayatını kurtarmak için mektup evliliği yapar. Amerika’daki gittiği adam ise, kız kardeşinin gidip geriye döndüğü adamdır. Niki, ailesini kurtarmak ve diğer kardeşlerinin de evlenmelerine mani olmamak için bunu kabul eder. Tüm kadınlar İzmir’de toplanır ve bir gemiye binerler. Niki burada Norman Harris adında bir fotoğrafçı ile tanışır.

Norman’da fotoğrafçılığı bırakmış, tek varlığı olan fotoğraf makinesini de satmıştır. Anadolu’da işinin bittiğini anlamış ve Amerika’ya geri dönmektedir. Norman ile Niki gemi yolculuğu süresince yakınlaşır ve aşık olurlar. Tabi film sadece Norman ve Niki’nin hikayesini anlatmıyor. Yan hikayeler de oldukça başarılı.

Filmin dram dozu oldukça düşük. Yani filmde görünenin dışında bir ajitasyon yapılmamış. Oyunculukların çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Karakterlerin analizleri düzgün yapılamamış. Çok iyi bir film karşımıza çıkacakken, basit bir film olarak kalmış. Film dönemin şartlarını ve savaşın sorunlarına pek fazla değinmemiş. Bir yerde savaş sebebi ile erkek kalmadığını söylüyor. Bu bir yerde kadınların evlenmek için başka ülkelere gitme sebeplerini meşru kılıyor. Bir de mektupları okunan asker sevgili haricinde savaş ile ilgili başka bir ayrıntı yok. Bu da filmin gerçekliği biraz olsun sekteye uğratıyor.

Filmin karakter seçimlerinin doğru yapılmadığını söylemiştim. Bununla birlikte bazı oyuncular iyiyken bazı oyuncular ise oldukça kötü. Niki karakterini canlandıran Victoria Haralabidou‘nun performansına diyecek yok. Ancak Norman karakterini canlandıran Damian Lewis için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Filmin kostümleri oldukça başarılı. Müziklerin mükemmel olduğunu da söylemiştim ve bu müziklerin sahne kullanımı da oldukça başarılı. Bir iki sahne dışında. Genel olarak baktığımda ise filmde aklımda kalan gelinlerin toplu halde fotoğraf çektirmeleri ve Amerika’da damatlarla buluşma sahneleri.

Özetlemek gerekirse, çok iyi bir film çıkabilecekken, üstüne fazla gitmekten midir yoksa farklı bir sebepten midir bilemediğim şeylerden dolayı biraz sönük kalmış bir film Nyfes. Daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Görüntüleri, müzikleri ile birlikte komşudan izlenmesi gerekli filmler arasında.

Yönetmen: Pantelis Voulgaris

Senaryo: Ioanna Karystiani

Oyuncular:

Damian Lewis
Norman Harris
Victoria Haralabidou
Niki Douka
Andréa Ferréol
Emine
Evi Saoulidou
Haro
Dimitris Katalifos
Kaptan
Eirini Inglesi
Ms. Kardaki

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0368619/

Mavro Livadi / Kara Çayır

Festivali bitirdik ama yoğunluktan dolayı yazamadığım filmlerden Mavro Livadi.Komşu ülke Yunanistan’dan Osmanlı döneminde geçen bir film. Bu yönde eleştiriye pek girmiyorum zaten onlar da pek olayı irdelememişler. Ancak filmin kopyasından mıdır, yoksa başka bir şeyden midir ben izlediğim bu filmden pek zevk alamadım. Filmde bir şeyler eksik.Sanıyorum bunda başı çeken anlatım dili.

Aslına bakarsanız, mükemmel görüntüler var filmde. Yani bu görüntülerin mükemmel olması gerekli. Kareler bu izlenimi yaratıyor sizde ancak o hazzı alamıyorsunuz. Belirttiğim gibi belkide filmin kopyasından kaynaklıydı bu ancak bana pek zevk vermedi. Konu ise tarıhte yaşanmış olabilecek bir hikaye. Aslında güzel de işlenebilecek bir hikaye. bu sebepten dolayı da filmin daha çarpıcı olmasını bekliyorsunuz ancak film buna da yanıt vermiyor.

Film 1654 yılında geçmektedir. Bir gece, rahibelerin yaşadığı manastıra yaralı bir yeniçeri gelir. Rahibeler sadece duydukları kadarı ile bildikleri yeniçerileri vahşi bir hayvan sanmaktadırlar. Bu yaralı askere yardım ederler ancak hasta halinle bile onu zincire vurup tedavi ederler. Tabi onun bir erkek olmasının da bu şekilde muamele görmesine sebeptir. Daha sonra öğrenirler ki, bu yeni çeri kaçaktır ve aranmaktadır.

Genç rahibelerden olan Anthi de bu adama bakanlar arasındadır. Belkide ilk erkek görüşüdür. Anthi pek fazla konuşmaz, sessizlik yemini etmiştir, konuştuğu zaman ise fısıltıyla konuşur. Anthi bu genç yeniçeriden etkilenir. Manastır sorumlusunun para karşılığında onu askerlere teslim edeceğini öğrenince yeniçeriyi manastırdan kaçırır, onunla birlikte kendisi de kaçar. Buraya kadar her şey güzeldir ta ki ormanın ortasında bu iki genç sevişmeye başlayana kadar. O anda öğreniriz ki, Anthi aslında erkektir.

Tabi bunun üzerine yeniçeri gay olmadığını söyler ve onu biraz tartaklar ancak Anthi onun peşini bırakmaz.Bu arada aralarında yeniçeri de Anthi’ye avlanmayı dövüşmeyi öğretir..  Sonunda yakayı ele verirler Anthi manastıra yeniçeri de komutanının yanına gider. Komutanı en iyi askerim sensin diyerek onun canını bağışlar. Anthi gerçek kimliğini rahibelerin önünde gösterdikten sonra kaçar ve yeniçeriyi bulur. Yeniçeri ise Anthinin de yardımıyla komutanını ve yanındaki bir kaç askeri öldürür birlikte kaçarlar. Tabi finalade ise birlikte olurlar biz de filmden mutlu mesut ayrılırız.

Film bu kadar, aradaki aşıkın işlenmesi sorunluydu, böyle ön yargıyla yaklaşırken yeniçerinin birden Anthiye yeşil ışık yakması tam anlamıyla anlatılamamıştır. Olay eldeki ile yetinelim miydi pek çözemedim. Filmde Osmanlı askerlerinin Türkçe konuşması güzeldi, ancak günümüz Türkçesi ile konuşması biraz garipti. Tabi bir de askerlerin, Drama Köprüsü türküsünü söylemeleri var.Tabi takdir ediyoruz ancak o türkünün filmin o döneminde ne işi var? Bu türkü çok daha sonrasının türküsü. Yeniçerimiz ise su içtikten sonra geğirme ve daha iyileşir iyileşmez rahibelerden birine atlaması yönünden çok Türkleşmiş ama yahu sünnetsiz yeniçeri mi olur?

Oyunculuklar başarılıydı. Anthi’nin aha benim şeyim var demesine kadar bir şey anlamıyorsunuz. Gerçi anlayamayız çünkü oynayan karakter bayan. Yani olması gerektiği gibi. Cast iyi yapılmış. Gözüme en çok batan karakter ise, rahibelerin en uçuğu yeniçerimizin üzerine atlayıp sonra intihar edendi.

Velhasıl kelam, Osmanlı çocukları devşirirken, Anthi’nin ailesi, çocukları alınmasın diye, onu küçükken bu manastıra teslim etmiş. Tabi iyi mi yapmış tartışılır. Bir gün de ayni usulde devşiren bir yeniçeri ile karşılaşırlar. Hikayemizin aslı bu. Ancak bir çok nokta havada kalmış ve senaryo, anlatım yetersiz. İzleyin derim aslında ancak if dışında izlenir mi o tartışılır…

Yönetmen, Senarist: Vardis Marinakis

Oyuncular:

Sofia Georgovassili
Anthi
Hristos Passalis
Despina Bebedelli
Igoumeni
Maria Panouria
Rania Ekonomidou
Despina Kourti
Evangelia Adreadaki

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1331297/

http://2011.ifistanbul.com/tr/Movie/mavro-livadi

Hardcore

O kadar film izledim bunların içinde Yunan filmleri de vardı tabi ancak Hardcore içlerinden sıyrılan bir film. Yunan halkının tutucu olduğunu elbette bilirsiniz. Ancak öyle bir toplumdan Dennis Iliadis‘in böyle bir film çıkartması takdire şayan… Aslında olmayacak iş değil ama cesaret gerektiren bir işi yapmış.

Dennis Iliadis, Aleka Laskou‘nun romanından uyarlamış bu filmi, Hardcore’de kendisinin ilk filmi oluyor. İkinci filmi ise Last House On The Left. Blogda bu film hakkında pek iyi şeyler yazmadığımı hatırlıyorum. gerçekten uyarlama olarak başarılı bulmadığım filmler arasındaydı. Ancak Hardcore için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Görünen o ki Dennis Iliadis‘e Holywood pek yaramamış.

Film 2004 Oldenburg film festivalinde “German Independence Award” ödülü almış. Biri 16 diğeri 17 yaşında iki uyuşturucu bağımlısı ve bir eskort evinde fahişelik yapan iki kızın hikayesini anlatıyor. Martha hayattan ümidini kesmiş, Nandia ise hayalleri olan bir kızdır. Bu hayallerini gerçekleştirme uğrunda elinden gelen her şeyi yapacaktır. Nandia yanına Martha’yı da çeker bu amaç uğrunda…

Film aşırı derecede cinsellik içermekte. Bir yere kadar filmi erotik film statüsüne de koyabiliriz. Ancak hikayenin anlatılması için bunun gerekli olduğu aşikar. Gereksiz sahneler yada abartılan sahneler yok…

Martha, hayalleri uğrunda öncelikle yaptığı bir planla, patronunu öldürür (pezevengini). Tabi kurunun yanında yaşta yanacaktır. Marthanın idealleri her şeyin üzerine çıkar uyuşturucu ile birlikte şöhreti kaldıramaz. Nanadia da Marthanın bu durumuna onun tarafından bir köşeye itilmeye üzülmüştür.

Filmin konusu bu şekilde ancak görüntüler gayet çarpıcı ve sarsıcı… Yönetmenin bundan sonra da iyi bir şeyler yapacağını düşündüğüm için takibe alıyorum… Filmi tavsiye ederim. Oyunculuklar mükemmel., her biri rolünün hakkını vermiş. Eğer cinsellik ve dozu kıvamında bir şiddet ilginizi çekerse. ON üzerinden 9…


Katerina Tsavalou Martha

Danai Skiadi Nandia

Ioannis Papazisis Argyris

Omiros Poulakis Miltos

Andreas Marianos Boss

Dimitris Liolios Sentimental

Konstadinos Avarikiotis Sfyrihtras

Linkler:
http://www.imdb.com/title/tt0396630/