Neverwhere

Neverwhere (Yokyer) için kitap yorumumu Kişisel Depresyon Anları‘nda yapmıştım bu sebepten ötürü bu yazı hikayeyi içermeyeceğinden dolayı biraz kısa olacak. Yazının sonunda da aslında kitabın bir televizyon dizisi olacakken kitaba döndüğünü söylemiştim. Aynı dönemle paralel dizisi de çekilmiş kitabın. Yoksa dizinin mi kitabı burada tereddütte kaldım. Sonuç olarak Gaiman senaryoda eksik kalan yerleri tamamlamak amaçlı kitabı piyasaya çıkarmış kitap beklenenden daha çok ses getirince ses cd’leri ve çizgi roman olarakta piyasaya sürülmüş. Neverwhere dizi olarak 1996 yılında BBC 2’de yayınlanmış. Dizi altı bölümden oluşmakta ve toplam süresi 180 dakika. Bu bağlamda aslında bu eser BBC tarafından biraz hafife alınmış diyebilirim.

Nekeddo burâddo: Megyaku / Naked Blood

1995 yılında çekilip sinemada gösterime giremeden 1996 yılında ise video filmi olarak piyasaya çıkmış bir film Nekeddo burâddo: Megyaku. Film gore sahneleri sebebi ile adından çok bahsettirmiş ve Japon korku sineması kitaplarında yerini almış. Hisayasu Sato yönetmen koltuğunda. Diğer filmlerine baktığımızda da bu filmin parçalarını görüyoruz ancak bu filmde film ile oldukça tanınmış Hisayasu Sato. Hisayasu Sato‘yu izlemek biraz yürek ister. Aslında yürekten çok mide iser desek yeridir. Genellikle cinsel sapkınlık, tecavüz, şiddet, sadizm ve işkence üzerine çektiği filmlerle görürüz kendisini. Bütün bu manyaklığını ellinin üstünde filmle bize göstermiştir. Ancak filmlerin bir çoğu video piyasasına hitap ettiği için dijital kopyalarını bulmak biraz zor. Ben de elimde olan bir kaç filmi ile birlikte açılışı bu filmle yaparak devamını getirmeye çalışacağım… Hisayasu Sato filmleri genelde konu ve kurgu bakımından ahım şahım filmler değildir. Oldukça basit konu ve kurgularla bezelidir filmleri ancak filmlere yerleştirdiği gore sahneleri ve insanı rahatsız eden kareler filmin olmasına etkendir. Nekeddo burâddo: Megyaku’da da …

L’appartement

Yaklaşık on iki yıl önce izlemiştim bu filmi. Aklıma öyle kazınmıştı ki sonrasında bir kaç kez daha izledim. Geçtiğimiz gün bir sitede gözüme ilişince yazmak istedim.  Tabi geçmişe dönünce yazılacak filmlerin sayısı da artıyor. Allah sonumu hayır etsin. Öncelikle belirtmeliyim ki filmi baş rolünde Monica Bellucci olması filmi almam ve izlememde en büyük nedendi. Onun yanında en büyük etkenlerden birisi de, diğer bir başrol oyuncusunun Vincent Cassel olması. Bu ikiliyi daha önce bir çok filmde görmüştük. Tüm filmler de güzeldi. L’appartement bir aşk hikayesi. Güzel bir kurguya sahip, aşk hikayesi hemde. Ulaşılamama, unutmama, araba, bulma, intikam, ihtiras ne isterseniz var. Film bir aşk filminde olmayacak şekilde kurgulanmış. Film yönetmen ve senarist Gilles Mimouni‘nin ilk ve son filmi. Aynı konunun Amerikan versiyonu olan Wicker Park‘ın da yapımcısı. Amerikan versiyonunu izlemedim ancak, L’appartement kadar başarılı olacağını düşünmüyorum. Film kurgusu ve işleyişi oldukça karmaşık gözükse de, sonralara doğru hikaye iyi toparlanıyor. İzlemenizin üzerinden …

Mon Homme

Marie Abarth işini zevkle yapan bir fahişedir. Hatta o kadar büyük zevkle yapar ki umutsuz ev kadınlarına da fahişelik konusunda dersler verir. Yaşlılarla ilgilenir, bazen müşterilerinden para almaz. Çünkü parayı bankaya atmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Tabi her şeyin bir kopma noktası vardır. Marie bunalıma girer. Tam o sırada, evine çıkarken bir evsizin evinin girişinde yattığını görür. Dayanamaz ve onu eve davet eder. Sıcak yemek ve içki ikram eder ona, bu evsizden etkilenmiştir. Bu evsizin adı Jeannot’dur. Jeannot yemeğini yeyip gidecekken, Marie onu evinde kalmaya ikna eder ve o gece birlikte olurlar. Marie Jeannot’tan çok hoşlanmıştır. Sürekli evinde kalmasını gerekirse pezevengi olmasını, hatta evlenebileceklerini söyler. Jeannot bu işe tamam der. Kendine çeki düzen verir. Merie çalışırken ona yardım etmekte ve tüm paraları almaktadır. Çift bundan memnundur. Ancak. Jeannot bu duruma öyle alışır ki birden kazanovaya dönüşür. Şehrin tüm kadınlarını elinden geçirmeye başlar. Hatta bir kaçı içinde erkek ayarlar. Tabi ayarladığı …

Back to Top