Kategori arşivi: 1999

The Virgin Suicides

The Virgin Suicides hakkında aslında çok bir şey yazmayacağım. Filmi uzun zaman önce izlemiştim o zamanın verdiği yaş durumu ile filmin verdiği psikolojiden çok müzikleri ile ilgilenmiştim. Tabi bir de beş güzel kızla. Geçen yıllar çok fazla fikrimi değiştirmese de geçen gün filmin müzikelerine denk gelince filmi bir kez daha izleyeyim dedim. Fena da yapmadım aslında. Yine müziklerle film mest etti beni. Ne yalan söyleyeyim müzikler filmin ötesinde. Okumaya devam et

Gojitmal

Uluslar arası arenada Lies (Yalanlar) adı ile bilinen film 1999 Güney Kore yapımı. Film Güney Kore yapımı olmasına rağmen film Güney Kore’de pornografik bulunduğundan dolayı yasaklanmış ve yönetmen bir süre içeri alınmış. Şimdi yasaklanmak konusuna karşı çıksam da filmi pornografik olarak değerlendirebileceğimi söylemeliyim. Benim görüşümü kale alırlarsa tabi.

Film ‘ın romanından uyarlanmış. Roman nasıldı ki film böyle sorusunu soruyorum kendime. Yönetmen daha sonra filme müdahale ederek bir kaç sahne eklemiş. Bu sahneler de kitabın yazarıyla yaptığı görüşmelerle ilgili. Tabi filmdeki karmaşada ne olduğu kimle ne konuşulduğu pek belli olmuyor. Okumaya devam et

Duruşma

Usta senarist Umur Bugay‘ın senaryosunu yazdığı yönetmenliğini ise Yalçın Yelence‘nin yaptığı 1999 yapımı bir film Duruşma. Kadronun zenginliği resmen göz dolduruyor. Ancak film Umur Bugay’ın “Bizimkiler” dizisinden bildiğimiz sadeliği ile aslında bir sinema filmi değilde bir televizyon filmiymiş havası veriyor bize. Sanıyorum ki sinemada gösterime girmedi, televizyonda ise TRT’de geç saatlerde yayın hakkı buldu bu film. Çünkü oyuncuların dolayısı ile oyunculukların çok iyi olduğu bir yapım biraz toplumsal ve sönük kalmış.

Renkler, bir hikaye anlatıyormuş tonlarında. Gerçektende filmi izlerken, bir hikaye izliyorsunuz edası hakim filmde. Gayet sevyeli ve düzgün aile filmi çıkmış karşımızda. Zaten Umur Bugay’dan aksini beklemek imkansız gibi bir şey. Açıkçası filmi çok komik bulmadım. Ancak konu ve oyunculuk filmi izletmek için yetiyor. Filmde yer yer üstü kapalı, yer yer direkt toplumsal eleştiriyi sunmuş. Bu arada medyatik olma yolunda atılan yollar yapılan işler gayet başarılı bir şekilde anlatılmış.

Film bir boşanma davasında açılış yapıyor. Tabi duruşma esnasında, geçmişe dönerek biz de geçmişe dair olanları izliyoruz. Aslında bu duruşmayı özel kılan iki evliliğinin ardından hala bakire olan Nazan. Tabi avukatın da sayesinde olay medyatik olup çıkıyor. Dizi ve albüm teklifleri alıyor. Tabi film boyunca olayların aslını izliyoruz.

Cavit, Selami ve Nazan aslında küçüklükten beri arkadaştırlar. Cavit ve Selami Nazan’a aşıktır ve aralarında Nazan için bir çekişme başlar ve bu bir yarışa döner.  Öncelikle yarışı, Cavit kazanır ve evlenirler. Ancak Cavit bütün hiper aktifliğine rağmen Nazan ile birlikte olamaz. Nazan sürekli bir bahane uydurmaktadır. Aradan bir yıl geçer o yada bu sebeple yine birlikte olamazlar ve Nazan boşanma davası açar. Sebep ise Cavit’in bir sene boyunca kendisi ile ilişkiye girmemesidir.

Boşanma olayına Selami bayılır. Daha boşanmanın kırkı çıkmadan Nazan Selami ile evlenir. Aslında bu kez Nazan her şeye hazırdır ama Selami tutukluk yapar. Hacı, hoca,büyü derken bir yıl geçer ve Selami de amacına ulaşamaz. İşte bizim izlediğimiz duruşma da, bu boşanma davasıdır.

Film çok doğal. İzlerken film olduğunu unutuyorsunuz. Oyunculuklar mükemmel demiştim. Olması gerektiği gibi, hiç birinin rol olduğunu anlamıyorsunuz. Aslında ben bu filmi tiyatro sahnesinde izlemek isterdim. Umarım günün birinde oynanır ve izleme fırsatı bulurum. ama bu kadro ile… Türk sinemasının izlenmesi gereken filmlerinden birisi Duruşma…

Yönetmen: Yalçin Yelence

Senarist: Umur Bugay

Oyuncular:

Meltem Cumbul Nazan

Zafer Algöz Selami

Güven Kıraç Cavit

Güzin Çorağan Anne Necla
Rutkay Aziz Avukat

Mehmet Akan

Tuncay Akça
Cezmi Baskın

Linkler:

http://www.sinemalar.com/film/2295/Durusma/

http://www.imdb.com/title/tt0263294/

Yi Ge Dou Bu Neng Shao / Not One Less

Geri mi döndüm? Sanırım. Üvey evlat yerine koyuyorum ya şu blogu içim parçalanıyor vallahi. Ne yapalım arada böyle ihmallikler oluyor ki bir daha olmayacağının garantisini veremem ama beni saygı ve sevgi ile karşılayacağını biliyorum. Festival filmlerine ara veriyorum. Zaten şu aralar sağlıklı bir biçimde film izlediğim de söylenemez. Eh o zaman arşivde izlenmiş filmlere uzanmaya devam etmeli…

天上有个太阳

Yimou Zhang‘ın yönetmenliğini yaptığı  bir film, Yi Ge Dou Bu Neng Shao. Eğitim, öğretim ve azmin ne olduğunu bu filmde görüyorsunuz. Konu, oyunculuk, yönetim tak anlamıyla başarılı. Film Xiangsheng Shi‘nin 1997’de yazdığı  “A Sun in the Sky” (天上有个太阳 / Tiān Shàng Yǒu Ge Tàiyáng)´dan uyarlanmış.

Film kırsal alanda bir köyde geçiyor. En yakın kasabaya ulaşım çok zor ve okulun tek öğretmeni, başka bir bölgede yaşayan annesini ziyarete gitmek zorunda kalınca, köyde çocuklara eğitim verecek kimse kalmaz. Köyün muhtarı, civarda oturan ve okuma yazma bilen küçük bir kızı öğretmen olarak sınıfa getirir. Tabi sınıftakiler öncelikle bu kızı öğretmen olarak düşünemezler ama zamanla onun otoritesine alışırlar.

Derken bir gün, sınıfın en haylaz çocuğu, çalışmak için büyük şehre gider. Öğrencisinin bu sebeple şehre gittiğini öğrenen öğretmen kız, onu geri getirmek için kolları sıvar. Çünkü öğretmen giderken çocukları ona emanet etmiştir. Küçük öğretmen öğrencisini kurtarmak için şehre inmeye çabalar ancak şehre gidecek para yoktur. Yılmaz ve yürüyerek şehre gider. Ancak büyük şehirde öğrencisini bulması çok zordur.

Tabi hayatı boyunca şehri görmemiş bir kız birde birilerini bulmak söz konusu olunca afallar. Elindeki son parasını da çocuğu bulmak için harcayınca yapacak bir şeyi kalmamıştır. Birinin tavsiyesi üzerine bir tv kanalına gider ancak kapıdan alınmaz. Her geçene müdürün adını sorarak, onunla konuşma talebini tekrarlar ancak, onu bulamaz. Televizyon binasının önünde sabahlar. Bu durum kanal müdürünün dikkatini çeker ve onunla görüşür.

Küçük öğretmen canlı yayına alınır ve büyük bir olay olur. Öğrencisini de bulmuştur aynı zamanda okuluna büyükte bir bağış toplamıştır. Anlatmakla geçiştirilmeyecek izlenmesi gerekli bir film… Kesinlikle tavsiye derim.

Yönetmen: Yimou Zhang

Oyuncular:


Minzhi Wei Wei Minzhi

Huike Zhang Zhang Huike

Zhenda Tian Village Chief

Enman Gao Teacher Gao

Zhimei Sun Sun Zhimei

Yuying Feng TV Receptionist

Linkler:

http://en.wikipedia.org/wiki/Not_One_Less

http://www.imdb.com/title/tt0209189/

Hum Dil De Chuke Sanam

Hazır elimi atmışken bir diğer Hint filmine geçeyim diyorum. Öncelikle bu film bol ödüllü. Bol ödüllü olmasıyla birlikte 188 dakika. Yani 3 saatten 8 dakika uzun. Başlangıçta süresine bakmamış biri olarak ilerleyen saatlerde bu film neden bitmiyor kanısına kapıldım desem yalan olur, çünkü Hint filmlerinin eğlencesi, zamanı unutturuyor size. Velhasıl film bittiğinde, ilerleyen zamanın anca farkına varmıştım.

Diğer Hint filmlerinden biraz farklı olmasının sebeplerinden biri daha kendi kültürlerine yakın olması. Tabi her Hint filminde vardır bu, ancak her Hint filminde olan bir başka şeyse müzikal özelliğinin olması. Tabi bu da her Hint filminde var. Ancak burada daha bilindik müzikallere daha yakın.

Filmin yönetmenliğini Sanjay Leela Bhansali yapmış Müzikler ise, benim de bir çok Hint filminden tanıdığım, Ismail Darbar yapmış. Gayet güzel ve ilginç müziklere sahip. ki bir şarkı var ki “ekşi limon” dillere müptela…

Biraz da hikayeye değinelim. Sameer müzik eğitimi için İtalya’dan Hindistan’ın en iyi müzisyeninin evine gelir. Burada evin büyük kızı Nandini’ye aşık olur. Öncelerde Nandini, Sameer’e karşı sert davranır ama daha sonra onun gönlüde Sameer’e kayar. Gizli bir aşk yaşamaya başlarlar.

Tabi bu gizlilik uzun sürmez bir ispiyoncu tarafından aileye iletilir. Kızına çok güvenen babası bunun olmayacağını, eğer böyle bir şey olursa müziği bırakacağını söyler. Ancak anlatılanlar doğrudur. Bu sırada Hint gelenekleri gereği babası, Nandini’yi başka biriyle evlendirmek istemektedir. Nandini buna karşı çıksa da yapacak bir şeyi yoktur. Bu sırada Sameer İtalya’ya geri döner.

Nandini, zengin bir avukat olan Vanraj ile evlenir. Ancak Vanraj, Nandini’ye aşık olmasına rağmen aynı aşkı Nandini’den görmemiştir. Günün birinde Varanj, Sameer’in Nandini’ye gönderdiği mektupları okur çileden çıkar. Ancak sevdiğinin mutlu olması için elinden geleni yapmaya niyetlidir. Nandini ile bilikte İtalya’ya Sameer’i bulmaya giderler.

Bu yolculuk esnasında başlarına gelenler, ikisini birbirine yakınlaşmasına sağlar. Tabi koskoca İtalya’da Sameer’i bulmak,biraz zordur. Bu zorluk Hintlere özgü bir şekilde aşılmış.

Finali anlatmayalım tabi merak edilsin de izlensin… Ancak uyku eğişinde yada geç saatte izlemeyin söylediğim gibi. Oynamaktan uykunuz kaçabilir. 🙂

http://www.imdb.com/title/tt0150992/

http://en.wikipedia.org/wiki/Hum_Dil_De_Chuke_Sanam