Geomi sup / Spider Forest

2004 yapımı başarılı bir gerilim filmi Geomi sup. Anlaşılacağı gibi de Kore yapımı. Bu zamana kadar filmi neden izlememişim diye de sordum kendime filmi izledikten sonra. Oysa ki filmi bir mağazadan 4 liraya almış ve DVDyi rafa yerleştirmiştim. Ancak derler ya ucuz etin yahnisi yavan olur diye, bir kez daha atalarımızın ne kadar haklı olduğuna şahit oldum. Bir film tam çözüme ulaşacakken, en heyecanlı yerinde bozuk olur mu? Efendim olur, bu  şans ile bu memlekette olur. Eh sonra yapmamız gereken ne? Elbetteki filmi internetten bulup indirmek. Ne yazık ki internette en kolay ulaşılan kopyalar ise, Türkçe dublajlı. Eh ne yapalım filmin sonunu bed bir dublajla izlemek zorunda kaldık. Şimdi aklıma gelen bir başka konu ise indirdiğim kopyanın yasal olması, neden mi? Çünkü elimde bandrollüsü var. Neyse biz filmimize dönelim… Kang-Min bir televizyonda doğal üstü olayları araştıran bir programın yapımcısı olarak çalışmaktadır. Bir gün gizemli bir orman hakkında bir mektup alır ve …

The Girl Next Door

Aylar önce aynı isimli bir filmden bahsetmiştim. Hatta onun tanıtımında bu filmi izlemeyi düşündüğümü ve karşıma çıkan film karşısında şoke olduğumu belirtmiştim. Yoksa şimdi duyguları mı mı abartıyorum. Elbette diğer The Girl Next Door bu filmden daha iyiydi. Bu film ise bildiğiniz uyduruk, Amerikan gençlik filmlerinden. Filmin gereksiz yerlerden üç adet ödülü var. Tabi bu ödüller tartışılır olduğu için hiç mi hiç yer vermiyorum. Film, Matthew Kidman adında bir gencin etrafında geçiyor. Matthew, geleceği parlak olan inek düzeyinde bir öğrencidir. Tabi insan inek olunca etrafında insan da olmuyor pek ve okuldaki diğer öğrenciler tarafından da itilip kakılıyor. Tabi hiç kız arkadaşı da yok. Bu da başarılı olmasına rağmen alay konusu olmasına bire bir geliyor. Derken bir sabah, karşı evde bir kız görüyor ve ona birden tutuluyor. Ama kahramanımız inek olduğu için kıza nasıl yaklaşacağını bilmiyor ve onu kaçak kaçak gözlüyor. Bu röntgencilik sonunda, yakalanıyor tabi ki. Kız bir sabah kapılarını çalıyor. …

Ma mère

Fransız yazar, sosyolog, antropolog ve filozof Georges Bataille‘ın aynı isimli kitabından uyarlanmış Ma mére. Öncelikle kitabı okumadığımı belirtmeliyim ancak basit bir uyarlama olduğu gerekli özenin verilmediği filmi izlerken belli oluyor. Filmde karakter psikolojileri kesinlikle yansıtılamamış. Buna rağmen eksikler, çarpıcı ilişki sahneleri ile, ahlak kavramının ihlali ile bir yere getirilmeye çalışılmış. Yani bir savı bir düşünceyi yansıtmaya çabalayan bir roman (düşüncem bu şekilde) erotik bir  filmden öteye geçmemiş. Senaryo gayet karışık izlenmiş. Filmin Fransız sanatsal filmlerine özgü durağanlığı bu filmde de var. Ancak bu film izlenebilirlilik oranını düşürüyor. Filmi ayakta tutan filmin seks sahneleri. Filmi izlenebilir kılan en büyük öğede Isabelle Huppert gibi usta bir oyuncudan izlediğimiz oyunculuk. Ancak filmde bir samimiyetsizlik var. Ne yaparsanız yapın filmin içine giremiyorsunuz. Sanki o samimiyetsizlik oyuncular arasında da var ve bu da göze batıyor. Ahlak polisi olmadığım için filmin ahlaki boyutunu yatırmayacağım masaya. Sonuçta yansıtılmak istenen, noktaların başarı ile yansıtılamadığını gördüğüm bir film Me …

Lost

Nihayet final yapıldı. Peki finalde elimize ne geçti sormak lazım. Koskocaman bir hiç. Aslında beklemiyorum desem yalan olurdu ama altı senedir insanları sürükle, üstünden para kazan final olarak ilk okul çocuklarının yazabileceğinden daha berbat bir final yap… Zaten üçüncü sezondan sonra dağıtmaya başlamıştı ki dizi ben bu dönem izlemeye başladım. O da pek istekli olmadı. Başladık madem dedik ki şartlarda uygundu devam edelim. nitekim ettik. Dizinin başından itibaren, Jacob’s Ladder çakması olduğunu söyleyip durdum tabi, Jacob’s Ladder’ı büyük bir çoğunluk izlemediği için ne demek istediğimi anlayamadı. Aslında bunlar ölmüş ve o ölme arasında yaşanılanlar anlatılmaktaydı. Evet aslında, Lost’ta bu oldu ancak hikaye o kadar karışmıştı ki nasıl toplayacaklarını bilemediler. Bir final yapıldı herkes sevdiğine kavuştu ama diğer karakterler ne oldu? Dharma organizasyonuna ne oldu? Oradaki insanlar nereden çıktı ya da onlardan sonra yerleşen Benjamin karakteri onun koruduğu halkı, onları bulmaya gelenler, adayı arayan diğer insanlar… bu sayılacaklar uzatılabilir. Dizi ilk başlarda iyi …

Two Guys (Tu gaijeu)

투 가이즈 Pek bir eğlenceli Kore filmi taktim etmek isterim size. Tabi kadroya baktığımızda iki tane tanıdık isim çıkıyor karşımıza. Bu iki isim sayesinde filmin başarısız olması imkansız zaten. Bu kez kahramanlarımız, biraz mafyaya bulaşmışlar, hal böyle olunca eğlence ardı ardına geliyor… Bu oyuncular olur da kötü mü olur dedikte oyunculardan bahsetmedik. İlki Windstruck, Sad Movie gibi bir çok filmden tanıdığımız, Cha Tae-hyeon diğeri ise, Haeundae, Taegukgi gibi filmlerden bildiğimiz Park Joong-hoon. Tabi filmin güzeli ise, The Divine Weapon ve Full House‘dan tanıdığımız Han Eun-jeong. Hun ünlü bir barda yarı-zamanlı valet olarak çalışmaktadır. Kız arkadaşı ve kendisi çok para harcamış ve ksnidinin kradi kartıda çok büyük miktarda kabarmıştır. Hun çözümü tefeci Joong-tae’dan para almakta bulur ve parayı alırda. Ancak parayı ödeme zamanı geldiğinde Hun bu parayı ödeyemez. Joong-tae onu tehdit eder, ancak parayı alacakmış gibi gözükmemektedir. Bu sebepten dolayı paranın karşılığı olarak Hun’un böbreklerini satmaya çalışır. Tabi ikili, bu konuyla …

Mucizeler Komedisi

Aslında buraya yazıp yazmama konusunda tereddütte kaldım. Bir tiyatro oyununu yazmalı mıyım diye düşündüm. Eh aslında oyunu sahnede izleseydim diğer bloga yazabilirdim ancak evde oturup izlemek sanki bu blogda yazılması gerektirdiğini düşündürdü bana. Neyse karmaşalarımı burada dallanıp budaklandırmayayım bari. Öncelikle şöyle bir giriş yapmalıyım ki Şevket Çoruh ve Özlem Tekin‘i şu oyunda kendini aşmış olarak gördüm. Hadi Şevket Çoruh’u anladım da Özlem Tekin’in performansı ilk deneyimine oranla takdir edilecek şekildeydi.tabi bu övgülere Şener Şen’i de eklemek lazım ki, onun geçmişinde sönük kalacak bir oyun Mucizeler Komedisi. Tabi es geçilmeyecek bir isim daha var ki o da Pamela Spence. Oyunu Kurtcebe Turgul kaleme almış. Oyunu sahneye koyan ise, Işıl Kasapoğlu. İlk bakışta başarılı olduğunu söyleyebilirim ama Türkiye şartları için. Şunu bir kez daha anladık ki müzikal bizimkiler için biraz zor iş. Hani oynamak değilde yazmak, yönetmek diyeyim. Buna rağmen dekor olsun oyunculuk olsun gayet başarılı. Hikaye cennette başlıyor. Melek kuvvetleri şeytanın, …

Nae yeojachingureul sogae hamnida / Windstruck

내 여자친구를 소개합니다 Evet geç kaldığımı biliyorum ama zarardan ne zaman dönülürse karmış diyor ve size Nae yeojachingureul sogae hamnida’yı takdime başlıyorum efendim. Filmimizin yönetmeni ve senaristi, Deiji ve Yeopgijeogin geunyeo‘dan çok çok iyi tanıdığımız, Jae-young Kwak. Tabi bu ismi duyunca nasıl işler çıkaracağı hemen hemen çıkıyor ortaya. Jae-young Kwak yine bizi yanıltmıyor ve süper bir duygusal filmle karşımıza çıkıyor… Hem de yine Jeon Ji-hyeon (Gianna Jun) ile birlikte… Eh şimdi film tadından yenmez bir yöne doğru ilerliyor… Efendim film İngilizceye Windstruck olarak çevrilmiş hatta orjinal adından çok bu isim kullanılmış. Peki orjinal ismi ne mi? Üstün Korecemle size Türkçesini yazmak istiyorum… 내 여자친구를 소개합니다 = Nae yeojachingureul sogae hamnida = İşte benim kız arkadaşım… Kendimi böbürlendirip Türkçesini de verdikten sonra (yanlış çıkıyormuş bir de ne gülerim) filmimize geçelim… Tam anlamıyla arıza polis kızımız Kyung-jin Yeo bir gün bir kapkaççıyı kovalarken yanlış adamı tutuklar. Tabi gidene kadar bu adama yapmadığını bırakmaz. Üstüne …

Back to Top