Kediler Güzel Uyanır – Yekta Kopan

Biraz yoğunluk biraz okuma çabalarımın artması bu bloga ayırdığım zamanın azlığı (film bloguna ayırıyorum ama, sanırım yazacak şeylerin bir sıralamasının olmasından kaynaklı) belki yazacak bir şeyler bulamamam parça parça kitap yorumları / tanıtımları yapmama sebep oluyor. Şimdiki kitabım ise başlıktan da anlaşılacağı gibi Yekta Kopan’ın Kediler Güzel Uyanır kitabı. Aslında almak istediklerimi bulamamam beni bu kitaba yönlendirdi. Kitapçıya girdiğimde pek insanlarla muhatap olmak istemiyorum aslında normalde de insanlarla pek muhatap olmak istemiyorum bu sebeptendir ki, genelde bir kitapçıya girdiğimde planladıklarımın dışında gördüğüm kitaplara yöneliyorum. Kediler Güzel Uyanır’ı daha öncede görmüştüm. Ancak ben popüler kitaplar okumam dedim kendi kendime ve o zaman almamıştım. Sonra düşündüm bir öykü kitabı ne kadar popüler olabilir ki? Bir yanıt bulamamıştım. En son üniversite yıllarında öykü kitabı / dergisi okumuştum. O günden sonra belki de bir kaç kurgusal öykü. O zaman içimde bitmek bilmeyen bir edebiyat aşkı vardı. Şimdi kendimi düşündüğümde ve bunu insanlara genellediğimde insanların da öykü kitaplarına …

The Help / Duyguların Rengi – Kathryn Stockett

    The Help deyince herkes şu an vizyonda olan filmden bahsedeceğimi düşünerek yanlış bloga yazdığımı düşünecektir ancak ben kitabından bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Kathryn Stockett‘in ilk kitabı The Help. Kitabın konusu için klasik diyebiliriz ancak konu yaklaşımı açısından kesinlikle başarılı bir kitap.   Öncelikle bahsetmeliyim ki kitap kadınların daha fazla okuyacağı düşünülerek oldukça yumuşak yazılmış. Kitap belki bayanlar için, duygu yüklü olabilir ancak bir erkek olarak beni çok fazla etkilediğini söyleyemeyeceğim. Yazar kitapta fazla ajitasyon yapmamış. Olayları olduğu gibi anlatarak en azından bunu bize hissettirerek oldukça düz bir anlatımla kitabı okunabilir hale getirmiş.   Hikaye gelişimi açısından bizi ne çok fazla gereksiz kişisel düşünceye ne de yoruma itiyor. Her bir karakter başından geçenleri kendi yorumlarını katmadan anlatıyor. Belki de bu karakterlerin sevilme nedeni de bu.   Hikaye 1962’de geçiyor. Irkçılığın zirvede olduğu Amerika’nın Mississippi eyaletinde yazar olma hayallerindeki Skeeter adında bir kadın, bir yayın evi editörünün söylediklerinden esinlenerek yani bir konu bulur kendisine. Bu konuyu bulmasında …

Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk

    Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da başka bir konu. Şimdi böyle bir müstehcen neşriyatın reklamını yaptıkları için kendilerine dava açmak gerekir mi bir başka soru?   Tabi bu nasıl ve neye istinaden verilmiş bir karadır bilmiyorum. Bu olay üstüne acaba kitapla içinde, televizyonda olduğu gibi akıllı işaretler çıkabilir mi düşünceler içindeyim. Davanın son seyri hakkında bir bilgim yok ancak bu işten bir şey çıkmayacağını düşünüyorum.   Kitaba dönmek gerekirse bence Chuck Palahniuk’un yazmış olduğu en yumuşak ve en zorlama kitap Snuff. Diğer kitaplara baktığımızda daha derli toplu bir yazımla karşılaşıyoruz ama kitap beni ne hikaye örgüsü ne de anlatım bakımından tatmin etti. Hatta okurken sıkıldığım ilk Palahniuk kitabı diyebilirim kendisi için. Hikaye balından itibaren tahmin edilebilir şekilde …

Zifiri Karanlık, Yıldızsız Gece / Full Dark No Stars – Stephen King

Her kitabını bıkıp usanmadan takip ettiğim yazar Stephen King’in son kitabı Zifiri Karanlık, Yıldızsız Gece. Son romanı demedim çünkü bu kitap bir öykü kitabı. Öykü yazmak, roman yazmaktan zordur. Mekan ve kişiler kısıtlıdır çünkü. Bir romana yan karakterler ekleyerek istediğiniz gibi uzatır ve oynayabilirsiniz ancak öyküde öyle değildir. Romana göre daha vurucu olmalıdır da. Bu sebepten dolayı etrafta çok fazla öykü kitabı bulamazsınız.   Ancak Stephen King, dönem dönem bu unutulmaya yada uğraşılmamaya yüz tutmuş öyküleri hatırlatmak amacı ile bir kitap çıkarıyor ortaya. Zaten kısıtlı olan korku – kurgu yazarlarının bu gibi kitaplar çıkarması ayrı bir zevk benim için. Tabi bu işi Stephen King yapınca daha büyük bir zevk.   King, bu kitapta dört öyküye yer vermiş. Hikayelerden üçü oldukça uzun ancak birisi kısa bri hikaye. Tabi diğerlerine göre değerlendiriyorum. King, kitabın son sözünde de dediği gibi sıradan insanların karanlık yönlerini anlatmış bize. Yolda görüp dikkat etmeyeceğimiz kişilerin karanlık hikayesi. Bu …

Piç – Hakan Günday

    Zor okunana bir o kadar da güzel bir kitap Piç. Romanı okurken karakterlerin yerine kendinizi koyuyorsunuz. Onların düşüncelerini paylaşıyorsunuz. Bazen abartılı bulup öfkelendiğinizde oluyor ama düşünceler hemen hemen karakterlerle paralel ilerliyor. Ancak kitabı okurken de kitapta yer alan, müzikleri dinleme hissi kaplıyor insanı. Çoğu kez bu müziklere dalıp, müzik müziği açarken de kitaptan kopabiliyorsunuz.   Günlük yaşamı çok iyi analiz eden, eleştiren, içinde yer edinemeyenleri konu alan, kısmen özenilen karakterleri olan bir kitap. Her dakikası dolu her dakikası eleştiren, başarılı bir kitap. Kitap ailelerine sırtlarını dönmüş,  kendi hallerinde Cenk, Afgan, Barbaros, Hakan aslı arkadaşların hikayesini anlatıyor. Kendimi tekrar etmekten kitap arkası ile devam edeyim.   Piçlerin çocukları olmaz. Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir. Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır. Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir. Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri …

Death Note / Ölüm Defteri

Şimdi takip edenler dönüp dolaşıp yine Death Note’a geri geldiğimi düşüne bilirler. Hayır aslında iş pek öyle değil (aslında öylede olabilir). http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/11/25/death-note/ ve http://film.kisiseldepresyonanlari.com/2008/11/25/death-note/ adreslerinde zaten yeterinde bilgi vermiştim. Şimdi Death Note’dan tekrar bahsetme sebebim ise manganın Türkiye’de yayınlanması. Haberi Türkiye’nin tek ve tam teşekküllü ninjası Tuğba‘dan almıştım. Tabi kitap fuarını da fırsat bilip animelerde gözüme ilişince almadan edemedim. Aldım aldım da hemen okumadan da bırakmadım. Sonunu bilmeye rağmen çok heyecanlı… Yazar:Çizer: Tsugumi OobaTakeshi Obata Yayıncı: Akılçelen Kitaplar Çeviren: Can Erkin Dil: Japonca Orjinal Dili: Türkçe

Ruh Koleksiyoncusu (The Keepsake) / Tess Gerritsen

Tess Gerritsen’in okuduğum ilk kitabı Ruh Koleksiyoncusu. Polisiye romanları pek sevmediğimden dolayı bu tarz kitaplara pek eğilmiyordum. Ancak konusu bakımından bu kitap beni çekti. Akıcı çevirisi de kitabı okurken beni hiç sıkmadı. Kitap oldukça bilinmezlik yüklü. Belkide benim sevdiğim kısmı bu oldu. Tabi işin içerisine birazda arkeoloji girince benim için tadından yenmez bir kitap oldu. Ruh Koleksiyoncusu.  Kitabın cinayetleri çözen iki dedektifi Isles ve Rizzoli’nin Tess Gerritsen’in diğer kitaplarında yer aldığını okudum. Bu kitap diğer kitaplarla pek kaynaşmamış. İki dedektifin özel hayatlarına da pek değinilmemiş. Bu da oldukça güzel olmuş. Bir arkeoloji müzesinin bodrumunda kayıtlarda da gözükmeyen bir kadın mumyası bulunur. Mumyanın sargısına ilk yapılan testlerden sonra iki bin yıllık oluğu tespit edilir. Ancak bunu teyid etmek için bilgisayarlı tomografi taraması yapıldığında iki bin yıllık mumyanın bacağında bir kurşun bulunur. Anlaşılır ki bu mumya iki bin yıllık değildir. Olaylar hayretler içerisinde gelişirken,müzede çalışan bir kişinin arabasında bir ceset daha çıkar ortaya. Artık …

Back to Top