Pazartesi Sendromu Kuşağı

Pazartesiyi bitirdim ama usule uygun olarak bir şarkı paylaşmadan günü kapatmayayım. Zaten yoğun ve nasıl geçtiği belli olmayan yorucu bir gündü. Yine hafif birşeyler olsun… Şöyle kaybolmayan ve var olan listeme baktığımda Kore müziklerinden başka birşey göremiğyorum. Eh hal böyle olunca onların son zamanlarda en çok çalınan larkılarından birini şuracığa koyayım diyorum.Aşağıda efendim…  Jang NaRa – Sweet Dream

Pazartesi Sendromu Kuşağı

Bu gün gece boyunca gördüğüm karma karışık rüyalardan arda kalan bir şarkıyı sizle paylaşmak istedim. Tüm rüyalarımın arkasında fon oldu bu şarkı ilginçtir ki. Ne mi gördüm diye düşünüyorum da aklımda müzikten başla birşey yok, zaten sabah uyanır uyanmaz da mırıldanmaya başladım… Indigo girls – These boots are made for walking

Pazartesi Sendromu Kuşağı

ilk iş günü ve hafta başı. nasıl olması beklenir. uf sıkıcı, yoğun… akşam olsa da yatsam diyorum içimden. yok asıl dışarıya da söylüyorum bunu. artık herkes alıştı. dün akşam evdeki müziklerimin arasından birtanesini sürükleyip flash diskime attım şimdi baktımda kısmetime Kiss çıkmış.  C’mon and love me. nasıl bir şarkıydı hatırlamıyorum. zaten isimden birşeyler çıkarttığım nadir görülmüştür.  neyse işte şarkımız…  Kiss – C’mon and love me

Pazartesi Sendromu Kuşağı

Bu pazartesi güne iyi başlayayım diyordum ki heryetim tutulmuş. Şu an boynumu çevirebilme kabiliyetim tüzde on. Bu durum aklıma içinde eşek geçen bir fıkrayı hatırlaıyor ama rollerden birini üstlenmek istemiyorum. Uzun zamandır Led Zeppelin dinlemiyordum, Audacious çalmaya başlayınca kendimi garip hissettim. Bu boyunla zor dinleniyor ama, buyrun hep beraber… Led Zeppelin – Rock And Roll

Pazartesi Sendromu Kuşağı

Çok erken oldu bu sendrom. Yine arızaya bağladım. Oysa alkol de almadım bugün onun bir etkisi var mı bilmiyorum. Az önce bir film bitti. Bilgisayar başına oturdum. Biraz dolandıktan sonra bloglar da tuvalete girdim üç dakika sonra geri döndüğümde odanın ışığının kapalı olduğunu fark ettim. Oysaki ben ışığı kapatmamıştım. Sonuç olarak döndüğümde kapalıydı. Kendimle tereddüte düştüm. Pencereden odanın içerisine yansıyan ışıkta bir anormallik var mesela. Duvara sanki her zamankinden biraz daha garip yansıyor. Garip derken geometrik yansıma aslında ışığın geldiği yöne oranla oluşmaması. Duvarlara poster yapıştırsam aslında bu yansımaları ört bas edebilirim. Ancak bu kez posterlerin etkisinde kalıyorum. En akıllıca ne asabilirim ki? Yok bunlar beni aşar. En son bir tablo astığımı hatırlıyorum. Ağaçların arasından gözüken bir ev vardı. İki katlı ahşap. Küçük açık mavi bir dere tablonun sağ tarafından asıyordu. Bazen evin ikinci katının penceresinden birinin baktığını görürdüm. Aslında resimde öyle bir şey yoktu. Bİr dönem derenin suyunun bir …

Back to Top