amaç…

Bilgisayarı alırken aslında tek amacım, tasarımcılığımı geliştirip güzel grafik ve web tasarımlarına imza atmaktı. Her zaman olduğu gibi bir kez daha bu girişim amacından saptı. Şimdi bilgisayar başına oturduğumda gereksiz şeylerin araştırmasını yapıp kendimi diğer ülkelerin güzelliklerine kaptırıyorum. Bütün mesajlaşma programları yüklü bilgisayarımda, ancak listelerimdeki kişi sayısının çokluğuna rağmen, konuşacak kişilerin olmaması bazen can sıkıntısına sebebiyet verebiliyor. Belki de bilgisayarda bir şeyler yazmayı denemeliyim. Günlük tutmaya başlamak!! Eminim bu da geçici…

cumalar ve kaoslar…

İnsanların koşuşmalarından anlarsınız. Cumalardır insanın kanına işleyen günler Ademden buyana önemli bir özellik taşır, rivayetler bütün önemli olayların Cuma günü gerçekleştiğini belirtir, eğer bir gün kopmaya karar verirse kıyamete Cuma günü kopacaktır. Cuma bir avın yakalanabileceği en verimli gündür. Akşam saatlerinde insanların işlerinden hafta sonunun verdiği dirginik ve serbestlikle çıkması kaynayan sokakların güne zenginlik katan görünümünü yansıtır. Sokaklara biraz uzaktan baksanız Dallinin bir resmiyle karşılaşabilirsiniz. Bir mercekle baktığınızda ise gerçek bir yüzle. Tüketim toplumunun gereksinimlerinden birir Cuma, zira harcama potansiyelinin çok yaşandığı, savurma zihniyetinin benliklerde yayılmaya başlayan konusunun egemen hale gelmesi gereksinim üzeri harcamaların kombine edilmiş yaşamsal halidir. Cumalar satın alma gücünün sınırsızladığı günlerdir. Münübüste söförün üç dakika önündeki hat arkadaşını arayıp başka gruplaşmanın üçersinde rol alan diğer şöfmrün hakkında talimat vermesiyle eş değerdir. “Bursalı arkada, üç araba hemde üstüme çıkacak nerdeyse.İçerside tıkabasa!” Akış içersinde lüks alışveriş mağzalarının poşetleri geçer önünüzden ayakta durduğunuzda görebildiğiniz tekşey poşete tutunan bir el ve …

rutin.

Yaklaşık üç aydır zevk aldığım şeyleri yapmadığımı fark ettim. Bunlar; kitap okumak, sinemaya girmek ya da DVD film izlemek gibi şeyler. Son günlerde ise sadece bir şarkıya takılıp sürekli onu dinlemek gibi bir hastalıkla baş başayım. Bu bir hastalık mı bilmiyorum ama kendimden kurtulduğum anlarda aslında bu şarkıları da dinlemediğimi görüyorum. Başıma gelen bu gibi “karışık” olaylar, aslında buruşturup atılacak sayfaların varolacağına delalet. Neyse ki artık evimde dönüştürülebilir atıkların atıldığı yeşil bir çöp kutum var. Ağaçlar için acımamalıyım. Bir hafta boyunca üzerinde ismim yazılı sayfalardan oluşan mavi kaplı defterime bir şeyler karaladım. Bir arkadaşımın yazım evresinde olduğumu söylemesi üzerine yaptığım bir girişimdi bu. Ona göre saçma sapanda olsa bir şeyler karalamalıydım, en sonunda güzel bir şeyler çıkacaktı ortaya. Aslında hiçte öyle olmadı, bir hafta sonunda yazdıklarıma baktığımda, çizmeyi bile beceremediğim birkaç resim, ve yazımın berbatlığından okuyamadığım birkaç karalama vardı ve o saatten sonra sırf yazım için aldığım sekiz renkten oluşan …

???

Bir topluluk arkanızdan geliyorsa büyük bir insansızızdır, bu büyüklük asında toplumun aptal olduğunun kanıtıdır ki bu sizin büyüklüğünüzü ispatlamaz. İnsanlar kendi hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla önlerine engeller çıkarmaya çalıştıkları sürece bu ilişki böylece süregelemeye mahkumdur. Kanunlar yapılır ve insanların yuması gerekir. Kanun geneli kapsadığı için aslında kişiye indirgendiğinde geçerlilik hükmünü yitirmiş olası gerekmektedir. 17 eylül 1987 de sınıf camının kırılmasındaki etkimin sınıfın içinde bulunmaktan başka bir şey olmadığını sınıv mevcudu içersindeki 40 kişinin bilmesinin benim ceza almamda bir caydırıcılığı yoksa sürüm adaletinin canı cehenneme.

ölü

10 aylıkken odadaki gece lambasını göserir ıh-ııı-ııh yaparmışım babannemde evdekilere döner; -“vaaa çocuğa bakın lambayı gösteriyo çok akıllı bu çok yaşamaz” dermiş sürekli. ne yazık, şimdi ise herkes gözlerimin önünde öldü, bir ben kaldım ortalıkta…

Back to Top