dönüş

biraz geriye sarıyorum söylediklerimi, söylemediklerim oldukları zaman, dünyanın yuvarlak olduğunu, en üstün ırk olduğumu düşündüğüm zaman kuvvetli, külfetli, merhamet eden bir an kabuğumdan fırlayıp haklarım alındığı zaman diğer bir değişle özgür olduğum zaman kaç parçam öldü? kalan ne kadar sürecek?

Açılış

açılış ———– Umutsuzluk, mutsuzluk, hüzün ve aşk… değerlerin yaşattığı değersizlik… kayıp, hudut —————————————————————————————————————————- Beni boş ver sen. Cümleleri yarıda kes yada sonlarına uzun bir çizgi çeki hayat çizgimizin durduğunu anımsatan, boğulan insanlar gibi, boynumuzda aynı çizgi olsun. Son soluk boş, sonu”bit” olan bir çizgi olsun… başla <———————————————————>bit Beni boş ver sen Satırların ne önemi var ki var olan hayatlar arasında. Ukalaca yazılmış bir yazı biçimi değil bu, dön dolaş aynı şey… Umutsuzluk Mutsuzluk Hayal ve Aşk Çizgiyi çek…

Ses (2)

Bu düşüncelerle öğlen olmuştu bile. Şimdi yapmam gereken akşam için farklı düşünceler bulmak. Aslında bu düşünceler işim ile ilgili olsa güzel olacaktı ama biliyorum ki olmayacak. Bazen enden burada olduğumu unutuyorum. Yani benim gibi bir insanın farklı işler yapması gerekli. Evet biliyorum bu cümleyi herkes kendisi için kuruyor ama benimki öyle laf olsun diye değil herkesin de söylediği bir şey. Bu gün işten yürüyerek dönmeye karar verdim. Kendimde o takati bulmuştum. Elbette eve döndüğümde halimin nasıl olacağını tahmin edebiliyordum ama yürümek kesinlikle bana iyi gelecekti. Aslında tüm gün eve biran önce varıp uyumak fikri aklımda vardı ama son bir kararla içimde sebepsizce peydahlanan bu enerjiyi boşuna harcamama gerektiğini düşündüm. Yolda yürürken yaptığım şey aslında dışarıdan çok sapıkça gözükse de, bilinçsizce kadınlara bakmak. Evet gayet bilinçsizce. Sanki bu erkek olmanın verdiği bir bakış zorunluluğundan öte bir şey değil benim için. Zaten çoğo kez bakmak istediklerime bakamamam da bu işin cabası. İşte …

Ses (1)

Uzun zamandır kendimi mayalanmış bir hamura benzetiyordum. Bu benzetme bana ilk başlarda komik gelse de uyku ile uyanıklık arasında kendimi koca bir tepsi kabarmış hamur yumrusu olarak hayal etmeden edemiyordum. Kendimi uykuya kaptırmaya başladığım anda daha önce görmediğim bir çocuk parmağını şişmiş ve katılaşmaya başlamış vücuduma batırır küçük tırnakları ufak bir acı ile bedenimden içeriye girerdi. Çoğu kez düşerek yaşadığım irkilmeler o küçük velet sayesinde dürtülemelerle oluyordu. Tüm bunların sebebini biliyordum aslında. Çoğu kez gece yarısı sonlandırdığım iş hayatım ve ardından uykumu erteleyen belirsiz düşünceler. Çoğunu hatırlayamadığım, hatırladıklarımın ise gereksiz parçalardan ibaret olması… Bazen aklıma geldikçe gülüyorum. Karıncaların yemeklerini taşıması, uçan bir karga, batan bir balıkçı teknesi, konuşan devlet adamları, çoğu kez sonu tartışmalara uzanan televizyon açık oturumları, haberler… Uzun zamandır televizyon izlemediğimden olsa gerek sanıyorum zihnimde bir nokta bu açığı bu şekilde kapatıyor. Tabi bu hayallerin tamamı sıkıcı karelerden ibaret değil. Son olarak hararetli bir tartışmanın sonuna doğru tüm …

Back to Top