Kategori arşivi: Şiir

bir aşk nasıl anlatabilir ki bizi?
nasıl ifade edebilir sevgimizi?
uğruna şiirler mi yazılır, şarkılar mı söylenir,
bir filmde yapay repliklere mi bulanır?

hangisi anlatır?

hangisi anlatır,
bir filmin en duygusal sahnesindeki
müziğin arasına sıkıştırılmış dizeler mi
adım atarken saydığımız parke taşları ile yarışan

belki hiç biri.

belki hiç biri,
modasına uyduğunuz yarım kalan hikayeler kervanına katmayacak bizi
solmuş, silinmiş, yitik
efsanelerin arsında kaybolmuş
bir kaç sene sonra nefes gibi ihtiyaç olduğumuz birbirimizi hatırlamayacak şekilde

en çokta sen
döktüğün bütün göz yaşları
en çok ağlayanın sen oluğunda, çırpışlarında ki göz yaşları
bizden çok kendine acıdığın için

oysa çoktan kalıplara girmiştik,
bir temmuz gecesi kesişen bakışlarımız serinletiyordu bizi
yitmiştik, bitmiştik,
artık profesyonel bir oyuncu gibi oynuyorduk kendimizi
en acısı da ikimizde bu oyuna göz yumuyorduk
ikimi de bir birimizi suçlamak için fırsat kolluyorduk
ve sonunda ikimizinde suçlamaktan tükendiği yerde
gittik

gittik diyorum,
birimiz kalamazdık
ardımızda bıraktığımız hayaletlerimiz yaşamak için kırpınırdı belkide
bizde onları öldürmek için gittik
en hızlı da sen
ardıma baktığımda can yakan silüetinle

başlangıç

nasıl başlayabilirim bilmiyorum,
ya da kelimeleri bir araya nasıl getirebilirim
seni gerçekten sevdim, yada sevdiğimi düşünüyorum,
düşünmekte yapmanın yarısı dememişler mi?
o zaman gönül rahatlığıyla seni gerçekten sevdim diyebilirim
kararsızlığım seni tereddüte düşürmesin.
bir ilişkide bir tereddüt neyse ama, bir ikincisi kesinlikle çıkmaza sürer bizi

zamanın nasıl aktığını bilmiyorum
kimsemiz yoktu,
anamız, babamız, ailemiz diyeceğimiz birileri,
bizi tanıyan tek bir nefes bile.
belki karşı pencerenin meraklı bakışları sadece biliyordu bizi
onlar ne kadar kaçamak bakıyorsa
bizde o kadar kaçamak yaşıyorduk aşkı
kimse bilmedikçe daha tutkuyla
kaçmaya çalışmadan, ek bir çaba sarf etmeden
ve bu kadar saklandık diye belki, saflığımız hala doruklardaydı.

bir oyundu,
yoğurmaya başladığımız hamur gibi, kıvamını tutturmaya çalıştıkça un serptiğimiz
sonunda baş edemeyeceğimiz bir şekilde büyüttüğümüz.

şimdi onun içinde kaybolduk,
soğuk yalanlar söyledik birbirimize ve en çok kendimizi kandırdık
ne yazık ki en çok inandıklarımız arasındaydı bu yalan
sürekli ne zaman yüzümüze çarpacak diye.

Seni Sevdim – Gülten Akın

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
“Uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim,yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boyunlu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin,
Huzur içinde… mekanın cennet olsun…