Karides!

Benim en büyük sorunlarımdan biri, sürekli yakamda olan “akşam ne yesem?” sorunsalı. Eminim ki yalnız yaşayanların hepsi bu sorundan bolca tatmaktadır. Kahvaltı ve öğle yemekleri bir şekilde geçiştiriliyor ama akşam yemekleri tam bir sorun oluyor. Tabi dışarıda yemekte çok büyük bir çözüm ama bir yerden sonra dışarıdan ne yesem diye düşünüp duruyorsunuz. Sonuç olarak dışarıda yenebilecek hazır gıdanın her türlüsünü bir şekilde tüketmiş oluyorum ve ister istemez onlardan da bir bıkkınlık geliyor. Böyle günlerde genellikle sandviç ve ekmek arası domates peynir ile geçiştiriyorum akşam yemeklerini. Sandviç konusunda uzmanlaştığımı belirtmeliyim. Eh zaten her ne kadar “nerede o eski domatesler” desem de domates, peynir, ekmekte çocukluğumdan kalan olmazda olmaz. Düşünün yanı insanın hayatında yemek yemek kabusa döner mi? Benim dönüyor zaman zaman? Sonra maksat karın doysun boş ver diyorum. Yine aynı düşüncelerle işten eve döndüm. Ne yesem diye düşünürken ellerim otomatik olarak domatese uzandı. Aslında mevsimi değil ama yemeden de olmuyor. Peynire uzanacakken arka taraflara gizlenmiş …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 7. Gün (Çiçekliköy / Gölyazı Köyü)

Koşuşturmalı ve yolda geçen altı günün ardından artık eve doğru yol alma vakti gelmişti. Aslında cumartesi dönüşü başlatıp arada dinlenmek istiyorduk ama yine her zamanki gibi bu plana uyamadık. Sabah erkenden aç bir şekilde Kuşadası’ndan yola çıktı. Yol üstüne güzel kahvaltı yerleri olacağını umuyorduk. Bir yandan yolda ilerlerken bir yandan da kahvaltı için yerler arıyorduk internette. Tabi bu arayışımız bir radar gibi, devam ederken biz yakın evrede bir yer bulamamıştık. Bu şekilde yaklaşık bir buluk saat gittik. Artık ne olursa olsun bir şeyler yiyelim diye düşünürken Bornova’ya gelmiştik. İşte o sıra Bornova’da bu ilçeye bağlı bir köy keşfettik. Adı Çiçekliköy. Çiçekliköy, aynı zamanda Çiçekli Milli Parkı olarakta geçiyor. Burası yeşilin olduğu kadar tam anlamıyla kahvaltının da merkezi gibi. Ana yoldan çıktığımızda bir kaç kilometre ilerleyince bizi sağlı sollu kahvaltı mekanları (aynı zamanda restoranlar) karşılıyor. Biz bu yerler arasından Tırtıl Restoranı seçtik. Dışarıda kendimize gölge bir yer bulduk ve oturduk. Yiyeceğimiz …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 6. Gün (Kuşadası/ Selçuk [Efes – Şirince])

Yorgunluktan olsa gerek sabah çokta erken saatte uyanmadık. Aslında dikkat ettim de o kadar koşturmamıza rağmen sabahın erken saatlerinde kalmamışız. Sanıyorum Kaş macerası hariç.  Zaten Kelebekler Vadisinden kalan ağrılarımız devam ediyordu. Plan belliydi. Bu sebepten dolayı çok acelede etmiyorduk. Şirince‘ye gidecektik ama Efes‘e uğramadan olmazdı. Daha önce efesi gezmiştik ama bir kez daha gitmenin kimseye zararı yoktu. Hem belki yeni bir şeyler vardır diye düşündük, aslında yanlış düşünce olduğunu bile bile. Biraz daha Yat Camping Motel‘den bahsedeyim. Şehrin içinde olduğunu söylemiştim. Hemen yat limanının karşısında. Yani ufak alışveriş merkezinin karşısında. İçeri doğru girerken, sol tarafta kahvaltı yeri ve küçük bir havuzu var. Akabinde küçük evleri ve daha sonra sağlı sollu park edilmiş karavan yerleri var. Sonrasında da çadır alanları. Görevlilerin bazıları çok alakalıyken bazıları da çok yüzsüzdü. Neyse ki içeri girdiğimizde onlarla pek muhatap olmadık. Giriş iki kişi için 37 lira. Buna çadır ve araç dahil. Kampın en güzel yanlarından biride …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 5. Gün (Dalyan / Köyceğiz / Milas / Bafa Gölü / Kuşadası)

Sabah çokta erken olamamakla birlikte uyanıp kahvaltıya indik. Bulunduğumuz odanın pencerelerinde sineklik olmadığı için gece zaman zaman sinekler tarafından uyandırıldık. Diğer odaların pencerelerine baktığımızda ise sinekliklerin takılı olduğunu gördük. Bizim şansımıza mıydı yoksa Booking için ayrılmış özel o da mıydı bu bilmiyorum. Zaten işletmecisi aslında Booking üzerinden odayı kapattığını bir yanlışlık üzeri sitede açık kaldığını, bir gün kacağımız için bir sıkıntı olmayacağını söyledi. Otelin iki de küçük köpeği var. Bunlardan biri çok uysalken bir diğeri oldukça huysuz ve yaramaz. Zaman zaman insanları dişlediği de görülmüş. Akşam biraz tereddütlü dolanıyorduk ortalıkta ama sabah sıcaktan bir yerlere serilmiş olacaklar ki ortalıkta gözükmediler. Bu konaklama gezi süremizce yaptığımız en pahalı konaklamaydı. Aslına bakarsanız en lüks konaklamaydı da. Ancak yine de biraz eksiklikleri vardı. Odanın aydınlatmaları biraz tuhaftı. Yatak başında ve yanlarında anahtar vardı ama bunlar hiç bir şeyi kontrol etmiyordu. Odanın ortasında sadece bir anahtardan ışıkları yanıyordu o da alakasız bir yerdeydi. Tuvalet …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 4. Gün (Uzunyurt Köyü / Ölüdeniz / Dalyan)

Sabah Faralya‘da manzaramız eşliğinde Gül Pansiyon‘da kahvaltımızı yapıyoruz. Kahvaltı klasik ama doyurucu. Planımız belli aşağıya Kelebekler Vadisi‘ne inip bir kaç saat takılıp dönmek. Tabi bizim planımız bu her zaman plana uyamıyoruz gezinin başından beri hatırlatıyorum bunu. Yol tarifini alıyoruz. Hemen pansiyonun yanındaki yoldan yürüyecek patikayı geçtikten sonra vadiye doğru inişe başlayacağız. Tabi pansiyon sahipleri ile konuşurken bize geri dönersiniz diyor. Geçtiğimiz günlerde iki yaralanmalı kaza olmuş insanlar, buradan inmeye çalışırken düşmüş. Tabi bu olaylar bizi biraz düşündürse de biz bir yola çıkalım olmadı geri döneriz mantığı ile yola koyuluyoruz. Yavaş yavaş yürürken ilk aşamada patika güzel. Bizde bu yol mu deyip duruyoruz. Nihayetinde patika bitiyor artık bölgenin son noktasındaki tesise de geliyoruz. Tesisin içine girdikten sonra küçük bir tabela bizi yönlendiriyor. İşte asıl zorlu parkur burada. İniş için uyarı tabelası var. Tabelada gidilecek yol kırmızı ile işaretlenmiştir diye bir uyarı var yani biz bu kırmızı işaretleri izleyeceği Bizde ineceğimiz yerdeki nesneleri küçük …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 3. Gün (Kaş / Gelemiş Köyü / Ölüdeniz / Uzunyurt Köyü)

Üçüncü gün sabahı, gece yorgunluktan sızmış olmamıza rağmen erkenden uyandık. Bunun sebeplerinden biri, çadıra vuran güneş, bir diğeri ise, etraftaki gürültüydü. Can Mocamp‘ın yol kenarında olduğunu söylemiştim, çadır kuranların da daha da kenarda. Ancak asıl uyanma sebebimiz yoldan geçen araçlardan çok, dağın üst kısmında yapılan ıslah çalışmalarıydı. Sıcak yüzünden çalışmalar o kadar erken bağlamıştı ki sabah yedi gibi gözlerimizi açtık. Tabi bu konuda tek mağdur biz değildik. Tüm kamp ayaktaydı. Aslında bir gün daha kalmayı düşünüyorduk burada ama çalışmalar sebebi ile sabah kahvaltıdan sonra ayrılmaya karar verdik. Kahvaltı klasikti ama akşam yemekleri yanında sönük duruyordu. Gürültü sebebi ile bizle birlikte bir çok kişide ayrılma kararı almıştı. Konuşmamız sırasında bir sel felaketi yaşanmış ve bu sebepten çalışmaların yapıldığını gördük. Sabahın erken saatleri olmasına rağmen sıcak iyice çökmeye başlamıştı. Artık öğle ve öğleden sonrasını düşünmek bile istemiyorduk. Kısa bir Kaş merkez turundan sonra Patara’ya doğru yavaş yavaş yola koyulduk. Akşam düşük ışıkta izlediğimiz …

Küçük Akdeniz ve Ege Turu: 2. Gün (Pamukkale / Denizli / Kaş)

Gece yarısı Pamukkale’ye vardık. Otelimiz Bellamaritimo Hotel aile tarafından işletilmekteydi. Çoğunlukla turistleri ağırlayan otel, yeni ve küçük bir otel. Pamukkale’ye vardığımız belli ki her yer beyaz toz içerisindeydi. Otel çok ağım şahım olmamakla birlikte (zaten beş yıldızlı bir otel performansı beklemiyorduk) genel olarak beklentilerimizi karşılar nitelikteydi. Odalar biraz küçük ama temizdi. Aile oteli olduğunu söylemiştim. Halim adlı arkadaş ailesi ile burayı işletmekte. Kendileri de zamanında Beşiktaş’ta ikamet etmişler. Öyle bir muhabbet dönüyor aramızda. Sağ olsun Halim bize nereleri nasıl gezmemiz gerektiği konusunda kısa bir brifing veriyor ve çok yardımcı oluyor. Zamanında kendisi tur rehberliği yapmış. Bunun da katkısı var tabi. Sabah kahvaltımız klasikti ve yeterliydi. Biz akşam yemeği yemedik ama söylenene göre Halim’in annesi yapıyormuş. Yani bir nevi ev yemekleri var. Söylediğim gibi çok lüks bir otel aramıyorsanız uygun fiyatı ile rahatlıkla konaklayabileceğiniz bir otel Bellamaritimo. Gerekli bilgileri de aldıktan sonra Travertenlerin ve antik kentlerin yolunu tuttuk. Antik kentler ise Hierapolis ve Laodikeia. Bu arada güneşte yavaş yavaş varlığını …

Back to Top