Derin Düşün Serisi: Yaş, Mutluluk, Aşk ve Beyin

Bu hafta yine bir kitap yazayım dedim. Eğer bu skalayı tutturup standartlaştırabilirsem ne bana ama pek öyle olacağını da düşünmüyorum. Peki bu hafta kitabımız ne? Aslıda kitaptan çok bir seriden bahsetmek istiyorum. Edisyon Kitap tarafından yayımlanan, Derin Düşün serisi.

Şu an için bu seriden dört adet yayımlandı. Bunlar; Mutluluk, Yaş, Aşk ve Beyin. Tabi bu seriye yenileri de eklenecek. Ben başta bu kitaplara “Kişisel Gelişim” kitaplarıymış gibi yaklaşarak bir süre okuma listemin arkasına itmiştim ancak kitaplara başlayınca pek öyle olmadığını anladım. Aslında kitapları “Popüler Bilim” sınıfına koyabiliriz. Peki neden popüler bilim? Çünkü her bir kitap dalında uzman eğitmenler tarafından yazılmış. Bu arada belirtmeyi unuttum, serinin arkasında Danimarka’nın köklü üniversitelerinden Aarhus Üniversitesi’nin bir derlemesi ve birçok yazar hala burada eğitmenliğine devam ediyor.

Tabi durum böyle oluna bu kitaplar için aslında bir kişisel gelişim kitabı demekten öte aslında sadeleştirilmiş ders kitabı demek daha mantıklı. Hadi onu da biraz yaygın hale getirelim dersek Popüler Bilim başlığını atabiliriz. (Bu sonuca varmak için çok uğraşmadım değil mi?)

O zaman kitaplar için kısa bir tanıtım yapayım. Ona gelmeden önce kitabın iç kağıdının kapat kadar kalın olduğunu ve kitapta önemli yerlerin zaten altının çizilmiş olduğunu belirtmem lazım. Yani bizin bir kalemle alınızı çizmenize ya da paylaşım için fosforlu kalem kullanmanıza gerek yok. Hepsi düşünülmüş yani.

Yaş – Suresi Rattan

Kopyalar olarak doğar ama orijinaller olarak ölürüz.”

Zamanın geçiciliğinin kanıtı nüfuslarımızda kayıtlı. Doğum günlerimizi gösteren gün, ay, yıl rakamlarının mimlediği an artık geçmiş denen zamanda kalmış bir iz. Bu rakamların geleceğe izdüşümleri ise irili ufaklı pek çok vaadin, yeniliğin, bilinmezin habercisi.

Yaş’ın yayımlanması, dünya tarihine şimdiden damgasını vurmuş bir pandemiye denk geldi. Dolayısıyla, hem karantina günlerinde daha yakından baktığımız kendimize hem de yaşanan yaşın, hissedilen yaşın, olmuş ve olunacak yaşın hallerine dair rafine bir manzara sunuyor.

Yaş, yaşlanmayla ilgili araştırmalar yapan gerontolog Suresh Rattan’ın kaleminden bir “sonsuz yaşam” rehberi.

Mutluluk – Christian Bjørnskov

Gerçeklik algımız mutluluğu, gerçekliğin kendisinden çok daha fazla etkiler.”

Nasıl şeydir bu mutluluk? Hani hep içimizdeydi, neden bulamıyoruz? Anlık mutluluklar, kalıcı mutluluklar, paranın satın alabildiği ve alamadığı mutluluklar… Bu alanda araştırmalar yapan Christian Bjørnskov, bu kelimeyle gerçekte kastedilenin ne olduğu sorusu üstüne yoğunlaşıyor.

Mutluluk öyle önemli ki Birleşmiş Milletler 2012 yılından bu yana dünya çapında yaptığı anketlerle her yıl ülkelerin mutluluk seviyelerini gösteren bir rapor yayınlıyor. Tüm dünya için bir sınav olan şu son yıllarda ise mutlu olmaya hem ülke hem birey olarak en ihtiyaç duyduğumuz zamanları yaşıyoruz.

Mutluluk, bu bakımdan modern dünyanın bir izdüşümünü sunuyor. Belki kimilerine onun formülünü verir, kimileri için onu bulmayı kolaylaştırır da…

Aşk – Anne Marie Pahuus

Aşk romantik bir klişe değil. Aşk bir insan gerçeği.”

Nedir aşk? Adem ile Havva’dan beri içine düştüğümüz eski bir yalan mı yoksa yaşama dair aradığımız en yüce anlam mı? Belki insanın kendi coğrafyasını bulması, bulduğu yerde kendini yeniden keşfetmesi. Belki de gerçekten o “bir” kişi, tüm evreni kaplayan.

Filozof Anne Marie Pahuus, düşünce tarihini en çok meşgul eden kavramı sorguluyor. İnsan denen varlığın fiziksel ve ruhsal yanı aşktan başka hiçbir konuda birbirine bu kadar yaklaşamaz. Sağlıklı kalbimiz aniden çarpmaya başlıyorsa ve bunun sebebi tansiyon değilse, aşktır. Dünya aynı dünyayken, aniden içimizde kuşlar ötmeye, senfoniler çalmaya başlıyorsa, bu aşktır.

Yine de romantik aşkın bilinen tüm klişelerin ötesinde bir varoluşu vardır. O dünyaya ulaşmanın bir yolu da bu sayfalardan geçiyor.

Beyin – Leif Østergaard

Algıladığımızın, düşündüğümüzün bilincinde olmak, var olduğumuzun bilincinde olmaktır.”

Evren hakkında bildiklerimiz beyin denen organa dair bildiklerimizden fazla. Hem gerçeği gösteren hem yanılsamaların en derinini yaşatan beynimiz, biliminsanları kadar filozofların, sosyal bilimcilerin de ilgisini çeken bir muamma.

Ölümünün ardından beyni çıkarılan Einstein, kafatasını delip geçen demir çubuğa rağmen yaşamını sürdüren Phineas Gage, Yağmur Adam filmine ilham veren Kim Peek… Onlar pek çok sorunun cevabını bulmamıza ve yeni soruların kapalı kapıları ardında öylece kalmamıza yol açtı.

Leif Østergaard’a göre beyniniz bu kitabı okuyup okumamaya çoktan karar verdi bile. Bazı araştırmacılar neyi yapmak “istemediğimizi” seçme konusunda özgürlüğün daha önemli olduğunu söylüyor. Yine de yüzyıllardır şu sorunun cevabını arıyoruz: 026ÜR 1R4D3 V4R M1?

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: