#direngeziparki

Apolitik olduğum zaten bu blogtan belidir. Bu zamana kadar bu konu ile ilgili pek bir şey yazmadım. Hatta siyaset bile yapmadım. Hiç bir siyasi görüşe de sahip değilim. Öncelikle insan olma görüşüne sahibim. Yeri gelmiş Hitler okumuş, yeri gelmiş Marx okumuş biriyim. Bir çok dinden samimi kardeşim dediğim arkadaşlarım var, aynı şekilden bir çok farklı kökenden gelen. Kimseye hor bakmadım. Dinci sayılmam ama dinine düşkün bir aileden gelmekteyim. Her ne kadar ben beş vakit namaz kılmasam da Cuma’dan Cuma’ya namaza gitmek, Ramazan’ı oruçsuz geçirmemek gibi bir adetim var. Yani kısaca bu demek oluyor ki, benim bir aklım var ve hiç bir grup, parti vs. bana yön veremez. Zaten buraya bu konuyla yazacağım son yazı olabilir bu yazı.

Evet gezi parkı eylemi bir kaç ağaçtan çıktı. Ancak zaten sorun ağaç değildi. Sorun ben istedim olacak tavrıydı. Bu görüşe hep beraber yürüdüğümüz insanlarda dahildi. Ancak siz Taksim’de gezinir edasıyla sokaklara dökülmüş insanlara orantısız güç uygulayıp onları kızdırırsanız bu duruma gelir. Ben hiç bir direnişçinin esnaf dükkanlarına camlara vs… şiddette bulunduğunu görmedim. Çöp konteynırı, bank, kökü toprağa deymeyen ağaç barikat amacı dışında kullanılmadı. Bazı kesimler belediye otobüslerinin, arabaların suçu ne diye sorabilir? Peki o araçların içinden etrafı gaz bombasına boğarak geçen güvenlik güçlerine ne demeli?

Burada aslında hırs hırsı körükledi. Polis, direnişçiyi, direnişçi polisi. Aslında her iki kısmı da körükleyen tek bir güç vardı. Direnişçiler içersin de etrafa zarar vermeye provake etmeye niyetli kişilerde vardı (hala var). Bunların bazıları bunlardan bazıları direnişçiyim diye gelen ideolojik gruplardan, bazıları da polis belki de iktidar partisi grubundandı. Ama gerçek şuydu ki karıştırmaya gelen birileri vardı. Bu karışıklıklarda kimse ak kaşık değil ama asıl olan şu ki  direnenler gerçekten de sağ duyuluydu.

Çoğu kez bir bir oyun gibiydi direnişçilerle polis arasındaki. Polis gaz bombası sallar, direnişçi ona geri atar, gaz bombası atar direnişçi kaçar geri gelir. Burada sıkıntı bir iki gaz bombası değil. Polisin onlarca gaz bombasını öldürmek istercesine topluluğu kendine çekip atmasında. Zaten cumartesi sabaha karşı halkın çanak çömlekle pencereye çıkması, olayların İstanbul’dan çıkıp yayılmasına sebepti. Burada buna dur diyecek kişilerin hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edip karşı kışkırtıcı tavır sergilemesi aslında provokasyonun en büyüğüydü. Toplulukların aklı yoktur. Ancak topluluğun karşısındaki karar mercisine sahip bir organdır. Burada asıl hata hala anlam veremediğim bu restleşmedir.

Bu iş parktan çıktı diyorlar. Evet çıktı. Bu iş, her şeyi bilen (!) bir yöneticinin her işe burnunu sokmasına dönüştü. Mimar, hukukçu, eğitimci, aile planlamacı vs… her şeyi bilen bir yöneticinin eline. Konuşmamı, söylememi, yapmamı emreden kibirli bir yöneticinin eline. Asıl sorun buydu. Bu direnişte bundan güç aldı.

Protestoya yapılan aşırı saldırıyı kınıyorum. Aşırı saldırıda bulunan protestocuyu da kınıyorum. Ama bir protestocu olarak uzatılan yeşil dalın da tutulmasını istiyorum. Asıp kesmeyelim küçük bir adım geri atalım. Zaten bir çok kan döküldü daha fazlası olmasın.

#direngeziparki karşındakine saygı ve sevgiyle. Şiddete meyil vermeden. Bırakalım şiddeti acizler kullansın.

One comment

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: