Faces in the Crowd

Filmi izledikten haftalar sonra filmi yazmak için izlenmiş listeme baktığımda film hakkında hiç bir fikrim olmaması filmin aslında ne kadar etkisiz olduğunun kanıtı. Tabi filmi hatırlayamamak benimde sorunum olabilir keza tek sahnesi aklımda büyük çağrışımlara yol açtı.

Büyük çağrışımlar derken öyle çok ses getirecek şeyler değil. İlki Milla Jovovich‘in filmde rol alması ikincisi ise prosopagnosia (yüzleri tanıyamama) gibi nadir görülen bir hastalığın ayyuka çıkartılması. Tabi filmin izlenmesi için Milla Jovovich olması yeterli.

Milla Jovovich’in filmde olmasını bir kenara koyarsak film sırandan bir gerilim filmi klişelerinin ötesine geçmiyor. O sürekli izlediğimiz sapık katil filmlerine bir yenisi eklenmiş, biraz daha yaratıcı olunarak filme prosopagnosia hastalığı ilave edilmiş ve film izlenmek üzere piyasaya sunulmuş.

Hikayede prosopagnosia gibi bilinmeyen bir hastalığın ele alınması filmi izleme iç güdüsünü dürtüklüyor. Ancak film hastalık hakkında bize pek bir açıklama yapmıyor. Bu gibi filmlerde rastladığımız katil kim sorusu katilin yüzünün gizlenmesine rağmen tahminlerle kolaylıkla çözüme ulaşabiliyor. Bu dakikadan sonra zaten heyecanlı olmayan film acaba tahminim doğru çıkacak mı arayışları ile ilerliyor. Aslında film sonunda yanılmıyorsunuzda.

Şehirde kadın cinayetleri işlenmekte ancak polis katili bir türlü yakalayamamaktadır.  Bir gün Anna Marchant arkadaşları ile eğlendikten sonra evine doğru yürümeye başlar. Bu sırada, köprünün üstünden geçerken köprümün tadilat yapılan kısmında bir kıpırdanma görür. Baktığında ise bir kadının öldürüldüğünü görür. Oradan kaçmaya çabalarken telefonu çalar ve katile yakalanır.

Katille Anna arsında debelenme başlar ve katil Anna’yı köprüden aşağıya iter. Anna düşerken kafasını direklerden birine çarpar ve suya düşer. Hastalığı burada bu dakikada başlar. Düşerken katilin yüzünü görmesine rağmen yüzü seçemez. Bu düşüşte ölmez ve hastanede gözleirni açar. Ancak ne arkadaşlarının ne de sevgilisinin yüzünü de hatırlayamamaktadır.

Anna yeni hayatına alışmaya çalışır. Tabi bunun zorluklarını hisseder. Bir de peşinde yarım kalan işini tamamlamak için dolanan katil vardır ve aynı zamanda katil de onunla sanki oyun oynamaktadır. Anna ise hem sevgilisi, hem arkadaşları, hem de kendini kurtarmaya çabalar ancak yüzleri tanımaması onun için büyük dezavantajdır.

Özetle söylemek gerekirse, klasik bir kurgu ve hikayeyle film karşımıza çıkıyor. Oyunculuklar fena değil ancak film beklenen psikolojik etkiyi insan üzerinde yaratamıyor. Buna klasik sahnelerin sebep olduğunu söyleyebilirim. Film tatmin etmiyor ancak Milla Jovovich için izlenilebilir bir film.

Yönetmen: Julien Magnat

Senarist: Julien MagnatKelly Smith

Oyuncular:

Milla Jovovich
Anna Marchant
Sarah Wayne Callies
Francine
Michael Shanks
Bryce
Julian McMahon
Sam Kerrest
Sandrine Holt
Nina #6
Adam Harrington
Bryce #8

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1536410/

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: