Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Aslında filmi sinemada izleyecektim ama bir türlü fırsat bulamamıştım. Şimdi kendime neden fırsat bulamadım diye kızıyorum. Bence Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kesinlikle sinemada izlenmesi gereken bir film. Neden mi? Sadece destek olmak için. Çünkü bence başarılı bir yapım.

Film İlhami Algör’ün kısa bir romanından uyarlanmış. Kitabı okumadım ama okunacaklar arasında aldım. Filme gelince kitap ile kıyaslamaya giremeyeceğim ama bence başarılı bir uyarlama olmuş. Oldukça doğal, sade, şatafatsız bir anlatımla film aslında vermek istediğini vermiş. Evet standart bir üslupla ilerlemiyor film, belki finalde yada hikaye ilerlerken bir çok kez “e n’olmuş” tabiri kullanabilirsiniz ama bence zaten filmde olması gereken de buydu.

Aslında izlenmesi zor bir film olarak karşımıza çıkacakken Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, oyuncuların, yönetimin bilhassa senaryonun da etkisi ile kendisine bağlayıp kolayca izlettirebiliyor kendisini. Ben filmin ana ana karakteri ile kendimi çok bağdaştırdım. Sanıyorum bir çok kişi de benimle aynı fikirde olup kendine yakıştırmıştır bu karakteri. Hele birde yeri geldiğinde şatafatlı anlatımlar yapıyorsanız. Bazen Arif karakteri gibi bu güzel cümleler için kullanılıyorsunuz bazı kadınlar tarafından. Yada sürekli böyle bir beklenti içinde olmaları zaman zaman sizi bu kelimelerden karakterin tarafından bakarsak, yazılmaya çalışan hikayeden soyutlaştırıyor.

Arif, ilk kitabını yayınlamaya çalışan bir yazardır. Kadınlarla ilişkiyi tan anlamıyla çözememiştir. Aslında çözmekten çok kendi varlığını korumak adına klasik ilişkileri benimseyememiştir. Bu sebepten dolayı kız arkadaşı onu terk eder. Sevgilisinin evinde kalan Arif bir süre otelde kalmaya başlar. Para kazanmak içinse, arkadaşının barında dj’lik yapmaktadır.

Günün birinde kahvede yazarken bir kadın görür. Kadın onun dikkatini çeker. Onu izler ama, daha yüzünü göremeden kaybeder izini. Bir gün yakın arkadaşlarının düğününde o kadınla Müzeyyenle tanışır. Müzeyyen tanıdığı tüm kadınlardan farklı, doğal, güzel, kendi gibidir. Bu özellikler Arif’in dikkatini çeker. Öyle böyle derken Arif ve Müzeyyen çıkmaya başlar. Görünürde her şey güzeldir.

Günün birinde Müzeyyen ansızın bir notla çekip gider. Arif ise bunun nedenini anlamak için soruşturmaya başlar. Yavaş yavaş Müzeyyen hakkında bilmediği şeyleri de öğrenir. Ancak sorusuna tam olarak yanıtta bulamaz. Arif, Müzeyyenin acısını unutmaya çalışırken kitabını bitirir ve kitap yayınlanır.

Film anlatılmayacak kadar derin laflar içeriyor. Aslıda bu anlattıklarım filmin yüzde biri. Filmdeki tüm içerik diyaloglarda, monologlarda gizli.

Yönetim, müzikler, mekan seçimleri, görüntü yönetimi film her şeyiyle başarılı. Aynı şekilde bence oyuncu seçimleri de tam olmuş. Erdal Beşikçioğlu‘ndan pek şüphem yoktu ama Sezin Akbaşoğulları karaktere tam uymuş ve Erdal Beşikçioğlu ile tam bir uyum sağlamış. Kendisini zaten çok severim. Filmdeki yan karakterler bile iyi isimlerdi. Bu da aslında filmin ne kadar düşünülmüş ve iyi olduğunu ortaya koyuyor.

Özetlemek gerekirse Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku bence son dönem Türk sinemasının iyi ve izlenmesi gereken filmleri arasında. Kesinlikle es geçmeyin derim.

Yönetmen: Çiğdem Vitrinel

Senaryo: Çiğdem VitrinelCeyda Asarİlhami Algör

Oyuncular:

Erdal Beşikçioğlu
Arif
Sezin Akbaşoğulları
Müzeyyen
Erdinç Gülener
Poyraz
Ege Aydan Burak
Harun Tekin Barış
Hare Sürel Pınar
Derya Alabora Hale

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt4178986/

http://www.sinematurk.com/film/54962-fakat-muzeyyen-bu-derin-bir-tutku/

1 düşünce “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku”

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.