Göbekli Tepe Muhafızı – Yonca Eldener

Gelelim bu seferki kitabımıza. Kitabı bir süre önce almıştım ve öylece duruyordu. Ne yalan söyleyeyim ben bu kitabı Netflix’de yayınlanan Atiye dizisinin kitabı sanmıştım ama değilmiş. Hatta kitabın ilk sayfalarında “arkadaş bu kadın ne” zaman çıkacak diye kendi kendime sorup durdum. Sonra anladım ki bu kitap o kitap değil.

Bu kitap iddiasına göre Göbekli Tepe ile ilgili yazılmış ilk kitap. Yani ilk roman. Tabi bu yazar Yonca Eldener’in de ilk romanı. Yazar bölgeyi, bölgeden çok yazdığı konu olan Museviler’in Anadolu’daki geçmişi. Kitabın hikayesine döneceğim ama alışkanlık yapamaya çalıştığım bir konuda da yazmaya devam etmek istiyorum. Bu konu ise kitabın şekli, şemali basımı ile ilgili bilgiler.

Kitap, Altın Kitaplar’dan çıkmış. Altın Kitaplar’dan okuğum ilk yerli yazar diyebilirim. Genelde yıllardır Stephen King okurum bu yayın evinden. Bu benim için ilk oldu. Kitap 2014 yılında ilk baskısını yapmış ve benim elimde bulunan kitabın üzerinde 9. Basım yazıyor. Ancak kitap içerisindeki baskı detayına baktığımda 1’den direkt 9’a atlamışlar. Neden diğer ayrıntıları vermemişler emin değilim. Bu konuda meraklı bir adamım ben. Kitap ise yayın evinin kendi matbaasında basılmış. Şimdi bu detaya neden girdim? Çünkü kitabı bilindik bir internet sitesinden almasam kitap korsan diyebilirdim. Sahi, korsan kitap kaldı mı? Kitabın baz sayfalarının baskısı çok soluktu ve yer yer bazı kelimeler hiç okunmuyordu. Kağıdı ise fena değildi. En azından arkadaki yazıları zorlanarak okuyordunuz.

Kitabın konusuna gelecek olursak, yazının başında da dediğim gibi yazar bu konuyu iyi araştırmış ve bu araştırdıklarını anlatarak sürekli gözümüze sokmuş. Bazı şeylerin birkaç kez tekrarını okudum. Aslında son okumada bir çok bölüm atılabilirmiş. Yine başta da dediğim gibi polisiye hikaye aslında kendi halinde ilerlerken sanki Göbekli Tepe bölümü sanki bana sonradan eklenmiş hissi verdi. Yani bütün kurgu başka yerde geçiyormuş da olay sonradan buraya döndürülmüş gibi.

Hikayemizin kahramanı Kamil diye biri. Kamil’in özelliği çok zeki ve hacker olması. Tabi bir de Yahudi olması var işin içinde ama bu bir özellik mi bilemedim. Ama şöyle karakter yaratma ayrıntılarına girersek evet aslında bir özellik. Zaten hikaye bu şekilde başlayıp, Yahudilerin Anadolu’ya yerleşmesine, bununla birlikte Haniflik ve Sabiilik konularından girerek, İsa’nin (AS) bir yalvaç değil bu dini dışarıya taşıyan biri olduğuna kanaat getirmiş. İşte tekrar dediğim kısımlar da burada olmuş. Bu olaylar, bölgelerin hikayeleri tekrar tekrar anlatılmış. Hikayenin polisiye kısmına geldiğimizde ise klasik polisiyelerin tüm matematiğini yansıtıyor kitap.

Kamil’in dil bilimci olan annesi ölünce, cenaze sonrası evden çıkarken bir adam yanına yaklaşır ve ona evin satılık olup olmadığını sorar. Kamil’in evi satmak gibi bir niyeti yoktur ama yapılan teklif karşısında adamla bir konuşmak ister. Konuşmanın akşamında ise adam ölü bulunur ve Kamil gözaltına alınır. Öldürülen adam ise Urfalı biridir. Derken hacker olmanın da verdiği avantajla adamı araştırmaya başlar. Tabii işler karışınca polis tarafından aranmaya başlar. Bu arada ölen adamın kızı Ada’da babasının neden öldürüldüğünü araştırmaya başlar. Sonunda bu iki insan gerçeği ortaya çıkarmak için birlikte çalışır.

Kitapta tekrarlar var dedim ama kısa sürede okudum. Öyle kendini okutmayan sıkıcı bir kitap değil. Akıcı ve iyi gidiyor. Yine de olay ve kurgu bakımından beni pek tatmin etmedi. Ama bir ilk kitap ve böyle bir kurgu için başarılı. Yine de bence Göbekli Tepe’nin ekmeğini, o ilk olmanın avantajını iyi kullanmış. Okuyun derim.

Kitap Arkası:

KADİM BİLGELİĞİN SIRLI AĞZI HİKMET SAHİPLERİYLE FISILDAŞIYOR!

Dilbilimci annesini Milas Musevi Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlayan Kamil’in hayatı, hiç tanımadığı Harranlı bir adamın, evini satın almak istemesiyle alt üst olur. Milas yakınlarında cesedi bulunan adamın konuştuğu son kişi Kamil’dir ve o daha annesinin yasını tutarken kendini bir anda cinayet zanlısı olarak nezarette bulur.

Şartlı salıverilmesinin ardından gerçeğin peşine düşen Kamil, loş odasında adeta bir mabede girercesine açtığı bilgisayarının önüne döktüğü şifreleri çözdükçe yolu, binlerce yıl önce Afrika’nın ortasında nurlanan insanoğlunun dönüşüm hikâyesinin yazıldığı Göbekli Tepe’ye çıkar.  Peki Göbekli Tepe neresidir?

Anadolu’nun en derin ve kadim sırlarının fısıldandığı, gizemli inançlarla tek tanrılı dinlerin harmanlandığı, ehil olmayanlara kapalı olan sırların saklandığı ve insanlık tarihinin baştan yazıldığı bir mabet…

Ve tüm bunları koruyan dilsiz muhafızın sırrına ancak hikmet sahiplerinin vakıf olabildiği, zaman ve mekândan azade bir uğrak yeri….

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: