Günceler 11

Haftanın ortasında artık yedek bataryamın da sonuna geldiğini hissediyorum. Hastalık illetine bulaşmaktan yeni yırtmış biri olarak, daha vücudun kendisine gelmesini beklemeden üst üste gelen işler buna sebep. Sadece çalışmanın da buna haksız bir eleştiri olacağını düşünüyorum. Sanıyorum uyurken daha çok yoruluyorum. Sabah gözlerimi binbir zorlukla açtığımda aklımda hala rüyanın bıraktığı koşuşturma devam ediyordu. Soğuk duşun etkisi de olmasa güne başladığımı anlamayacağım…

Hafta içi ayyuka çıkan bu uyku müptelalığı, hafta sonu da kendini gösterse aslında çok güzel olacak. Sabahın köründe uyanmak bana hiçbir şey vermiyor. Zaten tekrar yatıyorum. Bu kez de zorla uyumanın vermiş olduğu saçma sapanlık üzerimde. En iyisi uyumamak diyeceğim -bunu diyecek okuyucuyu düşünerek- o da ayrı bir dert.

Tabi birde iki gündür evdeki huzuru bozan sanıyorum ki yeni ses sistemi almış üst kat öğrenci komşularım var. Ben barda bu kadar yüksek sesli müzik duymuyorum. Vakti zamanında yaşlılara çatardım ama cidden uzaktan gelen müzik insanı yoruyor. Yani davulun sesi gibi hoş değil.

Lakin bu duruma bir çözüm üreteceğim. Bir kaç kademe olacak bu. Öncelikle kapılarına çıkabilirim. Ancak benim gibi insanlarla muhatap olamayan biri için bu epey zor olur. Aslında ilk olarak en iyisi bu arkadaşların sigortasını indirmek. Eminim ki, bunu keşfetmeleri baya bir zaman alır. Keşfettiklerinde yine başlar müzik. Yine kapadığımda, sigortayı yine kaldırırlar. Bu iş bir süre bu şekilde devam edince sanıyorum ki, ses sistemine yüklenince fazla akım çekip sigortayı attırdığını düşünüp bir daha sesi bu kadar açmazlar… Hepsi okuyan çocuklar, sanırım buna akılları erer.

Gönül ister ki bunların hiç biri olmasın. Ben yine karanlıkta yine kafama göre takılıp komplo teorileri üretmeyeyim. Onlar da halden anlasın bunun sınav dönemi de var elbet. İkinci işlem ise daha fena olacak. Kapılarına bataklıkta kurutulmuş hayvan bırakacağım. Hangi korku filminde olduklarını şaşıracaklar diye umut ediyorum…

Kafam yerinde değil biraz. Şimdi şuraya “ölüm güzel” yazsam yarın bir gün “he zaten belliymiş sonu” diyeceklerdir. Şimdi kafam yerinde değil demekle bunun ne alakası var bende çözemedim. Aslında geçen günkü su birikintisinin içinden çıktıktan sonra oldu her şey.

5 Comments

  1. Levent Keskin

    Tuttuğu takımın maç saatlerinde Lig TV’nin sesini kökleyen iyi aile çocukları da buna benzer bir örnek. Şöyle bir fark var ki benimkisi haftanın belli günlerinde (genellikle iki, nadiren üç akşam) ve belli saatler arasında tecrübe edilen bir sinir harbi. Dolayısıyla tahammül edilebilir düzeyde gibi görününmekle birlikte kazın ayağı tam da öyle değil. Çünkü coşkudan mest olduğu anlarda, söz konusu gencin, sahada yer almayan üçüncü takımlara (bu da her zaman benim takımım oluyor!) giydirdiği veciz tezahüratlar bende de şalterleri kapatma ya da kapısına voodoo işaretleri bırakma isteği uyandırıyor. Belki de en sağlamı, annesi ile konuşmak; ama senin böyle bir şansın yok sanırım KDA 🙂

    • Maçlarda genelde sükunet hakim bizde. Ancak ne kötü durum ki şikayet edilecek bir anne baba da yok ortada. Ancak, hafta sonu makul saatler içinde benim de karşı taarruzda bulunma planım var. Geceleri ayakta olduğunu düşünüp gündüz sabah saatlerinde uyuduklarını düşünürsek, cumartesi sabahları 10 gibi bende şu sesini açmaya çekindiğim sistemin ses testini yapabilirim diye düşünüyorum. Bakalım nasıl oluyormuş…

  2. Levent Keskin

    Yerinde olsam böyle bir deneye kalkışmazdım KDA, apartmanın diğer sakinlerinin şimşeklerini üzerine çekeceksin. Cumartesi sabahı kimse komşusundan gelen müzik sesiyle uyanmak istemez, Haendel bile çalsan 🙂

    Bence apartman yöneticisi ile konuş 😉

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: