Kendimi Sakladım, Küçük Korku Filmlerinin Azılı Karakterlerini Unutarak…


Resim: Liv Nyborg

Kendimi sakladım, küçük korku filmlerinin azılı karakterlerini unutarak. Asla beklemediğim bir anda olmazların üzerine çöken yanık tütsü kokuları etrafı saran. İlk kez almadığım, her ölümümde bunumda dolaşan.
Son kez geldi belki, belki beklilerle örülü ağların son düğümünü attım bu kez.
Hep hayaletleri sevdim. Onlar aslında yaşamıyorlardı ve ben hayal ettikçe uzaklaşıyorlardı benden. Hayaletler vardı bana yön veren küçük kibrit kutularına sıkıştırdığım ve birden parlayıp kaybolup giden.
Hayat saçmalıklarını okuyordum, her kelimede biraz daha kaplıyordu içimi karanlık. Bilinçsizce bir şırıngayla dolduruyordum Azrail’i içime, altına benzer bir renkte mutluluğun en yücesiyle.
İşte buyum, buradayım, hiç özelliksiz sadece ben olarak arzulanacak türün en umutsuz sürümü, asla yenisine yükseltemeyeceğin. Büyütmeye çalıştığında bedenini yırtacak. Acı ne kadar zevk vericiyse o kadar da dayanılmaz.
Şeytan bile ateşini sevmez.
Karanlığın son kez indiğini görür gibiyim, artık geçmişin başarısızlıkları yok hayatımda ve ardımdan beni kovalayacak kahpe mutsuzluklar. Açıkça belirtmeliyim ölümün yakışacağı tek bir insan olabilir dünyada…
Son kez aynada ki yansımama bakıyorum yıllardır görmediğim bu yüzün varlığını ilelebet unutmak için, her göz kırpışımda benimsediğim tek bir yüz önümde. Kör noktama bulaşan irisime izi düşen. Asla gidişin erken olmamalıydı, bir ölünün ardından ağıt bu kadar erken olmamalıydı. Motivasyonun son sürümleriydi odaya dolan, kanserin iyileştirdiği hastası gibi.
Ancak belirsizce uzaklaşan hayaletler sevmeliydi beni. Habersizce ben onları sevdikçe onlar uzaklaşmalıydı benden, her şeyde olduğu gibi. Hayatın uzaklaşması gibi, ölümün uzaklaşması gibi, hayallerimin uzaklaşması gibi… Lanet olası hayatın tek piçi gibi çırılçıplak kalmak ortalıkta bana yakışan.
Kaç benden , küfret bana, bütün hiddetini savur üzerimde, bir felaket olarak ekle beni yüreğine. Ancak bunlar olduğunda çözülecek biliyorum bedenimin kilidi. Seni sevmekten korkuyorum, her iyi şey gibi öldüreceğimi bildiğimden. Asla dönmeyecek olacağını bilmeliyim… Sonsuza kadar gitmiş olur musun ve sonsuzlukta da bırakır mısın yakamı?
Bütün başarısızlıklarıma rağmen, bütün yok oluşlarıma, bütün umursuzluklarıma, yaratılmamın tek sebebinde bile varoluşun katkısını düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Ve şimdi sev beni, bütün şefkatin, bütün sadakatinle. Yoo sadakatini de istemiyorum, sadece nefesini doldur içime, yüksek ökçelerinle son kez bas yüreğime. Hayır korkunç olan bu değil.
Olmama korkun, varlığının yokluğa yansıması, kişisel depresyon anlarım ve adımların yalnızlığı.
Küçük kelimelerinde saklanır her şey. Acımaya başladığında fısıltılara bir kez daha dolan hava kabarcıkları ürperir içimde. Başka şehir anlatır hikayelerini, korku hikayeleri ardında. Bölünerek dinlerim sessizce, usulca, kanıma kaynaştırarak, bin bir hayranlıkla, yalnızlıkla. Ve o si…timin adamlarıyla adın geçer ortalıkta, herkes antidepresan almış gibi sakinlikle anlatır olanları aynı sakinlikle dinlerim küfrederek dinlerim bende…
Senden hiç bir şey istemiyorum, uzanamayacağımı, nefes alamayacağımı biliyorum, duvarlara bürünürken cemalin, nefessiz kalmaktan başka. Beni bil, beni sadece mutsuzluğunda hatırla…

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: