L’empire des loups / Empire of the Wolves / Kurtlar İmparatorluğu

Jean-Christophe Grangé’ın aynı isimli romanından uyarlanan ve kamuoyunda çok yankı bulan kitabının sinemaya aktarımınla karşı karşıyayız. Konusu itibariyle Ülkücü mafyayı anlatmaya çalışan kitabı okumadım. Ancak senaristler arasında Jean-Christophe Grangéında olduğunu düşünerek. Kitaba kısmen de olsa sağdık kaldıklarını düşünüyorum çünkü kitabı okumadım.

Film dolayısı ile kitap konu olarak o kadar başarılı. Ancak Jean-Christophe Grangé hayal gücünün sınırlarını çok fazla zorlamış ve dallı budaklı bir hikaye çıkartmış ortaya. Evet güzel bir hikaye ancak anlattığı Türkler hele hele bunlar ülkücü mafya olunca aslında Grangé’ın bu konuda hiç araştırma yapmadığını görüyoruz. Zaten Grangé’ın Türk betimlemesi de bir ilginç. Tabi bu kurgusal bir eser biz ne kadar duygusal olarak eleştirsekte olayanötr bakmak lazım.

Paris’te, Türk mahallesinde garip cinayetler işlenmektedir. Katil belli özellikteki kadınlara işkence yaparak öldürmektedir. Bir çoğu tanınmaz hale gelir.  Olayı araştırmak ise polis şefi Paul Nerteaux görevlidir. Paul olayı ince eleyip sık dokumasına rağmen bir sonuca ulaşamaz. Bunun üzerine Türk mahallesinde yıllarca görev yapmış Türkleri çok iyi tanıyan Jean-Louis Schiffer’dan yardım alır.

Ancak Jean-Louis Schiffer geçmişinde vukuatlı bir polistir ve adının karıştığı yasa dışı olaylar sebebi ile polislikten kovulmuşturda. Schiffer bu görevde Paul’e yardım etmeyi kabul eder. Ancak kendi kurallarına uyulmasını ister.Karşılıklı araştırmalardan sonra İzleri takip etmeye başlarlar. Burada iyi polis ve kötü polis klasiği karşımıza çıkar. Ancak yolunda olmayan bir şey vardır. Bu ikili hem polis gibi davranmamaktadırlar  hem de hemde Schiffer’in çevirdiği, gizlediği bir şeyler vardır.

Anna Heymes, bir devlet görevlisinin güzel eşidir. Ancak yaşadığı sağlık problemi yüzünden hiç kimseyi hatırlamamaktadır. Sanki yaşadığı hayat kendi hayatı değildir, geçmişi etrafındakilerin anlattığı kadardır. Sürekli etrafından ve kendisinden şüphelenir. Bir gün aslında şu an oluğu kişi olmadığını fark eder ve kaçar o zaman anlar ki aslında kendinde sorun yoktur etrafı ona karşı böyle davranmaktadır. Anna geçmişini araştırmaya başlar.

Schiffer ve Paul, olayın Türk mafyası ile ilişkisi olduğunu çözer. Olay artık uluslar arası bir boyut almıştır. Schiffer ve Paul un yolları ayrılır. Hatta Schiffer, Paul’u olayın üzerine fazla gitmemesi için uyarır ancak Paul dinlemez. Hikayenin ikinci ayağı ise Türkiye’de devam eder. Bu arada garip bir şekilde Anna ile yolları kesişir.

Başarılı bir kurgu var. Ancak Karakterlerin Türk’e benzememesi kullanılan bozuk Türkçe bir Türk izleyici olarak göze çarpıyor. Belki bu diğer milletler için normal karşılanabilir. Bu da filmin algımızdaki gerçekliğini yitirtiyor.  Oyunculuklar fena değil ancak film aksiyon filmi ile siyasi film arasında bocalayınca sıkışmış, kısmen de düğümlenmiş imajı veriyor insana. Sanki aksiyon sahneleri zorlama olmuş gibi. Jean Reno her ne kadar her zamanki gibi göz doldursa da filmi kurtaramamış. Keşke başka biri çekseymiş.

Yönetmen: Chris Nahon

Senaryo:

Jean-Christophe Grangé kitap, senaryo
Chris Nahon
Christian Clavier
Franck Ollivier

Oyuncular:

Jean Reno Jean-Louis Schiffer
Arly Jover Anna Heymes

Jocelyn Quivrin Paul Nerteaux
Laura Morante Mathilde Urano
Philippe Bas Laurent

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0402158/

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: