Mirrors 2

Bir taşta iki kuş vurma yoluna gitmiş bir film Mirrors. Aslında yönetmen böyle yapmak istemiş filmin hakkını yemeyelim. Mirrors deyince insanın aklına ilk Alexandre Aja‘nın yönettiği baş rolünde ise Kiefer Sutherland‘ın oynadığı 2008 yapımı Mirrors filmi geliyor (Bu filmi yazmamış mıyım ben? çok ilginç.). Zaten bu filme başlamadan öncede, ismin sonunda 2 olması sebebi ile bu filmin devamı olduğunu düşünerek filmi izlemeye başlıyorsunuz. Ancak karşınıza çıkan farklı bir film oluyor.

Evet bu filmde diğer film gibi aynaların arasında geçiyor. Tam anlamıyla devamı olabilecek özelliklere sahip. Ancak film ilerleyip finale doğru geldiğinde bu filmde bir tuhaflık olduğunu görüyorsunuz. Katilimiz bir bayanın intikamı üzerine kurulu. Lakin bu bayanın tavırları ise bir uzak doğu filminden sıçramış gibi…

Yanılmıyoruz da. Film hakkında küçük bir araştırma ile filmin, 2003 Kore yapımı yönetmen ve senarist koltuğunda Sung-ho Kim‘in oturduğu Geoul sokeuro isimli filmin uyarlaması olduğunu görüyoruz. Aslında ilk filmde bu filmin uyarlamasıymış (Yazmamış olduğumdan hatırlamıyorum sanırım). Tabi bu iki yapıma da ilham olduğundan dolayı şimdi Geoul sokeuro’yu izlemek farz oldu. Ancak belirtmem lazım ki, Mirrors 2, Mirrors’tan başarısız bir film.

Film ilkinin (orijinalinin) temelleri üstüne oturtulmuş. Max Matheson karısının ölümünden sonra bunalıma girmiştir. Psikolojik destek almış ve pek insan içine çıkmamaktadır. Hayata geri dönmesi için babası ondan sahibi olduğu firmada güvenlik görevlisi olmasını ister. Max öncelikle kabul etmez ama ardından kendine iyi geleceğini düşünerek bunu kabul eder.

Bir süre sonra Max iş yerinde garip şeyler görmeye başlar. Bu arada Esli güvenlik görevlisi ile başlayan ölümler artmış, firmada çalışanlar tek tek ölmektedir. Max öncelikle gördüklerinin hayal ürünü olduğunu düşünür, ancak olayların üstüne gittikçe gerçekler ortaya çıkar.

Tüm olaylar ortalıktan kaybolan bir şirket çalışanından sonra olmaya başlamıştır. Max tesadüfen kayıp kızın ablası ile tanışır ve birlikte olayı çözmeye giderler. Görürler ki kız öldürülmüş ve şirketin bir köşesine saklanmıştır.

Filmin konusu ve kurgusu oldukça basit. İlk dakikalarda zaten olayın gidişatını çözüyorsunuz. Aslında oyunculara baktığınızda fena oyuncular çıkmıyor karşınıza ancak bu filmde oyunculuk sıfır diyebiliriz. Korku unsuru da sıfır. Film izleyiciyi kendine çekmekte zorlanıyor. Filmin içine girmektense bitsede gitsek edasında filmi izliyorsunuz.

Öldürülme sahneleri ise biraz abartılmış. Mantıklı hiç bir yanı yok. Şimdi okuyanlar da diyecektir ki hayaletli filmin neyi mantıklı diye, ancak bu filmde hiç yok… Tabi ilk ölümü saymazsak.

Sonuç olarak başarısız bir film olarak karşımıza çıkıyor. Ancak boş vakitte izlenir mi, aslında izlenir. Uzak Doğu korkularının o ağır temposundan sıkılıyorsanız belki bu ve ilk çevrimi orijinalinin yerini alır.

Yönetmen: Víctor García

Senarist: Matt VenneSung-ho Kim (Geoul sokeuno)

Oyuncular:

Nick Stahl
Max Matheson
Emmanuelle Vaugier
Elizabeth Reigns
Evan Jones
Henry Schow
Christy Carlson Romano
Jenna McCarty
William Katt
Jack Matheson
Lawrence Turner
Keller Landreaux

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1576699/

 

One comment

  1. Pingback: Gallows Hill | Kisisel Depresyon Anları Film

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: