Nine Miles Down

Bir kaç yıl önce Rus bilim adamları deprem faylarındaki hareketlenmeleri incelemek için bir yerin altına doğru indiklerinde bazı seslerle karşılaşmışlardı. Bu sesler basında Cehennemden Gelen Sesler olarak yer bulmuştu. Tabi seslerin cehennemden geldiği konusunun ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu tartışılır ancak o dönem ki yorumum bu konudan bir sürü film çıkacağı yönündeydi. Ancak gözüme ilişen sadece bu film oldu.

Film çok ta tatmin etmese de, farklı yapı ve kurgusuyla, kendini izlettiriyor. Ancak filmin işleyişinde bir sorun var. Filmi izlerken merak etmenize rağmen filmin içine giremiyorsunuz. Filmde bir samimiyetsizlik var. Duygu yoksunluğu hat safhada diyebilirim.

Bir sondaj istasyonunda, bilim adamları kaybolmuştur. İşinde iyi Jack adında bir güvenlik görevlisini olayları araştırması için gönderirler. İstasyonda kimse yoktur. Jack kum fırtınası yüzünden geceyi de burada geçirmek zorunda kalır. Aynı zamanda, merkezden konuyu iyice araştırması için, kalmasına karar verilir. Jack burada kalmaya başlar ama bu boş, terk edilmiş yerde garip ve gizemli şeyler olmaktadır. Jack bir gün boyunca kimseyi bulamaz ama ertesi gün güzel bir kadın koşarak gelir. Tabi aklımıza takılan birinci soru işareti bu kadının kim olduğudur? Öncelikle Jack onu neden bulamamıştır?

Kadın kendisini Doktor Jennie olarak tanıtır. Jack durumu merkeze bildirir ancak bilim adamları içerisinde bayan yoktur. Jack kadından şüphelenmeye başlar. Bu arada sondaj kuyusundan gelen garip sesler de aklımızı karıştırmaya yeter. Jack, Jennie’nin kimliğini araştırmaya başlar. Ancak merkezden aldığı bilgiler doğrultusunda da Kennie’i bir yere koyama ve onun şeytan olabileceği konusunda yoğunlaşır. Jennie’nin tavırları da aslında bunu desteklemektedir.

Jennie olan bitenlere karşı çok kayıtsızdır. Jack cesetleri bir bir bulur ama Jennie bunlardan etkilenmez. Kendine göre de mantıklı açıklamaları vardır. Ateşle barut yan yana gelmişken, kadın da şeytana benzerken aralarında bir yakınlaşma görür. Bu arada Jack ise ölen karısının hayalini görmektedir sürekli. Jack iyiden iyiye psikopata bağlar. Janne’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya uğraşır. Bu arada gördüğü halüsinasyonlar onun dengesiz davranmasına sebep olur. Film hayal ile gerçek arasında döner gider.

Bizde sonuca başlanan ama her dakikasında değişen, final akışı ile insanı meraka sürüklüyor. Tamam şimdi bitti bu kadar dediğiniz anda başka bir olay sizi farklı bir finale yönlendiriyor. Sonun bir türü gelmemesi insanı biraz sıkıyor. Ancak farklı konusu ve kurgusu, gelişen olaylar kendini izlettiriyor. Keşke oyunculuk daha iyi olsaydı diyorsunuz. Eş değerleri içerisinde vasat sayılabilir ancak son dönem korkuları içerisinde yükselebilir bir film.

Yönetmen: Anthony Waller

Senarist: Everett De Roche ,Anthony Waller

Oyuncular:

Kate Nauta Jennie Christianson
Adrian Paul Thomas ‘Jack’ Jackman
Meredith Ostrom Susan
Amanda Douge Kat
Anthony Waller Professor Borman
Arcadiy Golubovich Alex

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0812352/

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Back to Top
%d blogcu bunu beğendi: