Bazen dünyayı kurtardığımı hayal ediyorum

Photo by Sharosh Rajasekher on Unsplash

Bazen hangi dünyayı kurtardığımdan emin olamıyorum. İçinde olduğumdan mı? Bu kadar farklı dünya varken benim kurtardıklarım kurtarılması gerekenler mi gerçekten bilmiyorum.

Her seferinde bu kez başardım diyorum. Başardıklarım sadece akışına müdahale ettiğim küçük dokunuşlar. Ve her seferinde geriye döndüğümde her şeyin başa sardığını görüyorum.

Continue reading “Bazen dünyayı kurtardığımı hayal ediyorum”

üç film birden: Once Upon a Time… In Hollywood, The Irishman, Doctor Sleep

Bir de bakmışım uzun zamandır filmler ile ilgili bir şey yazmamışım. E tabi kitaplar nerede diye sorabilirsiniz ama onu da yazıyorum. (Burada kelime oyunu yapmış olabilirim.) Hal böyleyken bende senenin çok konuşulan üç filminden hazır sene sonu da yaklaşmışken bahsedeyim dedim.

Öyle derin analizler, tarihe atıflar ya da şekillendirmeceler (ne demekse?) olmayacak bu yazıda. Sadece hissettiklerimi ve içimden geçenleri yazacağım. Zaten gecikmeli gelen yazının sonunun da geleceğini düşünüyorum.

O zaman bir ilki deneyeyim ve hemen sayfanın en altına yakın Pages linklerine göndereyim sizi.

aslında boş bir sayfa bırakmalıyım…

Photo by Yoyo Dy on Unsplash

Çünkü bugün yazacağım bir şey yok. Sanıyorum yazmak için biraz dışlanmak lazım bu dünyadan. Sadece yazmak için, yoksa beslenmek için geçerli değil bu söylediklerim.

Senenin sonunu getirirken daha dün gibi hatırlıyorum başını. O gün ne kurmuştuk hayallerde aklımda bile değil. Çünkü o kadar yoğun ve hızlı geçti ki yıl, artık planladıklarımın dışında gelişmeye başladı her şey. Ben kurgumda değil kurgulananlarda yaşamaya başladım yine.

Neden ülkece bu kadar hızlı yaşıyoruz? Tüketecek zamanımız mı var? Biraz daha sakinleşsek, zaman akmasa, akan ise keyif aldırsa. Yol neden sürekli, bindik bir akamete gidiyoz kıyamete kıvamında… Bilmiyorum. Sürekli soruyorum, sürekli soruyorum…

Cevap veren yok…

ve her şeyi erteleyerek başlıyorum güne…

Photo by Annie Spratt on Unsplash

Bu konuda çokta yalnız değilim değil mi? Herkes gibiyim yani… Bir başkasından farkım yok. Peki ya neden böyle? Neden gidemiyorum ya da neden kalamıyorum?

“Neden” hayatımdaki en büyük sorun?

Bazen korkuyorum. Düşünmekten, yapmaktan, yürümekten, konuşmaktan… Kendim olamadığım bir şey mi var içimde? Beni ben olmaktan alı koyan. Tabular, komşular, atıp tutan akrabalar…

Ne yapmalıyım ne olmalıyım? Bir duvar, bir yol, daha iyiyi nefes alan yıllara meydan okumaya çalışan bir ağaç. Onu da kazıyor, söküyor zarar veriyoruz ya. Tüm olan biteni kabullenecek, girdiği şeyin şeklin alacak bir su birikintisi? İstedikleri bu mu? Ya da benim istediğim?

Continue reading “ve her şeyi erteleyerek başlıyorum güne…”