pek zamansız gelenler…

Amına koyim.  

Sadece içimde sindirdiğim cümle bu. Yok cinsiyetçi, yok ahlaksız, yok bilmem ne… Eğer içimdeki öfkeyi atacaksa hepsi olmaya razıyım. Amına koyayım o zaman. Hem de defalarca. O gırtlağıma kadar gelmiş, boğazıma düğümlenmiş kelimeler kadar. Akımdan geçtiği ve söyleyemediğim kadar. 

Kelimeler o kadar kifayetsiz, o kadar basiretiz ki, çoğu zaman neden konuşuyorum diye soruyorum kendime. Konuşsan da konuştuğun anlaşıldığı kadar. Ve dinleyenler çoğaldıkça boş konuşmaktan öteye gitmiyor çaban. Peki ne için yaşıyoruz? Anlaşılmak en büyük sorunumuz değil mi? Peki anlaşılmıyorsak, anlaşamıyorsak? Hep bir yerlere mi uyum sağlamamız gerekiyor?  

Ne derin saçmalıyorum. Ama eminim ki akında bir soru işareti. Kim en son seni ne kadar anlamıştı? 

Yok değil mi bir cevap? Yani seni anlayan yok. Yani sen de benim kadar yalnızsın. Fotoğraflar çektirdin gülümsediğin. En güzel günlerini yamaladın herkes görsün diye. Ve sadece kendine sakladın yalnız gülümsemelerini. Ne yazık hepsi solgun bir yüz düşen bir ağıza sahiptiler. Aynadaki gibi.  

Bunun inkârı yok. Içerideki sadece ki… 

fikrin nedir?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.